Kaim

Posted by

Kâim:
1-) Bir şeyin ya da birinin yerine kullanılan, geçen.
2-) Var olan, ayakta duran. Mevcut, baki.
3-) Vaktini ibadetle geçiren.

Kâim ile ilgili ayetler:
1-) Rad suresi 33. ayet:
Arapça:
اَﻓَﻤَﻦْ ﻫُﻮَ ﻗَٓﺎﺋِﻢٌ ﻋَﻠٰﻰ ﻛُﻞِّ ﻧَﻔْﺲٍ ﺑِﻤَﺎ ﻛَﺴَﺒَﺖْ وَﺟَﻌَﻠُﻮا ﻟِﻠّٰﻪِ ﺷُﺮَﻛَٓﺎءَ ﻗُﻞْ ﺳَﻤُّﻮﻫُﻢْ اَمْ ﺗُﻨَﺒِّﻮُٔﻧَﻪُ ﺑِﻤَﺎ ﻟَﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﻓِﻰ اﻟْﺎَرْضِ اَمْ ﺑِﻈَﺎﻫِﺮٍ ﻣِﻦَ اﻟْﻘَﻮْلِ ﺑَﻞْ زُﻳِّﻦَ ﻟِﻠَّﺬٖﻳﻦَ ﻛَﻔَﺮُوا ﻣَﻜْﺮُﻫُﻢْ وَﺻُﺪُّوا ﻋَﻦِ اﻟﺴَّﺒٖﻴﻞِ وَﻣَﻦْ ﻳُﻀْﻠِﻞِ اﻟﻠّٰﻪُ ﻓَﻤَﺎ ﻟَﻪُ ﻣِﻦْ ﻫَﺎدٍ
Okunuşu:
E fe men hüve kaimün ala külli nefsim bima kesebet ve cealu lillahi şüraka’ kul semmuhüm em tünebbiunehu bima la ya’lemü fil erdı em bi zahirim minel kavl bel züyyine lillezıne keferu mekruhüm ve suddu anis sebıl ve mey yudlilillahü fe ma lehu min had
Anlamı:
Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Halbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.

Kâim ile ilgili kelimeler:
Kâim olmak: Yerine geçmek.
Zâviye-i kaime: Dik açı.
Kaim doku: Kalın dokusu olan kumaş.
Kaim şey: Yedek, yedek nesne, yerine geçen nesne.
El-kâim:
1-) Yönetmede sebat eden.
2-) İşine kesintisiz riayet eden.
Kâim bizâtihi: din; Tanrı’nın herhangi bir dış sebebe muhtaç olmaksızın kendi kendine mevcut bulunduğunu ve böylece varlığını devam ettirmekte olduğunu ifade eden tabir.
Kâimü’z-zaman: Şii inancına göre Mehdi.
Kâime:
1-) Resmi yazı, buyruk, emirname.
2-) Kağıt para, kayme.
3-) Mezata çıkarılacak malın niteliklerini gösteren zabıt.
Kâime-i mu’tebere-i Osmâniyye: Sultan Abdülmecid zamanında çıkarılan ilk kağıt para.
Kâimen
1-) Ayakta, dik durumda.
2-) (Bina ve ağaç için) Yıkılmamış veya kesilmemiş olarak.
Kâimmakam:
1-) Vekil olarak birinin yerine geçen kimse.
2-) Kaymakam.
Kâimmakam dîvânı: Sadrazamın yerine vekil olarak bıraktığı kimsenin başkanlık ettiği divan.
Kâimmakam paşa (Kâimmakâm-ı âsitâne-i saâdet – Kâimmakâm-ı rikâb-ı hümâyun): Sadrazamın sefere çıkarken veya başka bir sebeple makamından ayrılırken yerine vekil olarak bıraktığı vezir.
Kâimmakâm-ı mütevellî: Hakimin bir mütevelli yerine tayin ettiği vekil.
Ümmet-i kaime: Hakşinas, doğru, doğrudan ve Allah için kalkan, müstakim ve adil ümmet.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir