Namei Peygamberi

Posted by

Name-i Peygamberi (Cin mektubu)
Arapçası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيْمِ

هَذَا كِتاَبٌ مِنْ مُحَمَّدٍ رَسُولِ اللهِ رَبِّ العَالَمِينَ إلَى مَنْ طَرَقَ الدَّارَ مِنَ الْعُمَّارِ وَالزُّوَّارِ وَالسَّائِحِينَ إلاَّ طَارِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ ياَ اللهُ. أَمَّا بَعْدُ فَإنَّ لَناَ وَلَكُمْ فِي الْحَقِّ سِعَةً فَإنْ تَكُ عَاشِقاً مُولِعاً أوْ فَاجِراً مُقْتَحِماً أَوْ رَاعِياً مُبْطِلاً فَهَذاَ كِتاَبُ اللهِ تَعَالىَ يَنْطِقُ عَلَيْنَا وَعَلَيْكُمْ بِالْحَقِّ إنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلوُنَ وَرُسُلُنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ اُتْرُكُوا صَاحِبَ كِتَابِي هَذاَ وَانْطَلِقوُا إلىَ عَبَدَةِ اْلأصْنَامِ وَاْلأوْثاَنِ وَإلىَ مَنْ تَزْعُمُ أَنَّ مَعَ اللهِ إلَـهاً آخَرَ لاَ إلَـهَ إلاَّ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإلَيْهِ تُرْجَعُونَ، حم لا يُنْصَرُونَ، حمعسق تُغْلَبُونَ حم وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ تُفْرَقُ أعْدَاءُ اللهِ وَبَلَغَتْ حُجَّةُ اللهِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قَوَّةَ إلاَّ بِاللهِ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Okunuşu:
“Bismillahirrahmânirrahîm
Hâzâ kitâbün min Muhammedin rasûl-i Rabbi’l Âlemin ilâ men tarakad-dâre mine’l ummâri ve’z-züvvâri ve’s sâlihîyne illâ târikin yatruku bi hayrin yâ Rahmânü emmâ ba’dü:Fe inne lenâ ve leküm fi’l-hakkı siaten fein teku âşikan mûlian ev fâciran muktahımen ev râıyen hakkan mübtılen hâzâ kitâbüllâhi yentıku aleynâ ve aleyküm bi’l hakkı innâ künnâ nestensihu mâ küntüm ta’melûne ve rusülünâ yektübûne mâ küntüm temkürûne ütrukû sâhibe kitabî hâzâ ventalikû ilâ abedetil-esnâmi ve ilâ men yez’umu enne meallâhi ilâhen âhara lâ ilâhe illâ hüve küllü şey’in Hâlikün illâ vechehû lehü’l hukmü ve ileyhi türceûne tuğlebûne hâ mîm lâ tünsarûne hâ mîm ayn sîn kâf teferraka a’dâüllâhi ve belağat hüccetüllâhi ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi feseyekfikehümüllâhü ve Hüve’s-Semîu’l-Alim.”

Anlamı:
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla.
Bu yazı, alemlerin Rabbi Allah’ın Resûlü Muhammed’ten, evi bayındır etmek ve ziyarette bulunmak üzere kapıyı çalan kimseleredir; meğer ki hayır ile kapıyı çalan ola. O bu yazının hükmü dışındadır. ” Ve sonra bilinmiş olsun ki: Bizim için de sizin için de hak konusunda bir imkan ve genişlik vardır. Eğer sen fazla hırslı aşık veya gözü kara içeriye dalan bir ahlaksız ya da iptal etmiş bir gözetleyici isen işte bu Allah’ın bir kitabıdır ki sizin ve bizim üzerimize hak ile konuşur. Şüphesiz ki biz sizin yaptıklarınızı iptal ediyoruz. Bizim elçilerimiz sizin yanınızdadır. Düzenlerinizi, hile ve desiselerinizi yazıyorlar. Benim bu mektubumun sahibini terk edin; puta tapanlara, Allah’dan başka ilah yoktur. Her şey helak olucudur; ancak O’nun vechi (zatı) değil. Hüküm Ona mahsustur, dönüş ancak O’na olacaktır. Ha-Mim-Ayn-Sin-Kaf mağlup olacaklardır. Ha-Mim vel kitabül mübin. Allah’ın düşmanları dağılacak, parçalanacak. Allah’ın hücceti hedefine erişecektir, erişmiştir de.. Velâ have velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.. Onlara karşı Allah sana yetecektir. O, işitir ve bilir.”

Ebu Dücane ra, Allah Resulü asm’in huzuruna gelip: “Ya Rasulullah!  Yatağıma yattığım zaman değirmen sesi, arı vızıltıları gibi sesler işitiyorum.  Şimşek parıltısı gibi şeyler görüyorum. Başımı kaldırıp baktığımda evimin orta yerinde siyah ve uzun gölge gibi bir şeyin olduğunu  görüyorum.  Yakalamak  için elimi uzattığımda derisinin üzerindeki kılların kirpi kılları gibi olduğunu ve ağzından yüzüme doğru ateş parçaları attığını görüp beni yakacağını zannediyor, uyuyamıyorum, korkuyorum.” dedi. Resulü Ekrem (s.a.v.) buyurdular: “Ey Ebu Dücâne, evinize gelen korkunç bir mahluktur. Bana bir kağıt ve kalem getiriniz.”  Getirilen kağıt ve kalemi Hazreti Ali kv’e verdi ve “Bismillah diyerek (aşağıdaki mektubu) yaz.” buyurdu.

Ebu Dücane (r.a.) diyor ki: “Resulü Ekrem (s.a.v.)’in yazdırdığı bu mektubu götürüp yastığımın altına  koydum ve yattım. Gece yarısı uyanmıştım. Kulağıma şöyle bir korkunç ses geldi:

– Lat ve Uzza’ya yemin ederim ki bizi yaktın. Bu mektubun sahibi hakkı için bu  mektubu kaldır. Senin evine bir daha gelmeyeceğiz.

Ebu Dücane (r.a.) diyor ki: “Sabahleyin erkenden kalkıp Resulü Ekrem (s.a.v.) in arkasında sabah namazı kıldım. Cinlerin feryadını Resulü Ekrem (s.a.v.)’e haber verdim.”  Resulü Ekrem (s.a.v.) bana şöyle buyurdu:  “Ey Ebu Dücane! O mektubu kaldır. Beni hak peygamber olarak  gönderen Allah’a yemin ederim ki eğer o mektubu kaldırmazsan onlar  kıyamete kadar azap içinde kıvranırlar.“(HasâisıKübrâ, c.2, 369)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir