Kaside-i Bürde

Posted by

Kaside-i Bürde

Kaside-i bürde’nin yazarı olan İmam-ı Busayri hazretleri, Sofiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Bir gün felç oldu, bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Resulullah’a tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhur kasidesini hazırladı. Rüyada Resulullah’a okudu. Çok beğenip, arkasından mübarek hırkasını çıkarıp İmama giydirdi. Bedeninin felçli olan yerlerini mübarek eliyle sığadı. Uyanınca bedeni sağlamdı, hırka-i saadet de arkasındaydı. Bunun için, bu kasideye Kaside-i bürde denildi. Bürde, hırka, palto demektir.
İmam-ı Busayri sevinerek sabah namazına giderken, zâhid bir zata rastladı. İmam-ı Busayri’ye, (Kasideni dinlemek isterim) dedi. (Benim kasidelerim çoktur. Hepsini herkes bilir) dedi. (Kimsenin bilmediği, bu gece Resulullah’a okuduğunu istiyorum) deyince, (Bunu hiç kimseye söylemedim. Nereden anladın?) dedi. O zat da, rüyasını olduğu gibi haber verdi.
Bu kaside, hastalara okununca, hastaların iyi oldukları, okunan yerlerin dertlerden, belalardan emin olduğu görüldü. Faydalanmak için, inanmak ve halis niyetle okumak gerekir.

Kaside-i Bürde den Hassaten Manevi Hastalıklar için Dua 36.
Hüve’l-Habîbullezî türcâ şefâatühû
Li külli hevlin mine’l-ehvâli muktehimi
Anlamı
(O Allah’ın sevgilisi ki
Korkulan şey için O’nun şefaati umulur)

Kaside-i Bürde den Hassaten Manevi Hastalıklar için Dua 36. beytin hikmeti:
Bir kimse bu beyti 1000 defa okur da bir dilekte bulunursa Allah o kimsenin duasını kabul buyurur.

Usul şöyledir:
100 kere ‘Hüvel Habîbullezî…’ beytini okur. Her yüz beytin ardından bir defa;
‘Mevlâya sallî ve sellim dâimen ebed ,
Alâ Habîbike hayril halki külli himî’
beytini söyler.
Böylece 1000 kereye tamamlar ve duasını yapar.

Mevlâye salli ve sellim dâimen ebedâ
Alâ Habibike hayr’il-halkı küllihimi

0

* Beyit mana ve açıklamaları son bölümdedir
Birinci Bölüm:
Allah’ın Rasülü’ne Aşık Olma Hususunda

1-
‘’ E min tezekküri cîrânin bi zî selemin
Mezecte dem’an cerâ min mukletin bi demi’’
2- ‘’Em hebbetir rîhu min tilkâi kazımetin
Ve evmedal berku fiz zâlmai min idami ‘’
3- ‘’ Fe mâ li ayneke in kultekfüfâ hemetâ
Ve mâ li kalbike in kultestefik yehimi ’’
4- ‘’E yahsebüs sabbüennel hubbe münketimün
Mâ beyne münsecimin minhü ve mudtarimi’’
5- ‘’Levlel hevâ lem türik dem’an alâ talelin
Ve lâ erıgte li zikril bâni vel alemi’’
6- ‘’Fe keyfe tünkirü hubben ba’de mâ şehidet
Bihî aleyke udûlüd dem’ı ves sekami ’’
7- ‘’Ve esbetel vecdü hattay abratin vedanen
Mislel behâri alâ haddeyke ve’l- anemi ’’
8- ‘’Neam serâ tayfü men ehvâ fe errakanî
Vel hubbü ya’terizul lezzâti bil elemi ’’
9- “ Yâ lâimî fil hevel uzriyyi ma’ziraten
Minnî ileyke velev ensafte lem telümi ‘’
10- ‘’Adetke hâliye lâ sırrî bi müstetirin
Anil vüşâti ve lâ dâî bi müntahisimi ‘’
11- ‘’Mahadtenin nusha lâkin lestü esmauhû
İnnel muhibbe ani’l uzzâli fî samemi ‘’
12- ‘’İnnitte hemtü nasîhaş şeybi fî azelî
Veşşeybü eba’dü fî nushin anit tühemi’’

İkinci Bölüm :
Nefsin İsteklerinden Men Edilmesi

13- ‘’Fe inne emmârati bis sûi metteazat
Min cehlihâ bi nezîriş şeybi vel herami.’’
14- ‘’Ve lâeaddet minel fî lil cemîli kırâ
Dayfin elemme bi re`sî ğayra muhteşemi.”
15- ‘’Lev küntü a’lemü ennî mâu vakkıruhû
Ketemtü sırran bedâlî minhü bil ketimi ’’
16- ‘’Men lî bi raddi cimâhin min ğâvayeti hâ,
Kemâ yüraddü cimâhül hayli bil lücümi.”
17- ‘’Felâ terum bil meâsi kesre şehvetihâ,
İnnet taâme yukavvî şehveten nehimi.”
18- “Ven nefsü ket tıfli in tühmilhü şebbe alâ
Hubbir radâi ve in teftımhü yenfetımi.”
19- “ Fasrıf hevâha ve hâzir en tüvelli yehû
İnnel hevâ mâ tüvellâ yusım ev yusmi.”
20- “Ve râıhâ vehiye fil a’mâli sâimetün
Ve in hiyestahletil mer’â fe lâ tesümi.”
21- “Kem hassenet lezzeten lil mer’i kâtileten
Min haysü lem yedri ennes semme fid desemi.”
22- “Vahşed desâise min cûin ve min şebeın
Fe rubbe mahmesatin şerrun minet tühami.”
23- “ Vestefriğid dem’a min aynin kadimteleet
Minel mehârimi velzem hımyeten nedemi.”
24- “Ve hâlifin nefse veş şeytane va’sihimâ
Ve in hümâ mehadâken nusha fettehimi.”
25- “Ve lâ tütı’minhümâ hasmen ve lâ hakemen
Fe ente ta’rifü keydel hasmı vel hakemi”
26- “Estağfirullâhe min kavlin bi lâ amelin
Lekad nesebtü bihî neslen li zî ukumi.”
27- “Emartükel hayra lâkin me’temartü bihî
Ve mestekamtü fe mâ kavlî lekestekımi”
28- “Ve lâ tezevettü kablel mevti nâfileten
Ve lem üsalli sivâ fardın ve lem esumi”

Üçüncü Bölüm:
Rasullullah(sav) Efendimize Övgü Hakkında

29- “Zalemtü sünnete men ahyaz zalâme ilâ
Enişteket kademâhüd durra min veremi”
30- “Ve şedde min seğabin ahşâ ehu ve tavâ
Tahtel hıcârati keşhan mütrafel edimi”
31- “Ve râvedethül cibâlüş şümmü min zehebin
An nefsihî fe erâhâ eyyemâ şememi”
32- “Ve ekkedet zühdetû fîhâ darûratühû
İnned dârurate lâ ta’dü alel ısami”
33- “Ve keyfe ted’û iled dünya darûratü men
Levlâhü lem tahrucid dünyâ minel ademi”
34- “Muhammedün seyyidül kevneyni ves sekaleyni
Vel ferîkayni min urbin ve min acemi”
35- “Nebiyyünel âmirun nâhî felâ ehadün
Eberra fî kavli lâ minhü ve lâ neami”
36- “Hüvel Habîbüllezi türca şefâatühû
Li külli hevlin minel ehvâli muktehımi”
37- “Deâ ilellâhi fel müstemsikûne bihî
Müstemsikûne bi hablin ğayra münfesimi”
38- “Fâkan nebiyyîne fî halkın ve fî hulükın
Ve lem yüdânuhü fî ılmin ve lâ kerâmi”
39- “Ve küllühüm min Râsulillâhi mütemisün
Ğarfen minel bahri ev raşfen mined diyemi.”
40- “Ve vâkıfûne ledeyhi ınde haddihim
Min nuktatil ılmi ev min şekletil hikemi”
41- “Fe hüvellezi temme ma’nâhü ve sûratühû
Sümmestafâhü habîben bâriün nesemi”
42- “Münezzehün an şerîkin fî mehâsinihî
Fe cevherul husni fîhi ğayru münkasimi”
43- “Da’meddeathün nasârâ fî nebiyyihim
Vahküm bi mâ şi’te medhan fîhi vahtekemi”
44- “ Vensüb ilâ zâtihâ mâ şi’te min şerafin
Vensüb ilâ kadrihî mâ şi’te min ızami’’
45- ‘’ Fe inne fadle Rasûlillâhi leyselehû
Haddün fe yu’ribe anhü nâtıkun bi femi’’
46- ‘’Lev nâsabet kadrahû âyâtühü ızâmen
Ahyesmühû hıyne yüd’a dâriser rimemi.”
47- ‘’Lem yemtahınnâ bî mâ ta’yel ukûlü bihi
Hırsan aleynâ fe lem nerteb velem nehimi .”
48- “A’yel verâ fehüm ma’nâhü leyse yürâ
Lil kurbi vel bu’di minhü gayrü münfahımi,”
49- “Keş şemsi tazheru lil ayneyni min buudin .
Sağîret ve tükillüt tarfe min ümemi.”
50- “ Fe keyfe yüdrikü fid dünya hakîketehû
Kavmün niyâmün tesellev anhibül hulumû’’
51- “Fe mebleğul ılmi fîhi ennehû beşerun
Ve ennehû hayru halkıllâhi küllihimi”
52- “Ve küllü âyin eter rusülül kirâmü bihâ
Fe innemet tesalet min nûrihî bihimi.”
53- “Fe innehû şemsü fadlin hüm kevâkibühâ
Yuzhime envârahâ lin nâsi fiz zulemi”
54- “Ekrim bi halkı nebiyyin zânehû hulükun
Bil husni müştemilin bil bişri müttesimi”
55- “Kez zehri fî terafin vel bedri fî şerâfin
Vel bahri fî keremin ved dehri fî himemi”
56- “Ke ennehû ve hüve ferdün fî celâletihî
Fî askerin hıyne telkâhü ve fî haşemi”
57- “Keennemel lü’lüül meknûnü fî sadefin
Min ma’denî mantıkın minhü ve mübtesemin”
58- “Lâ tıybe ya’dilü türben dumme a’zamehû
Tûbâ li münteşikin minhü ve mültesimi”
59- “Ebâne mevliduhû an tıybi unsurihî
Yâ tıybe mübtedein minhü ve muhtetemi”
60- “Yevmün teferrase fîhil fürsü ennehümü
Kad ünzirû bi hulûlil bü’si ven nikami”
61- “Ve bâte iyvânü kisrâ ve hüve münsadiun
Ke şemli eshâbi kisrâ ğayrâ mülteimi”
62- “Ven nâru hâmidatül enfâsi min esefin
Aleyhi ven nehru sâhil ayni ves sedemi”
63- “Ve sâe sâvete en ğadat bu hayratühâ
Ve rüdde vâridühâ bil ğayzı hıyne zamî.”
64- “Ke enne bin nâri mâ bil mâ min belelin
Huznen ve bil mâi mâ bin nâri min darami”
65- “Vel cinnü tehtifü vel envârü sâtıatün
Vel hakku yazheru min ma’nen ve min kelimi”
66- “Amû ve sammû fe ılânül beşâiri lem
Tüsma ve bârikatül inzâri lem t’üşemi”
67- “Min bâ’di mâ ahberal akvame kâhinühüm
Bi enne dînehümül mu’vecce lem ye kumi”
68- “Ve ba’de mâ âyenû fil üfki min şühübin
Münkaddaten Vefka mâ fil erdı min sanemi”
69- “Hatta ğadâ antarîkıl vahyi münhezimi
Mineş şeyâtıyni yakfâ isrâ münhezimi”
70- “Ke ennehum heraben ebtâlü ebrehetin
Ev askerun bil hasâ râhateyhi rumî”
71- “Nebzen bihî bâ’de tesbîhin bi batnihimâ
Nebzel müsebbihi min ahşâi mültekımi”
72- “Câet li da’vetihil eşcâru sâcideten
Temşî ileyhi alâ sâkın bi lâ kademi”
73- “Ke ennemâ setarat setran limâ ketebet
Fürûuhâ min bedîil hattı fil lekami”
74- “Mislül ğamâmeti ennâ sâra sâiraten
Tekıyhi harra vatıysin lil hecîri hamî”
75- “Aksemtü bil kameril münşakkı inne lehû
Min kalbihî nisbeten mebrûratel kasemi”
76- “Ve mâ havel ğâru min hayrin ve min keramin
Ve küllü tarfin minel küffâri anhü amî”
77- “Fes sıdkı fil ğari ves sıddîku lem yerimâ
Ve hüm yekûlûne mâ bil ğâri min erimi”
78- “Zannül hamâme ve zannül ankebûte alâ
Hayril beriyyeti lem tensüc ve lem tehumi”
79- “Vikâyetullâhi ağnet an müdâafetin
Mined dürûı ve an âlin minel ütumi”
80- “Mâ sâmaniyed dehru daymen vestecartü bihî
İllâ ve niltü civâran minhü lem yüdami”
81- “Ve leltemestü ğıned dârayni min yedihî
İllestelemtün nedâ min hayri müstelemi”
82- “ Lâ tünkirul vahye min rü’yahü inne
lehû kalben izâ nâmetil aynâni lem yenemi”
83- “Fe zâke hıyne bülûğun min nübüvvetihî
Fe leyse yünkeru fîhi hâlü muhtelemi”
84- “Tebârekallâhü mâ vahyün bi müktesebin
Ve lâ nebiyyün alâ ğaybin bi müttehimi”
85- “Kem ebraet vasaben bil lemsi râhatühû
Ve atlakat eriben min ribkatil limemi”
86- “Ve Ahyetis seneteş şehbae da’vetühû
Hattâ haket ğurraten fil a’surid dühümi”
87- “Bi ârıdın câde evhıltel bitâha bihâ
Seyben minel yemmi ev seylen minet arimi”
88- “Da’nî ve vasfî âyâtin lehû zaherât
Zuhûra nâril gırâ leylen alâ alemi”
89- “Feddürrü yezdâdü husnen ve hüve müntezamün
Ve leyse yenkusu kadran ğayra müntezami”
90- “Fe mâ tetâvele âmâlül medîhi ilâ
Mâ fîhi min keramil ahlâkı veş şiyemi”
91- “Ayâtü hakkın miner Rahmâni muhdesetün
Kadîmetün sıfatül mavsûfi bil kıdemi”
92- “Lemm takterin bi zemânin ve hiye tuhbiruna
Anil meâdi ve an âdin ve an iremi”
93- “Dâmet ledeynâ fe fâkat külle mu’cizetin
Minen nebiyyîne iz câet ve lem tedümi”
94- “Muhâkkemetün fe mâ yübkıyne min şühebin
Li zî şikâkın ve lâ yebğıyne min hâkemi”
95- “Mâ hûribet katta illâ âde min harabin
A’del eâdî ileyhâ mülkıyes selemi”
96- “Raddet belâğatühâ da’vâ muârıdıhâ
Raddel ğayûri yedel cânî anil hurami”
97- “Le hâ meânin ke mevcil bahri fî mededin
Ve fevka cevherihî fil husni vel kıyemi”
98- “Fe lâ tüaddü ve lâ tuhsâ acâibühâ
Ve lâ tüsâmü alel iksâri bis seemi”
99- “Karrat, bihâ, aynü, kârîhâ, fe, kultü, lehû
Le kad zaferte bi hablillâhi fa’tesımi”
100- “İn tetlühâ hıyfeten min harri nâri lezâ
Etfâ’te harrâ lezâ min virdiheş şiyemi”
101- “Ke ennehel havzu tebyazzul vücûhü bihî
Minel usâtı ve kad câühû kel humemi.”
102- “Ve kes sırâtı ve kel mîzâni ma’dileten
Fel kıstu min ğayrihâ Gin nâsilen yekumi.”
103- “Lâ’ta’ceben li hasûdin râha yünkiruha
Tecâhülen ve hüve aynül hâzikıl fehimi.”
104- “Kad tünkirul aynü dav’eş şemsinin ramedin
Ve yünkirul femü ta’mel mâi min sekami.”
105- “Yâ hayra men yemmemel,âfûne ,sahâtehû
Sa’yen ve fevka mütûnil eynükir rusümi.”
106- “Ve men hüvel âyetül kübrâli mu’tebirin
Ve men hüven nı’metül uzmâli muğtenimi.”
107- “Serayte min Haraminleyken ilâ Harâmin
Kemâ seral bedrü fî dâcin minez zulemi.”
108- “Ve bette terkâ ilâ en nilte menzileten
Min kâbe kavseyni lem tüdrek ve lem terumi.”
109- “Ve kaddemetke cemîul enbiyâi bihâ
Ver rusülü takdîme mahdûmin alâ hademi.”
110- “Ve ente tahterikus seb’at tıbâka bihim
Fî mevkibin künte fîhi sâhıbel alemi.”
111- “Hattâ izâ lem teda’şe’ven li müstebikin
Mined dünüvvi velâ li müstenimi.”
112- “Hafadte külle makâmin bil izâfeti iz
Nûdite bir ref’i mislel müfredil alemi.”
113- “Keymâ tefûzü bir vaslin eyyi müstetirin
Anil uyûni ve sirrin eyye müktetemi.”
114- “Fehurte külle fihârin ğayra müşterakin
Ve cüzte külle mekâmin ğayra mzüdehami.”
115- “Ve celle mikdârumâ vullite min rutebin
Ve azze idrâkü mâûlite min niami.”
116- “Büşrâlenâ ma’şeral İslâmi inne lenâ
Minel ınâyeti ruknen ğayra münhedimi.”
117- “Lemmâ deallahü dâıynâ li tâatihi
Bi ekramir rusüli künnâ ekramel ümemi.
118- “Râat Kulûbel ıdâ enbâü bi’setihî
Ke neb’etin eclefet ğuflen minel ğanemi”
119- “Mâ zâle yelkâhüm fî külli mu’terakin
Hattâ hakev bil kanâ lahmen alâ vedami”
120- “Veddül firâra fe kâdû yağbitûıne bihî
Eşlâe şâlet meal ıkbâni ver ruhami”
121- “Temdıl leyâlî ve lâ yedrûne ıddetehâ
Mâlem tekün min leyâlil eşhuril hurumi”
122- “Ke ennemed dînü dayfün halle sâhate hüm
Bi külli karmin ilâ rahmil îdâ karimi.”
123- “Yecürru bahra hamîsin fevka sâhibatin
Termî bi mevcin minel ebtâli mültetımi.”
124- “Min külli müntedi bin lillâhi muhtesibin
Yestû bi müste’silin lil küfri mustalimi.”
125- “Hattâ ğadet milletül İslâmi ve hiye bihim
Min ba’di gurbetihâ mevsûleter rahimi .”
126- “Mekfûleten ebeden minhüm bi hayri ebin
Ve ba’lin fe lem teytem ve lem teimi.”
127- “Hümül cibâlü fe sel anhüm müsâdimehüm
Mâzâ raev minhüm fî külli müstademi.”
128- “Ve sel Huneynen ve sel Bedran ve sel Uhuden
Fusûle hatfin lehüm edhâ minel vehami.”
129- “El musdıril biydı humran ba’de mâ veradet
Minel ıdâ külle müsveddin minel lememi.”
130- “Vel kâtibîne bi sümril hattı mâ terâket
Aklâmühüm harfe cismin ğayra mün’acimi.”
131- “Şâkis silâhı lehüm sîmâ tümeyyizühüm
Vel verdü yemtâzü bis sîmâ mines selemi”
132- “Tühdî ileyke riyâhun nasri neşrahüm
Fe tahsebüz zehra , fil ekmâmi külle kemî.”
133- “Keennehüm fî zuhûril hayli nebtü ruben
Min şiddetil hazmi lâ min şiddetil huzumi.”
134- “Târet kulûbül ıda min be’sihim ferkan
Femâ teferrake beynel behmi vel bühümi.”
135- “Ve men tekün bi rasûlillâhi nûsratühû
İn telkahül üsdü fî âcâmihâ tecimi.”
136- “Ve len terâ min veliyyin ğayra müntesırin
Bihî velâ min adüvvin ğayra münfesimin.”
137- “Ehalle ümmetehû fî hırzi milletini
Kellysi halle meal eşbâli fî ecemi”.
138- “Kem ceddelet kelimâtüllahi min cedelin
Fîhi ve kem hassamel burhânu min hasımi.”
139- “Kefâke bil ılmi fil ümmiyyi mu’cizeten
Fil câhiliyyeti vet te’dîbi fil yütümi.”
140- “Hademtühû bi medîhin estekıylü bihî
Zünûbe umrin medâ fiş şı’ri vel hıdemi.”
141- “İz kalledâniye mâ tuhşâ avâkıbühû
Ke ennenî bihimâ hedyün minen neami.”
142- “Ata’tü ğayyes sıbâ fil hâletyni ve mâ
Hassaltü illâ alel âsâmi ven nedemi.”
143- “Fe yâ hasârate nefsin fî ticaretihâ
Lem teşterid dîne bid dünyâ velem tesümi.”
144- “Ve men yebı’âcilen minhü bi âcilihî
Yebin lehül gabnü fî bey’ın ve fî selemi.”
145- “İn âti zenben fe mâ ahdî bi müntekazın
Minen nebiyyi ve lâ hablî bi mün sarimi”
146- “Fe inne lî zimmeten minhü bi tesmiyeti
Muhammeden ve hüve evfel halkı biz zimeni”
147- “İn lem yekün fî meâdi âhızen bi yedî
Fadlen ve illâ fe kul yâ zelletel kademi.”
148- “Hâşâhü en yuhrimer râcî me mekârimehû
Ev yercial câru minhü gayra muhterâmi.”
149- “Ve münzü el zemtü efkâri medâyıhahû
Vecedtühü lî halâsî hayra mültezimi .”
150- “Ve len yefûtel gınâ minhü yeden teribet
İnnel hayâ yünbitül ezhâre fil ekemi.”
151- “Ve lem ürid zehrated dünyelletik telafet
Yedâ züheyrin bi mâ esnâ alâ herimi.”
152- “Yâ ekramel halkı mâ li men elûzü bihî
Sıvâke ınde hulûlil hâdisil amemi.”
153- “Velen yedika Rasülellâhi cahüke bi
İzil Kerîmü tecellâ bismi müntekımi.”
154- “Fe in min cûdiked dünya ve Darratehâ
Ve min ulûmike ılmül levhı vel kalemi.”
155- “Yâ nefsü lâ teknati min zelletin azumet
İnnle kebâire fi ğufrani kel lememi.”
156- “Lealle rahmete Rabbi hıyne yaksimühâ
Te’ti alâ hasebil ısyâni fil kısemi.”
157- “Yâ Rabbi vec’al recâi ğayra mün’akisin
Ledeyke vec’al hısâbî ğayra münhazimi.”
158- “Veltuf bi abdike fid dâreyni inne lehû
Sabran metâ ted’uhü ehvâlü yenhezimi.”
159- “Ve’zenli subhi salâtin minke dâimetin
Alen Nebiyyi bi münhel in ve münsecimi.”
160- “Vel âli sahbi sümmet tâbiîne lehüm
Ehlet tükâ ven nükâ vel hılmi vel kerami.”
161- “Mâ rannehat azâbâtil bâni rıyhu sabâ
Ve etrabel îse hâdil bin neğami
162- “Yâ Rabbi salli ve sellim dâimen Ebedâ
Alâ habîbike hayril halkı küllihimi.”

Türkçe okunuşu :
1-
Selem ağaçlarını mı, oradaki dostları mı andın ki birden göz bebeğin kanlandı, göz yaşın aktı kırmızı kırmızı..
2- Yoksa bir yel mi esti Kâzime yönünden; yoksa Eden dağının üstünde, kapkaranlık gecede şimşek mi çaktı?..
3- Gözlerine ne oldu ki, “dur ağlama” desen coşar ırmak olur; ya kalbine ne dersin, “yetiş huzur” dedikçe artar acısı gamı..
4- Aşk gizli kalır mı kimseden, niçin aldatır kendini insan? Gönül yanıp dururken, gözden akarken çeşme gibi gözyaşı..
5- Aşk olmasaydı döker miydin göz yaşını böyle taze toprağa?..Gözün uykudan kaçar mıydı, andığında Ban ağacını, Alem dağını..
6- Aşık inkar etse ne çıkar, gerçek şahitler var: Yaşa batık gözler, sararmış yüz, zayıf ten ve göz çukurları…
7- Aşktan değil de neden bu peki, bir yanağında kırmızı gül; bir yanağında sarı gül döküntüsü, izi; Kızılırmak, Yeşilırmak yatağı..
8- Evet, yarin hayali gelip beni birden uyandırdı; sevgi, zaten gelir gamlarla, mahveder vücut hazlarını..
9- Aşkım sebebiyle bana dil uzatan, utanır mıydın ki bilseydin,yanık aşklarıyla meşhur Özr oymağı gençlerinden daha mazurum, beterim hakçası…
10- Gizlenir gibi değil ki bu sır, işte sen de öğrendin; şimdi, de diyeceğini, kat bu derde bir dert de sen.. Zaten yok sonu yok başı..
11- Öğüdünü esirgemedin sağ ol benden ama; tutamadım onları, çünkü tutuktur zaten sevenin kulakları..
12- Yaşlı adama, ağarmış saça, utanmadan; “yalan söylüyorsun” dedim.. Nasıl inkar, itham edilebilir oysa, ağaran saçın beyazlığı?..
13- Günaha batık nefs, öğüt mü dinler! Kendi karanlığına gömülmüş ak saç, nasıl ışıtsın bu karanlığı?..
14- Güzel fiillerle bir şölen hazırlayamadı nefsim; misafir ise sessiz, ihtişamsız apak çıkageldi, karşılayan bile olmadı..
15- Bilseydim ki, yok bende bir karşılama gücü bile, siyaha boyadığım bir panonun ardına saklardım kendimi ve bu sırrı..
16- Kim çeker benim nefsimi bu hoyratlık alanından?.. Çılgın atları zapt edip dört döndüren süvariler gibi tıpkı..
17- Günah işleye işleye günahı bitireyim dersin belki içinden.. Boş hayal! Yemek vücudu arttırır, günah da günahı…
18- Nefs memedeki çocuktur, vaktinde kesmezsen sütten, koca adam olur da, hala emzik ister, arar sütü mamayı..
19- Nefsine sen hakim ol! O olmasın sana hakim; çünkü nefs neye hakim olursa, onu ya öldürür, ya soldurur hasılı..
20- Nefs sürüsü bırakırsan yayılır her yöne; görmeli gözetmeli; otu çok tatlı gelen yaylalara yaymazlar koyunları..
21- Nefsin tattırdığı hazzın çoğu semm-i katildir; ağuyu altın tasta bal içre sunarlar, bunlar onun suç ortağı..
22- Açlığın ve tokluğun hilelerinden koru kendini, evet açlığın da.. Çok açlık, tokluktan da zararlı..
23- Gözünden yaşlar boşalt ki, ne haramlar doldurmuştun vaktiyle.. Ve sığın tövbe gölgelerine, odur en serin hurma altı..
24- Şeytana ve nefsine uyma! Baş kaldır, isyan et!.. En akla yakınmış gibi gelen sözlerini bile dinleme, deş ve bul püf noktalarını..
25- Bazen hasım kılığındadır, bazen hısım, bazen hakem, düpedüz hilekardırlar, ne hakemi, ne hasımı, ne hısımı!
26- Allah’ım sen affet bizi!..Bizzat söyleyip de tutamadığımız sözlerden.. Ki andırır kısırların nesliyle öğünmesini tıpkı…
27- Sana “yap!” dedim ama ben yapmadım onu; aana “yol işte bu yoldur” dedim ama nefs, beni o yola bırakmadı..
28- Üstüme borç olan namazı kıldım, orucu tuttum; ama o kadar.. Ölüm, evet ölüm göz önündeyken bir parçacık arttırmadım onları..
29- Kendime zulmettim, ihmal ettim geceleri ihya sünnetini.. Can verdi gecelere namazla O, öyle ki, şişerdi ayakları..
30- Boş midesinin üstüne taş kor, derisini büzüp düğümler, çekilen karnına kuşak bağlardı; yine azalmazdı açlığa sabrı…
31- Altından ulu dağlar nefsine sundular da kendilerini, reddetti O, gösterdi onlara gerçek ululuğu ve gerçek altını…
32- Züht ve takvasını arttırdı, eksiltmedi o dağlarca zaruret.. Ne denli olsa da yok edemez ihtiyaç, insandaki temizliği, pırıltıyı…
33- Dünya ne oluyor ki, O ona muhtaç olsun.. Dünya O’na muhtaç ki, onun için değil midir varoluşu, yokluktan çıkışı?..
34- Bu dünyanın ve öte dünyanın, göze görünür- görünmez yaratıkların, Acemin, Arabın, bölük bölük bütün insanlığın Hz. Muhammed’dir başı..
35- Bir eşi yoktur O’nun emir ve nehiy peygamberliğinde; “Evet” i tam evetti, “hayır” ı tam hayırdı…
36- Her yönden hücum eden korkunun türlüsünden ancak O Sevgili kurtarabilir bizi, O’nun merhameti, O’nun şefaati…
37- Kim döndüyse sesine, koşup yapıştıysa O’nun eteğine, apışmış oldu kopmaz bir ipe, hiç kopmaz ve tam kurtarıcı…
38- İçiyle ve dışıyla, ahlak ve yaradılışta üstündür, öbür peygamberlerden bile; hiçbirinin ilmi, keremi O’nu geçemedi, O’nunkine ulaşamadı..
39- Ve hepsi umar ve bekler, Allah’ın Resûlundan; denizinden bir avuç su; yağmurundan bir damla su yollamasını..
40- Dururlar huzurunda hepsi yerli yerinde.. Kimi ilminden bir nokta, hikmetinden bir hareke bir kısmı..
41- Peygamber ruhu alıp peygamber vücudunu, mükemmel peygamber olunca, O’nu sevgili edindi seve seve insan yaratan, insan ören Rabbi..
42- Üstünlüğünde eşit ve ortak yoktu O’na kimse; güzelliğiyse parçalanmaz bölünmez bir bütündü, ne çıkacak, ne eklenecek bir şey vardı…
43- Hristiyanların kendilerine gelen Resul için dediklerini dememek şartıyla, öğ öğebildiğin kadar.. Yücelt yüceltebildiğince O Hakk Kahramanını..
44- Korkmadan istediğin ölçüde şerefi bağla O’na; istediğin ölçüde O’nun değerlilik hakkını tanı..
45- Erginliğine yok son ki, orada durup, dil, cesaretini bulsun, O’nu anlatmayı..
46- Mucizeleri bile gerçeğinin yanında sönük kalır; yoksa ismi anılınca çürüyen kemikler bile canlanıp ayağa kalkmalıydı..
47- Aklın yetişmeyeceği tekliflerle etmedi bizi imtihan; bizi sevdiğinden elbet.. Biz de hemen inandık O’na.. En ufak şüphe bize yaklaşmadı..
48- O’nun gerçeğine ermekte cümle alem aciz kaldı; uzak aciz kaldı, yakın aciz kaldı, acz çepçevre sardı dört yanı..
49- Güneş küçük sanılır uzaktan bakılınca; göz dayanmaz amma, çıplak gözle bakıldı mı..
50- İnsan nasıl bu yerde anlar O’nun gerçeğini, ki rüyada görsen O’nu, sana yeter ömür boyu bu mutluluk ve O’nun nurdan bakışları..
51- İnsanlığın bilip bileceği şu, bilgilerinin sonu şudur ancak; O insandır ve yaratılmışların en iyisi, en güzeli, en hayırlısı..
52- Ve Peygamberlerin halka gösterdiği mucizeler,O’ndandı, O’nun nurundandı, O’nun habercisi, O’nun öncü ışıklarıydı..
53- Çünkü O erdemlik güneşi, öbür peygamberlerse yıldızlardır, O yıldızlar ki; güneşten aldıklarıyla aydınlatırlar karanlıkları..
54- Gel gör ki, Rabbim O’na neler verdi, nasıl süsledi O’nu.. Ahlakını güzellikle sardı, müjdeyle, güler yüzlülükle benek benek noktaladı..
55- Latifliği bir çiçek, dolunay şeref ve değeri.. Cömertliği bir deniz, yardımı zamandır tıpkı..
56- Tek başına bir yerde, O’nu görsen, heybetinden sanırsın arkasında asker, asker, asker.. Bir ordu gizli, bir ordu saklı..
57- O’nun tebessümünden ve konuşmasındandır sanki; sedefte saklı inci, İnciler hep sedefte saklı..
58- O’nun toprağının kokusundan daha güzel var mı koku? Ne mutlu o kişiye ki koklamış, öpmüş ola o toprağı!
59- Doğuşu açıklar bize her yönden her açıdan O’nu.. Başlangıcı da iyi O’nun, sonu da.. Hoştur doğuşu ve batışı..
60- O doğum günü ki, iyi farkına vardı İran, indiğinin kendisi için korku, kendisi için ceza, kendisine cehennem azabı..
61- Göçtü, darmadağın oldu Kisra’nın saray duvarları o gece.. Devleti de, bu duvardan başlayarak yarıldı, çatladı ve dağıldı..
62- Son nefesini verdi, korkudan mecusi meş’alesi.. Ve Yahudi nehri, bilinmeyen bir yere alıp gitti, dert yuvası başını..
63- Ve sapık Save halkı, her günkü gibi su aldıkları göle gittiklerinde; bu da nesi?.. Kurumuş kül olmuş! Döndüler elleri boş, kızgın kudurmuş ve çatlamış dudakları..
64- Sanki doğmuştu ateşte su,suda ateş duygusu!.. Tabiat, o gün yoldan çıkmışları, tabiatından çıkararak karşıladı..
65- Sanki, çarpıkların ateşi sıkıldı terledi de sulanıp söndü üzüntüden; sularıysa hüzünlerinden ateş gibi kızdı, buharlaştı..
66- Cinler çığlık atarlar, nurlar, saçarlarken havai fişeklerini Hak böyle tantanayla çıkıyordu ortaya, Hakk’ın sesi ve ihtişamı..
67- Kör oldular, sağır oldular, felç oldular, muştuları duymadılar, haberleri almadılar; görmediler korkutuş yıldırımlarını..
68- “Bundan sonra o eğri dinimiz belini doğrultup ayağa kalkamaz” Dediler, haberini verdiler kahinleri, ozanları..
69- Gökte yıldızların aktığı görülürdü ve aynı anda yerde putların devrildiği, yıkıldığı..
70- Ve vahy yolundan çekilip gitti bozgun şeytanların şahı; bozgun askeri yerinde kala kaldı..
Nasıl ki, Ebrehe’nin ordusu dağılmıştı; iki avuçtan atılanla bir ordu kör olmuş, yere saplanmıştı..
71- Allah dedikten sonra o taşların atılışı Rabbine yalvarır yalvarmaz balığın karnından atılanın çıkışını andırmıştı..
72- Yemin ederim ikiye bölünen aya, O’nun kalbiyle ilgili aya.. And içerim aya karşı!..
73- Ve o hayrı, keremi içine alan mağaraya.. And içerim ki, Kafirlerin gözleri içerideki Işıktan kör oldu bakamadı..
74- And içerim ki, Muhbir-i Sadık mağaradaydı ve Sıddık mağaradaydı.. Görmediler ve sandılar ki, orada, kimsecikler yoktu ve olamazdı..
75- Ne bilsinler ki, örümcek O’nun için örmüş ağını.. Güvercin, O’nun için yuva yapmış, yumurta bırakmış uçup durmaktaydı..
76- Allah isterse bir güvercin, bir örümcek ağıyla da korur, kat kat zırhı ve yüksek kaleleri aratmaz, onlardan müstağni kılar insanı..
77- Ve bir örnek daha: Çağırınca Peygamber, ağaçlar geldi, eğildi huzurunda; dallarıyla, kökleriyle yürüdüler; çünkü yok ayakları..
78- Çizgiler çekerek yol ortasına, yazılar yazarak güzel yazılar yazarak; dalları budakları…
79- O bulut gibi ki, O nereye giderse üstünde o da oraya gider, O’na, gün ortasında yakan güneşe karşı gölge yapardı..
80- Dünyanın sıkıntısı binince boğazıma hemen sarılır, sığınırım O’na.. O hemen kurtarır bu zavallıyı..
81- İki dünyaya ait hiçbir şey yok ki, o hayır saçan elden istemiş olayım da almamış olayım, olmadı..
82- Aklın ermeyince hemen inkara kalkma rüya vahiylerini; belki gözleri uyurdu O’nun ama, kalbi uyumazdı..
83- Nübüvvetiyle O gerçeğin doruğuna çıkmıştı nasıl inkar olunabilir erginlerin rüya durumları..
84- Allah’ın alanı bu. Ne vahiy çalışmakla olur ve ne de bir suçtur Peygamberin gaibi çizip anlatışı..
85- Bir dokunmakla nice hastayı iyi etti eli nice çılgınlık zincirini kırıp mahkumlarını kurtardı..
86- Kara kıtlık yılları oldu, O’nun duasıyla canlı ve ak sanki gecenin ortasında ansızın bir dolunay çıktı..
87- Bulut akıttı durdu suyu öylesine ki, o kurak vadilerde; oldu her sel bir arim seli, her ırmak bir deniz ırmağı..
88- Bırak konuşayım, anlatayım o mucizeleri: Geceleri dağlarda yakılan şölen ateşleri gibidir aşikarlıkları..
89- İnciyi işlersen değerlenir şüphesiz; ama işlemesen de inci incidir; incilikte farksızdır işlenmişi, hamı..
90- Ama nasıl uzanabilir hayali övüşün o yüceliklere ki orada hüküm sürer o davranış ve ahlakın harikalar mantığı..
91- Biri Kur’an Ayetleri: Haktır, Allah’tan gelmedir, ezeli ve ebedidir, sonradandır, fakat yoktur öncesi başı..
92- Zamanla kayıtlı değil getirdiği kutsal haber son saatten, Addan, İremden haber…Odur mutlak haberlerin saltanatı..
93- Devam edip gidiyor O’nun hükmü. Üstündür öbür peygamber mucizelerine ki, tesirleri ve hükümleri ebedi olmadı..
94- Öyle muhkemdir ki, hamlede yıkar inkarı ve şüpheyi tartışma kabul etmez; hakime hakeme yok ihtiyacı..
95- Kimse karşı çıkamadı O’na. Yeltenmediler değil ama. Düşmanı, en düşmanı bile O’na sığınmakta buldu var olmayı..
96- Belagatı, düşmanının davasını uzaklara fırlatır: Kötü niyetlinin elini hareminden ırakta tutmaktır zaten yiğide yaraşanı..
97- Kemiyette anlamlar deniz dalgalarından büyük; keyfiyetse, güzellikte ve değerde cevahirden üstün ve san’atlı..
98- Madem okuyunca gözün, gönlün nur doldu, aydınlandı; zafer buldun her vakit. Öyleyse bu sağlam ipe iyi yapış, sarıl sıkı..
99- Okuyuşun, korkusundansa alev alev yanan cehennem ateşinin itfaiyesi budur yalnız ateşin: Yanık yürekle çağırmaktır tek şartı..
100- Sanki O şöyle bir pınar: Yüzü simsiyah olan gelip bir yıkanmakla bembeyaz olur; budur nur pınarı..
101- Ve O, adalette sırat gibi kıldan ince; hak ve eşitlikte de, hassas ve ayarlı mizan gibi, insanlar ve kainatlar arası..
102- Bakma bilmezlikten gelişlerine, inkarlarına yüreği karaların onlar öyle bilir, öyle anlarlar ki… Ama ya kıskançlıkları?..
103- Eh! Öyleyse kalksın ağrıyan göz inkar etsin, göremiyor ya, güneşi, gün ışığını; yaralı ağız da, alamadığından suyu, suyun lezzetini, tadını..
104- Çölde hızlı hızlı giden yoksullar; develeri iz bırakarak giden dilek sahipleri görürsün. Yön tektir; o Hayr kaynağının evi alanı..
105- Sen ey, anlayanlar için, bizzat var oluşunla ne büyük işaret ve mucize, nimetin kadrini bilenler için ne büyük nimetsin, ne büyük Hakk armağanı..
106- Ne hesabı mümkün, ne kitabı harikalarının ve yine de usanmaz insan bir bir anmaktan onları..
107- Kalktın bir gece, kutsal bir yerden kutsal bir yere gittin, kapkaranlık gecelerde dolunay nasıl ilerlerse alımlı alımlı..
108- Çıktın, boyuna çıktın.. Yükseldin Kabe Kavseyne kadar, ki, daha önce ne kimse çıkmıştı oralara, ne de hayal ve ümit etmişti; bırak çıkmayı..
109- Seni öne geçirdi her yerde peygamberler, resuller, Seni öne geçirip arkada durdular kendileri, hizmet geleneği icabı..
110- Delip yedi kat göğü geçip gittin Sen o üstün insanlarla alay alay; başlarında Sendin, başlarında sallanan sancak Senin sancağındı..
111- Öyle çıktın, yükseldin ki, yarışanlar kaldı yarı yolda; yakınlıkta ilerisi, daha ötesi kalmadı..
112- Bütün makamlar geride kaldı makamından çağrıldığın o an, tektin artık nasıl tekse; gök ve kale sancakları…
113- Devşirmek için yemişlerini gözlerden saklı bir buluşmanın ve gizliden gizli sırrı..
114- Topladın öğülesi gök çiçekleri, üstünlükleri tek başına; aştın bütün menzilleri yalnız, ıssız kalabalıksız, hızlı hızlı..
115- Tayin edildiğin iş nice ulu; idrakse ne kutlu sana mahsus nimetler alanını..
116- Günler geçer, geceler geçerdi; gün ne, gece ne bilmezlerdi ancak haram ayı geceleri yaparlardı uyku bayramı..
117- Yüzen atlar denizinin üstünden akar asker denizi, atlar dalga dalga deniz ileri, çoşkun kahramanları..
118- Onlar ki, koşar Allah’a doğru, yaşar Allah için; mahveder, kökünden söküp atar küfrü, şimşekten kılıçları..
119- Ne mutlu sana bana ulu İslam milleti, şuurların örgüsü; bize Yaratan verdi o sağlam, o yıkılmaz yapıyı..
120- Allah, bizi kendisine çağıranı, çağırınca kendisine,O  Peygamberlerin oldu, bizse ümmetlerin başı..
121- Bir arslanın nasıl ürkerse koyunlar sesinden, heybetinden, öyle perişan etti. O’nun çıkış haberi, inkar yobazlarını..
122- Peygamber terk etmedi savaş alanını; düşman, çevrilinceye dek göğdelere, kasap çengellerine asılı..
123- Düşmanların gözü hep kaçışta olurdu savaşlarda; kol ve bacakları kıskanırlardı, kargaların kapıp kaçtığı..
124- Onlarla kurtuldu yalnızlıktan İslam milleti, dini; sanki yad ellerden döndü, yurdunu buldu, sıla yaptı..
125- Allah, ordusuyla koruyacak, varlık var oldukça O’nu; O, dul ve yetim, babasız ve sahipsiz olmadı..
126- Her biri bir dağdır savaşta, onlara çarpan, onlarla çarpışanlara “Savaş meydanında ne gördün?” diye sor, düşmanlarına sor onları..
127- Bedire sor, Huneyne sor, Uhuda sor.. Sor bütün savaş alanlarına; kesin sonuç alışta, zaferde onlar mı üstündü, yoksa kendi işinde veba mı?..
128- Kıpkırmızı çıkaranlardır kapkara vücutlara sokup yıldırımdan da çabuk, bunlar ak çelik kılıçları..
129- Onlar sanki katip, süngüler de kalemleriydi ve vücutlarda bir tek harfi bile noktasız bırakmazlardı..
130- Silahla donanmışlardır ve yüzlerinden tanınırlar seçilirken ilk bakışta nasıl hemen seçilirse ağaçlar içinde gül ağacı..
131- Her biri silahları içinde saksı içindeki gonca gibi; zafer rüzgarları sana armağan eder kokularını…
132- Dağlarda fışkıran çamlar gibi birden zuhur ederler atlar üstünde; kolanların ilmeklerin sıkılığı değil dimdik tutan onları, yüreklerin, bileklerin sağlamlığı..
133- Kalpleri, dudakları uçukladı korkudan düşmanların ayıramaz oldular kahramanı koyundan, kardan karanlığı, kargadan kartalı..
134- Onlara bir ormanda rastlayan aslan bile uslanırdı, çünkü beraberlerindeydi Peygamberin zaferi ve duası..
135- Yok dostundan tek kişi yardımını görmesin, düşmanından tek kişi yemesin tokadını..
136- Dinin kanatlarını gerdi ümmet üstüne; gözlerden saklar orman aslan yuvalarını..
137- Ne felsefe, ne mantık durup dayanabildi, Kuran’ın karşısında. Fikir gecelerini ışıttı aydınlığı..
138- Yeter sana peygamber mucizesi, okumamışken bilgisi; O “cahiliyet” çağında, öksüzlük de üste, terbiye ve ahlakı..
139- O’nu öğer öğerim, yorulmam ve usanmam. Affa sebep umarım; şairlikle, devlet memurluğuyla geçen ömrün bütün suçlarını..
140- Boyna bir boyunduruk bunlar: Korkulu son hazırlar. Sürüklediler beni; sanki ben kurbanlık bir deve, onlar ipi halkası..
141- Ah! Çocukluk etmişim; harcamışım kendimi bir ömür boyu: Bir ömür boyu, toplamış, devşirmişim suç ve pişmanlıkları..
142- Bir de düşün nefsimin ticaret zararını, bir an duraklamadan din satıp alan dünyayı..
143- Ismarlama yerine hazır eşya düşkünü; parayı peşin alıp yiyen, malı boyuna borçlanan imalatçı..
144- Gerçi günah işliyorum ama dönmüş değilim O’na verdiğim sözden, kopar cinsinden değil gönlümün bağı..
145- Söz vermiştir kurtaracaktır, adıyla çağrılanı.. Ve beni O’nun adıyla çağırırlar..
146- Ve insanlık içinde kim olabilir, O’ndan çok sözünde duranı..
147- Yarın hesap gününde tutmazsa O elimden: Sen benim için de: Vay sana! Hey sonsuz kayan adam, uçurumlar kurbanı..
148- Haşa! O, mahrum etmez yardımından isteyeni; koğmaz konu komşuyu, soğuk karşılamaz kendine sığınanı..
149- Düşüncemi, şiirimi O’nu öğme yoluna koyduğum günden beri, O oldu benim için koruyucular koruyucusu, kurtarıcılar kurtarıcısı..
150- Lütfunu esirgemez en dar elden bile O. Çünkü: Yağmur ihmal etmez çiçeklerle süslemekte su tutmaz yalçın dağ uçlarını..
151- Gözüm yok, bu dünyanın parasında pulunda, zerresinde. Bu türlü zehirleri.. İki avucunu açıp toplar ancak, Herem’in öğücüsü şair Züheyr takımı.
152- Ey insanların en iyisi!. En üstünü! Yalnız sana sığınılır, herkes için geçerli, kimsenin kurtulamadığı vakit kapıyı çaldı mı..
153- Allah’ın Resûlü, beni de bürümeye, örtmeğe yeter kurtaran örtün.. Göründüğü o gün, öç alan adıyla Yaratıcı..
154- Bu dünya ve öte dünya, senin bağış bolluğundan örnekler; levh ve kalem bilgisinin bilgindedir kaynağı..
155- Nefsim! Düşme umutsuzluğa büyük günah işlemişlik yüzünden.. Mutlak bağışlayan yanında, değil büyüğü küçüğünden farklı..
156- “Yüce Allah Rahmetini Taksim Ederken umarım ki , bu Taksim de Rahmet günah miktarınca gelir.”
157- Günahların büyüklüğüne göre gelir, o ne kadar büyükse o daha da büyük olur, umulur ki, dağıtılırken kullara Yaratanın acıyışı..
158- Rabbim! Yalvarışlarımı döndürüp çevirme bana geri; rahmetinden elverir bir rakam eklemeden, kapama hesabımı.
159- Rabbim! Bu kuluna yardım et, bu dünya ve öte dünyada. Korkulu olaylar ve durumlarda yok bir parçacık olsun dayanıklığı..
160- Rabbim! İzin ver çözülsün ebedi salavat bulutları bir kez daha.. Boşansın Resûl üstüne sel sel, sicim sicim “Selam! Selam” yağmurları..
161- Ailesi üstüne, arkadaşları ve bağlıları üstüne bir kez daha. Yaşasın bir kez daha, o sana en yakın, eli açık, gönlü ipekten yumuşak, içleri pırıl pırıl yolunun uluları..
162- Ban ağacının yaprağını, gövdesini titrettikçe tiril tiril Bad-ı Sâba, kızgın çöllerde ürperttiği sürece develeri devecinin şarkıları..

Kaynak: Kaside-i Bürde-den Hassaten Manevi Hastalıklar için Dua

Mana ve açıklamalar :
1-
“Ey benim dertli gönlüm ; Selem ağaçlarının süslediği vadideki komşuları hatırladığın için mi , gözlerinin ak ve karasından akan yaşı kan ile karıştırmaktasın.”
2- “Yahut Medine tarafından (Allah Rasulü’nün tatlı kokusunu getirip sana koklatan)bir rüzgar estiği için mi? (Böyle Allah Rasulü (s.a.v.)’ nün aşkı ve muhabbeti ile kendinden geçmiş olarak , kanlı yaşını tutamadan ağlıyorsun. ) Yoksa Allah Rasulü’ nün çoğu zaman vakitlerini geçirdiği Medine yakınındaki Izam dağından karanlık gecede çakan şimşek mi çakıp, Nübüvvet Nuru seni mest etti de böyle ağlamana sebep oldu ?”
3- “(Ey gönül), iki gözüne ne oldu ki; onlara “kendinizi tutun ağlamayın” dedikçe o iki göz daha çok kanlı yaş akıtıyorlar? Ve kalbine de ne oldu ki ; “sakin ol, kendine gel” desen de o aldırmayıp ölçüsüz sevgisi, hayranlığı ve delicesine aşk ve muhabbeti artıyor?”
4- “Aşk ve muhabbet ten dolayı ağlayıp gözyaşı döken aşık, muhabbetin ondan akan gözyaşı ve muhabbetten tutuşup alevlenen kalp arasında gizli kalacağını mı zanneder?”
5- “(Ey alemlerin sultanına aşık olan gönül! ) Niçin beyhude aşkını inkarda ısrar ediyorsun? Eğer sende aşk ve muhabbet olmasaydı aşk ve muhabbet sebebiyle harabeye dönmüş yüzün ve vücudun üzerinde kanlı yaş dökmezdin. Ban denilen latif ağacı ve alem denilen Nur dağını hatırlayarak uykunu da terk etmezdin.”
6- “(Ey gönül) Aşk ve muhabbeti nasıl inkar edebilirsin? (Görmüyor musun?) göz yaşın ve aşk hastalığın gibi iki adil şahit aleyhinde şahitlik etmekteler.”
7- “Gönlünde yanmakta olan aşk ateşi iki yanağının üzerinde biri kırmızı gül misali çizgiler çekmiş aşkını ispat etmektedir. Kırımızı gül, kanlı gözyaşının, sarı gül içinde yanan aşk ateşinin işaretleridir. Ey gönül! Yanağında böyle şahitlerin varken sen aşkını nasıl inkar edeceksin.”
8- “Evet artık inkar etmem mümkün olmadığı için itiraf ediyorum ki; aşk ve muhabbeti gönlümde yerleşen Allah Rasulü (s.a.v.)’nün hayali bana gece geldi ve beni uykusuz bıraktı. Çünkü muhabbet dünya lezzetlerini elemle defedip yok eder.”
9- “Ey Uzre kabilesinin aşkına benzer. Muhabbete müptela olduğum için beni levm edip kınayan kimse tarafımdan sana bir özür beyan edeyim ki; eğer insaf etseydin (bu haklı özrümün karşısında) beni ayıplamaz ve kınamazdın.”
10- “Artık halim sana ulaştı, durumumu biliyorsun, sırrım hasetçi ve gammaz kişilerden gizli olmadığı gibi derdim de kesilmiş olmayıp sonsuzdur.”
11- “Ey aşk hususunda beni ayıplayan kimse gerçi sen bana doğru ve samimi nasihatte bulundun fakat ben aşk ve muhabbet neşesiyle sarhoş olduğum için o nasihati kabul etmedim, işitmedim de söylenenleri. Çünkü aşk kendisini ta’n edenlerinde, nasihatte bulunanlarında sözlerini işitmez.”
12- “Ey bana nasihatte bulunan nasihatini kabul etmeyişimden dolayı bana darılma. Daha önce saçımın aklığının hal dili ile beni ayıplayan nasihatini de töhmet sayıp kabul etmedim . Halbuki ihtiyarlık nasihat hususunda töhmetten en uzak kalan sadık bir uyarıcıdır.”
13- “Gerçekten de her zaman fenalık ve günah emreden nefsim koyu bir cahil olması nedeni ile ölümün yaklaştığını hatırlatan saç ağarması ve ihtiyarlığın korkutmasından da nasihat alıp uyanmamış ve kendine gelememiştir.”
14- “Her zaman kötülük emreden benim nefsim tövbe ve salih amel benzeri ölüm misafirinin yemeği durumundaki güzel hazırlık işinden hiçbir şey yapmadı. O misafirde çekinmeyerek ansızın kendisine tazim göstermeme fırsat vermeden gelip başıma kondu.”
15- “Eğer ben nefsimin beni yeneceğini ve ihtiyarlıkta gelen misafirimi ağırlayamayacağımı bilseydim beni ele veren ak saçlılık ve ihtiyarlık sırlarımı keten denilen boya ile kapatır gizlerdim.”
16- “Binicisini kendi istediği şekilde sevk eden azgın ve başı gemlenemeyen at gibi olan nefsi emmaremin azgın atların dizgin ve gemlerle döndürüldüğü gibi başına buyruk istediği gibi ve istediği tarafa giden nefis atımı salih ameller ve iyi huylar tarafına döndürmeyi benim için kim garanti edebilir.”
17- “Nefsi emmare ve onun isteklerinin günah ve kusurlara devam ederek (doyurulup) kırılacağını ve yok olacağını umma , çünkü yemek obur ve aç gözlülerin isteklerini çoğaltır ve kuvvetlendirir. (Günaha devam etmekte aynen bunun gibidir.) Günaha devam ettikçe nefsin ve şehvetin günah işleme isteğini kuvvetlendirmekten başka bir işe yaramaz.”
18- “Nefis ilk baştan süt emen çocuk gibidir. Onun kendi haline bırakırsan süt emme isteği ve sevgisi gençleşip tazelenir. Onu sütten kesip alıştırırsan o da emmeyi bırakıp kesilmiş olur.”
19- “Ey nefsini terbiye etmek istek ve kararında olan kimse! Onu isteklerinden vazgeçir ve sana hükmetmesinden sakın. Çünkü, nefsin istekleri neyi hedefler ve hakim olursa onu ya helak veya rezil ve rüsvay eyler.”
20- “Nefsin ibadetle meşgul olup salih amel işlerken de onu gözet ve kolla. Şayet yaylağını tatlı bulur, salih amelden zevklenir, kibir ve ucbe düşerse; terki caiz bir amel ise onu yaylağında yayılmaktan alı koy ve otlatma. Yani o ameli terk ederek ona hak ettiği cevabı ver.”
21- “Nefis, çok kere insana öldürücü olan leş eti, tatlı ve güzel göstermiştir. Şöyle ki yağlı lokma içerisinde olan zehiri insan anlayamamıştır.”
22- “(Ey gönül!) Gerek açlık, gerekse tokluk desiselerinden kork ve sakın. Ilımlı olmayı ve orta yolda bulunmayı bırakma. Özellikle de açlığı ve susuzluğu mutlak ibadet sanma, nice açlık vardır ki, tokluktan daha zararlıdır.”
23- “Haramla dolmuş gözden yaşı boşalt ve pişmanlık perhizine yapış.”
24- “(Ey gönül!) Nefis ve şeytana uyma ve ikisine de karşı gel. Eğer nefis ile şeytan sana söz ederlerse sözlerini düşman sözleri olarak bil, yorumla. (Sakın ha onların öğütlerine güveneyim deme ve asla kabul etme!)”
25- “(Ey insan!) Nefis ve şeytandan gerek hasım olarak, gerek hakem olarak gelen telkin ve iç dürtülerine uyayım deme. Çünkü sen hasmının ve hakeminin hilelerini bilirsin.”
26- “Amelsiz olan boş ve kuru sözlerden dolayı Yüce Allah’tan af ve mağfiret dilerim. Muhakkak ben amele yakın olmayan faydasız söz söylemekle nesil isnat ve isbat etmiş gibi oldum.”
27- “Sana hayrı emrettim, fakat ben onu yapmadım ve söz ile icraatı birleştirip dürüst olmadım. Şu halde sana “İstikamet üzere ol” (Yani dosdoğru ol) sözümün faydası nedir?”
28- “Ölüm gelmeden önce nafile ibadetlerden bir azık hazırlayamadım ve farzlardan başka namaz kılamadım, oruç tutamadım.”
29- “Karanlık gecelerde uzun süre kıyamda durmak sebebiyle ayakları şişerek dayanamayacak hale gelinceye kadar ihya eden (ibadetle geçiren) alemlerin övünç kaynağı Rasulü zişan’ın sünnetine onu terk ederek zulmettim.”
30- “O Allah Rasulü (s.a.v.) açlıktan dolayı karnına taş bağladı ve yanlarındaki Mübarek cildini taş altında toplayıp büktü.”
31- “Altından olan yüksek dağlar, onun varlığından şereflenmek ve değer görmek için Allah’ın Rasulüne gelip giderek kıymetli madenlerini arz eylediler. Fakat O Allah Rasulü onlara rağbet etmemekle daha yücelik gösterdi.”
32- “Rasulullah (s.a.v.)’in zahirde ihtiyaç içerisinde bulunması O’nun altından dağları reddetmesini kuvvetlendirip zühd ve takvasını takviye etti. Çünkü ihtiyaçlar, Peygamberlere mahsus sıfatlardan “İsmet” ve “İstikamete” galebe edemez.”
33- “Bilinen dünyalıklar, Alemlerin Sultanı olan Allah Rasulü’nü dünya ve dünyalıklara meyil ve nuhabbete nasıl çağırır? O olmasaydı dünya yokluktan çıkıp var olmayacaktı.”
34- “Allah Rasulü Muhammed Aleyhisselam dünya ve ahiretin, ins ve cinnin, Arap ve Acem’den oluşan iki fırkanın ve bütün varlıkların Seyyidi ve Efendisidir.”
35- “Allah’ın Rasulü (s.a.v.) iyilikleri emir ve tavsiye edici, fenalıklardan da yasaklayıcı ve sakındırıcıdır. Evet ve hayır gibi emir ve yasakları bildirmekte ondan daha doğru ve gerçekçi kimse yoktur.”
36- “O Allah’ın Rasulü, Yüce Allah’ın öyle bir sevgilisidir ki, hücum ve ihata eden her bir korku için O’nun şefaatı umulur.”
37- “O Allah’ın Rasulü (s.a.v.) insanları Yüce Allah’ın dinine davet eylemiştir. Onun dinine sarılanlar, kopmayan sağlam bir ipe yapışmışlardır.”
38- “Bütün insanların ve cinnilerin Efendisi ve ulusu olan Hazreti Muhammed (s.a.v.) gerek şekil ve fiziki gürünüm gibi yaratılış ve gerekse ahlaki ve ruhi hususlarda diğer peygamberlerin tamamından üstündür. Diğer peygamberler, ilim ve keremde ona yaklaşamadılar.”
39- “Peygamberlerin hepsi, Allah Rasulü’nün dergahında bir avuç, yahut hikmet ve fazilet yağmurlarından bir yudum su istemektedirler.”
40- “Bütün peygamberler had ve merhametleri mevkinde durmuş (ve onun ilminden almışlardır ve bu aldıkları ise) onun ilminden bir nokta ve hikmetlerinden bir çizgiden ibarettir.”
41- “O Allah Rasulü öyle bir zattır ki, içi ve dışı ile (maddesiyle ve manasıyla fizik görünümü ve manevi hayatıyla ) tam ve en mükemmel şekilde yaratılmış ve her şeyi yoktan var eden Yüce Rabbimiz O’nu Habibi olarak seçmiştir.”
42- “Allah’ın Rasulü bütün güzelliklerden benzersizdir. Ondaki güzellik cevheri taksim olunmamış tam ve mükemmel bulunup hiçbir kimseye ondan nasip verilmemiştir.”
43- “Hristiyanların, kendi peygamberleri hakkında iddia ettikleri ilahlık yakıştırmasını bırak da, bundan başka istediğin sıfatla Allah Rasulü’nü öv, hakimane hükümlerini ver. (Hangi sıfatlarla onu översen öv, yinede fazla bir şey söylemiş olmazsın.)”
44- “O Allah Rasulü’nün mübarek zatına,şereften şandan dilediğin vasıfları ve övgüleri yakıştır ve yüce derecesine büyüklükten dilediğin mertebeyi nispet eyle. O’nu öve bildiğin kadar öv. Yinede haddi aşmış olmazsın.”
45- “Yüce Allah’ın sevgili Rasulü Muhammed Mustafa (sav)’in faziletlerine sınır ve son yoktur ki konuşan ağız O’nun kemalat ve faziletlerini tarif edebilsin.”
46- “Allah Rasulü’nün mucizeleri büyüklük bakımından Kadrü kıymetine uygun mertebede olsaydı, onun tertemiz adı anıldığın da tamamen çürümüş kemikleri diriltirdi.”
47- “Peygamber efendimiz Aleyhisselâm, bizim hidayet üzere bulunmamıza çok istekli olduğundan, akılların aciz ve hayretler içerisinde kalacağı zorluk teklifi ile bizi imtihan etmedi. Bizler de onun hak peygamber olduğunda asla şüphe etmedik ve O’na uymakta tereddüt göstermedik.”
48- “Bütün yaratılmışlar O’nun manevi kemalatını anlatmaktan acizdir. Gerek yakınında, gerekse uzağında bulunanlarda, O’nun manevi değeri idrak hususunda acizlikten başka bir şey görülmez.”
49- “Allah Rasulü’nün hakikati güneş gibidir ki uzaktan göze küçük görünür, yakından bakınca ise gözü kamaştırır. Dolayısı ile yakından da uzaktan da O’nun hakikatini yani gerçek yüzünü tam idrak etmek mümkün olamaz.”
50- “Uyku halinde bulunup da O’nu rüyada görmekle teselli olup bununla yetinen bir kavim, dünyada Allah Rasulü’nün hakikatini nasıl idrak edip kavrayabilir”
51- “O Allah’ın Resulü hakkında yaratılanların bilgilerinin ulaştığı son nokta, O’ nun muhakkak bir insan olduğu ve yüce Allah’ın yarattığı bütün varlıkların hayırlısı bulunduğu hakikatidir.”
52- “Allah Rasulü’nün dışında kalan diğer bilimum peygamberlerin getirip gösterdikleri mucizeler, sadece Allah’ın Rasulü’nün mübarek nurundan onlara ulaşmıştır.”
53- “Muhakkak ki Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm bir fazilet güneşi, diğer peygamberler ise karanlıkta insanlara O güneşin ışığını aksettiren yıldızlardır.”
54- “Yüce Allah, O sevgili Habibi’nin yaratılışını ne ulvi bir ikramla vücuda getirmiştir! Güzellikle bezenmiş güler yüzlülükle nişanlanmış ve böylece çok yüksek olan güzel ahlak ve ebedi tertemiz olan zatı varlığını süslemiştir.”
55- “O Peygamber-i Zişan Efendimiz yumuşak huyluluk ve nezakette çiçek gibi, şan ve şerefte ayın on dördü gibi , kerem ve cömertlikte denizler kadar himmetlerinde ise zaman gibidir. (Sonsuz derecede himmet sahibidir.)”
56- “O Allah Resulü her zaman celalet ve heybette bulunduğundan, şayet yalnız halinde onunla karşılaşacak olsan, O’nu sanki muazzam bir asker birliği arasında ve bir alay hizmetkarlar içinde sanırdın.”
57- “Sedef içerisinde korunmakta olan inci, adeta Peygamber Efendimiz’in mübarek sözleri ve tebessümünün madenindendir.”
58- “Peygamber Efendimiz’in mübarek kemiklerini kaplayan toprağa muadil hiçbir güzel koku yoktur. Ne mutlu o toprağı koklayana ve öpene!.”
59- “Allah Rasulü’nün mayasının pak olması sebebiyle yüce Allah duğuşu sırasında O’na birçok harika göstermiştir.Ey akıl sahipleri! O Nebiyyi Zişan’ın hayatının ilk anından son demine kadar ki iyiliğe ve temizliğine dikkatle bakın ki, gerçeği görebilesiniz.”
60- “Rasulü Ekrem Efendimizi’in dünyaya geldiği gün öyle muazzam bir gündür ki, kendilerini kuşatacak gam,keder v.b. azap ve sıkıntıların gelmesiyle korkutulduklarını gördükleri bazı olaylar sebebiyle akıllarını çalıştırıp o günün önemini anladılar.”
61- “Allah Rasulü’nün doğduğu gün, Kisrâ’nın bir daha toplanmaz dost ve askerleri dağıldığı gibi İran hükümdarı da sarayı yıkılmış olduğu halde geceledi”
62- “Allah Rasulü’nün dünyaya gelmesi ve Kisrâ’nın sarayının yıkılmasının verdiği üzüntü üzerine ateşperestlerin yaktıkları ateş, nefesini kesip sönmüş ve faydalandıkları Fırat Nehri’de hüzün ve nedametinden mecrasını unutmuştur.”
63- “Sava gölünün yere batması ile suyunun kuruması Sava şehri halkını ümitsiz ve kederli bıraktı; göle gitmiş olanlar susuz, öfkeli ve hiddetli bir şekilde ümitsiz olarak dönmüş oldular.”
64- “Hüznünden ve gamından öyle bir hal meydana gelmiş ve ateş öyle bir sönmüştü ki, ateşte adeta suda bulunan rutubetten eser vardı. Ve su öyle kurumuştu ki sanki suda, ateşte bulunan hararetten eser vardı.”
65- “Allah Rasulü’nün doğduğu gece cin tayfaları görünmeden Efendimiz’in dünyaya teşrifini müjdeleyen sesler çıkarıyor, Rasulullah’ın nurları alemi aydınlatıyor ve O’nun Peygamber olarak geliş hakikati manen ve lafzan açığa çıkıyordu.”
66- “Müşrikler, putperestler ve kafirler kör ve sağır hükmünde oldular da Allah Resulü’nün geldiği müjdesinin ilanı onlarca işitilmedi ve tehdit şimşekleri onlarca görülmedi.”
67- “O müşrik, kafir ve putperest kavimlerin gayb dan haber verdiklerini iddia eden kahinleri, eğri,bozuk ve değiştirilmiş dinlerinin katiyyen devam edemeyeceğini haber verdikleri halde onlar yinede inkara devam ettiler.”
68- “Ve Efendimiz’in doğduğu gece ufukta şeytanların üzerine yıldızların atılmasını ve buna uyumlu şekilde gene o gece yeryüzünde bulunan putların yüzleri üzerine yıkılıp düştüklerini gördükleri halde yine o kafir ve putperestler sapıklık üzere kalıp hakikati görmediler.”
69- “Hatta şeytanlar vahiy yolu olan semadan öyle hezimete uğramış olarak gitti ki, şeytanlardan kaçan biri şaşırıp gideceği yeri bilemediğinden kaçan bir şeytanın izine tabi olmuştur.”
70- “Şeytanlar semadan öyle kaçtılar ki , güya onlar Ebrehe’nin kahramanları!!!Kaçarken gösterdikleri sürat ve telaş Allah Rasulü’nün iki avucundan atılan çakıl taşlarından perişan olup kaçan müşrik askerlerinin haline benziyordu. Onlarda kaçarak semayı terk ettiler.”
71- “Peygamber Efendimiz’in iki avucu içine aldığı taşlar tesbih ettikten sonra öyle bir atıldı ki, bu atılış tesbih edici Yunus aleyhisselâm’ın onu yutan balığın karnından atıldığı gibi oldu.”
72- “Ağaçlar O Allah Rasulü’ne boyun eğerek ayaksız, kök ve dallarının üzerinde yürüyüp davetine geldiler.”
73- “Allah Rasulü’nün huzuruna gelirken, ağaçların kökleri ve dallarının yol üzerinde yazdığı gayet güzel ve garip yazıyı süslemek için sanki düzgün çizgi ve satır çizmiş idi.”
74- “O Allah Rasulü’nün huzuruna gelen ağaçlar, Allah’ın Rasulü nereye gitse ayrılmayıp onunla giden ve günün ortasında kızgın fırın gibi olan güneşin sıcaklığından onu koruyan bulut gibidir.”
75- “Allah’ın Rasulü’nün işaretiyle yarılıp iki parça olan ayın Rabbına gerçek ve doğru yemin ile yemin ederim ki, o ayın melekler tarafından yarılmış olan Allah Rasulü’nün kalbine benzeyişi ve münasebeti vardır.”
76- “Allah Rasulü’nün mucizelerinden şunu hatırla ki, en güzel ahlaka sahip olan Rasulü Ekrem Efendimiz’i ve O’nun arkadaşı, kerem sahibi Hazret-i Ebu Bekr’i (r.a) mağara bir araya getirmiş ve kafrlerden hepsinin gözleri kör olup, mağaranın sakladığı o iki zatı görmemişlerdir.”
77- “Bütün davasında gerçek özelliklerinde pırıl pırıl Rasulü Ekrem Efendimiz Ebû Bekr’i Sıddık ile beraber mağarada birbirlerinden ayrılmadıkları halde düşmanları onları göremediler. Ve -Bu mağarada kimseler yok- dediler.”
78- “Kafirler, güvercinlerin kısa zamanda kainatın efendisi Hz.Muhammed Aleyhisselam’ın bulunduğu mağara üzerine yuva ve yumurta yapıp dolaşmayacağını sandıkları gibi, örümceğin de az zamanda mağara üzerine ağ öremeyeceğini sandılar.”
79- “Yüce Allah’ın sevgili Habibi’ni ve mağara dostu Hz.Ebu Bekir’i vikaye etmesi, kat kat zırhlardan ve yüksek kalelerden onları müstağni kılmış ve başka korunma şekline ihtiyaç bırakmamıştır.”
80- “Zamanın bana zulmetmesiyle O Allah Resulü’nün kuvvetli himayesine yaptığım ilticalarımda nail olmadığım iltica vuku bulmamıştır.”
81- “Kendisinden iyilik görülenlerin en hayırlısı Allah Rasulü’nün elinden, dünya ve ahiret zenginliğini her ne zaman istemiş isem, O’ndan in’am ve ihsan almadığım istediğimi bulamadığım vaki değildir.”
82- “O Allah’ın Rasulü’ne rüyasında gelen vahyi, rüyada geldiğinden dolayı sakın inkar etme. O’nun öyle bir uyanık kalbi vardır ki, gözleri uyuduğu zaman O’nun kalbi yine uyanıktı ve etrafında olup bitenleri görür ve duyardı.”
83- “O rüyada meydana gelen vahiy Efendimiz’in nübüvvet mertebelerine ulaştığı zamanda idi. O durumda rüya gören hali inkar olunamaz.”
84- “Yüce Allah’ın şanı ne büyüktür ki, vahiy hiçbir nebi için çalışmakla kazanılmamış, elde edilmemiştir. Gayp ile töhmetlenen, yani gaybtan haber verişlerinde yanılma ve hatası görülen hiçbir peygamber yoktur.”
85- “Allah Rasulü çok kere mübarek avucunu sadece hastaya sürmekle onu şifaya kavuşturmuş ve çok kerede dertli ve muhtaçları cinnet hastalığından kurtarmıştır.”
86- “Allah’ın Rasulü’nün duası kurak ve kıtlık senesini öyle ihya etti ki , o sene, diğer zamanlar içinde kara atın alnındaki beyaz nişana benzer en parlak sene oldu.”
87- “Efendimiz (s.a.v)’in duasının kıtlık senesini ihya etmesi bir bulutun cömertçe bol yağmur yağdırması sebebiyle olmuştur. Bulut o dereceye kadar yağmur döktü ki, sen görseydin, geniş vadileri denizden kanallar yahut taşmakla Sebe’ beldesini harad eden Arim vadisinin seli sanırdın.”
88- “Allah’ın Rasulü’nün, gece yüksek dağlar üzerinde parlayıp her taraftan görülen ziyafet ateşi gibi aşikar olan mucizelerini tarif ve vasf etmem için engel olma, beni halime bırak.”
89- “İnci muntazam olarak dizilmiş olursa güzelliği artar. Fakat haddi zatında kıymetli olduğundan, gayri muntazam olmakla da kadrü kıymeti eksilmez.”
90- “Allah’ın Rasulü’nü öven kimsenin, arzu ve emelinin, bütün güzel huylardan ve makbul adetlerden temayüz etmiş bulunan ve o zatı tam olarak anlatmaya uzanmasında ne fayda vardır ki, O’nu hakkıyla zaten övmek mümkün değildir.”
91- “Allah’ın Resulü’nün mucizelerinden biri ve hatta en büyüğü, Rahman olan yüce Allah tarafından gönderilen hak ayetlerdir ki, lafız ve nuzülü itibariyle muhdes, mana itibariyle kadimdir. Bu kıdem sıfatı ‘Kadim’ sıfatıyla mavsuf olan yüce Allah’ın sıfatıdır.”
92- “Kur’an-ı Kerim’in manaları bize öldükten sonra dirilmekten, gelip geçmiş olan Ad kavminden ve İrem’den haber veriyor ki, bu haliyle bir zamana mukarin ve mahsus değildir.”
93- “Kur’an-ı Kerim kıyamete kadar tahrif olunmadan bizim yanımızda daima mahfuz bulunmakla diğer peygamberlerin bütün mucizelerinden üstün olmuştur. Çünkü o peygamberlerle gelen mucizeler, zamanlarına mahsus kalıp daimi olmamıştır.”
94- “Kur’an-ı Kerim ayetlerinin hükümleri muhalif ve muarız olanlara şüphe bırakmayacak derecede kat’i ve bakidir ve başka bir hakem ve delil aramaya da muhtaç değildir.”
95- “Kur’an-ı Kerim ayetlerine karşı katiyyen muaheze ve muaraza olunmamıştır ki, neticede düşmanların en şiddetlileri dahi teslimiyet ve inkıyad göstererek acziyyetlerinden dolayı davalarından dönmüş olmasınlar.”
96- “Kur’an-ı Kerim’in feahat ve belagatı, muarrızının davasını, iffet sahibi olan erkeğin ailelerine uzanan cani eli men edişi gibi reddetmiştir.”
97- “Kur’an-ı Kerim ayetlerinin birbirini takviye hususunda deniz dalgaları gibi olan anlamları vardır. Ve hatta Kuran’ın anlamları güzellik, kıymet ve değerde inci, elmas gibi deniz cevherinin üzerindedir.”
98- “Kur’an-ı Kerim’in eşsizliği sayılmaz ve hesaba gelmez. Zapt ve kayda edilmez ve aynı zamanda çok tekrar edilip okunmakla usanç vermez ve bu yüzden terk edilmez.”
99- “Kur’an-ı Kerim okuyanın gözleri onun ayetleriyle nurlandı. Ona -muhakkak sen en sağlam tutanak olan Allah kelamı ile muzaffer oldun. Artık bırakmayıp ona sımsıkı yapış- dedim.”
100- “Eğer Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini cehennemin şiddetli ateşinden korktuğundan dolayı okursan, okuduğun Kuran’ın soğuk suyundan yardım görüp cehennem ateşini söndürürsün.”
101- “Kur’anı Kerim’in ayetleri,Kevser Havzı gibidir. Şöyle ki: Mahşer de simsiyah kömür gibi gelen asilerin yüzleri o Kevser Havzı ile beyazlaşıp parladığı gibi, Kur’an-ı Kerim de onu okuyana şefaatçı olur ve yüzünü nurlandırıp parlatır.”
102- “Kur’an-ı Kerim ayetleri, doğruluk ve düzgünlükten bakımından Sırat-ı Müstakim gibi adalet bakımından da hassas bir terazi gibidir. İnsanlar arasında o Kur’an ayetlerinden başka hiçbir adalet kaim ve baki olamaz ve tahakkuk edemez.”
103- “Ey inanan insan ! Kur’an-ı Kerim’i iyi ve maharetle anladığı halde, bilmezlikten ve anlamazlıktan gelerek Onu inkar edip giden hasetçinin bu haline sakın şaşma (Ona inanmak, çok üstün bir meziyettir).”
104- “Göz hastalıktan dolayı bazen güneşin ışığını inkar edip görmez ve ağız da hastalıktan dolayı suyun tadını inkar edip anlamaz.”
105- “Ey gerek süratle yürüyerek ve gerek süratle yürüdüğü için iz bırakan develerin üzerinde olarak gelen muhtaçların ve hizmetine koşan taliplerin, evinin etrafı ve kapısının önüne iltica ettikleri kimselerin hayırlısı olan (Allah Rasulü)!”
106- “Ve ey karini, kıymetini bilen, Sana itibar edenler için, Yüce Allah’ın kudret eserlerinden en büyüğü ve yaratılmışların en üstünü olan (Yüce Peygamber ) Ey varlığını en büyük nimet bilip ganimet sayanlar için ilahi nimetlerin en üstünü (Olan Nebi )!”
107- “(Ey peygamberler şahı olan Allah Rasulü)! Sen, geceleyin, -karanlık gecede , on beşindeki ayın karanlıklar arasından ışığını saçarak gittiği gibi- bir haremden, yani Kabe’den diğer hareme, yani Mescid-i Aksa’ya gitti.”
108- “(Ey alemlerin övüncü olan Allah Rasulü!) Sen Kâbe Kavseyn’den, hiç kimse tarafından erişilmemiş ve talep de edilmemiş ulvi mertebelere geceleyin yükseldin.”
109- “Ey şan ve şeref sahibi ulu Peygamber! bütün nebiler ve rasuller, ulaştığın o menzilde ( veya Mescid-i Aksa’da ) hizmet olunmaya layık efendinin hizmetçileri üzerine takdimi gibi, Seni takdimle öne geçirip imam edindiler.”
110- “(Ey Allah’ın Rasulü! Sen Mi’rac gecesi) büyük melek topluluğu içinde, o çok büyük alayın sancak sahibi olduğun halde yedi kat gökleri yararak ve her birinde peygamberlerden birine uğrayarak ileri geçtin.”
111- “Ey yüce Allah’ın Sevgili Habîbi! Sen Miraç gecesi öyle mertebeler yükseldin ki, Yüce Allah’a yaklaşmaya çalışan kimse için ulaşılacak başka bir mertebe ve nokta-i nihayet bırakmadın.”
112- “(Ey alemlerin övünç kaynağı olan Allah Rasulü !) Ulvi bir sancağın tek olarak yükseklere çıkarıldığı gibi, Sen de yükselmek için çağrıldığın ve Miraca davet edildiğin zaman, diğer bütün makamları kendine nispetle geride bıraktın.”
113- “( Ey şanlı Peygamber !) Sen, peygamberler ve melekler dahil, diğer bütün gözlerden tam olarak perdeli bulunan en büyük mertebelere ve tamamen gizlenmiş bulunan ilahi sırlara erme de başarılı olmak için Miraca davet olundun.”
114- “(Ey Allah’ın Rasulü !) Sen, iftahar edilmeye layık olan bütün faziletleri kendinde topladın ve yüce mertebelere yükseldin. Ve sıkıntı çekmeksizin bütün makamları tek başına geçtin ve Makamı Mahmud’a eriştin.”
115- “(Ey Allah’ın Rasulü!) Rütbe olarak sana bahşolunan şefaat ve büyüklük mertebeleri öyle yüksek ve muazzam mertebelerdir ki, bunlara baktığında Sana verilen nimetlerin büyüklüğünü idrak etmek mümkün değildir.”
116- “Ey Müminler topluluğu ilahi inayet ve ihsan olarak verilmiş sarsılmaz bir sütun gibi kıyamete kadar değişmeden baki kalacak İslam Şeriatı vardır.”
117- “Yüce Allah, O’nun itaat ve ibadetine bizleri davet ve irşat eden Peygamber Efendimiz’i Rasullerin Ekrem’i (En üstünü ) ifadesiyle andığı için, bizler de ümmetlerin en şereflisi, en üstünü olduk.”
118- “Allah Rasulü’nün peygamberliğine ait haberler, gafil bulunan bir koyun sürüsünü arslanın kükreyip korkutması gibi, düşmanlarında kalplerini korkuttu.”
119-” Düşmanlar, sürgülenmek suretiyle kasapların et kütükleri ve çengelleri üzerinde kıyılmış etlere benzeyinceye kadar, Peygamber Efendimiz her savaş sırasında düşmanlara kavuşmak ve onlarla savaşmaktan vazgeçmemiştir.”
120- “(İslam düşmanları savaş meydanlarından) kaçmayı öylesine arzuladılar ki, neredeyse, kartal ve karakuşlar tarafından meydanlardan kaldırılıp uçuşan laşe parçalarına gıpta ettiler.”
121- “Düşmanların şiddetli savaşlar yüzünden gece ve gündüzleri gelip geçerdi de savaşın haram olduğu bilinen dört aylar girmiş olmadıkça o günlerin sayısını ve hangi ayın geldiğini bilmezlerdi.”
122- “İslam dini, adeta, Ashab-ı Kiram’ın her bir vasıtasıyla gelen ve onların etlerine karşı gayet iştahlı olan kartal ve kara kuş gibi, düşmanların ortasına inip konan misafire benziyordu.”
123- “Allah’ın Rasulü, dalgalar misali birbirini takip eden atlar üzerinde düşman üstüne sel gibi akan kahraman askerleri sevk ve idare ederdi.”
124- “Allah Rasulü’nün askerlere olan Ashab-ı Kiram, her ilahi daveti Allah rızası için kabul eden zümreden olup sadece ilahi rızayı isteyen bir gurubu temsil etmektedir. Bunlar, küfür ve dalaleti kökünden söküp atacak, küfür ve dalalet ehlini helak edecek silahlarla hücum ve hamle ederler.”
125- “Allah Rasulü’nün sahabeleri o kadar cihat etmiştir ki, işte bu kahramanların himmet ve gayretleriyle İslam dini gariplik devrini aştıktan sonra kuvvetlenmeye başlamış ve istenilen başarıyı da elde etmiştir.”
126- “Yüce İslam dini, O Ashab-ı Kiram’dan gelen hayırlı baba ve zevcelerin gayreti gibi kuvvetli yardım ile ebedi olarak düşmanların şerrinden mahfuz kalıp yetimlik ve dulluk çekmedi, sahipsiz kalmadı.”
127- “O Ashab-ı Kiram kuvvet ve savaşa karşı dayanıklı olma bakımından dağlar gibidir. Onlardan müsademe eden kafirlerden sor, her müsademe ve savaş yerinde olanlardan ne kahramanlıklar görmüşlerdir.”
128- “İslam düşmanlarının kahroldukları zamanı ve ne biçimde kahrolduklarını Huneyn deresine, Bedir ovasına ve Uhud dağına sor ki, o kahroluşlarının veba ve tâun illetiyle kahrolmaktan daha dehşetli ve şiddetli olduğunu sana anlatsınlar.”
129- “Beyaz kılıçlarını düşmanların kulaklarından sarkmış her bir siyah saçlarını yararak batırıp çıkardıktan sonra kırmızıya döndüren cengaver sahabeleri methederim.”
130- “(Allah Rasulü’nün mücahit sahabelerini elbet överim.) Sanki onlar kara çizgili süngülerle yazı yazan katiplerdir. Öyle ki, onların süngü kalemleri düşman vücudunun harfini bile noktasız bırakmayıp, her tarafını yaraladılar.”
131- “Allah ve Rasulü’nün ashabı silah ve teçhizatlı olarak heybet mükemmelliği ve şevket sahibidirler. Gül, kokusu ve güzelliği sebebiyle Selemden seçilip nasıl ayrılırsa, Ashab-ı Kiram’da güzel yüzleri, üstün vasıflerı ile diğer insanlardan temayüz etmiş yüksek şahsiyetlerdir.”
132- “Yüce Allah’ın ashabı kirama ihsan buyurduğu yardım rüzgarı sana onların en güzel kokularını hediye eder. Sen de onlardan her bir mücahidi kılıflarında bulunan kokulu çiçek sanırsın.”
133- “Ashab-ı Kiram, düşman karşısında at üzerinde iken öylesin sebatkardırlar ki yüksek tepelerde biten sabit otlar gibidirler. Bu sebatları, din hususundaki gayretleri ve kuvvetli inançlarından dolayı olup, kalanların sıkı olmasından değildir.”
134- “İslam mücahitlerinin yiğitlik ve cesaretlerinden korkarak düşmanlarının kalpleri titredi ve akılları uçup gitti. Böylece kuzular gibi Mücahidleri ayıramaz oldular.”
135- “Her kime Yüce Allah’ın yardımı Allah Rasulü’nün inayeti ile olmuşsa, meşe ve dağ çalılıklarında arslanlarla karşılaşsa bile arslanlar ondan korkup sakin hale gelirler.”
136- “Allah’ın Rasulü’nün dostlarından, Onun sebebiyle yardım bulmamış olan kimse göremezsin. Aynı zamanda Onun düşmanlarından da azap ve cezaya çarptırılmamış, bunun sıkıntısına düşmemiş kimse göremezsin.”
137- “Arslan nasıl ki yavrularını orman içinde ağaçlar arasına yerleştirip korursa, Peygamber efendimizde (s.a.v) ümmetini İslam dininin hıfz ve sıyahetine yerleştirmiş,dünyevi ve uhrevi felaketlerden korumuştur.”
138- “Allah Rasulü’nün dini hususunda mücadeleye girişen nice düşman kişileri, Allah’ın Kelam-ı Kuran’ı Kerim yere sermiş mağlup etmiş kuvvetli düşmanlık ve hasımlığa sahip kişileri de onu mucizeleri nice defalar yıkmış ve pes ettirmiştir.”
139- “Cahiliyet devrinde ümmi iken ilim ve Kemal sahibi sana yeter. Yetim halinde iken terbiyeli ve güzel ahlaklı olması da yine mucize olarak sana yeter.”
140- “Allah’ın Rasulü’ne bu kasidemle Medih ve senada bulunmak suretiyle hizmette bulundum. Bu medih ve sena edişim dolayısı ile halka hizmetle geçen ömrümün günahlarına af istemekteyim.”
141- “Zira, bu şiir uğraşması ve dünyaya hizmet sonuçlarından korkulur günah gerdanlığını boynuma taktı. Bunlarla beni, cinayet bedeli olarak hazırlanmış kurbanlık deve imişim gibi helake hazırlıyor ve felakete sürüklüyor.”
142- “Halka hizmet ve şiirle meşgul olduğum hallerimde çocukça ve cahilce sapıklıklara uydum, bu halde geçen ömrüm içinde günahlar kazanmak ve nadim olmaktan başka bir şey elde edemedim.”
143- “Ey (okuyucu) , nefsimin ticaretindeki zararını ve aldanışı gel gör ki, dünyada da günahları terk ile ebedi saadeti temin edecek olan dini satın almıyor buna istekli dahi bulunmuyor.”
144- “Her kim din husunda ahiretini dünya lezzetleri ile değiştirir, ahireti bırakıp sadece dünyayı alırsa, gerek peşin alış-verişte ve gerek ücretini peşin verip malını daha sonra alacağı selemde aldanmış olduğu o kimse için yakında aşikar olur.”
145- Eğer ben günah ile gelsem dahi ve fam ve ahdim Fahr-i Kainat’tan bozulmuş, beni Allah Rasulü’ne bağlayan manevi ipim de kesilmiş değildir. Yine şefaatını ümit ederim.”
146- “Zira alemlerin Fahri’nden benim için bir çeşit özel eman ve sıyanet vardır ki; o da ismimim Muhammed olmasıdır. O irfan hazinesi olan Efendimiz, Ahd ve ve fakarlıkta bütün insanların en vefalısıdır.”
147- “Kainatın Fahri Efendimiz Hazretleri, eğer ahirette fazl ve keremi ile benim elimden tutmaz ve şefaat etmez ise sen bana de ki: Ey ayağı kaymış biçare, neredesin? Vay senin haline!”
148- “Allah’ın Rasulü’nün , kendisinden medet umanlara lütfunu esirgediği görülmemiş , duyulmamıştır. O kimseyi dünyada mahrum bırakmadığı gibi, ahirette de mahrum bırakmadığı gibi, ahirette de mahrum bırakmaz. Kendisinden şefaat talebinde bulunan kimseyi karşılıksız ve mahrum bırakması mümkün değildir.”
149- “Fikirlerimi Allah’ın Rasulü’nün övgüsüne tahsis ettiğim zamandan beri, bütün kötü hallerden kurtulmam için lüzumlu olanların en hayırlısını buldum ve bana şefaat edeceğine kesinlikle inanıyorum.”
150- “Allah’ın Rasulün’den görülecek imdat ve şefaat, muhtaç olan eli unutmaz ve boş bırakmaz. Nitekim suların toplanmadığı yüksek yerlerdeki çiçek ve otları da muhakkak yağmur bitirip vücuda getirir.”
151- “Herem b. Hayyam isimli Arap beyini methetmekle şair Züheyr’in iki elinde topladığı dünya ziynetini ben istemedim.”
152-“Ey yaratılmışların en şereflisi olan Allah Rasulü ! herkes için muhakkak olan hadise ve felaket yani ölüm ve kıyamet meydana geldiği zaman benim için kendisine iltica edeceğim. Senden başka kimse yoktur.”
153- “Kerim olan Yüce Allah’ın “Müntakim” ismiyle tecelli ettiği ve günah sahiplerini cezalandıracağı zaman bana şefaat etsen, benim sebebimle senin ulvi makam ve merteben dar olmaz, ve Ona bir noksanlık getirmez.”
154- “Allah’ın Rasulü ! bana şefaat etmekle mertebene noksanlık gelmez. Çünkü dünya ve onun zıddı olan ahiret senin cömertliğin ve ihsanındadır. Levh-i Mahfuz’un ve Kalem’in Yazdığı ilim de senin ilimlerinden dir.”
155- “Ey nefsim! işlediğin büyük günahlar yüzünden dolayı Allah’ın rahmetinden ümidini kesme. Çünkü O’nun mağfireti yanında büyük günahların affı küçük günahlar gibidir.”
156- “Yüce Allah Rahmetini taksim Ederken umarım ki , bu taksim de rahmet günah miktarınca gelir.”
157- “Ey benim Yüceler Yücesi Rabbim! Benim Ümmetimi, Yüce Katında tersine dönmemiş geçerli ümitlerden eyle. Ve mağfiret ümidimin aksi ile beni mey’us eyleme. Hesabımı da Hüzn-ü Zannım üzerine Çıkarıp kesilmemiş Kıl.”
158- “Ey yüceler Yücesi Allah’ım! her ne kadar o kulun da, musibetler gelip tahammül etmeye çağırdığı zaman mağlup olarak kaçıp giderecek derecede zayıf bir sabır varsa da, senin kulunda, yani ben biçareye iki dünyada (dünya ve ahirette ) yine de lütfunla muamele eyle.”
159- “İlahi, Senin tarafı ilahiyyenden sadır olan salat bulutlarına izin ver ve emrü ferman buyur ki , Salavat-ı şerifeyi Rasulü Ekrem’in Ravzâ-i Mutahharesi üzerine daima akıtarak cereyan edip dursunlar.”
160- “Allah’ın Rasulü’nün Ehl-i beyti, ashabı ve bunlara uyan tabiinlerin de üzerlerine Salavat-Şerifler daim olsun. Bunlardan her biri takva, nezafet, hilim ve Kerem sahibidirler.”
161- “Saba rüzgarı ban denilen ağacın dallarını kımıldattığı ve deve çobanları türlü nağmelerle develeri sevk ve raksa getirdiği müddetçe (senin, ashabının ve daha sonra gelip senin yolunda olanların cümlesinin üzerine salat ve Selam Olsun.)”
162- “Ey Benim Yüceler Yücesi Allah’ım! Bütün yaratılanların hayırlısı olan Sevgili Habibi’nin üzerine Sen Salat ve Selam Eyle.  (Çünkü, onun yüce katındaki sevgisini derecesini hakkıyla bilen ve selamlayarak O’nun hakkını hakkıyla verecek olan ancak Sensin.)”
1

2

3

4

5

6

7

8

9

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir