Tesbih

Posted by

Tesbih (Tespih):
1-) Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih etme, ululama, Allah’a seri bir şekilde ibadet ve “sübhânellah” deme. “Sebbehe” fiilinin mastarıdır.
2-) Allah’ın sıfatlarını tesbih ederken, sayı saymak için kullanılan ve otuz üç veya katları kadar tanenin ipe dizilmesiyle meydana gelen halka demektir.
3-) Tahfif etmek, hafifletmek. Derin uyumak.
4-) Daim olmak, süreklilik. Bir kimseyi hayatında sena edip övmek.

Tesbih ile ilgili ayetler
1-) Ali İmran suresi 41. ayet
Arapça:
قَالَ رَبِّ اجْعَل لِّيَ آيَةً قَالَ آيَتُكَ أَلاَّ تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ إِلاَّ رَمْزًا وَاذْكُر رَّبَّكَ كَثِيرًا وَسَبِّحْ بِالْعَشِيِّ وَالإِبْكَارِ
Okunuşu:
Kale rabbic’al lı ayeh* kale ayetüke ella tükellimen nase selasete eyyamin illa ramza* vezkür rabbeke kesırav ve sebbıh bil aşiyyi vel ibkar
Anlamı:
Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”

2-) Araf suresi 206. ayet
Arapça:
اِنَّ الَّذٖينَ عِنْدَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ
Okunuşu:
İnnellezıne ınde rabbike la yestekbirune an ıbadetihı ve yüsebbihune hu ve lehu yescüdun
Anlamı:
Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler.

3-) Rad suresi 13. ayet
Arapça:
وَﻳُﺴَﺒِّﺢُ اﻟﺮَّﻋْﺪُ ﺑِﺤَﻤْﺪِهٖ وَاﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔُ ﻣِﻦْ ﺧٖﻴﻔَﺘِﻪٖ وَﻳُﺮْﺳِﻞُ اﻟﺼَّﻮَاﻋِﻖَ ﻓَﻴُﺼٖﻴﺐُ ﺑِﻬَﺎ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎءُ وَﻫُﻢْ ﻳُﺡَﺎدِﻟُﻮنَ ﻓِﻰ اﻟﻠّٰﻪِ وَﻫُﻮَ ﺷَﺪٖﻳﺪُ اﻟْﻤِﺤَﺎلِ
Okunuşu:
Ve yüsebbihur ra’dü bi hamdihı vel melaiketü min hıyfetih ve yürsilüs savaıka fe yüsıybü biha mey yeşaü ve hüm yücadilune fillah ve hüve şedıdül mihal
Anlamı:
Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Halbuki O, azabı çok şiddetli olandır.

4-) Hicr suresi 98. ayet
Arapça:
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ السَّاجِدِينَ
Okunuşu:
Fe sebbıh bi hamdi rabbike ve küm mines sacidın
Anlamı:
O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol.

5-) İsra suresi 44. ayet
Arapça:
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدَهِ وَلَكِن لاَّ تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا
Okunuşu:
Tüsebbihu lehüs semavatüs seb’u vel erdu ve men fıhinn ve im min şey’in illa yüsebbihu bi hamdihı ve lakil la tefkahune tesbıhahüm innehu kane halimen ğafura
Anlamı:
Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.

6-) Meryem suresi 11. ayet
Arapça:
فَخَرَجَ عَلَى قَوْمِهِ مِنَ الْمِحْرَابِ فَأَوْحَى إِلَيْهِمْ أَن سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا
Okunuşu:
Fe harace ala kavmihı minel mıhrabi fe evha ileyhim en sebbihu bükratev ve aşiyya
Anlamı:
Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti.

7-) Taha suresi 33. Ayat
Arapça:
كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا
Okunuşu:
Key nüsebbihake kesıra
Anlamı:
“Seni çok tespih edelim diye”,
😎 Taha suresi 130. ayet
Arapça:
فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا وَمِنْ آنَاء اللَّيْلِ فَسَبِّحْ وَأَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضَى
Okunuşu:
Fasbir ala ma yekulune ve sebbıh bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kable ğurubiha ve min anail leyli fe sebbıh ve atrafen nehari lealleke terda
Anlamı:
O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın

9-) Enbiya suresi 20. ayet
Arapça:
يُسَبِّحُونَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ
Okunuşu:
Yüsebbihunelleyle ven nehara la yeftürun
Anlamı:
Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler.
10-) Enbiya suresi 79. ayet
Arapça:
فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمَانَ وَكُلّاً آتَيْنَا حُكْماً وَعِلْماً وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُودَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَ وَكُنَّا فَاعِلِينَ
Okunuşu:
Fe fehhemnaha süleyman ve küllen ateyna hukmev ve ılmev ve sehharna mea davudel cibale yüsebbıhne vet tayr ve künna faılın
Anlamı:
Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Dâvûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

11-) Nur suresi 36. ayet
Arapça:
فِي بُيُوتٍ أَذِنَ اللَّهُ أَن تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ يُسَبِّحُ لَهُ فِيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْآصَالِ
Okunuşu:
Fı büyutin ezinellahü en türfea ve yüzkera fıhesmühu yüsebbihu lehu fıha bil ğudüvvi vel asal
Anlamı:
Allah’ın isminin yüceltilmesine ve öğütlerinin dinlenmesine izin verdiği evler* vardır. Orada sabah akşam* O’nu tesbih* ederler.
12-) Nur suresi 41. ayet
Arapça:
أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
Okunuşu:
E lem tera ennellahe yüsebbihu lehu men fis semavati vel erdı vet tayru saffat küllün kad alime salatehu ve tesbıhah vallahü alımüm bima yef’alun
Anlamı:
Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir.

13-) Rum suresi 17. ayet
Arapça:
فَسُبْحَانَ اللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ
Okunuşu:
Fe sübhanellahi hıyne tübsune ve hıyne tusbihun
Anlamı:
Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah’ı tespih edin.

14-) Secde suresi 15. ayet
Arapça:
إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِآيَاتِنَا الَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
Okunuşu:
İnnema yü’minü bi ayatinellezine iza zükkiru biha harru süccedev ve sebbehu bi hamdi rabbihim ve hüm la yestekbirun
Anlamı:
Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.

15-) Ahzab suresi 42. ayet
Arapça:
وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
Okunuşu:
Ve sebbihuhu bükratev ve esıyla
Anlamı:
Ve O’nu sabah-akşam tesbih edin.

16-) Sebe suresi 10. ayet
Arapça:
وَلَقَدْ آتَيْنَا دَاوُودَ مِنَّا فَضْلًا يَا جِبَالُ أَوِّبِي مَعَهُ وَالطَّيْرَ وَأَلَنَّا لَهُ الْحَدِيدَ
Okunuşu:
Ve le kad ateyna davude minna fadla ya cibalü evvibı meahu vet tayr ve elenna lehül hadıd
Anlamı:
Ant olsun ki, katımızdan Davud’a bir fazilet* verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin. Ve onun için demiri yumuşattık.

17-) Saffat suresi 143. ayet
Arapça:
فَلَوْلَا أَنَّهُ كَانَ مِنْ الْمُسَبِّحِينَ
Okunuşu:
Fe lev la ennehu kane minel müsebbihıyn
Anlamı:
Eğer o gerçekten tesbih* edenlerden olmasaydı;
18-) Saffat suresi 166. ayet
Arapça:
وَإِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ
Okunuşu:
Ve inna le nahnül müsebbihün
Anlamı:
“Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz.”

19-) Sad suresi 18. ayet
Arapça:
إِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْإِشْرَاقِ
Okunuşu:
İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak
Anlamı:
Dağları emrine amade kıldık. Akşamdan gündoğumuna* onunla birlikte tesbih* ederlerdi.

20-) Zümer suresi 75. ayet
Arapça:
وَتَرَى الْمَلَائِكَةَ حَافِّينَ مِنْ حَوْلِ الْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَقُضِيَ بَيْنَهُم بِالْحَقِّ وَقِيلَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu:
Ve teral melaikete haffıne min havlil arşi yüsebbihune bi hamdi rabbihim ve kudıye beynehüm bil hakkı ve kıylel hamdü lillahi rabbil alemın
Anlamı:
Melekleri de, Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış halde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir.

21-) Mümin suresi 7. ayet
Arapça:
الَّذِينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
Okunuşu:
Ellezıne yahmilunel arşe ve men havlehu yüsebbihune bi hamdi rabbihim ve yü’minune bihı ve yestağfirune lillezıne amenu rabbena vesı’te külle şey’ir rahmetev ve ılmen fağfir lillezıne tabu vettebeu sebıleke vekıhim azabel cehıym
Anlamı:
Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O’na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru.”
22-) Mümin suresi 55. ayet
Arapça:
فَاصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِالْعَشِيِّ وَالْإِبْكَارِ
Okunuşu:
Fasbir inne va’dellahi hakkuv vestağfir li zembike ve sebbıh bi hamdi rabbike bil aşiyyi vel ibkar
Anlamı:
O halde sabret. Çünkü Allah’ın vaadi haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et.

23-) Fusilet suresi 36. ayet
Arapça:
وَإِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Okunuşu:
Ve imma yenzeğanneke mineş şeytani nezğun festeız billah innehu hüves semıul alım
Anlamı:
Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

24-) Şura suresi 5. ayet
Arapça:
تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِن فَوْقِهِنَّ وَالْمَلَائِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَن فِي الْأَرْضِ أَلَا إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Okunuşu:
Tekadüs semavatü yetefettarne min fevkıhinne vel melaiketü yüsebbihüne bi hamdi rabbihim ve yestağfirune li men fil ard e la innellahe hüvel ğafurur rahıym
Anlamı:
Neredeyse gökler (onun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

25-) Fetih suresi 9. ayet
Arapça:
لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُۜ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَص۪يلًا
Okunuşu:
Li tü’minu billahi ve rasulihi ve tüazziruhu ve tuvekkiruh ve tusebbihuhu bükreten ve ezıyla
Anlamı:
Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik.)

26-) Kaf suresi 39. ayet
Arapça:
فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ
Okunuşu:
Fasbr ala ma yekulune ve sebbıh bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kablel ğurub
Anlamı:
O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.
27-) Kaf suresi40. ayet
Arapça:
وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَأَدْبَارَ السُّجُودِ
Okunuşu:
Ve minel leyli fe sebbıhhu ve edbaras sucud
Anlamı:
Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih et.

28-) Tur suresi 48. ayet
Arapça:
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ
Okunuşu:
Vasbir li hukmi rabbike fe inneke bi a’yunina ve sebbıh bi hamdi rabbike hıyne tekum
Anlamı:
Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.
29-) Tur suresi 49. ayet
Arapça:
وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَارَ النُّجُومِ
Okunuşu:
Ve minel leyli fesebbıhhu ve idbaran nucum
Anlamı:
Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et.

30-) Vakıa suresi 74. ayet
Arapça:
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ
Okunuşu:
Fesibbıh bismi rabbikel’azıymi.
Anlamı:
Öyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et.
31-) Vakıa suresi 96. ayet
Arapça:
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ
Okunuşu:
Fesebbih bismi rabbikel’azıymi.
Anlamı:
Öyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et.

32-) Hadid suresi 1. ayet
Arapça:
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu:
Sebbeha lillahi ma fiyssemavati velardı ve huvel’aziyzulhakiymu.
Anlamı:
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

33-) Haşr suresi 1. ayet
Arapça:
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu:
Sebbeha lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl’arardı ve huvel’aziyzulhakiymu.
Anlamı:
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
34-) Haşr suresi 24. ayet
Arapça:
هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu:
Huvallahul halikul – bariy-ulmusavviru lehum’esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel’ardı. Ve huvel’aziyzulhakiymu.
Anlamı:
O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

35-) Saff suresi 1. ayet
Arapça:
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu:
Sebbeha lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl’ardı ve huvel’aziyzulhakiymu.
Anlamı:
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

36-) Cuma suresi 1. ayet
Arapça:
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Okunuşu:
Yusebbihu lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardıl melikil kuddûsil azîzil hakîm(hakîmi).
Anlamı:
Göklerde ve yerde olanlar, Allah’ı tespih eder ki; (O) Malik’tir (mülkün sahibidir), Kuddüs’tür (mukaddestir), Azizdir (üstündür), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

37-) Tegabün suresi 1. ayet
Arapça:
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuşu:
Yusebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl’ardı lehulmulku ve lehulhamdu ve huve ‘ala kulli şey’in kadiyrun.
Anlamı:
Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih eder. Mülk yalnızca O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O her şeye hakkıyla gücü yetendir.

38-) Kalem suresi 28. ayet
Arapça:
قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
Okunuşu:
Kale evsetuhum elem ekul lekum levha tusebbihune.
Anlamı:
Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?” dedi.
39-) Kalem suresi 29. ayet
Arapça:
قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ
Okunuşu:
Kalu subhane rabbina inna kunna zalimiyne.
Anlamı:
Onlar, “Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz” dediler.

40-) Hakka suresi 52. ayet
Arapça:
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ
Okunuşu:
Fesebbih bismi rabbikel’azıymi.
Anlamı:
O halde sen, yüce Rabbinin adıyla tespih et.

41-) İnsan suresi 26. ayet
Arapça:
وَمِنَ اللَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا
Okunuşu:
Ve minelleyli fescud lehu ve sebbıhhu leylen taviylen.
Anlamı:
Gecenin bir kısmında ona secde et; geceleyin de onu uzun uzadıya tespih et.

42-) Ala suresi 1. ayet
Arapça:
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى
Okunuşu:
Sebbihısme rabbikel a’lâ.
Anlamı:
Rabbinin “Âlâ” ismini tesbih et.

43-) Nasr suresi 3. ayet
Arapça:
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا
Okunuşu:
Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh, İnnehû kâne tevvâbâ
Anlamı:
Artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır!

Tesbih ile ilgili hadisler:
1-) Deccâl’in zamânında bulunan mü’minlerin gıdâsı, meleklerin gıdâsı gibi, tesbîh ve takdîs etmek olur. Allahü teâlâ o zaman tesbîh ve takdîs edenlerin açlığını giderir. (Hadîs-i şerîf-Dürret-ül-Fâhire)
2-) Allahü teâlâ, ibâdetler içinde, Zilhicce’nin ilk on gününde yapılanları daha çok sever… Bu günlerde çok tesbîh ediniz!.. (Hadîs-i şerîf-Rıyâd-un-Nâsihîn)
3-) “Dile hafif, mizanda ağır ve Rahman’a sevimli iki cümle (vardır): Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ve hamd ile tesbih ederim. Büyük olan Allah’ı tesbih ederim, O’nun şanı ne yücedir!”
4-) “Mal sahipleri yüksek derecelere, sonsuz nimetlere erişip gittiler. Bizim gibi namaz kılıyor ve oruç tutuyorlar. Onların fazla malları var. İstedikleri zaman haccediyor ve umre yapıyorlar; cihad ediyor ve sadaka veriyorlar.” Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v):
5-) “Ben size, sizi geçenlere erişebileceğiniz, sizden sonrakileri geride bırakacağınız ve sizin yaptığınızı yapandan başka hiçbir kimsenin sizden daha üstün olamayacağı bir şeyi öğreteyim mi?” diye buyurdu. Ashab:
“Evet, ey Allah’ın Rasûlü (öğretiniz)” dediler. Hz. Muhammed (s.a.v):
“Her namazın peşinden 33’er defa tesbih (sübhânallah) hamd (Elhamdülillah) ve tekbir (Allahuekber) okursunuz” buyurdu (Ebû Dâvud, İmâre, 20; Ahmed b. Hanbel, V, 196).
6-) Yine Ebu Hureyre (ra.)’ın anlattığına göre, Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Kim her namazın peşinden 33 defa Allah’ı tesbih eder, 33 defa Allah’a hamd eder ve 33 defa da Allah’ı tekbir eder, 100’ü tamamlamak için de “Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike leh, lehülmülkü ve lehülhamd ve huve ala külli şeyin kadîr” derse, hata ve günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile bağışlanır.” (Müslim)

Tesbihat: Cenab-ı Hakk’ı (c.c.) sıfatına lâyık ifadelerle yâdetmeler.
Tesbihfeşan: Çok çok tesbihat yapan, tesbihat ifade eden.
Tesbihhan: Tesbih eden, tesbih okuyan.
Der-tesbih: Tesbihde, duada, zikirde.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir