İbadet

Posted by

İbâdet: Tanrı’ya yönelen saygı davranışı, din buyruklarını yerine getirme.

İbadet ile ilgili ayetler:
1-) Fatihâ Suresi 4. ayet:
Arapça:
مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ
Okunuşu:
İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în
Anlamı:
Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.

2-) Bakara Suresi 128. ayet:
Arapça:
رَبَّنَا وَٱجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَآ أُمَّةً مُّسْلِمَةً لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
Okunuşu:
Rabbena vec’alna muslimeyni leke ve min zurriyyetina ummetem muslimetel leke ve erina menasikena ve tub aleyna inneke entet tevvabur rahîym
Anlamı:
Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et; zira, tövbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.
3-) Bakara Suresi 133. ayet:
Arapça:
أَمْ كُنتُمْ شُهَدَآءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ ٱلْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنۢ بَعْدِى قَالُوا۟ نَعْبُدُ إِلَٰهَكَ وَإِلَٰهَ ءَابَآئِكَ إِبْرَٰهِۦمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ إِلَٰهًا وَٰحِدًا وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ
Okunuşu:
Em kuntum şuhedae iz hadara ya’kubel mevtu iz kale li benîhi ma ta’budune mim ba’dî kalu na’budu ilaheke ve ilahe abaike ibrahîme ve ismaîyle ve ishaka ilahev vahîda ve nahnu lehu muslimun
Anlamı:
Yoksa Ya’kub’a ölüm geldiği zaman siz orada mı idiniz? O zaman (Ya’kub) oğullarına: Benden sonra kime kulluk edeceksiniz? demişti. Onlar: Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek Allah’a kulluk edeceğiz; biz ancak O’na teslim olmuşuzdur, dediler.
4-) Bakara Suresi 200. ayet:
Arapça:
فَإِذَا قَضَيْتُم مَّنَٰسِكَكُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَذِكْرِكُمْ ءَابَآءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًا ۗ فَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا وَمَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ
Okunuşu:
Fe iza kadaytum menasikekum fezkurullahe ke zikrikum abekum ev eşedde zikra fe minen nasi mey yekulu rabbena atina fid dunya ve malehu fil ahîrati min halak
Anlamı:
Hac ibadetlerinizi bitirince, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı anın. İnsanlardan öyleleri var ki: Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver, derler. Böyle kimselerin ahiretten hiç nasibi yoktur.

5-) Ali İmran Suresi 51. ayet:
Arapça:
إِنَّ اللّهَ رَبِّي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ
Okunuşu:
İnnellahe rabbı ve rabbüküm fa’büduh haza sıratüm müstekıym
Anlamı:
“Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse ona ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.”

6-) Nisa Suresi 36. ayet:
Arapça:
وَاعْبُدُوا اللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا
Okunuşu:
Va’büdüllahe ve la tüşriku bihı şey’ev ve bil valideyni ıhsanev ve bizil kurba vel yetama vel mesakıni vel cari zil kurba vel caril cünübi ves sahıbi vil cembi vebnis sebıli ve ma meleket eymanüküm innellahe la yühıbbü men kane muhtalen fehura
Anlamı:
Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.
7-) Nisa Suresi 172. ayet:
Arapça:
لَنْ يَسْتَنكِفَ الْمَسِيحُ أَنْ يَكُونَ عَبْدًا لِلَّهِ وَلَا الْمَلَائِكَةُ الْمُقَرَّبُونَ وَمَنْ يَسْتَنكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعًا
Okunuşu:
Ley yestenkifel mesıhu ey yekune abdel lillahi ve lel melaiketül mükarrabun ve mey yestenkif an ıbadetihı ve yestekbir fe seyahşüruhüm ileyhi cemıa
Anlamı:
Mesih de, Allah’a yakın melekler de, Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, onların hepsini huzuruna toplayacaktır.

😎 Maide Suresi 72. ayet:
Arapça:
لَقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ ۖ وَقَالَ ٱلْمَسِيحُ يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ ۖ إِنَّهُۥ مَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ حَرَّمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ ٱلْجَنَّةَ وَمَأْوَىٰهُ ٱلنَّارُ ۖ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ
Okunuşu:
Le kad keferallezıne kalu innellahe hüvel mesıhubnü meryem ve kalel mesıhu ya benı israıla’büdüllahe rabbı ve rabbeküm innehu mey yüşrik billahi fe kad harramellahü aleyhil cennete ve me’vahün nar ve ma liz zalimıne min ensar
Anlamı:
Andolsun ki “Allah, kesinlikle Meryem oğlu Mesîh’tir” diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki Mesîh “Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah’a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur” demişti.

9-) En’am Suresi 162. ayet:
Arapça:
لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ
Okunuşu:
Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın
Anlamı:
De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.

10-) Araf Suresi 139. ayet:
Arapça:
اِنَّ هٰؤُلَاءِ مُتَبَّرٌ مَا هُمْ فٖيهِ وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Okunuşu:
İnne haülai mütebberum ma hüm fıhi ve batılüm ma kanu ya’melun
Anlamı:
Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır.”
11-) Araf Suresi 206. ayet:
Arapça:
اِنَّ الَّذٖينَ عِنْدَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ
Okunuşu:
İnnellezıne ınde rabbike la yestekbirune an ıbadetihı ve yüsebbihune hu ve lehu yescüdun
Anlamı:
Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler.

12-) Tevbe Suresi 31. ayet:
Arapça:
اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Okunuşu:
İttehazu ahbarahüm ve ruhbanehüm erbabem min dunillahi vel mesıhabne meryem ve ma ümiru illa li ya’büdu ilahev vahıda la ilahe illa hu sübhanehu amma yüşrikun
Anlamı:
(Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.
13-) Tevbe Suresi 112. ayet:
Arapça:
التَّائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدونَ الآمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّهِ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu:
Ettaibunel abidunel hamidunes saihuner rakiunes sacidunel amirune bil ma’rufi ven nahune anil mümkeri vel hafizune li hududillah ve beşşiril mü’minın
Anlamı:
Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.

14-) Yunus Suresi 28. ayet:
Arapça:
وَﻳَﻮْمَ ﻧَﺤْﺸُﺮُﻫُﻢْ ﺟَﻤٖﻴﻌًﺎ ﺛُﻢَّ ﻧَﻘُﻮلُ ﻟِﻠَّﺬٖﻳﻦَ اَﺷْﺮَﻛُﻮا ﻣَﻜَﺎﻧَﻜُﻢْ اَﻧْﺘُﻢْ وَﺷُﺮَﻛَٓﺎؤُﻛُﻢْ ﻓَﺰَﻳَّﻠْﻨَﺎ ﺑَﻴْﻨَﻬُﻢْ وَﻗَﺎلَ ﺷُﺮَﻛَٓﺎؤُﻫُﻢْ ﻣَﺎ ﻛُﻨْﺘُﻢْ اِﻳَّﺎﻧَﺎ ﺗَﻌْﺒُﺪُونَ
Okunuşu:
Ve yevme nahşüruhüm cemıan sümme nekulü lillezıne eşraku mekaneküm entüm ve şürakaüküm fe zeyyelna beynehüm ve kale şürakaühüm ma küntüm iyyana ta’büdun
Anlamı:
Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da Allah’a ortak koşanlara, “Siz de, ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz.”
15-) Yunus Suresi 29. ayet:
Arapça:
ﻓَﻜَﻔٰﻰ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﺷَﻬٖﻴﺪًا ﺑَﻴْﻨَﻨَﺎ وَﺑَﻴْﻨَﻜُﻢْ اِنْ ﻛُﻨَّﺎ ﻋَﻦْ ﻋِﺒَﺎدَﺗِﻜُﻢْ ﻟَﻐَﺎﻓِﻠٖﻴﻦَ
Okunuşu:
Fe kefa billahi şehıdem beynena ve beyneküm in künna an ıbadetiküm leğafilın
Anlamı:
“Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter.”
16-) Yunus Suresi 104. ayet:
Arapça:
ﻗُﻞْ ﻳَٓﺎ اَﻳُّﻬَﺎ اﻟﻨَّﺎسُ اِنْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﻓٖﻰ ﺷَﻚٍّ ﻣِﻦْ دٖﻳﻨٖﻰ ﻓَﻠَٓﺎ اَﻋْﺒُﺪُ اﻟَّﺬٖﻳﻦَ ﺗَﻌْﺒُﺪُونَ ﻣِﻦْ دُونِ اﻟﻠّٰﻪِ وَﻟٰﻜِﻦْ اَﻋْﺒُﺪُ اﻟﻠّٰﻪَ اﻟَّﺬٖى ﻳَﺘَﻮَﻓّٰﻴﻜُﻢْ وَاُﻣِﺮْتُ اَنْ اَﻛُﻮنَ ﻣِﻦَ اﻟْﻤُﻮْٔﻣِﻨٖﻴﻦَ
Okunuşu:
Kul ya eyyühen nasü in küntüm fı şekkim min dını fe la a’büdüllezıne ta’büdune min dunillahi ve lakin a’büdüllahellezı yeteveffaküm ve ümirtü en ekune minel mü’minun
Anlamı:
De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.”

17-) Hud Suresi 2. ayet:
Arapça:
اَﻟَّﺎ ﺗَﻌْﺒُﺪُٓوا اِﻟَّﺎ اﻟﻠّٰﻪَ اِﻧَّﻨٖﻰ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻨْﻪُ ﻧَﺬٖﻳﺮٌ وَﺑَﺸٖﻴﺮٌ
Okunuşu:
Ella ta’büdu illellah innenı leküm minhü nezıruv ve beşır
Anlamı:
Allah’tan başkasına kulluk yapmayın. Ben, O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim.
18-) Hud Suresi 50. ayet:
Arapça:
وَاِﻟٰﻰ ﻋَﺎدٍ اَﺧَﺎﻫُﻢْ ﻫُﻮدًا ﻗَﺎلَ ﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ اﻋْﺒُﺪُوا اﻟﻠّٰﻪَ ﻣَﺎ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ اِﻟٰﻪٍ ﻏَﻴْﺮُهُ اِنْ اَﻧْﺘُﻢْ اِﻟَّﺎ ﻣُﻔْﺘَﺮُونَ
Okunuşu:
Ve ila adin ehahüm huda kale ya kavmı’büdüllahe ma leküm min ilahin ğayruh in entüm illa müfterun
Anlamı:
Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz.”
19-) Hud Suresi 61. ayet:
Arapça:
وَاِﻟٰﻰ ﺛَﻤُﻮدَ اَﺧَﺎﻫُﻢْ ﺻَﺎﻟِﺤًﺎ ﻗَﺎلَ ﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ اﻋْﺒُﺪُوا اﻟﻠّٰﻪَ ﻣَﺎ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ اِﻟٰﻪٍ ﻏَﻴْﺮُهُ ﻫُﻮَ اَﻧْﺸَﺎَﻛُﻢْ ﻣِﻦَ اﻟْﺎَرْضِ وَاﺳْﺘَﻌْﻤَﺮَﻛُﻢْ ﻓٖﻴﻬَﺎ ﻓَﺎﺳْﺘَﻐْﻔِﺮُوهُ ﺛُﻢَّ ﺗُﻮﺑُٓﻮا اِﻟَﻴْﻪِ اِنَّ رَﺑّٖﻰ ﻗَﺮٖﻳﺐٌ ﻣُﺡٖﻴﺐٌ
Okunuşu:
Ve ila semude ehahüm saliha kale ya kavmı’büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh hüve enşeeküm minel erdı vesta’meraküm fıha festağfiruhü sümme tubu ileyh inne rabbı karıbüm mücıb
Anlamı:
Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı.Öyle ise ondan bağışlanma dileyin; sonra da ona tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir.
20-) Hud Suresi 84. ayet:
Arapça:
وَاِﻟٰﻰ ﻣَﺪْﻳَﻦَ اَﺧَﺎﻫُﻢْ ﺷُﻌَﻴْﺒًﺎ ﻗَﺎلَ ﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ اﻋْﺒُﺪُوا اﻟﻠّٰﻪَ ﻣَﺎ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ اِﻟٰﻪٍ ﻏَﻴْﺮُهُ وَﻟَﺎ ﺗَﻨْﻘُﺼُﻮا اﻟْﻤِﻜْﻴَﺎلَ وَاﻟْﻤٖﻴﺰَانَ اِﻧّٖٓﻰ اَرٰﻳﻜُﻢْ ﺑِﺨَﻴْﺮٍ وَاِﻧّٖٓﻰ اَﺧَﺎفُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻋَﺬَابَ ﻳَﻮْمٍ ﻣُﺤٖﻴﻂٍ
Okunuşu:
Ve ila medyene ehahüm şüayba kale ya kavmı’büdüllahe maleküm min ilahin ğayruhv ve la tenkusul mikyale vel mızane innı eraküm bi hayriv ve innı ehafü aleyküm azabe yevmim mühıyt
Anlamı:
Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.”

21-) Ra’d Suresi 14. ayet:
Arapça:
ﻟَﻪُ دَﻋْﻮَةُ اﻟْﺤَﻖِّ وَاﻟَّﺬٖﻳﻦَ ﻳَﺪْﻋُﻮنَ ﻣِﻦْ دُوﻧِﻪٖ ﻟَﺎ ﻳَﺴْﺘَﺡٖﻴﺒُﻮنَ ﻟَﻬُﻢْ ﺑِﺸَﻰْءٍ اِﻟَّﺎ ﻛَﺒَﺎﺳِﻂِ ﻛَﻔَّﻴْﻪِ اِﻟَﻰ اﻟْﻤَٓﺎءِ ﻟِﻴَﺒْﻠُﻎَ ﻓَﺎهُ وَﻣَﺎ ﻫُﻮَ ﺑِﺒَﺎﻟِﻐِﻪٖ وَﻣَﺎ دُﻋَٓﺎءُ اﻟْﻜَﺎﻓِﺮٖﻳﻦَ اِﻟَّﺎ ﻓٖﻰ ﺿَﻠَﺎلٍ
Okunuşu:
Lehu da’vetül hakk vellezıne yed’une min dunihı la yestecıbune lehüm bi şey’in illa ke basitı keffeyhi ilel mai li yeblüğa fahü ve ma hüve bi baliğıh ve ma düaül kafirıne illa fı dalal
Anlamı:
Gerçek dua ancak O’nadır. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı halde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar.

22-) Hicr Suresi 99. ayet:
Arapça:
وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
Okunuşu:
Ve’büd rabbeke hatta ye’tiyekel yekıyn
Anlamı:
Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

23-) Kehf Suresi 110. ayet:
Arapça:
قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَمَنْ كَانَ يَرْجُو لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا
Okunuşu:
Kul innema ene beşerum mislüküm yuha ileyye ennema ilahüküm ilahüv vahıd fe men kane yercu likae rabbihı felya’mel amelen salihav ve la yüşrik bi ıbadeti rabbihı ehada
Anlamı:
De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (Ne var ki) bana, Sizin ilah’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”

24-) Meryem Suresi 65. ayet:
Arapça:
رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِهِ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا
Okunuşu:
Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehüma fa’büdhü vastabir li ıbadetih hel ta’lemü lehu semiyya
Anlamı:
(Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Hiç, O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun?

25-) Taha Suresi 14. ayet:
Arapça:
إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي
Okunuşu:
İnnenı enallahü la ilahe illa ene fa’büdnı ve ekımıs salate li zikrı
Anlamı:
“Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.”

26-) Enbiya Suresi 19. ayet:
Arapça:
وَلَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَنْ عِندَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ
Okunuşu:
Ve lehu men fis semavati vel ard ve men ındehu la yestekbirune an ıbadetihı ve la yestahsirun
Anlamı:
Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. O’nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar.
27-) Enbiya Suresi 25. ayet:
Arapça:
وَمَا أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ
Okunuşu:
Ve ma erselna min kablike mir rasulin illa nuhıy ileyhi ennehu la ilahe illa ene fa’düdun
Anlamı:
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir.
28-) Enbiya Suresi 73. ayet:
Arapça:
وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَإِقَامَ الصَّلَاةِ وَإِيتَاء الزَّكَاةِ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ
Okunuşu:
Ve cealna hüm eimmetey yehdune bi emrina ve evhayna ileyhim fı’lel hayrati ve ikames salati ve ıtaez zekah ve kanu lena abidın
Anlamı:
Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.
29-) Enbiya Suresi 84. ayet:
Arapça:
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِن ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ
Okunuşu:
Festecebna lehu fe keşefna ma bihı min durriv ve ateynahü ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem min ındina ve zikra lil abidın
Anlamı:
Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.
30-) Enbiya Suresi 92. ayet:
Arapça:
إِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ
Okunuşu:
İnne hazihı ümmetüküm ümmetev vahıdetev ve ene rabbüküm fa’büdun
Anlamı:
Şüphesiz bu (İslâm), tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin.

31-) Hac Suresi 11. ayet:
Arapça:
وَمِنَ النَّاسِ مَن يَعْبُدُ اللَّهَ عَلَى حَرْفٍ فَإِنْ أَصَابَهُ خَيْرٌ اطْمَأَنَّ بِهِ وَإِنْ أَصَابَتْهُ فِتْنَةٌ انقَلَبَ عَلَى وَجْهِهِ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةَ ذَلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ
Okunuşu:
Ve minen nasi mey ya’büdüllahe ala harf fe in esabehu hayrunıtmeenne bih ve in esabethü fitnetüninkalebe ala vechihı hasirad dünya vel ahırah zalike hüvel husranül mübın
Anlamı:
İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse gerisin geri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.
32-) Hac Suresi 67. ayet:
Arapça:
لِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَازِعُنَّكَ فِي الْأَمْرِ وَادْعُ إِلَى رَبِّكَ إِنَّكَ لَعَلَى هُدًى مُّسْتَقِيمٍ
Okunuşu:
Li külli ümmetin cealna menseken hüm nasikuhü fe la yünaziunneke fil emri ved’u ila rabbik inneke le ala hüdem mustekıym
Anlamı:
Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.
33-) Hac Suresi 77. ayet:
Arapça:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Okunuşu:
Ya eyyühellezıne amenürkeu vescüdu va’büdu rabbeküm vef’alül hayra lealleküm tüflihu
Anlamı:
Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.

34-) Mü’minun Suresi 32. ayet:
Arapça:
فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ
Okunuşu:
Fe erselna fıhim rasulem minhüm enı’büdüllahe ma leküm min ilahin ğayruh e fe la tettekun
Anlamı:
Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.

35-) Nur Suresi 55. ayet:
Arapça:
وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
Okunuşu:
Veadellahüllezıne amenu minküm ve amilus salihüti le yestahlifennehüm fil erdı kemestahlefellezıne min kablihim ve le yümükkinenne lehüm dinehümül lezirteda lehüm ve le yübeddilennehüm mim ba’di havfihim emna ya’büdunenı la yüşrikune ve şey’a ve men kefera ba’de zalike fe ülaike hümül fasikun
Anlamı:
Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

36-) Furkan Suresi 55. ayet:
Arapça:
وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْ وَكَانَ الْكَافِرُ عَلَى رَبِّهِ ظَهِيرًا
Okunuşu:
Ve ya’büdune min dunillahi ma la yenfeuhüm ve la yedurruhüm ve kanel kafiru ala rabbihi zahıra
Anlamı:
Onlar, Allah’ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kâfir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.

37-) Neml Suresi 91. ayet:
Arapça:
إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Okunuşu:
İnnema ümirtü en a’büde rabbe hazihil beldetillezı harrameha ve lehu küllü şey’iv ve ümirtü en ekune minel müslimın
Anlamı:
Ben, sadece bu beldeye saygınlık veren Rabb’e kul olmakla emrolundum! Her şey O’nundur. Ve ben teslim olanlardan olmakla emrolundum!

38-) Ankebut Suresi 45. ayet:
Arapça:
اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
Okunuşu:
Ütlü ma uhıye ileyke minel kitabi ve ekımıs salah innes salate tenha anil fahşai vel münker ve lezikrullahi ekber vallahü ya’lemü ma tasneun
Anlamı:
(Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.
39-) Ankebut Suresi 56. ayet:
Arapça:
يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ أَرْضِي وَاسِعَةٌ فَإِيَّايَ فَاعْبُدُونِ
Okunuşu:
Ya ıbadiyellezıne amenu inne erdıy vasiatün fe iyyaye fa’büdun
Anlamı:
Ey iman eden kullarım! Şüphesiz, benim arzım geniştir. O halde (nerede güven içinde olacaksanız orada) yalnız bana kulluk edin.

40-) Zümer Suresi 2. ayet:
Arapça:
إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ الدِّينَ
Okunuşu:
İnna enzelna ileykel kitabe bil hakkı fa’büdillahe muhlisal lehüd dın
Anlamı:
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et.
41-) Zümer Suresi 3. ayet:
Arapça:
أَلَا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى إِنَّ اللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِي مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ
Okunuşu:
Ela lillahid dınül halıs Vellezınettehazu min dunihı evliya’ ma na’büdühüm illa li yükarribuna ilellahi zülfa innellahe yahkümü beynehüm fı ma hüm fıhi yahtelifun innellahe la yehdı men hüve kazıbün keffar
Anlamı:
İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. Onu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
32-) Zümer Suresi 9. ayet:
Arapça:
أَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ آنَاء اللَّيْلِ سَاجِدًا وَقَائِمًا يَحْذَرُ الْآخِرَةَ وَيَرْجُو رَحْمَةَ رَبِّهِ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ
Okunuşu:
Emmen hüve kanitün anael leyli sacidev ve kaimey yahzerul ahırate ve yercu rahmete rabbih kul hel yestevillezıne ya’lemune vellezıne la ya’lemun innema yetezekkeru ülül elbab
Anlamı:
(Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde halinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.
43-) Zümer Suresi 11. ayet:
Arapça:
قُلْ إِنِّي أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ اللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ الدِّينَ
Okunuşu:
Kul innı ümirtü en a’büdellahe muhlisal lehüd dın
Anlamı:
De ki: “Şüphesiz bana, dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi.”
44-) Zümer Suresi 14. ayet:
Arapça:
قُلِ اللَّهَ أَعْبُدُ مُخْلِصًا لَّهُ دِينِي
Okunuşu:
Kulillahe a’büdü muhlisal lehu dını
Anlamı:
De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum.”
45-) Zümer Suresi 15. ayet:
Arapça:
فَاعْبُدُوا مَا شِئْتُم مِّن دُونِهِ قُلْ إِنَّ الْخَاسِرِينَ الَّذِينَ خَسِرُوا أَنفُسَهُمْ وَأَهْلِيهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَلَا ذَلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ
Okunuşu:
F’büdu ma şi’tüm min dunih kul innel hasirınellezıne hasiru enfüsehüm ve ehlihim yevmel kıyameh e la zalike hüvel husranül mübın
Anlamı:
“Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu apaçık hüsranın ta kendisidir.”

46-) Mü’min Suresi 60. ayet:
Arapça:
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ
Okunuşu:
Ve kale rabbükümüd’unı estecib leküm innellezıne yestekbirune an ıbatetı seyedhulune cehenneme dahırın
Anlamı:
Halbuki Rabbiniz: “Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir.” buyurdu.

47-) Fussilet Suresi 37. ayet:
Arapça:
وَمِنْ آيَاتِهِ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ لَا تَسْجُدُوا لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَاسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي خَلَقَهُنَّ إِنْ كُنْتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
Okunuşu:
Ve min ayatihil leylü ven neharu veş şemsü vel kamer la tescüdu liş şemsi ve la lil kameri vescüdu lillahillezı halekahünne in küntüm iyyahü ta’büdun
Anlamı:
Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.

48-) Zuhruf Suresi 20. ayet:
Arapça:
وَقَالُوا لَوْ شَاء الرَّحْمَنُ مَا عَبَدْنَاهُم مَّا لَهُم بِذَلِكَ مِنْ عِلْمٍ إِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ
Okunuşu:
Ve kalu lev şaer rahmanü ma abednahüm ma lehüm bi zalike min ılmin in hüm illa yahrusun
Anlamı:
“Eğer Rahmân dileseydi biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.

49-) Ahkaf Suresi 6. ayet:
Arapça:
وَإِذَا حُشِرَ النَّاسُ كَانُوا لَهُمْ أَعْدَاء وَكَانُوا بِعِبَادَتِهِمْ كَافِرِينَ
Okunuşu:
Ve iza huşiren nasü kanu lehüm a’daev ve kanu bi ıbadetihim kafirın
Anlamı:
İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibâdetlerini de inkâr ederler.

50-) Zariyat Suresi 56. ayet:
Arapça:
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Okunuşu:
Ve ma halaktul cinne vel inse illa li ya’budun
Anlamı:
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

51-) Tahrim Suresi 5. ayet:
Arapça:
عَسَى رَبُّهُ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُ أَزْوَاجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُّؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَأَبْكَارًا
Okunuşu:
‘Asa rabbuhu in tallakakune en yubdilehu ezvacen hayren minkunne muslimatin mu’munatin kanitatin taibatin ‘abidatin saihatin seyyibatin ve ebkaren.
Anlamı:
Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.

52-) Cin Suresi 19. ayet:
Arapça:
وَأَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا
Okunuşu:
Ve ennehu lemmâ kâme abdullâhi yedûhu kâdû yekûnûne aleyhi libedâ(libeden).
Anlamı:
Ve muhakkak ki O; Allah’ın Kulu (Hz. Muhammed S.A.V), O’na (Allah’a) dua etmeye (Kur’ân okumaya) kalktığı zaman, (O’nun etrafında) neredeyse üstüste birikip toplanıyorlardı.

53-) Müzzemmil Suresi 6. ayet:
Arapça:
إِنَّ نَاشِئَةَ اللَّيْلِ هِيَ أَشَدُّ وَطْءًا وَأَقْوَمُ قِيلً
Okunuşu:
İnne naşietelleyli hiye eşeddu vat’en ve akvemu kıylen.
Anlamı:
Şüphesiz gece ibadetinin etkisi daha fazla, (bu ibadetteki) sözler (Kur’an ve dua okuyuşlar) ise daha düzgün ve açıktır.

54-) İnşirah Suresi 7. ayet:
Arapça:
فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ
Okunuşu:
Feiza ferağte fensab
Anlamı:
Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.

İbadet ile ilgili hadisler:
1-) İbni Ömer radıyallahu anhüma’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“İslam beş temel üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şahitlik et­mek, Namazı dosdoğru kılmak, zekatı hakkıyla vermek, Allah’ın evi Kabe’yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.” (Buhârî, Îmân l, 2, Müslim, Îmân 19-22)
2-) Ebu Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ‘i şöyle buyururken işittiğini söyledi:
-“Ne dersiniz Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?” Sahabiler:
-O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz, dediler. Rasûl-i Ekrem:
-“Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla bütün günahları silip yok eder” buyurdular.” (Buhârî, Mevâkît 6; Müslim, Mesâcid 283.)
3-) Ebû Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlallah (s.a.v) şöyle buyurdu: Allah Teala şöyle buyurur:
“Oruç sırf benim içindir, onun mükafatını (dilediğim gibi) ben vereceğim. Kulum arzularını, yemesini ve içmesini benim için terk etti. Oruç bir kalkandır, perdedir. Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, iftar ettiği vakitteki sevincidir, diğeri de Rabb’ine kavuştuğu vakitteki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah katında
misk kokusundan daha hoştur.”
4-) Allah-ü tealayı, görür gibi ibadet et! Sen O’nu görmüyorsan da, O seni görüyor.” (Hadîs-i şerîf-Buhârî ve Müslim)
5-) Alimin uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır. (Hadîs-i şerîf-Berîka)

İbadet ile ilgili kelimeler:
İbâdet-i Bedeniyye: Beden ile yapılan ibadetler.
İbâdet-i Mâliyye: Zekat, sadaka-i fıtr gibi mal ile yapılan ibadetler.
İbâdethâne: İbadet yapmak için toplanılan yer.
İbâdette Bid’at: Peygamber efendimiz ve Eshabı zamanında bulunmayıp da dine sonradan katılan reformlar, değişiklikler.
İbadetgâh: Kanunlarla tanınmış bir dine, bir mezhebe ait ibadetlerin icrasına tahsis olunan yerler. Mabet, ibadethane.
İbadetkâr: İbadet yapan. İbadete düşkün.
Elvan-ı ibadet:
1-) İbadet renkleri.
2-) Mecazi; İbadet çeşitleri.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir