Mücrim

Posted by

Mücrim: Suçlu, suç işleyen. Ağır günah işleyen kişi.

Mücrim ile ilgili ayetler:
1-) Nisa suresi 2. ayet:
Arapça:
وَآتُوا الْيَتَامَى أَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَبِيثَ بِالطَّيِّبِ وَلَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَهُمْ إِلَى أَمْوَالِكُمْ إِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَبِيرًا
Okunuşu:
Ve atül yetama emvalehüm ve la tetebeddelül habise bit tayyibi ve la te’külu emvalehüm ila emvaliküm innehu kane huben kebıra
Anlamı:
Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.
2-) Nisa suresi 112. ayet:
Arapça:
وَمَنْ يَكْسِبْ خَطِيئَةً أَوْ إِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهِ بَرِيئًا فَقَدْ احْتَمَلَ بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُبِينًا
Okunuşu:
Ve mey yeksib hatıy’eten ev ismen sümme yermi bihı berıen fe kadıhtemele bühtanev ve ismem mübına
Anlamı:
Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.

3-) En’am suresi 55. ayet:
Arapça:
وَكَذَلِكَ نفَصِّلُ الآيَاتِ وَلِتَسْتَبِينَ سَبِيلُ الْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
Ve kezalike nüfessılül ayati ve li testebıne sebılül mücrimın
Anlamı:
Böylece suçluların yolu belli olsun diye âyetleri iyice açıklıyoruz.
4-) En’am suresi 123. ayet:
Arapça:
وَكَذَلِكَ جَعَلْنَا فِي كُلِّ قَرْيَةٍ أَكَابِرَ مُجَرِمِيهَا لِيَمْكُرُواْ فِيهَا وَمَا يَمْكُرُونَ إِلاَّ بِأَنفُسِهِمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
Okunuşu:
Ve kezalike cealna fı külli karyetin ekabira mücrimıha li yemküru fıha ve ma yemkürune illa bi enfüsihim ve ma yeş’urun
Anlamı:
Böylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları için, günahkârlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.
5-) En’am suresi 124. ayet:
Arapça:
وَإِذَا جَاءتْهُمْ آيَةٌ قَالُواْ لَن نُّؤْمِنَ حَتَّى نُؤْتَى مِثْلَ مَا أُوتِيَ رُسُلُ اللّهِ اللّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُ سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ اللّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُواْ يَمْكُرُونَ
Okunuşu:
Ve iza caethüm ayetün kalu len nü’mine hatta nü’ta misle ma utiye rusülüllah Allahü a’lemü haysü yec’alü risaleteh seyüsıybüllezıne ecramu sağarun ındellahi ve azabün şedıdüm bima kanu yemkürun
Anlamı:
Onlara bir âyet geldiğinde, Allah’ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız, dediler. Allah, peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.
6-) En’am suresi 147. ayet:
Arapça:
فَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل رَّبُّكُمْ ذُو رَحْمَةٍ وَاسِعَةٍ وَلاَ يُرَدُّ بَأْسُهُ عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
Fe in kezzebuke fe kur rabbüküm zu rahmetiv vasiah ve la yüraddü be’sühu anil kavmil mücrimın
Anlamı:
Eğer seni yalanlarlarsa de ki: Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O’nun azabı, suçlular topluluğundan uzaklaştırılamaz.

7-) Araf suresi 40. ayet:
Arapça:
اِنَّ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ اَبْوَابُ السَّمَاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتّٰى يَلِجَ الْجَمَلُ فٖى سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذٰلِكَ نَجْزِى الْمُجْرِمٖينَ
Okunuşu:
İnnellezıne kezzebu bi ayatina vestekberu anha la tüfettehu lehüm ebvabüs semai ve la yedhulunel cennete hatta yelicel cemelü fı semmil hıyad ve kezalike neczil mücrimın
Anlamı:
Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.
😎 Araf suresi 84. ayet:
Arapça:
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًا فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمٖينَ
Okunuşu:
Ve emtarna aleyhim metara fenzur keyfe kane akıbetül mücrimın
Anlamı:
Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.” Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.
9-) Araf suresi 133. ayet:
Arapça:
فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الطُّوفَانَ وَالْجَرَادَ وَالْقُمَّلَ وَالضَّفَادِعَ وَالدَّمَ اٰيَاتٍ مُفَصَّلَاتٍ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُجْرِمٖينَ
Okunuşu:
Fe erselna aleyhimüt tufane vel cerade vel kummele ved dafadia ved deme ayatim müfessalatin festekberu ve kanu kavmem mücrimın
Anlamı:
Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşerât), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.

10-) Enfal suresi 8. ayet:
Arapça:
لِيُحِقَّ الْحَقَّ وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ
Okunuşu:
Li yühıkkal hakka ve yübtılel batıle ve lev kerihel mücrimun
Anlamı:
(Bunlar,) günahkarlar istemese de hakkı gerçekleştirmek ve batılı ortadan kaldırmak içindi.

11-) Tevbe suresi 66. ayet:
Arapça:
لاَ تَعْتَذِرُواْ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ إِن نَّعْفُ عَن طَآئِفَةٍ مِّنكُمْ نُعَذِّبْ طَآئِفَةً بِأَنَّهُمْ كَانُواْ مُجْرِمِينَ
Okunuşu:
La ta’teziru kad kefartüm ba’de ımaniküm in na’fü an taifetim minküm nüazzib taifetem bi ennehüm kanu mücrimın
Anlamı:
Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.

12-) Yunus suresi 13. ayet:
Arapça:
وَﻟَﻘَﺪْ اَﻫْﻠَﻜْﻨَﺎ اﻟْﻘُﺮُونَ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻠِﻜُﻢْ ﻟَﻤَّﺎ ﻇَﻠَﻤُﻮا وَﺟَٓﺎءَﺗْﻬُﻢْ رُﺳُﻠُﻬُﻢْ ﺑِﺎﻟْﺒَﻴِّﻨَﺎتِ وَﻣَﺎ ﻛَﺎﻧُﻮا ﻟِﻴُﻮْٔﻣِﻨُﻮا ﻛَﺬٰﻟِﻚَ ﻧَﺡْﺰِى اﻟْﻘَﻮْمَ اﻟْﻤُﺡْﺮِﻣٖﻴﻦَ
Okunuşu:
Ve le kad ehleknel kurune min kabilküm lemma zalemu ve caethüm rusülühüm bil beyyinati ve ma kanu li yü’minu kezalike neczil kavmel mücrimın
Anlamı:
Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.
13-) Yunus suresi 17. ayet:
Arapça:
ﻓَﻤَﻦْ اَﻇْﻠَﻢُ ﻣِﻤَّﻦِ اﻓْﺘَﺮٰى ﻋَﻠَﻰ اﻟﻠّٰﻪِ ﻛَﺬِﺑًﺎ اَوْ ﻛَﺬَّبَ ﺑِﺎٰﻳَﺎﺗِﻪٖ اِﻧَّﻪُ ﻟَﺎ ﻳُﻔْﻠِﺢُ اﻟْﻤُﺡْﺮِﻣُﻮنَ
Okunuşu:
Fe men azlemü mimmeniftera alellahi keziben ev kezzebe vi ayatih innehu la yüflihul mücrimun
Anlamı:
Artık, Allah’a karşı yalan uydurandan veya O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.
14-) Yunus suresi 50. ayet:
Arapça:
ﻗُﻞْ اَرَاَﻳْﺘُﻢْ اِنْ اَﺗٰﻴﻜُﻢْ ﻋَﺬَاﺑُﻪُ ﺑَﻴَﺎﺗًﺎ اَوْ ﻧَﻬَﺎرًا ﻣَﺎذَا ﻳَﺴْﺘَﻌْﺡِﻞُ ﻣِﻨْﻪُ اﻟْﻤُﺡْﺮِﻣُﻮنَ
Okunuşu:
Kul eraeytüm in etaküm azabühu beyaten ev neharam maza yesta’cilü minhül mücrimun
Anlamı:
De ki: “Söyleyin bakalım, onun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir).
15-) Yunus suresi 75. ayet:
Arapça:
ﺛُﻢَّ ﺑَﻌَﺜْﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِﻫِﻢْ ﻣُﻮﺳٰﻰ وَﻫٰﺮُونَ اِﻟٰﻰ ﻓِﺮْﻋَﻮْنَ وَﻣَﻠﺎَﺋِﻪٖ ﺑِﺎٰﻳَﺎﺗِﻨَﺎ ﻓَﺎﺳْﺘَﻜْﺒَﺮُوا وَﻛَﺎﻧُﻮا ﻗَﻮْﻣًﺎ ﻣُﺡْﺮِﻣٖﻴﻦَ
Okunuşu:
Sümme beasna mim ba’dihim musa ve harune ila fir’avne ve meleihı bi ayatina festekberu ve kanu kavmem mücrimın
Anlamı:
Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
16-) Yunus suresi 82. ayet:
Arapça:
وَﻳُﺤِﻖُّ اﻟﻠّٰﻪُ اﻟْﺤَﻖَّ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺗِﻪٖ وَﻟَﻮْ ﻛَﺮِهَ اﻟْﻤُﺡْﺮِﻣُﻮنَ
Okunuşu:
Ve yühıkkullahül hakka bi kelimatihı ve lev kerihel mücrimun
Anlamı:
Suçluların hoşuna gitmese de, Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir.”

17-) Hud suresi 35. ayet:
Arapça:
اَمْ ﻳَﻘُﻮﻟُﻮنَ اﻓْﺘَﺮٰﻳﻪُ ﻗُﻞْ اِنِ اﻓْﺘَﺮَﻳْﺘُﻪُ ﻓَﻌَﻠَﻰَّ اِﺟْﺮَاﻣٖﻰ وَاَﻧَﺎ ﺑَﺮٖٓىءٌ ﻣِﻤَّﺎ ﺗُﺡْﺮِﻣُﻮنَ
Okunuşu:
Em yekulunefterah kul inifteraytühu fe aleyye icramı ve ene birıüm mimma tücrimun
Anlamı:
(Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.”
18-) Hud suresi 52. ayet:
Arapça:
وَﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ اﺳْﺘَﻐْﻔِﺮُوا رَﺑَّﻜُﻢْ ﺛُﻢَّ ﺗُﻮﺑُٓﻮا اِﻟَﻴْﻪِ ﻳُﺮْﺳِﻞِ اﻟﺴَّﻤَٓﺎءَ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻣِﺪْرَارًا وَﻳَﺰِدْﻛُﻢْ ﻗُﻮَّةً اِﻟٰﻰ ﻗُﻮَّﺗِﻜُﻢْ وَﻟَﺎ ﺗَﺘَﻮَﻟَّﻮْا ﻣُﺡْﺮِﻣٖﻴﻦَ
Okunuşu:
Ve ya kavmistağfiru rabbeküm sümme tubu ileyhi yürsilis semae aleyküm midrarav ve yezidküm kuvveten ila kuvvetiküm ve la tetevellev mücrimın
Anlamı:
“Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra ona tövbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin.”
19-) Hud suresi 116. ayet:
Arapça:
ﻓَﻠَﻮْﻟَﺎ ﻛَﺎنَ ﻣِﻦَ اﻟْﻘُﺮُونِ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻠِﻜُﻢْ اُوﻟُﻮا ﺑَﻘِﻴَّﺔٍ ﻳَﻨْﻬَﻮْنَ ﻋَﻦِ اﻟْﻔَﺴَﺎدِ ﻓِﻰ اﻟْﺎَرْضِ اِﻟَّﺎ ﻗَﻠٖﻴﻠًﺎ ﻣِﻤَّﻦْ اَﻧْﺡَﻴْﻨَﺎ ﻣِﻨْﻬُﻢْ وَاﺗَّﺒَﻊَ اﻟَّﺬٖﻳﻦَ ﻇَﻠَﻤُﻮا ﻣَٓﺎ اُﺗْﺮِﻓُﻮا ﻓٖﻴﻪِ وَﻛَﺎﻧُﻮا ﻣُﺡْﺮِﻣٖﻴﻦَ
Okunuşu:
Fe lev la kane minel kuruni min kabliküm ülu bekıyyetiy yenhevne anil fesadi fil erdı illa kalılem mimmen enceyna minhüm vettebeallezıne zalemu ma ütrifu fıhi ve kanu mücrimın
Anlamı:
Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.

20-) Yusuf suresi 80. ayet:
Arapça:
فَلَمَّا اسْتَيْأَسُواْ مِنْهُ خَلَصُواْ نَجِيًّا قَالَ كَبِيرُهُمْ أَلَمْ تَعْلَمُواْ أَنَّ أَبَاكُمْ قَدْ أَخَذَ عَلَيْكُم مَّوْثِقًا مِّنَ اللّهِ وَمِن قَبْلُ مَا فَرَّطتُمْ فِي يُوسُفَ فَلَنْ أَبْرَحَ الأَرْضَ حَتَّىَ يَأْذَنَ لِي أَبِي أَوْ يَحْكُمَ اللّهُ لِي وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ
Okunuşu:
Fe lemmestey’esu minhü halesu neciyya kale kebıruhüm e lem ta’lemu enne ebaküm kad ehaze aleyküm mevsikam minellahi ve min kablü ma ferrattüm fı yusüf fe len ebrahal erda hatta ye’zene lı ebı ev yahkümellahü lı ve hüve hayrul hakimın
Anlamı:
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”
21-) Yusuf suresi 110. ayet:
Arapça:
حَتَّى إِذَا اسْتَيْأَسَ الرُّسُلُ وَظَنُّواْ أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُواْ جَاءهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّيَ مَن نَّشَاء وَلاَ يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
Hatta izestey’eser rusülü ve zannu ennehüm kad küzibu caehüm nasruna fe nücciye men neşa’ ve la yüraddü be’süna anil kavmil mücrimın
Anlamı:
Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez.

22-) İbrahim suresi 49. ayet:
Arapça:
وَتَرَى الْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ
Okunuşu:
Ve teral mücrimıne yevmeizim mükarranıne fil asfad
Anlamı:
O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün.

23-) Hicr suresi 12. ayet:
Arapça:
كَذَلِكَ نَسْلُكُهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
Kezalike neslükühu fı kulubil mücrimin
Anlamı:
Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.
24-) Hicr suresi 58. ayet:
Arapça:
قَالُواْ إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَى قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
Okunuşu:
Kalu inna ürsilna ila kavmim mücrimın
Anlamı:
Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.

25-) Kehf suresi 49. ayet:
Arapça:
وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَالِ هَذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّا أَحْصَاهَا وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا
Okunuşu:
Ve vüdıal kitabü fe teral mücrimıne müşfikıyne mimma fıhi ve yekulune ya veyletena mali hazel kitabi la yüğadiru sağıyratev ve la kebıraten illa ahsaha ve vecedu ma amilu hadıra ve la yazlimü rabbüke ehada
Anlamı:
Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
26-) Kehf suresi 53. ayet:
Arapça:
وَرَأَى الْمُجْرِمُونَ النَّارَ فَظَنُّوا أَنَّهُمْ مُوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا عَنْهَا مَصْرِفًا
Okunuşu:
Verael mücrimunen nara fe zannu ennehüm müvakıuha ve lem yecidu anha masrifa
Anlamı:
Suçlular (o gün) ateşi görünce onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.

27-) Meryem suresi 86. ayet:
Arapça:
وَنَسُوقُ الْمُجْرِمِينَ إِلَى جَهَنَّمَ وِرْدًا
Okunuşu:
Ve nesukul mücrimıne ila cehenneme virda
Anlamı:
Suçluları da susamış olarak Cehenneme süreceğiz.

28-) Taha suresi 74. ayet:
Arapça:
إِنَّهُ مَن يَأْتِ رَبَّهُ مُجْرِمًا فَإِنَّ لَهُ جَهَنَّمَ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيى
Okunuşu:
İnnehu mey ye’ti rabbehu mürimen fe inne lehu cehennem la yemutü fıha ve la yahya
Anlamı:
Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
29-) Taha suresi 102. ayet:
Arapça:
يَوْمَ يُنفَخُ فِي الصُّورِ وَنَحْشُرُ الْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ زُرْقًا
Okunuşu:
Yevme yünfehu fis suri ve nahşürul mücrimıne yevmeizin zürka
Anlamı:
O gün günahkârları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.

30-) Nur suresi 4. ayet:
Arapça:
وَالَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاء فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانِينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً أَبَدًا وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
Okunuşu:
Vellezıne yermunel muhsanati sümme lem ye’tu bi erbeati şühedae fecliduhüm semanıne celdetev ve la takbelu lehüm şehadeten ebeda ve ülaike hümül fasikun
Anlamı:
Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.
31-) Nur suresi 6. ayet:
Arapça:
وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُن لَّهُمْ شُهَدَاء إِلَّا أَنفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ
Okunuşu:
Vellezıne yermune ezvacehüm ve lem yekül lehüm şühedaü illa enfüsühüm fe şehadetü ehadihim erbeu şehadatim billahi innehu le mines sadikıyn
Anlamı:
Eşlerine iftira atanlar, kendilerinden başka tanıkları yoksa o zaman onların her birinin tanıklığı, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah’ı tanık tutmasıdır.
32-) Nur suresi 15. ayet:
Arapça:
إِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًا وَهُوَ عِندَ اللَّهِ عَظِيمٌ
Okunuşu:
İz telekkavnehu bi elsinetiküm ve tekulune bi efvahiküm ma leyse leküm bihı ılmüv ve tahsebunehu heyyinev ve hüve ındellahi azıym
Anlamı:
Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.
33-) Nur suresi 23. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
Okunuşu:
İnnellezıne yermunel muhsanatil ğafilatil mü’minati lüınu fid dünya vel ahırati ve lehüm azabün azıym
Anlamı:
Hiçbir şeyden haberi olmadığı halde muhsan mü’min kadınlara iftira atan kimseler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.

34-) Furkan suresi 22. ayet:
Arapça:
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلَائِكَةَ لَا بُشْرَى يَوْمَئِذٍ لِّلْمُجْرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَّحْجُورًا
Okunuşu:
Yevme yeravnel melaikete la büşra yevmeizil lil mücrimıne ve yekulune hıcram mahcura
Anlamı:
Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız” diyecekler.
35-) Furkan suresi 31. ayet:
Arapça:
وَكَذَلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا مِّنَ الْمُجْرِمِينَ وَكَفَى بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا
Okunuşu:
Ve kezalike cealna li külli nebiyyin adüvvem minel mücrimın ve kefa bi rabbike hadiyev ve nesıyra
Anlamı:
Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.

36-) Şuara suresi 14. ayet:
Arapça:
وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنبٌ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ
Okunuşu:
Ve le hüm aleyye zembün fe ehafü ey yaktülun
Anlamı:
“Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım.”
37-) Şuara suresi 99. ayet:
Arapça:
وَمَا أَضَلَّنَا إِلَّا الْمُجْرِمُونَ
Okunuşu:
Ve ma edalleha illel mücrimun
Anlamı:
Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.”
38-) Şuara suresi 200. ayet:
Arapça:
كَذَلِكَ سَلَكْنَاهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
Kezalike seleknahü fı kulubil mücrimın
Anlamı:
İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk.

39-) Neml suresi 69. ayet:
Arapça:
قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
Kul sıru fil erdı fenzuru keyfe kane akıbetül mücrimın
Anlamı:
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”

40-) Kasas suresi 17. ayet:
Arapça:
قَالَ رَبِّ بِمَا أَنْعَمْتَ عَلَيَّ فَلَنْ أَكُونَ ظَهِيرًا لِّلْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
Kale rabbi bima en’amte aleyye fe lem ekune zahıral lil mücrimın
Anlamı:
“Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi.
41-) Kasas suresi 78. ayet:
Arapça:
قَالَ إِنَّمَا أُوتِيتُهُ عَلَى عِلْمٍ عِندِي أَوَلَمْ يَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ قَدْ أَهْلَكَ مِن قَبْلِهِ مِنَ القُرُونِ مَنْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَأَكْثَرُ جَمْعًا وَلَا يُسْأَلُ عَن ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ
Okunuşu:
Kale innema utıtühu ala ılmin ındı e ve lem ya7lem ennellahe kad ehleke min kablihı minel kuruni men hüve eşeddü minhü kuvvetev ve ekseru cem’a ve la yüs’elü an zünubihimül mücrimun
Anlamı:
Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).

42-) Rum suresi 12. ayet:
Arapça:
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُبْلِسُ الْمُجْرِمُونَ
Okunuşu:
Ve yevme tekumüs saatü yüblisül mücrimun
Anlamı:
Kıyametin kopacağı günde suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.
43-) Rum suresi 47. ayet:
Arapça:
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ رُسُلًا إِلَى قَوْمِهِمْ فَجَاؤُوهُم بِالْبَيِّنَاتِ فَانتَقَمْنَا مِنَ الَّذِينَ أَجْرَمُوا وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu:
Ve le kad erselna min kablike rusülen ila kavmihim fe cauhüm bil beyyinati fentekamna minellezıne ecramu ve kane hakkan aleyna nasrul mü’minın
Anlamı:
Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.
44-) Rum suresi 55. ayet:
Arapça:
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُقْسِمُ الْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍ كَذَلِكَ كَانُوا يُؤْفَكُونَ
Okunuşu:
Ve yevme teumüs saatü yuksimül mücrimune ma lebisu ğayra saah kezalike kanu yü’fekun
Anlamı:
Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

45-) Secde suresi 12. ayet:
Arapça:
وَلَوْ تَرَى إِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُو رُؤُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَا أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ
Okunuşu:
Ve lev tera izil mücrimune nakisu ruusihim ınde rabbihim rabbena ebsarna ve semı’na fercı’na na’mel salihan inna mukınun
Anlamı:
Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit, (onları) bir görsen!
46-) Secde suresi 22. ayet:
Arapça:
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِآيَاتِ رَبِّهِ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَا إِنَّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ مُنتَقِمُونَ
Okunuşu:
Ve men azlemü mimmem zükkira bi ayati rabbihı sümme a’rada anha inna minel mücrimiyne müntekımun
Anlamı:
Kim, Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız.

47-) Ahzab suresi 58. ayet:
Arapça:
وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
Okunuşu:
Vellezıne yü’zunel mü’minıne vel mü’minati bi ğayri mektesebu fe kadıhtemelu bühtanev ve ismem mübına
Anlamı:
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

48-) Sebe suresi 25. ayet:
Arapça:
قُل لَّا تُسْأَلُونَ عَمَّا أَجْرَمْنَا وَلَا نُسْأَلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Kul la tüs’elune amma ecramna ve la nüs’elü amma ta’melun
Anlamı:
De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız.”
49-) Sebe suresi 32. ayet:
Arapça:
قَالَ الَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا لِلَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا أَنَحْنُ صَدَدْنَاكُمْ عَنِ الْهُدَى بَعْدَ إِذْ جَاءكُم بَلْ كُنتُم مُّجْرِمِينَ
Okunuşu:
Kalellezınestekberu lillezınestud’ıfu e nahnü sadednaküm anil hüda ba’de iz caeküm bel küntüm mücrimın
Anlamı:
Büyüklük taslayanlar zayıf ve güçsüz görülenlere, “Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz” derler.

50-) Yasin suresi 59. ayet:
Arapça:
وَامْتَازُوا الْيَوْمَ أَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ
Okunuşu:
Vemtazül yevme eyyühel mücrimun
Anlamı:
“Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkârlar!”

51-) Saffat suresi 34. ayet:
Arapça:
إِنَّا كَذَلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
İnna kezalike nef’alü bil mücrimın
Anlamı:
İşte biz suçlulara böyle yaparız.

52-) Zuhruf suresi 74. ayet:
Arapça:
إِنَّ الْمُجْرِمِينَ فِي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَ
Okunuşu:
İnnel mücrimıne fı azabi cehenneme halidun
Anlamı:
Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır.

53-) Duhan suresi 22. ayet:
Arapça:
فَدَعَا رَبَّهُ أَنَّ هَؤُلَاء قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ
Okunuşu:
Fe dea rabbehu enne haülai kavmüm mücrimun
Anlamı:
Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
54-) Duhan suresi 37. ayet:
Arapça:
أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ أَهْلَكْنَاهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمِينَ
Okunuşu:
E hüm hayrun em kamü tübbeıv vellezıne min kablihim ehleknahüm innehüm kanu mücrimiyn
Anlamı:
Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba’ kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.

55-) Casiye suresi 31. ayet:
Arapça:
وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا أَفَلَمْ تَكُنْ آيَاتِي تُتْلَى عَلَيْكُمْ فَاسْتَكْبَرْتُمْ وَكُنتُمْ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ
Okunuşu:
Ve emmellezıne keferu e fe lem tekün ayatı tütla aleyküm festekbertüm ve küntüm kavmen mücrimın
Anlamı:
İnkar edenlere gelince; “Size karşı ayetlerim okunduğunda büyüklük taslayan (müstekbir olan)lar ve suçlu-günahkar bir kavim olanlar sizler değil miydiniz?”

56-) Ahkaf suresi 25. ayet:
Arapça:
تُدَمِّرُ كُلَّ شَيْءٍ بِأَمْرِ رَبِّهَا فَأَصْبَحُوا لَا يُرَى إِلَّا مَسَاكِنُهُمْ كَذَلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
Tüdemmiru külle şey’im bi emri rabbiha fe asbehu la yüra illa mesakinühüm kezalike neczil kavmel mücrimın
Anlamı:
“O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

57-) Zariyat suresi 32. ayet:
Arapça:
قَالُوا إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَى قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
Okunuşu:
Kalu inna ursilna ila kavmim mucrimin
Anlamı:
“Biz, suçlu bir topluma gönderildik.” dediler.

58-) Kamer suresi 47. ayet:
Arapça:
إِنَّ الْمُجْرِمِينَ فِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ
Okunuşu:
İnnel mucrimine fi dalaliv ve suur
Anlamı:
Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.

59-) Rahman suresi 41. ayet:
Arapça:
يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِسِيمَاهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصِي وَالْأَقْدَامِ
Okunuşu:
Yu’refulmucrimune bisiymahum feyu’hazu binnevasıy vel’akdami.
Anlamı:
Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.
60-) Rahman suresi 43. ayet:
Arapça:
هَذِهِ جَهَنَّمُ الَّتِي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَ
Okunuşu:
Hazihi cehennemulletiy yukezzibu bihelmucrimune.
Anlamı:
İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.

61-) Saff suresi 3. ayet:
Arapça:
كَبُرَ مَقْتًا عِندَ اللَّهِ أَن تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ
Okunuşu:
Kebure makten ‘ındallahi en tekulu ma la tef’alune.
Anlamı:
Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.

62-) Kalem suresi 35. ayet:
Arapça:
أَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمِينَ كَالْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
Efenec’alulmuslimiyne kelmucrimiyne.
Anlamı:
Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?

63-) Mearic suresi 11. ayet:
Arapça:
يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنِيهِ
Okunuşu:
Yubassarunehum yeveddulmucrimu lev yeftediy min ‘azabi yevmeizin bibeniyhi.
Anlamı:
Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim olan, İzin Günü’nün azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;

64-) Müddessir suresi 41. ayet:
Arapça:
عَنِ الْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
‘Anilmucrimiyne.
Anlamı:
Suçlulardan,

65-) Mürselat suresi 18. ayet:
Arapça:
كَذَلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ
Okunuşu:
Kezalike nef’alu bilmucrimiyne.
Anlamı:
Biz suçlulara işte böyle yaparız.
66-) Mürselat suresi 46. ayet:
Arapça:
كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ
Okunuşu:
Kulu ve temette’u kaliylen innekum mucrimune.
Anlamı:
Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.

Mücrim ile ilgili kelimeler:
Mücrimin: Suçlular, günahkarlar.
İade-i mücrimîn: Suçluların kendi memleketlerine iade edilmesi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir