Zillet

Posted by

Zillet:
1-) Hor görülme, horlanma, aşağılanma, alçalma.
2-) Şerefsizlik.

Zillet ile ilgili ayetler:
1-) Al-i İmran süresi 112. ayet:
Arapça:
ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوٓا۟ إِلَّا بِحَبْلٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبْلٍ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْمَسْكَنَةُ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ ۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ
Okunuşu:
Duribet aleyhimüz zilletü eyne ma sükıfu illa bi hablim minellahi ve hablim minen nasi ve bau bi ğadabim minellahi ve duribet aleyhimül meskeneh zalike bi ennehüm kanu yekfürune bi ayatillahi ve yaktülunel embiyae bi ğayri hakk zalike bi ma asav ve kanu ya’tedun
Anlamı:
Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah’ın âyetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.

2-) Yunus süresi 27. ayet:
Arapça:
وَاﻟَّﺬٖﻳﻦَ ﻛَﺴَﺒُﻮا اﻟﺴَّﻴِّﺌَﺎتِ ﺟَﺰَٓاءُ ﺳَﻴِّﺌَﺔٍ ﺑِﻤِﺜْﻠِﻬَﺎ وَﺗَﺮْﻫَﻘُﻬُﻢْ ذِﻟَّﺔٌ ﻣَﺎﻟَﻬُﻢْ ﻣِﻦَ اﻟﻠّٰﻪِ ﻣِﻦْ ﻋَﺎﺻِﻢٍ ﻛَﺎَﻧَّﻤَٓﺎ اُﻏْﺸِﻴَﺖْ وُﺟُﻮﻫُﻬُﻢْ ﻗِﻄَﻌًﺎ ﻣِﻦَ اﻟَّﻴْﻞِ ﻣُﻈْﻠِﻤًﺎ اُوﻟٰٓﺌِﻚَ اَﺻْﺤَﺎبُ اﻟﻨَّﺎرِ ﻫُﻢْ ﻓٖﻴﻬَﺎ ﺧَﺎﻟِﺪُونَ
Okunuşu:
Vellezıne kesebüs seyyiati cezaü seyyietim bi misliha ve terhekuhüm zilleh ma lehüm minellahi min asım keennema uğşiyet vücuhühüm kıtaam minel leyli muslima ülaike ashabün nar hüm fıha halidun
Anlamı:
Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

3-) Hud süresi 66. ayet:
Arapça:
ﻓَﻠَﻤَّﺎ ﺟَٓﺎءَ اَﻣْﺮُﻧَﺎ ﻧَﺡَّﻴْﻨَﺎ ﺻَﺎﻟِﺤًﺎ وَاﻟَّﺬٖﻳﻦَ اٰﻣَﻨُﻮا ﻣَﻌَﻪُ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺔٍ ﻣِﻨَّﺎ وَﻣِﻦْ ﺧِﺰْىِ ﻳَﻮْﻣِﺌِﺬٍ اِنَّ رَﺑَّﻚَ ﻫُﻮَ اﻟْﻘَﻮِىُّ اﻟْﻌَﺰٖﻳﺰُ
Okunuşu:
Felemma cae emruna necceyna salihav vellezıne amenu meahu bi rahmetim minna ve min hızyi yevmiiz inne rabbeke hüvel kaviyyül azız
Anlamı:
(Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

4-) Fussilet süresi 16. ayet:
Arapça:
فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِي أَيَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذِيقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَخْزَى وَهُمْ لَا يُنْصَرُونَ
Okunuşu:
Fe erselna aleyhim rıhan sarsaran fı eyyamin nehısatil li nüzıkahüm azabel hızyi fil hayatid dünya ve leazabül ahırati ahza ve hüm la yünsarun
Anlamı:
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.

5-) Şura süresi 45. ayet:
Arapça:
وَتَرَاهُمْ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا خَاشِعِينَ مِنَ الذُّلِّ يَنظُرُونَ مِن طَرْفٍ خَفِيٍّ وَقَالَ الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ الْخَاسِرِينَ الَّذِينَ خَسِرُوا أَنفُسَهُمْ وَأَهْلِيهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَلَا إِنَّ الظَّالِمِينَ فِي عَذَابٍ مُّقِيمٍ
Okunuşu:
Ve terahüm yu’radune aleyha haşiıyne minez zülli yenzurune min tarfin hafiyy ve kalellezıne amenu innel hasirınellezıne hasiru enfüsehüm ve ehlıhim yevmel kıyameh e la innez zalimıne fı azabim mükıym
Anlamı:
Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. İyi bilin ki zalimler, sürekli bir azap içindedirler.

6-) Kalem süresi 43. ayet:
Arapça:
خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ
Okunuşu:
Haşi’aten ebsaruhum terhekuhum zillefun ve kad kanu yud’avne ilessucudi ve lum salimune.
Anlamı:
O gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.

7-) Mearic süresi 44. ayet:
Arapça:
خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ذَلِكَ الْيَوْمُ الَّذِي كَانُوا يُوعَدُونَ
Okunuşu:
Haşi’aten ebsaruhum terhekuhum zilletun zalikelyevmulleziy kanu yu’adune.
Anlamı:
Gözlerinde korku, kendilerini zillet bürümüş halde. İşte bu, onların uyarıldıkları gündür.

😎 Araf suresi 152. ayet:
Arapça:
اِنَّ الَّذٖينَ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَذِلَّةٌ فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَكَذٰلِكَ نَجْزِى الْمُفْتَرٖينَ
Okunuşu:
İnnellezınet tehazül ıcle seyenalühüm ğadabüm mir rabbihim ve zilletün fil hayatid dünya ve kezalike neczil müfterın
Anlamı:
Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazap, dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız.

9-) Kamer suresi 7. ayet:
Arapça:
خُشَّعًا أَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ
Okunuşu:
Huşşean ebsarıhum yahrucune minel ecdasi keennehum ceradum munteşir
Anlamı:
Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler.

10-) Mücadele suresi 20. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ أُوْلَئِكَ فِي الأَذَلِّينَ
Okunuşu:
İnnelleziyne yuhaddunallahe ve resulehu ulaike fiyl’ezelliyne.
Anlamı:
Allah’a ve peygamberine düşman olanlar var ya, işte onlar en aşağı kimselerin arasındadırlar.

11-) Nazi’at suresi 9. ayet:
Arapça:
أَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌ
Okunuşu:
Ebsaruha haşi’atun.
Anlamı:
Onların gözleri (korku ile) inecektir.

12-) Gaşiye suresi 2. ayet:
Arapça:
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ
Okunuşu:
Vücuhün yevmeizin haşi’atün.
Anlamı:
O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.

Zillet ile ilgili hadis:
Zillete düşmeyecek şekilde tevazu gösteren, meşru kazancını meşru yolda sarf eden, düşkünlere acıyan, fakir ve hakimler ile oturup kalkan kimseye müjdeler olsun. (Hadîs-i şerîf-Beydâvî Tefsîri)

Zillet ile ilgili kelimeler:
Zillet-i nefs: Nefis alçaklığı.
İllet-i zillet: Alçalmışlığın, hor-hakir olmanın hakiki sebebi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir