Lût Aleyhisselâm

Posted by

Lût Aleyhisselâm: Kuran-ı kerim’de ismi bildirilen peygamberlerden. İbrahim aleyhisselamın kardeşinin oğludur. İbrahim aleyhisselam ve ona inananlarla birlikte Nemrûd’un memleketinden hicret edip Şam’a geldikten sonra, Lut Gölü yanındaki Sedum şehri halkına peygamber gönderildi. İnsanlara İbrahim aleyhisselamın dinini tebliğ etti.

Lut Aleyhisselam ile ilgili ayetler:
1-) En’am Suresi 86. ayet:
Arapça:
وَإِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًا وَكُلاًّ فضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمِينَ
Okunuşu:
Ve ismaıyle vel yesea ve yunüse ve luta ve küllen faddalna alel alemın
Anlamı:
İsmail, Elyesa’, Yunus ve Lût’u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.

2-) Araf Suresi 80. ayet:
Arapça:
وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِهٖ اَتَاْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَمٖينَ
Okunuşu:
Ve lutan iz kale li kavmihı ete’tunel fahışete ma sebekaküm biha min ehadim minel alemın
Anlamı:
Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?”
3-) Araf Suresi 81. ayet:
Arapça:
اِنَّكُمْ لَتَاْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَاءِ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ
Okunuşu:
İnneküm le te’tuner ricale şehvetem min dunin nisa’ bel entüm kavmüm müsrifun
Anlamı:
“Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz.”
4-) Araf Suresi 82. ayet:
Arapça:
وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهٖ اِلَّا اَنْ قَالُوا اَخْرِجُوهُمْ مِنْ قَرْيَتِكُمْ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
Okunuşu:
Ve ma kane cevabe kavmihı illa en kalu ahricuhüm min karyetiküm innehüm ünasüy yetetahherun
Anlamı:
Kavminin cevabı ise sadece, “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!…” demek oldu.
5-) Araf Suresi 83. ayet:
Arapça:
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُ اِلَّا امْرَاَتَهُ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرٖينَ
Okunuşu:
Fe enceynahü ve ehlehu illemraetehu kanet minel ğabirın
Anlamı:
Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.
6-) Araf Suresi 84. ayet:
Arapça:
وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًا فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمٖينَ
Okunuşu:
Ve emtarna aleyhim metara fenzur keyfe kane akıbetül mücrimın
Anlamı:
Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.” Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

7-) Hud Suresi 70. ayet:
Arapça:
ﻓَﻠَﻤَّﺎ رَآٰ اَﻳْﺪِﻳَﻬُﻢْ ﻟَﺎ ﺗَﺼِﻞُ اِﻟَﻴْﻪِ ﻧَﻜِﺮَﻫُﻢْ وَاَوْﺟَﺲَ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﺧٖﻴﻔَﺔً ﻗَﺎﻟُﻮا ﻟَﺎ ﺗَﺨَﻒْ اِﻧَّٓﺎ اُرْﺳِﻠْﻨَٓﺎ اِﻟٰﻰ ﻗَﻮْمِ ﻟُﻮطٍ
Okunuşu:
Felemma raa eydiyehüm la tesılu ileyhi nekirahüm ve evcese minhüm hıyfeh kalu la tehaf inna ürsilna ila kavmi lut
Anlamı:
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: “Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik.”
😎 Hud Suresi 74. ayet:
Arapça:
ﻓَﻠَﻤَّﺎ ذَﻫَﺐَ ﻋَﻦْ اِﺑْﺮٰﻫٖﻴﻢَ اﻟﺮَّوْعُ وَﺟَٓﺎءَﺗْﻪُ اﻟْﺒُﺸْﺮٰى ﻳُﺡَﺎدِﻟُﻨَﺎ ﻓٖﻰ ﻗَﻮْمِ ﻟُﻮطٍ
Okunuşu:
Femma zehebe an ibrahımer rav’u ve caethül büşra yücadilüna fı kavmi lut
Anlamı:
İbrahim’in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.
9-) Hud Suresi 77. ayet:
Arapça:
وَﻟَﻤَّﺎ ﺟَٓﺎءَتْ رُﺳُﻠُﻨَﺎ ﻟُﻮﻃًﺎ ﺳٖٓﻰءَ ﺑِﻬِﻢْ وَﺿَﺎقَ ﺑِﻬِﻢْ ذَرْﻋًﺎ وَﻗَﺎلَ ﻫٰﺬَا ﻳَﻮْمٌ ﻋَﺼٖﻴﺐٌ
Okunuşu:
Ve lemma caet rusülüna lutan sıe bihim ve daka bihim zer’av ve kale haza yevmün asıyb
Anlamı:
Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi.
10-) Hud Suresi 78. ayet:
Arapça:
وَﺟَٓﺎءَهُ ﻗَﻮْﻣُﻪُ ﻳُﻬْﺮَﻋُﻮنَ اِﻟَﻴْﻪِ وَﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻞُ ﻛَﺎﻧُﻮا ﻳَﻌْﻤَﻠُﻮنَ اﻟﺴَّﻴِّﺌَﺎتِ ﻗَﺎلَ ﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ ﻫٰٓﻮُٔﻟَٓﺎءِ ﺑَﻨَﺎﺗٖﻰ ﻫُﻦَّ اَﻃْﻬَﺮُ ﻟَﻜُﻢْ ﻓَﺎﺗَّﻘُﻮا اﻟﻠّٰﻪَ وَﻟَﺎ ﺗُﺨْﺰُونِ ﻓٖﻰ ﺿَﻴْﻔٖﻰ اَﻟَﻴْﺲَ ﻣِﻨْﻜُﻢْ رَﺟُﻞٌ رَﺷٖﻴﺪٌ
Okunuşu:
Ve caehu kavmühu yühraune ileyhi ve min kablü kanu ya’melunes seyyiat kale ya kavmi haülai benatı hünne atheru leküm fettekullahe ve la tuhzuni fı dayfı e leyse minküm racülür raşıd
Anlamı:
Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lût dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?”
11-) Hud Suresi 79. ayet:
Arapça:
ﻗَﺎﻟُﻮا ﻟَﻘَﺪْ ﻋَﻠِﻤْﺖَ ﻣَﺎﻟَﻨَﺎ ﻓٖﻰ ﺑَﻨَﺎﺗِﻚَ ﻣِﻦْ ﺣَﻖٍّ وَاِﻧَّﻚَ ﻟَﺘَﻌْﻠَﻢُ ﻣَﺎ ﻧُﺮٖﻳﺪُ
Okunuşu:
Kalu le kad alimte ma lena fı benatike min hakk ve inneke le ta’lemü ma nurıd
Anlamı:
Onlar, “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler.
12-) Hud Suresi 80. ayet:
Arapça:
ﻗَﺎلَ ﻟَﻮْ اَنَّ ﻟٖﻰ ﺑِﻜُﻢْ ﻗُﻮَّةً اَوْ اٰوٖٓى اِﻟٰﻰ رُﻛْﻦٍ ﺷَﺪٖﻳﺪ
Okunuşu:
Kale lev enne lı biküm kuvveten ev avı ila ruknin şedıd
Anlamı:
(Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi.
13-) Hud Suresi 81. ayet:
Arapça:
ﻗَﺎﻟُﻮا ﻳَﺎ ﻟُﻮطُ اِﻧَّﺎ رُﺳُﻞُ رَﺑِّﻚَ ﻟَﻦْ ﻳَﺼِﻠُٓﻮا اِﻟَﻴْﻚَ ﻓَﺎَﺳْﺮِ ﺑِﺎَﻫْﻠِﻚَ ﺑِﻘِﻄْﻊٍ ﻣِﻦَ اﻟَّﻴْﻞِ وَﻟَﺎ ﻳَﻠْﺘَﻔِﺖْ ﻣِﻨْﻜُﻢْ اَﺣَﺪٌ اِﻟَّﺎ اﻣْﺮَاَﺗَﻚَ اِﻧَّﻪُ ﻣُﺼٖﻴﺒُﻬَﺎ ﻣَٓﺎ اَﺻَﺎﺑَﻬُﻢْ اِنَّ ﻣَﻮْﻋِﺪَﻫُﻢُ اﻟﺼُّﺒْﺢُ اَﻟَﻴْﺲَ اﻟﺼُّﺒْﺢُ ﺑِﻘَﺮٖﻳﺐٍ
Okunuşu:
Kalu ya lutu inna rusülü rabbike ley yesılu ileyke fe esri bi ehlike bi kıd’ım minel leyli ve la yeltefit minküm ehadün illemraetek innehu müsıybüha ma esabehüm inne mev’ıdehümüs subh e leyses bi karıb
Anlamı:
Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!”
14-) Hud Suresi 82. ayet:
Arapça:
ﻓَﻠَﻤَّﺎ ﺟَٓﺎءَ اَﻣْﺮُﻧَﺎ ﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻋَﺎﻟِﻴَﻬَﺎ ﺳَﺎﻓِﻠَﻬَﺎ وَاَﻣْﻄَﺮْﻧَﺎ ﻋَﻠَﻴْﻬَﺎ ﺣِﺡَﺎرَةً ﻣِﻦْ ﺳِﺡّٖﻴﻞٍ ﻣَﻨْﻀُﻮدٍ
Okunuşu:
Felemma cae emruna cealna aliyeha safileha ve emtarna aleyha hıcaratem min siccılim mendud
Anlamı:
Takdirimizle yaşadıkları yeri alt üst ettik. Üzerlerine yığınlarca pişmiş çamurdan taş yağdırdık.
15-) Hud Suresi 83. ayet:
Arapça:
ﻣُﺴَﻮَّﻣَﺔً ﻋِﻨْﺪَ رَﺑِّﻚَ وَﻣَﺎ ﻫِﻰَ ﻣِﻦَ اﻟﻈَّﺎﻟِﻤٖﻴﻦَ ﺑِﺒَﻌٖﻴﺪٍ
Okunuşu:
Müsevvemeten ınde rabbik ve ma hiye minez zalimıne bi beıyd
Anlamı:
Bu taşlar, Rabb’inin katında işaretlenmiştir. Bunlar, zalimlerden uzak değildir.
16-) Hud Suresi 89. ayet:
Arapça:
وَﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ ﻟَﺎ ﻳَﺡْﺮِﻣَﻨَّﻜُﻢْ ﺷِﻘَﺎﻗٖٓﻰ اَنْ ﻳُﺼٖﻴﺒَﻜُﻢْ ﻣِﺜْﻞُ ﻣَٓﺎ اَﺻَﺎبَ ﻗَﻮْمَ ﻧُﻮحٍ اَوْ ﻗَﻮْمَ ﻫُﻮدٍ اَوْ ﻗَﻮْمَ ﺻَﺎﻟِﺢٍ وَﻣَﺎ ﻗَﻮْمُ ﻟُﻮطٍ ﻣِﻨْﻜُﻢْ ﺑِﺒَﻌٖﻴﺪٍ
Okunuşu:
Ve ya kavmi la yecrimenneküm şikakıy ey yüsıybeküm mislü ma esabe kavme nuhın ev kavme hudin ev kavme salıh ve ma kavmü lutım minküm bi beıyd
Anlamı:
“Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.”

17-) Hicr Suresi 59. ayet:
Arapça:
إِلاَّ آلَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ
Okunuşu:
İlla ale lut inna le müneccuhüm ecmeıyn
Anlamı:
Ancak Lut ailesinin tamamını kurtaracağız.
18-) Hicr Suresi 60. ayet:
Arapça:
إِلاَّ امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَا إِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ
Okunuşu:
İllemraetehu kadderna inneha le minel ğabirın
Anlamı:
Onun hanımı hariç. Onun, mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
19-) Hicr Suresi 61. ayet:
Arapça:
فَلَمَّا جَاء آلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ
Okunuşu:
Felemma cae ale lutnil murselun
Anlamı:
Elçiler, Lut’un ailesine geldiklerinde,
20-) Hicr Suresi 62. ayet:
Arapça:
قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
Okunuşu:
Kale inneküm kavmümü münkerun
Anlamı:
Lut: “Doğrusu çekinilecek kimselersiniz.” dedi.
21-) Hicr Suresi 63. ayet:
Arapça:
قَالُواْ بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُواْ فِيهِ يَمْتَرُونَ
Okunuşu:
Kalu bel ci’nake bima kanu fıhi yemterun
Anlamı:
Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”
22-) Hicr Suresi 64. ayet:
Arapça:
وَأَتَيْنَاكَ بَالْحَقِّ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ
Okunuşu:
Ve eteynake bil hakkı ve inna le sadikun
Anlamı:
“Biz sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
23-) Hicr Suresi 65. ayet:
Arapça:
فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ وَاتَّبِعْ أَدْبَارَهُمْ وَلاَ يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَامْضُواْ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
Okunuşu:
Fe esri bi ehlike bi kıt’ım minel leyli vettebı’ edbarahüm ve la yeltefit minküm ehadüv vemdu haysü tü’merun
Anlamı:
“Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.”
24-) Hicr Suresi 66. ayet:
Arapça:
وَقَضَيْنَا إِلَيْهِ ذَلِكَ الأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَؤُلاء مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ
Okunuşu:
Ve kadayna ileyhi zalikel emra enne dabira haülai maktuum musbihıyn
Anlamı:
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.”
25-) Hicr Suresi 67. ayet:
Arapça:
وَجَاء أَهْلُ الْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
Okunuşu:
Ve cae ehlül medıneti yestebşirun
Anlamı:
Şehir halkı sevinerek geldiler.
26-) Hicr Suresi 68. ayet:
Arapça:
قَالَ إِنَّ هَؤُلاء ضَيْفِي فَلاَ تَفْضَحُونِ
Okunuşu:
Kale inne haülai dayfı fe la tefdahun
Anlamı:
Lût dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.”
27-) Hicr Suresi 69. ayet:
Arapça:
وَاتَّقُوا اللّهَ وَلاَ تُخْزُونِ
Okunuşu:
Vettekullahe ve la tuhzun
Anlamı:
“Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi.
28-) Hicr Suresi 70. ayet:
Arapça:
قَالُوا أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمِينَ
Okunuşu:
Kalu e ve lem nenheke anil alemın
Anlamı:
Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik” dediler.
29-) Hicr Suresi 71. ayet:
Arapça:
قَالَ هَؤُلاء بَنَاتِي إِن كُنتُمْ فَاعِلِينَ
Okunuşu:
Kale haülai benatı in küntüm faılın
Anlamı:
Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi
30-) Hicr Suresi 72. ayet:
Arapça:
لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
Okunuşu:
Le amruke innehüm le fı sekratihim ya’mehun
Anlamı:
(Melekler Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler.
31-) Hicr Suresi 73. ayet:
Arapça:
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
Okunuşu:
Fe ehazethümüs sayhatü müşrikıyn
Anlamı:
Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
32-) Hicr Suresi 74. ayet:
Arapça:
فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ
Okunuşu:
Fe cealna aliyeha safileha ve emtarna aleyhim hıcaratem min siccıl
Anlamı:
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
33-) Hicr Suresi 75. ayet:
Arapça:
إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَاتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
Okunuşu:
İnne fı zalike le ayatil lil mütevessimın
Anlamı:
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
34-) Hicr Suresi 76. ayet:
Arapça:
وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقيمٍ
Okunuşu:
Ve inneha le bisebılim mükıyn
Anlamı:
O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
35-) Hicr Suresi 77. ayet:
Arapça:
إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّلْمُؤمِنِينَ
Okunuşu:
İnne fı zalike le ayatel lil mü’minın
Anlamı
Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.

36-) Enbiya Suresi 74. ayet:
Arapça:
وَلُوطاً آتَيْنَاهُ حُكْماً وَعِلْماً وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّتِي كَانَت تَّعْمَلُ الْخَبَائِثَ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِقِينَ
Okunuşu:
Ve lutan ateynahü hukmev ve ılmev ve necceynahü minel karyetilletı kanet ta’melül habis innehüm kanu kavme sev’in fasikıyn
Anlamı:
Biz Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler.
37-) Enbiya Suresi 75. ayet:
Arapça:
وَأَدْخَلْنَاهُ فِي رَحْمَتِنَا إِنَّهُ مِنَ الصَّالِحِينَ
Okunuşu:
Ve edhalnahü fı rahmetina innehu mines salihıyn
Anlamı:
Onu rahmetimizin içine soktuk. Çünkü o, gerçekten salih kimselerdendi.

38-) Şuara Suresi 160. ayet:
Arapça:
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ الْمُرْسَلِينَ
Okunuşu:
Kezzebet kavmü lutınil murselun
Anlamı:
Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı.
39-) Şuara Suresi 161. ayet:
Arapça:
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ
Okunuşu:
İz kale lehüm ehuhüm lutun ela tettekun
Anlamı:
Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”
40-) Şuara Suresi 162. ayet:
Arapça:
إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
Okunuşu:
İnnı leküm rasulün emın
Anlamı:
“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”
41-) Şuara Suresi 163. ayet:
Arapça:
فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ
Okunuşu:
Fettekullahe ve etıy’un
Anlamı:
“Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
42-) Şuara Suresi 164. ayet:
Arapça:
وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu:
Ve es’elüküm aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemın
Anlamı:
“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
43-) Şuara Suresi 165. ayet:
Arapça:
أَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمِينَ
Okunuşu:
E te’tunez zükrane minel alemın
Anlamı:
“İnsanlardan erkeklerle mi ilişkiye giriyorsunuz?”
44-) Şuara Suresi 166. ayet:
Arapça:
وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ أَزْوَاجِكُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ
Okunuşu:
Ve tezerune ma haleka leküm rabbüküm min ezvaciküm bel entüm kavmün adun
Anlamı:
“Rabb’inizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır! Siz azgın bir toplumsunuz.”
45-) Şuara Suresi 167. ayet:
Arapça:
قَالُوا لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجِينَ
Okunuşu:
Kalu leil lem tentehi ya lutu le tekunenne minel muhracın
Anlamı:
Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!”
46-) Şuara Suresi 168. ayet:
Arapça:
قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُم مِّنَ الْقَالِينَ
Okunuşu:
Kale innı li ameliküm minel kalın
Anlamı:
Lût şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım.”
47-) Şuara Suresi 169. ayet:
Arapça:
رَبِّ نَجِّنِي وَأَهْلِي مِمَّا يَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Rabbi neccinı ve ehlı mimma ya’melun
Anlamı:
“Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.”
48-) Şuara Suresi 170. ayet:
Arapça:
فَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ أَجْمَعِينَ
Okunuşu:
Fe necceynahü ve ehlehu ecmeıyn
Anlamı:
Bunun üzerine onu ve ehlinin tamamını kurtardık.
49-) Şuara Suresi 171. ayet:
Arapça:
إِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ
Okunuşu:
İlla acuzen fil ğabirın
Anlamı:
Geride kalanlardan bir aciz kadın hariç.
50-) Şuara Suresi 172. ayet:
Arapça:
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْآخَرِينَ
Okunuşu:
Sümme demmernel aharın
Anlamı:
Sonra diğerlerini helâk ettik.
51-) Şuara Suresi 173. ayet:
Arapça:
وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَاء مَطَرُ الْمُنذَرِينَ
Okunuşu:
Ve emtarna aleyhim metara fe sae metarul münzerın
Anlamı:
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
52-) Şuara Suresi 174. ayet:
Arapça:
إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Okunuşu:
İnne fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhüm mü’minın
Anlamı:
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
53-) Şuara Suresi 175. ayet:
Arapça:
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
Okunuşu:
Ve inne rabbeke le hüvel azızür rahıym
Anlamı:
Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

54-) Neml Suresi 54. ayet:
Arapça:
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ
Okunuşu:
Ve lutan iz kale li kavmihı ete’tunel fahışete ve entüm tübsırun
Anlamı:
Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?”
55-) Neml Suresi 55. ayet:
Arapça:
أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ النِّسَاء بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ
Okunuşu:
E inneküm le te’tuner ricale şehvetem min dunin nisa’ bel entüm kavmün techelun
Anlamı:
Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz.”
56-) Neml Suresi 56. ayet:
Arapça:
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَن قَالُوا أَخْرِجُوا آلَ لُوطٍ مِّن قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
Okunuşu:
Fe ma kane cevabe kavmihı illa en kalu ahricu ale lutım min karyetiküm innehüm ünasüy yetetahherun
Anlamı:
Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)”
57-) Neml Suresi 57. ayet:
Arapça:
فَأَنجَيْنَاهُ وَأَهْلَهُ إِلَّا امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرِينَ
Okunuşu:
Fe enceynahü ve ehlehu illemraetehu kaddernaha minel ğabirın
Anlamı:
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.
58-) Neml Suresi 58. ayet:
Arapça:
وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَاء مَطَرُ الْمُنذَرِينَ
Okunuşu:
Ve emtarna aleyhim metara fe sae metarul münzerın
Anlamı:
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
59-) Neml Suresi 59. ayet:
Arapça:
قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَسَلَامٌ عَلَى عِبَادِهِ الَّذِينَ اصْطَفَى آللَّهُ خَيْرٌ أَمَّا يُشْرِكُونَ
Okunuşu:
Kulil hümdü lillahi ve selamün ala ıbadihillezınastafa allahü hayrun emma yüşrikun
Anlamı:
(Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Selam onun seçtiği kullarına.” Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları mı?

60-) Ankebut Suresi 25. ayet:
Arapça:
وَقَالَ إِنَّمَا اتَّخَذْتُم مِّن دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا مَّوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُم بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُم بَعْضًا وَمَأْوَاكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّاصِرِينَ
Okunuşu:
Ve kale innemet tehaztüm min dunillahi evsanem meveddete beyniküm fil hayatid dünya sümme yevmel kıyameti yekfüru ba’duküm bi ba’dıv ve yel’anü ba’duküm ba’dav ve me’vakümün naru ve ma leküm min nasırın
Anlamı:
(İbrahim onlara) dedi ki: Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (gelip çattığında ise) birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lânet okuyacaksınız. Varacağınız yer cehennemdir ve hiç yardımcınız da yoktur.
61-) Ankebut Suresi 26. ayet:
Arapça:
فَآمَنَ لَهُ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَى رَبِّي إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu:
Fe amene lehu lut ve kale innı mühacirun ila rabbı innehu hüvel azızül hakım
Anlamı:
Bunun üzerine Lût ona iman etti ve (İbrahim): Doğrusu ben Rabbim’e(emrettiği yere) hicret ediyorum. Şüphesiz O, mutlak güç ve hikmet sahibidir, dedi.
62-) Ankebut Suresi 27. ayet:
Arapça:
وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَآتَيْنَاهُ أَجْرَهُ فِي الدُّنْيَا وَإِنَّهُ فِي الْآخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِحِينَ
Okunuşu:
Ve vehebna lehu ishaka ve ya’kube ve cealna fı zürriyyetihin nübüvvete vel kitabe ve ateynahü ecrahu fid dünya ve innehu fil ahırati le mines salihıyn
Anlamı:
Ona İshak ve Ya’kub’u bağışladık. Peygamberliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik. Ona dünyada mükâfatını verdik. Şüphesiz o, ahirette de sâlihler (zümresin) dendir.
63-) Ankebut Suresi 28. ayet:
Arapça:
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ الْعَالَمِينَ
Okunuşu:
Ve lutan iz kale li kavmihı inneküm le te’tunel fahışete ma sebekaküm biha min ehadim minel alemın
Anlamı:
Lût’u da (gönderdik). O, kavmine demişti ki: Gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadığı bir hayâsızlığı yapıyorsunuz!
64-) Ankebut Suresi 29. ayet:
Arapça:
أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِي نَادِيكُمُ الْمُنكَرَ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلَّا أَن قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللَّهِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
Okunuşu:
E inneküm le ta’tuner ricale ve taktaunes sebıle ve te’tune fı nadıkümül münker fema kane cevabe kavmihı illa en kalu’tina bi azabillahi in künte mines sadikıyn
Anlamı:
(Bu ilâhî ikazdan sonra hâla) siz, ille de erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlikler yapacak mısınız! Kavminin cevabı ise, şöyle demelerinden ibaret oldu: (Yaptıklarımızın kötülüğü ve azaba uğrayacağımız konusunda) doğru söyleyenlerden isen, Allah’ın azabını getir bize!
65-) Ankebut Suresi 30. ayet:
Arapça:
قَالَ رَبِّ انصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ
Okunuşu:
Kale rabbinsurnı alel kavmil müfsidın
Anlamı:
(Lût:) Şu fesatçılar güruhuna karşı bana yardım eyle Rabbim! dedi.
66-) Ankebut Suresi 31. ayet:
Arapça:
وَلَمَّا جَاءتْ رُسُلُنَا إِبْرَاهِيمَ بِالْبُشْرَى قَالُوا إِنَّا مُهْلِكُو أَهْلِ هَذِهِ الْقَرْيَةِ إِنَّ أَهْلَهَا كَانُوا ظَالِمِينَ
Okunuşu:
Ve lemma caet rusülüna ibrahıme bil büşra kalu inna mühliku elhi hazihil karyeh inne ehleha kanu zalimın
Anlamı:
Elçilerimiz İbrahim’e (iki oğul ihsan edeceğimize dair) müjdeyi getirdiklerinde şöyle dediler: Biz bu memleket halkını helâk edeceğiz. Çünkü oranın halkı zalim kimselerdir.
67-) Ankebut Suresi 32. ayet:
Arapça:
قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا قَالُوا نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا لَنُنَجِّيَنَّهُ وَأَهْلَهُ إِلَّا امْرَأَتَهُ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ
Okunuşu:
Kale inne fıha luta kalu nahnü a’lemü bi men fıha le nünecciyennehu ve ehlehu illemraetehu kanet minel ğabirın
Anlamı:
(İbrahim) dedi ki: Ama orada Lût var! Şöyle cevap verdiler: Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnız karısı müstesna; o, (azapta) kalacaklar arasındadır.
68-) Ankebut Suresi 33. ayet:
Arapça:
وَلَمَّا أَن جَاءتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا امْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ
Okunuşu:
Ve lemma en caet rusülüna lutan sıe bihim ve daka bihim zer’av ve kalu la tehaf ve la tahzen inna müneccuke ve ehleke illemraeteke kanet minel ğabirın
Anlamı:
Elçilerimiz Lût’a gelince, Lût onlar hakkında tasalandı ve (onları korumak için) ne yapacağını bilemedi. Ona: Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna, dediler.
69-) Ankebut Suresi 34. ayet:
Arapça:
إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَى أَهْلِ هَذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِّنَ السَّمَاء بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ
Okunuşu:
İnna münzilune ala ehli hazihil karyeti riczem mines semai bima kanu yefsükun
Anlamı:
“Biz, şüphesiz, bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık gökten (feci) bir azap indireceğiz.”
70-) Ankebut Suresi 35. ayet:
Arapça:
وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَا آيَةً بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Okunuşu:
Ve le kad terakna minha ayetem beyyinetel li kavmiy ya’kılun
Anlamı:
Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişânesi bırakmışızdır.

71-) Saffat Suresi 133. ayet:
Arapça:
وَإِنَّ لُوطًا لَّمِنَ الْمُرْسَلِينَ
Okunuşu:
Ve inne lutal le minel mürselın
Anlamı:
Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi.
72-) Saffat Suresi 134. ayet:
Arapça:
إِذْ نَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ أَجْمَعِينَ
Okunuşu:
İz necceynahü ve ehlehu ecmeıyn
Anlamı:
Hani onu ve yanında yer alanların tamamını kurtarmıştık.
73-) Saffat Suresi 135. ayet:
Arapça:
إِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ
Okunuşu:
İlla acuzen fil ğabirın
Anlamı:
Ancak geride kalan acuze bir kadın hariç.
74-) Saffat Suresi 136. ayet:
Arapça:
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْآخَرِينَ
Okunuşu:
Sümme demmernel aharın
Anlamı:
Sonra da diğerlerini yok ettik.
75-) Saffat Suresi 137. ayet:
Arapça:
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ
Okunuşu:
Ve inneküm le temürrune aleyhim musbihıyn
Anlamı:
Siz, gündüz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz.
76-) Saffat Suresi 138. ayet:
Arapça:
وَبِاللَّيْلِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Okunuşu:
Ve bil leyl e fe la ta’kılun
Anlamı:
Ve geceleyin de. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

77-) Sad Suresi 13. ayet:
Arapça:
وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَابُ الأَيْكَةِ أُوْلَئِكَ الْأَحْزَابُ
Okunuşu:
Ve semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab
Anlamı:
Ve Semud, Lut’un toplumu ve Eyke halkı; işte onlar da işbirlikçi gruplardır.

78-) Kaf Suresi 13. ayet:
Arapça:
وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَإِخْوَانُ لُوطٍ
Okunuşu:
Ve aduv ve fir’avnu ve ıhvanu lut
Anlamı:
Ve Ad ve Firavun ve Lut’un kardeşleri de.

79-) Kamer Suresi 33. ayet:
Arapça:
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ
Okunuşu:
Kezzebet kavmu lutım bin nuzur
Anlamı:
Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.
80-) Kamer Suresi 34. ayet:
Arapça:
إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّا آلَ لُوطٍ نَّجَّيْنَاهُم بِسَحَرٍ
Okunuşu:
İnna erselna aleyhim hasıben illa ale lutnecceynahum bi sehar
Anlamı:
Biz de onların üzerlerine yok edici kasırga gönderdik. Lut’un ailesi bunun dışında tutuldu. Seher vakti onları kurtardık.
81-) Kamer Suresi 35. ayet:
Arapça:
نِعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَلِكَ نَجْزِي مَن شَكَرَ
Okunuşu:
Nı’metem min ındina kezalike neczi men şeker
Anlamı:
İşte şükredenleri katımızdan bir nimet olarak böyle ödüllendiririz.
82-) Kamer Suresi 36. ayet:
Arapça:
وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ
Okunuşu:
Ve le kad enzerahum batşetena fe temarav bin nuzur
Anlamı:
Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
83-) Kamer Suresi 37. ayet:
Arapça:
وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِ فَطَمَسْنَا أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا عَذَابِي وَنُذُرِ
Okunuşu:
Ve le kad raveduhu an dayfihi fe tamesna a’yunehum fe zuku azabi ve nuzur
Anlamı:
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.
84-) Kamer Suresi 38. ayet:
Arapça:
وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ
Okunuşu:
Ve le kad sabbehahum bukraten azabum mustekirr
Anlamı:
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
85-) Kamer Suresi 39. ayet:
Arapça:
فَذُوقُوا عَذَابِي وَنُذُرِ
Okunuşu:
Fe zuku azabi ve nuzur
Anlamı:
“Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.

Lut Aleyhisselam ile ilgili hadisler:
1-) Lût kavminin işini (livâta) yapan mel’ûndur. (Hadîs-i şerîf-Ahmed bin Hanbel)
2-) Benden sonra ümmetim hakkında en korktuğum şey; Lût kavminin yaptığını yapmalarıdır. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî, İbn-i Mâce)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir