Kalem

Posted by

Kalem:
1-) Kur’an-ı Kerim’in 68. suresinin ismidir.
2-) Yazmak, çizmek gibi işlerde kullanılan araç.
3-) Resmi kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer.
4-) Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç
5-) Çeşit, tür
6-) Bazı deyimlerde yazı
7-) Yazar

Kalem ile ilgili ayetler:
1-) Al-i İmran Suresi, 44. ayet:
Arapça:
ذَلِكَ مِنْ أَنبَاء الْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيكَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يُلْقُون أَقْلاَمَهُمْ أَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يَخْتَصِمُونَ
Okunuşu:
Zalike min embail ğaybi nuhıyhi ileyk ve ma künte ledeyhim iz yülkune aklamehüm eyyühüm yekfülü meryeme ve ma künte ledeyhim iz yahtesımun
Anlamı:
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.

2-) Lokman Suresi, 27. ayet:
Arapça:
وَلَوْ أَنَّمَا فِي الْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِن بَعْدِهِ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Okunuşu:
Ve lev enne ma fil erdı min şeceratin aklamüv vel bahru yemüddühu min ba’dihı seb’atü ebhurim ma nefidet kelematüllah innellahe azızün hakım
Anlamı:
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

3-) Kalem Suresi, 1. ayet:
Arapça:
ن وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
Okunuşu:
Nun velkalemi ve ma yesturune.
Anlamı:
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına ant olsun ki,

4-) Alak Suresi, 4. ayet:
Arapça:
الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ
Okunuşu:
Elleziy ‘alleme bilkalem
Anlamı:
O’dur kalemle öğreten.

Kalem ile ilgili kelimeler:
Kalemşor: Kalemiyle tartışmaya giren, yazılarıyla başkalarına hücum eden yazar.
Ceff-el-kalem: Düşünüp taşınmadan, hemen hüküm vererek.
Ehl-i kalem: Eli kalem tutanlar, yazarlar.
Levh-i kalem : Üzerinde insan kaderinin olmuş ve Olacakların yazılı olduğu inanılan İlahi levhayı yazan kalem.
kalem-i sülüs: Sülüs kalemi, sülüs sitilde yazı yazmak için hususi olarak hazırlanmış kalem.
Kalemdan: Kalem kutusu, kalemlik.
Kalemen: Yazı ile, kalem ile.
Sayıca, sayı bakımından.
Kalemgir: Yazı yazarken kalemin kağıda takılmadan rahatlıkla kayması.
Kalemî: Kalemle alakalı. Kalemle münasebet ve alakası olan.
Kalemiyye: Eskiden kalemlerde yazı karşılığı olarak alınan para.
Kalemkâr:
1-) Tülbent veya ince kumaş üzerine fırça ile şekiller yapan yazmacı.
2-) Maden üzerine kazarak şekiller yapan kimse.
3-) Duvar veya tavanlara süs yapan, nakkaş.
Kalemkârî:
1-) Resimcilik, ince nakkaşlık.
2-) İnce nakkaşın elinden çıkmış.
Kalemkeş:
1-) Yazan, yazıcı, yazar, müellif.
2-) Çizen.
3-) Yazıda silinti yapan.
Kalemrev: Bir hükümdar veya hükumetin hükmünün geçtiği yer.
Kalemzede: Yazılmış, kaleme alınmış.
Kalemzen: Yazan, yazıcı, katip.
Ashâ b-ı kalem: Kalem ashabı. Memurlar.
Heft-kalem: Yedi çeşit yazı. Talik, sülüs, tevki, muhfak, reyhani, rik’a ve nesih.
Hoşkalem: Katip. İyi yazı yazan.
Reşahat-i kalem: Kalem sızıntısı, kalemden dökülen fikirler, yazılar.
Sehv-i kalem: Yanlış yazılış, kalem yanlışı.
Velkalemi: Kalem hakkı için. Kaleme yemin olsun.
Kalem-zede: Kaleme alınmış, yazılmış.
Kalem-zen: Kalem vuran, Yazıcı, katip.
Kalem açmak:
1-) Kurşun kalemi kalemtıraş veya çakı ile yontmak, ucunu sivriltmek.
2-) Eskiden kalem olmaya elverişli bir kamışı sol avucun içine yatırıp yontmak, sonra makta üzerine koyarak ucunu hafifçe yarmak ve biraz meyilli şekilde kesip düzeltmek suretiyle yazı yazacak hale sokmak.
Kalem çalmak: Yazmak. Kalem çekmek:
1-) Gereksiz sayıp üstünü çizmek.
2-) Unutmaya karar vermek, (o bahsi) kapamak, üstüne bir kalem çekmek.
Kalem efendisi:
1-) Bir kalemde çalışan memur, katip.
2-) Memur tavır ve giyiminde derlitoplu kimse.
Kalem erbâbı: Yazarlar.
Kalem işi: Kalemkari.
Kalem kalem: Her çeşit bir kalem olarak yazılmak suretiyle, teker teker, bir bir.
Kalem kaşlı: İnce ve düzgün kaşlı.
Kalem kulaklı: Kulakları dik ve düzgün (at).
Kalem kutusu: İçine kalemlerin yanı sıra kalemtraş, silgi vb. aletlerin de konulduğu farklı şekillerde olabilen kumaş, madeni veya plastik kutu.
Kalem oynatmak:
1-) Bir alanda ustalıkla yazı yazmak.
2-) Bir yazı üzerinde gizlice değişiklik yapmak.
Kalem parmaklı: İnce uzun ve düzgün parmaklı.
Kalem pil: İnce, uzun pul.
Kalem sâhibi: Yazar, muharrir, edip.
Kalem ucu: Kalem sapına takılan madeni uç.
Kaleme almak: Yazmak.
Kaleme gelmemek: Yazılması mümkün olmamak, yazılamamak.
Kaleme (Kaleme kâğıda) sarılmak: Hemen yazmaya başlamak.
Kalemi ile geçinmek (yaşamak): Yazdıklarından kazandığı para ile geçimini sağlamak.
Kalemi kuvvetli: Etkili ve güzel yazı yazan, ifadesi kuvvetli.
(–nin) Kaleminden çıkmak: … tarafından yazılmış olmak.
Kaleminden kan damlamak: Yazdığı şeyler çok etkili ve dokunaklı olmak, yazı yazmakta fevkalade yetenek sahibi olmak.
Kalem-i a’lâ: Hakikat-i Muhammediyye, ilk yaratılan varlık, akl-ı kül, akl-ı evvel.
Kalem-i mahsus: Cumhurbaşkanı, bakan, vali, genel müdür gibi yüksek seviyedeki idarecilerin maiyetinde her türlü muameleyi yürütmekle görevli kalem, özel kalem.
Kalem aşısı: Bir ağaca başka bir ağaçtan alınan, kalem biçiminde kesilmiş, ucu sivri bir ağaç dalı ile yapılan aşı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir