Rüku

Posted by

Rükû:
1-) Öne doğru eğilme.
2-) fıkıh; Namazda kıraatin tamamlanmasından sonra baş ve sırt düz bir yüzey oluşturacak ve eller dizlere ulaşacak biçimde öne doğru eğilmek.

Rükû ile ilgili ayetler:
1-) Bakara suresi 43. ayet:
Arapça:
وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَارْكَعُواْ مَعَ الرَّاكِعِينَ
Okunuşu:
Ve ekimus salate ve atuz zekate verkeu mear rakiin.
Anlamı:
Salatı ikame edin, zekatı verin. Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin.
2-) Bakara suresi 125. ayet:
Arapça:
وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْناً وَاتَّخِذُواْ مِن مَّقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
Okunuşu:
Ve iz cealnal beyte mesabeten lin nasi ve emna, vettehizu min makamı ibrahime musalla ve ahidna ila ibrahime ve ismaile en tahhira beytiye lit taifine vel akifine ver rukkais sucud.
Anlamı:
Hani Biz, Beyt’i insanlar için toplanma yeri ve güvenli bir yer kılmıştık. “İbrahim’in makamından kendinize bir salat yeri edinin.” dedik. İbrahim ve İsmail’den, “Evimi tavaf edenler, ibadet amacıyla orda toplananlar, rüku ve secde* edenler için temiz tutun.” diye söz almıştık.

3-) Al-i İmran suresi 43. ayet:
Arapça:
يَا مَرْيَمُ اقْنُتِي لِرَبِّكِ وَاسْجُدِي وَارْكَعِي مَعَ الرَّاكِعِينَ
Okunuşu:
Ya meryemuknuti li rabbiki vescudi verkai mear rakiin.
Anlamı:
Ey Meryem! Rabb’ine içtenlikle bağlan, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et.

4-) Maide suresi 55. ayet:
Arapça:
إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ
Okunuşu:
İnnema veliyyukumullahu ve resuluhu vellezine amenullezine yukimunes salate ve yu’tunez zekate ve hum rakıun.
Anlamı:
Sizin veliniz; ancak Allah, O’nun Rasul’ü ve “salatı ikame edip ruku halinde zekat veren” mü’minlerdir.

5-) Hac suresi 26. ayet:
Arapça:
وَإِذْ بَوَّأْنَا لِإِبْرَاهِيمَ مَكَانَ الْبَيْتِ أَن لَّا تُشْرِكْ بِي شَيْئًا وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْقَائِمِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
Okunuşu:
Ve iz bevve’na li ibrahime mekanel beyti en la tuşrik bi şey’en ve tahhir beytiye lit taifine vel kaimine ver rukkais sucud.
Anlamı:
Bir zamanlar İbrahim’e evin yerini göstererek; “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi tavaf edenler, kaim olanlar, ruku edenler, secde edenler için arındır.” demiştik.
6-) Hac suresi 77. ayet:
Arapça:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Okunuşu:
Ya eyyuhellezine amenurkeu vescudu va’budu rabbekum vef’alul hayre leallekum tuflihun.
Anlamı:
Ey iman edenler! Ruku edin, secde edin, Rabb’inize kulluk edin, iyilik yapın ki kurtuluşa erebilesiniz.

7-) Sad suresi 24. ayet:
Arapça:
قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَى نِعَاجِهِ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنْ الْخُلَطَاء لَيَبْغِي بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ وَظَنَّ دَاوُودُ أَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ/
Okunuşu:
Kale lekad zalemeke bi suali na’cetike ila niacih, ve inne kesiren minel huletai le yebgi ba’duhum ala ba’dın illellezine amenu ve amilus salihati ve kalilun ma hum, ve zanne davudu ennema fetennahu festagfere rabbehu ve harre rakian ve enab.
Anlamı:
“Ant olsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle doğrusu sana haksızlık etmiştir. Ortakların çoğu, birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edenler ve salihatı yapanlar haksızlık etmezler. Ancak onlar da ne kadar azdır!” dedi. Davud, kendisini fitnelendirdiğimizi iyice anladı. Hemen Rabb’inden bağışlanma* diledi, rüku ederek, tam bir teslimiyetle Rabb’ine yöneldi.

😎 Fetih suresi 29. ayet:
Arapça:
مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
Okunuşu:
Muhammedun resulullah, vellezine meahu eşiddau alel kuffari ruhamau beynehum terahum rukkean succeden yebtegune fadlen minallahi ve rıdvanen simahum fi vucuhihim min eseris sucud, zalike meseluhum fit tevrat, ve meseluhum fil incil, ke zer’in ahrece şat’ehu fe azerehu festagleza festeva ala sukıhi yu’cibuz zurraa, li yagiza bihimul kuffar, vaadallahullezine amenu ve amilus salihati minhum magfireten ve ecren azima.
Anlamı:
Muhammed, Allah’ın Resul’üdür. Onunla beraber olanlar, gerçeği yalanlayan nankörlere karşı sert, birbirlerine çok merhametlidirler. Onları; rüku ederken, secde ederken ve Allah’tan bağışlanma ve hoşnutluk isterlerken görürsün. Onların belirtileri, yüzlerindeki secde izleridir. İşte bunlar, onların Tevrat’taki özellikleridir. İncil’deki örnekleri de, filizini yarıp çıkaran, sonra onu güçlendirerek kalınlaşıp, gövdesi üzerinde yükselen ekin gibidir. Bu, ekincilerin hoşuna gider. Allah, gerçeği yalanlayan nankörlere, onlarla üzüntü vermektedir. Allah, inanıp salihatı* yapan kimselere bağışlanma ve büyük bir ödül sözü vermiştir.

Rükû ile ilgili hadisler:
1-) Ez-Zuhri şöyle dedi:
“Ebu Bekir ve Ebu Seleme (Radiyallahu Anhum), Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh)’ın Ramazan ve gayrında farz ve nafile her namazda tekbir aldığını bana haber verdiler. Ayakta dikilip namaza durduğunda Allah-u Ekber deyip tekbir aldı, sonra rükûa eğildiğinde yine Allah-u Ekber deyip tekbir aldı. Sonra Semiallahulimen Hamideh der, sonra secde etmeden önce Rabbena Veleke’l-Hamd derdi…”
(Buhari 797)
2-) Vail bin Hucr (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:
“Şüphesiz ki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in nasıl namaz kıldığına bakacağım dedim. Vail dedi ki:
−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e baktım… Rükû etmek istediğinde ellerini ilk tekbirde kaldırdığı gibi yine kaldırdı…” (Ahmed 18892, Ebu Davud 726, Nesei 888, Darimi 1/314, İbni Hibban Mevarid 438, Tabarani Mucemu’l-Kebir 22/35/82, İbni Huzeyme 480, İbnu’l-Carud 208, Albânî İrva 352)
3-) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Rükû ve secdeleri tam yapınız!’ buyurdu.” (Nesei 1053)
4-) Sizlerden biriniz, namaz kılarken, rükû’dan sonra tamam kalkıp, dik durmadıkça ve ayakta her âzâ yerine yerleşip durmadıkça namazı tamam olmaz. (Hadîs-i şerîf-El-Mukaddimet-ül-Gazneviyye)

Rükû ile ilgili kelimeler:
İtmam-ı rükû: Namazda rükûyu tamamlama, tam olarak yapma.
Rükûa varmak: Namaz kılarken diz kapaklarını ellerle kavrayıp rükû vaziyeti almak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir