Oruç neden bir ay toplu tutulur?

Posted by

Oruç neden bir ay toplu tutulur?
Tıp çevreleri, otuz günden az tutulan orucun tesirsiz olacağını, kırk günden fazlasının da alışkanlık yaparak, belli dönemlerde yeme içmeye ara vermenin getireceği faydaları sağlamayacağını ifade etmektedir. İşte detaylar…
Oruç, kişiyi beden ve ruh yönüyle temizleyen bir ibadettir. Orucun asli gayesi daimi bir ibadet şuuru içinde nefis engeliyle mücadele etmek ve onu kontrol altında tutarak tesirini asgariye indirebilmektir.

Oruçlunun mükafatı 
Allah rızası için oruç tutmak insana öyle bir huzur hali bahşeder ki, bu manevi zevk başkalarının duyamadığı, yaşayamadığı, hatta anlayamadığı tatlı bir histir. Zira insan, Allah için yaptığı fedakarlık nispetinde kulluk zevkini tadar. Allah için kayda değer bir fedakarlık yapma hissini oruç kadar veren başka bir ibadet yoktur. Zira Rabbimize gösterdiğimiz müthiş bir sadakatle, O “ye” deyince yiyor, “yeme” deyince çekiliyoruz. Hele bir de Müslümanların iftar anındaki sevinç, huzur ve neşe hali vardır ki, onu tarif etmek mümkün değildir. Bir insan sırf bu sevinç anını yaşamak için bile oruç tutabilir. Lakin oruçlunun mükafatı bununla sınırlı değildir. Onun bir de ahirette Rabbinin huzuruna varıp oruçlarının sevabını gördüğü andaki sevinci vardır (1) ki onu bu dünyada idrak etmek mümkün değildir.
İnsandaki hayır duygularıyla şer duyguları birbiriyle çarpışma ve mücadele halindedir. Nefis güçlenip ruha hakim olunca, süfli arzular ve kötü hisler galip gelir. Ruh kuvvet kazanıp nefse hakim olunca da ulvi arzu ve hisler galip gelir. Maddi gıdalar bedeni ve nefsi besleyip kuvvetlendirdiği gibi namaz, zekat, hac, zikir, Kuran tilaveti, oruç gibi ibadetler de ruhu ve maneviyatı besleyip büyütür.

Orucun manevi faydaları
İşte oruç da nefsi zayıflatıp terbiye ederek ruhun kuvvetlenmesine yardımcı olur. Böylece, hayat mücadelesinde zaruri olan “sabır, irade, nefsani arzulardan uzaklaşma” gibi hallerin talimi ile ahlakı kemale erdirir. Nefsin yemek, içmek ve şehvetten yana bitmez tükenmez arzularına karşı insanın şeref ve haysiyetini koruyucu bir kalkan olur. Yine oruç; sahibini, azim, sebat, kanaat, hale rıza, metanet ve sabır gibi ahlaki güzelliklere erdirir. Mahrumiyet ve açlığı tattırmak suretiyle üzerimizdeki nimetlerin kadrini hatırlatır. Kalplerimizi, Allah’a karşı hamt ve şükür, kullarına karşı da merhamet ve yardım hisleriyle doldurur. Bu vasfıyla oruç, sosyal hayattaki kin, haset, kıskançlık gibi kitleyi huzursuzluğa boğan menfilikleri bertaraf etmekte en müessir bir ilaçtır. Dolayısıyla oruç, yalnız bu ümmete değil, evvelki ümmetlere de farz kılınmıştır. Allah Teala buyurur:
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınan takva sahibi kullar olasınız diye, sayılı günlerde size de farz kılındı…” (Bakara, 183-184)
Orucun manen faydalı olabilmesi için, beden ve ruh ahengi içinde tutulması lazımdır. Yani maddi beden oruç tutarken kalp, nefis ve diğer azalar da oruç tutmalı, her türlü haram ve mekruhtan uzak durmalıdır. Oruçtan maksat da zaten manen yükselerek Allah’ın emir ve yasakları karşısında hassasiyet kazanmaktır. Bu sebeple oruçlunun
yalan, iftira, gıybet, söz taşıma gibi davranışlardan, küfür ve lanet gibi kötü sözlerden, kavgadan, her türlü kötü fiil ve günahtan şiddetle sakınması gerekir. Oruçlu Mümin, kendisine karşı yapılan kabalıklara da sükunetle mukabele etmeyi bilmelidir. Cenab-ı Hak, böyle tutulmayan orucu kabul etmez. Böyle bir oruç belki insanı borçtan kurtarabilir, ancak onun manevi kemal ve fazileti olmaz. Dolayısıyla orucunu hakkıyla tutmaya çalışan bir Müslüman kötü ahlaktan uzaklaşmış olur.

Orucun faydaları 
Oruç, insanın sıhhatli olmasını sağlar. Oruç tutan kişi şişmansa, fazla kilolarını atar, bir yıl aralıksız çalışan sindirim sistemi oruçla kısmen dinlenir. Vücudun sağlıklı kalmasında ve hastalıkların tedavisinde perhizin ehemmiyeti aşikardır.
Oruç, zihni ve kalbi melekelerin daha sıhhatli çalışmasına yardımcı olur. Nitekim Lokman Hakim, oğluna şöyle nasihat edermiş:
“Miden doyunca, fikrin uykuya dalar, hikmet susar, azalar ibadetten geri kalır.”
Oruç insana yeme-içme disiplini, iştahına hakim olma alışkanlığı kazandırır. Oburluğa, pis boğazlığa ve netice itibariyle hastalığa mani olur.

Oruç tutmanın hikmetleri 
Tıp çevreleri, otuz günden az tutulan orucun tesirsiz olacağını, kırk günden fazlasının da alışkanlık yaparak, belli dönemlerde yeme içmeye ara vermenin getireceği faydaları sağlamayacağını ifade etmektedir.
Orucun soğuk iklimlerdeki insanların sağlığına zararlı olduğu söylemek, yanlış bir iddiadır. Biyolojik gözlemler, vahşi hayvanların kar yağdığında karınlarını doyurmak için hiçbir şey bulamadıklarını göstermiştir. Bunun sonucu olarak bu hayvanlar kışı uyuyarak, yani bir bakıma ilkbahara kadar oruç tutarak geçirmektedirler. Ağaçların durumu da aynıdır. Kışın yapraklarını döker uykuya dalarlar ve hatta ilkbahar gelip buzlar eriyene kadar köklerine su bile alamazlar. Oruçlu geçen bu birkaç aydan sonra ilkbahar geldiğinde, yaprak ve çiçeklerinin bolluğundan da anlaşılacağı üzere eskisinden daha büyük bir verimlilik kazanırlar. Madenler bile oruca muhtaçtır. Motor ve makineler uzun süre çalıştıktan sonra bir süre durdurulur. Bu dinlenme, onların eski güçlerini kazanmasını sağlar. Son zamanlarda Tıp’ta uygulanan yeni bir tedavi yöntemiyle, kronik hastalıklar, hastanın durumuna göre uzun veya kısa süreli oruç ile iyileştirilmektedir. (2)
Ruh ve beden sağlığı konusundaki kitaplarıyla ünlü Dr. Victor Pauchet, “Senenin belli zamanında Müslümanlar gibi oruç tutunuz” tavsiyesinde bulunmuştur. Bu tavsiyenin gerekçesini ise Prof. Dr. Pierra Moulin şöyle açıklamıştır:
“İslam dünyasının en faydalı müesseselerinden biri de oruçtur. Oruç, bedenin hem fiziki hem de ruhi dinlenişidir. Dokuları temizler, birikmiş toksinleri ve zehirleri atar. Müslümanlar böylece her yıl bir ay bedenlerini dinlendirirler. Hristiyanlıkta orucun bulunmayışı büyük bir kayıptır.”
Ancak orucu sıhhat için değil, ibadet maksadıyla tuttuğumuzu hiçbir zaman unutmayalım. Zaten ibadet maksadıyla tutulmayan orucun faydası da asgariye iner. Erzurum Üniversitesinde yapılan bir araştırmanın vardığı neticeye göre, ibadet maksadıyla tutulan oruç ile protesto maksadıyla yapılan açlık grevi arasında çok büyük fark vardır. Yapılan iş aynı olmakla birlikte niyet ve duygular farklı olduğu için, insan vücudundaki tesirleri de tamamen farklıdır. Hormonların çalışması oruçta tamamen müspet iken, açlık grevinde tamamıyla tahrip edici ve zarar verici olmaktadır.

Orucun toplu tutulmasının hikmetleri
Orucun Ramazan ayında topluca tutulmasının da hikmetleri vardır. Bunlardan biri, bütün Müslümanların aynı zamanda bu dini vazifeyi yerine getirmek suretiyle İslamın birlik anlayışını ortaya koymasıdır. Bir de hep beraber yapılan işler insanlara kolay gelir ve bir bayram havası içinde eda edilir. Böylece insanlara zor gelen bir ibadet, müstesna bir canlılık ve muhabbet içerisinde ifa edilmektedir.
Bunun yanında Ramazan-ı Şerif ayının, senenin bütün mevsimlerini dolaşması da, ayrı bir hikmet ifade eder. Böylece senenin muhtelif mevsimlerinde yaşanan sıcak, soğuk, serin ve ılık günler ile uzun, kısa veya orta müddetli bütün günlere sırasıyla Ramazan günleri isabet etmekte ve oruç belli zaman aralıklarıyla senenin bütün günlerini bereketlendirmektedir. Bu durum, aynı zamanda Müminlerin her türlü şartlar altında Allah’a itaat ettiklerini göstermektedir.

Orucun gayesi
Şunu da hatırlatalım ki, orucun gayesi, vücuda işkence etmek ve zahmet çektirmek değildir. Bu sebeple İslam, her konuda olduğu gibi oruçta da itidali emretmiştir. Rasûlullah (s.a.v), oruç tutarken sahura kalkmayı ve iftarda acele etmeyi tavsiye etmiştir. (3) Demek ki orucun asıl hedefi, Allah’a karşı kulluk vazifesini yerine getirmek, nefsi terbiye ederek takvaya ulaşmak, ferdi ve toplumu geliştirmek suretiyle Allah’ın razı olacağı huzurlu bir ortam meydana getirmektir.
(1) Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163.
(2) Prof. Dr. M. Hamîdullah, İslâm’a Giriş, s. 104.
(3) Buhârî, Savm, 45; Müslim, Sıyâm, 48; Tirmizî, Savm, 17/708.

Kaynak : Dr. Murat Kaya, Ebedi Yol Haritası İslam, Erkam Yayınları

Not : Alıntıdır (Akit İnternet 14 Mayıs 2018 Pazartesi) 

Yazıda geçen ayetler:
Bakara suresi 183 ve 184. ayetler

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ﴿١٨٣
أَيَّامًا مَّعْدُودَاتٍ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُ وَأَن تَصُومُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿١٨٤
Okunuşu :
183-) Yâ eyyuhâllezîne âmenû kutibe aleykumus sıyâmu kemâ kutibe alellezîne min kablikum leallekum tettekûn(tettekûne).
184-) Eyyâmen ma’dûdât(ma’dûdâtin), fe men kâne minkum marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) ve alellezîne yutîkûnehu fidyetun taâmu miskîn(miskînin), fe men tatavvaa hayran fe huve hayrun leh(lehu), ve en tesûmû hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
Anlamı :
183-) Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.
184-) Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir