Zînet

Posted by

Zînet (ziynet):
1-) Takı, süs eşyası.
2-) Kadınlara mahsus kıymetli eşya.

Zînet (ziyet) ile ilgili ayetler:
1-) Hadid suresi 20. ayet:
Arapça:
اعْلَمُوا أَنَّمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْأَمْوَالِ وَالْأَوْلَادِ كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَاهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَامًا وَفِي الْآخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَغْفِرَةٌ مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانٌ وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ
Okunuşu:
I’lemu ennemelhayatuddnuya le’ıbun ve lehvun ve ziynetun ve tefahurun beynekum ve ziynetun ve tefahurun biynekum ve tekasurun fiyl’emvali vel’evladi kemeseli ğaysin a’cebelkuffare nebatuhu summe yekunu hutamen ve fiyl’ahıreti ‘azabun şeduydun ve mağfiretun minallahi ve rıdvanun ve melhayatuddunya illa meta’ulğururi.
Anlamı:
Bilin ki dünya hayatı bir oyundur, bir oyalanmadır; aranızda bir ziynettir, bir övünmedir, mallarda ve çocuklarda çokluk yarışıdır. Onun durumu; bitirdiği bitkilerle kafirlerin hoşuna giden yağmur gibidir. Ardından o bitkileri kurur, onları sararmış görürsün. Sonra da çer çöp olurlar. Ahirette, şiddetli bir azap da Allah’ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.

2-) Araf suresi 31. ayet:
Arapça:
يَا بَنٖى اٰدَمَ خُذُوا زٖينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفٖينَ
Okunuşu:
Ya benı ademe huzu zıneteküm ınde külli mescidiv ve külu veşrabu ve la tüsrifu innehu la yühıbbül müsrifın
Anlamı:
Ey Ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü o, israf edenleri sevmez.
3-) Araf suresi 32. ayet:
Arapça:
قُلْ مَنْ حَرَّمَ زٖينَةَ اللّٰهِ الَّتٖى اَخْرَجَ لِعِبَادِهٖ وَالْطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ قُلْ هِىَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Okunuşu:
Kul men harrame zınetellahilletı ahrace li ıbadihı vet tayyibati miner rızk kul hiye lillezıne amenu fil hayatid dünya halisatey yevmel kıyameh kezalike nüfassılül ayati li kavmiy ya’lemun
Anlamı:
De ki: “Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında müminler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.”
4-) Araf süresi 148. ayet:
Arapça:
وَاتَّخَذَ قَوْمُ مُوسٰى مِنْ بَعْدِهٖ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلًا جَسَدًا لَهُ خُوَارٌ اَلَمْ يَرَوْا اَنَّهُ لَا يُكَلِّمُهُمْ وَلَا يَهْدٖيهِمْ سَبٖيلًا اِتَّخَذُوهُ وَكَانُوا ظَالِمٖينَ
Okunuşu:
Vettehaze kavmü musa mim ba’dihı min huliyyihim ıclen cesedel lehu huvar e lem yerav ennehu la yükellimühüm ve la yehdıhim sebıla ittehazuhü ve kanu zalimın
Anlamı:
Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular.

5-) Nur suresi 31. ayet:
Arapça:
وَقُل لِّلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاء بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُوْلِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاء وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Okunuşu:
Ve kul lil mü’minati yağdudne min ebsarihinne ve yahfazne fürucehünne ve la yübdıne zınetehünne illa ma zahera minha vle yadribne bi humurihinne ala cüyubihinne ve la yübdıne zınetehünne illa li büuletihinne ev abaihinne ev abai büuletihinne ev ebaihinne ev ebnai büuletihnne ev ıhvanihinne ev benı ıhvanihinne ev benı ehavatihınne ev nisaihinne ev ma meleket eymanühünne evit tabiıyne ğayri ülil irbeti miner ricali evit tıflillezıne lem yazheru ala avratin nisai ve la yadribne bi ercülihunne li yu’leme ma yuhfıne min zınetihinn ve tubu ilellahi cemıan eyyühel mü’minune lealleküm tüflihun
Anlamı:
Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut, kocalarının babalarından yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!
6-) Nur süresi 60. ayet:
Arapça:
وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَاء اللَّاتِي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَن يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزِينَةٍ وَأَن يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَّهُنَّ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Okunuşu:
Vel kavaıdü minen nisaillatı la yercune nikahan fe leyse aleyhinne cünahun ey yeda’ne siyabehünne ğayra müteberricatim bi zıneh ve ey yesta’fifne hayrul lehünn vallahü semıun alım
Anlamı:
Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

7-) Yunus süresi 24. ayet:
Arapça:
اِﻧَّﻤَﺎ ﻣَﺜَﻞُ اﻟْﺤَﻴٰﻮةِ اﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻛَﻤَٓﺎءٍ اَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎهُ ﻣِﻦَ اﻟﺴَّﻤَٓﺎءِ ﻓَﺎﺧْﺘَﻠَﻂَ ﺑِﻪٖ ﻧَﺒَﺎتُ اﻟْﺎَرْضِ ﻣِﻤَّﺎ ﻳَﺎْﻛُﻞُ اﻟﻨَّﺎسُ وَاﻟْﺎَﻧْﻌَﺎمُ ﺣَﺘّٰٓﻰ اِذَٓا اَﺧَﺬَتِ اﻟْﺎَرْضُ زُﺧْﺮُﻓَﻬَﺎ وَازَّﻳَّﻨَﺖْ وَﻇَﻦَّ اَﻫْﻠُﻬَٓﺎ اَﻧَّﻬُﻢْ ﻗَﺎدِرُونَ ﻋَﻠَﻴْﻬَٓﺎ اَﺗٰﻴﻬَٓﺎ اَﻣْﺮُﻧَﺎ ﻟَﻴْﻠًﺎ اَوْ ﻧَﻬَﺎرًا ﻓَﺡَﻌَﻠْﻨَﺎﻫَﺎ ﺣَﺼٖﻴﺪًا ﻛَﺎَنْ ﻟَﻢْ ﺗَﻐْﻦَ ﺑِﺎﻟْﺎَﻣْﺲِ ﻛَﺬٰﻟِﻚَ ﻧُﻔَﺼِّﻞُ اﻟْﺎٰﻳَﺎتِ ﻟِﻘَﻮْمٍ ﻳَﺘَﻔَﻜَّﺮُونَ
Okunuşu:
İnnema meselül hayatid dünya ke main enzelnahü mines semai fahteleta bihı nebatül erdı mimma ye’külün nasü vel en’am hatta iza ehazetil erdu zuhrufeha vezzeyyenet ve zanne ehlüha ennehüm kadirune aleyha etaha emruna leylen ev neharan fe cealnaha hasıyden ke el lem tağne bil ems kezalike nüfessılül ayati li kavmiy yetefekkerun
Anlamı:
Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
😎 Yunus süresi 88. ayet:
Arapça:
وَﻗَﺎلَ ﻣُﻮﺳٰﻰ رَﺑَّﻨَٓﺎ اِﻧَّﻚَ اٰﺗَﻴْﺖَ ﻓِﺮْﻋَﻮْنَ وَﻣَﻠَﺎَهُ زٖﻳﻨَﺔً وَاَﻣْﻮَاﻟًﺎ ﻓِﻰ اﻟْﺤَﻴٰﻮةِ اﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ رَﺑَّﻨَﺎ ﻟِﻴُﻀِﻠُّﻮا ﻋَﻦْ ﺳَﺒٖﻴﻠِﻚَ رَﺑَّﻨَﺎ اﻃْﻤِﺲْ ﻋَﻠٰٓﻰ اَﻣْﻮَاﻟِﻬِﻢْ وَاﺷْﺪُدْ ﻋَﻠٰﻰ ﻗُﻠُﻮﺑِﻬِﻢْ ﻓَﻠَﺎ ﻳُﻮْٔﻣِﻨُﻮا ﺣَﺘّٰﻰ ﻳَﺮَوُا اﻟْﻌَﺬَابَ اﻟْﺎَﻟٖﻴﻢَ
Okunuşu:
Ve kale musa rabbena inneke ateyte fir’avne ve melehu zınetev ve emvalen fil hayetid dünya rabbena li yüdıllu an sebılik rabbenatmis ala emvalihim veşdüd ala kulubihim fe la yü’minu hatta yeravül azabel elım
Anlamı:
Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.”

9-) Hud süresi 15. ayet:
Arapça:
ﻣَﻦْ ﻛَﺎنَ ﻳُﺮٖﻳﺪُ اﻟْﺤَﻴٰﻮةَ اﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ وَزٖﻳﻨَﺘَﻬَﺎ ﻧُﻮَفِّ اِﻟَﻴْﻬِﻢْ اَﻋْﻤَﺎﻟَﻬُﻢْ ﻓٖﻴﻬَﺎ وَﻫُﻢْ ﻓٖﻴﻬَﺎ ﻟَﺎ ﻳُﺒْﺨَﺴُﻮنَ
Okunuşu:
Men kane yürıdül hayated dünya ve zıneteha nüveffi ileyhim a’malehüm fıha ve hüm fıha la yübhasun
Anlamı:
Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar.

10-) Nahl süresi 8. ayet:
Arapça:
وَالْخَيْلَ وَالْبِغَالَ وَالْحَمٖيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزٖينَةً وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Okunuşu:
Vel hayle vel biğale vel hamira li terkebuha ve zıneh ve yahlüku ma la ta’lemun
Anlamı:
Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

11-) Kehf süresi 7. ayet:
Arapça:
إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى الْأَرْضِ زِينَةً لَهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا
Okunuşu:
İnna cealna ma alel erdı zınetel leh ali neblüvehüm eyyühüm ahsenü amela
Anlamı:
İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.

12-) Taha süresi 87. ayet:
Arapça:
قَالُوا مَا أَخْلَفْنَا مَوْعِدَكَ بِمَلْكِنَا وَلَكِنَّا حُمِّلْنَا أَوْزَارًا مِّن زِينَةِ الْقَوْمِ فَقَذَفْنَاهَا فَكَذَلِكَ أَلْقَى السَّامِرِيُّ
Okunuşu:
Kalu ma ahlefna mev’ıdeke bi melkina velakinna hummilna evzaram min zınetil kavmi fe kazefnaha fe kezalike elkas samiriyy
Anlamı:
Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Samirî de aynı şekilde attı.”

13-) Zuhruf süresi 35. ayet:
Arapça:
وَزُخْرُفًا وَإِن كُلُّ ذَلِكَ لَمَّا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةُ عِندَ رَبِّكَ لِلْمُتَّقِينَ
Okunuşu:
Ve zuhrufa ve in küllü zalike lemma metaul haytiod dünya vel ahıratü ınde rabbike lil müttekıyn
Anlamı:
Ve altına boğardık. Bunların tamamı, dünya hayatının kazanımından başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabb’inin yanında, yalnızca takva sahipleri içindir.

Zînet (ziynet) ile ilgili kelimeler:
Aksam-ı zinet: Süs dereceleri, zînet çeşitleri.
Zînetli: Süslü, müzeyyen.
Ziynet altını: Altın sikkenin kadınların süs olarak taktıkları çok daha ince bir şekli.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir