Hizb

Posted by

Hizb:
1-) Parça, kısım.
2-) Cemaat, taife, siyasi parti.
3-) Bir kimsenin görüşüne ve emrine uyan özel adamlar.
4-) Terim olarak Kur’an cüzlerinin dörtte biri için ve tarikat mensupları tarafından belli zamanlarda okunmak üzere düzenlenmiş dualar.
5-) Kuran’ın bölümlere ayrılması demektir. Sahabe döneminden beri Kuran-ı Kerim’i düzenli ve devamlı okuyan Müslümanlar, günlük okunacak bölümleri, surelerin uzunluklarını göz önüne alarak ayırmışlar, bu ayırmaya “tahzîb” (bölümlere ayırmak), her bölüme de “hizb” denir. Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa.”

Hizb ile ilgili ayetler
1-) Maide suresi 56. ayet:
Arapça:
وَمَن يَتَوَلَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَإِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ
Okunuşu:
Ve mey yetevellellahe ve rasulehu vellezıne amenu fe inne hızbellahi hümül ğalibun
Anamı:
Kim Allah’ı, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır.

2-) Kehf suresi 12. ayet:
Arapça:
ثُمَّ بَعَثْنَاهُمْ لِنَعْلَمَ أَيُّ الْحِزْبَيْنِ أَحْصَى لِمَا لَبِثُوا أَمَدًا
Okunuşu:
Sümme beasnahüm li na’leme eyyül hızbeyni ahsa lima lebisu emeda
Anlamı:
Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.

3-) Müminun suresi 53. ayet:
Arapça:
فَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ
Okunuşu:
Fetekkatau emrahüm beynehüm zübüra küllü hızbim bima ledeyhim ferihun
Anlamı:
(İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.

4-) Rum suresi 32. ayet:
Arapça:
مِنَ الَّذِينَ فَرَّقُوا دِينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ
Okunuşu:
Minellezıne ferraku dınehüm ve kanu şiyea küllü hızbim bima ledeyhim ferihun
Anlamı:
Dinlerini parçalara bölen, gruplara ayrılan ve her grubun kendi yanındakiyle böbürlendiği kimselerden olmayın.

5-) Fatır suresi 6. ayet:
Arapça:
إِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّا إِنَّمَا يَدْعُو حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ أَصْحَابِ السَّعِيرِ
Okunuşu:
İnneş şeytane leküm adüvvün fettehızuhü adüvva innema yed’u hızbehu li yekunu min ashabis seıyr
Anlamı:
Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.

6-) Mücadele suresi 19. ayet:
Arapça:
اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَأَنسَاهُمْ ذِكْرَ اللَّهِ أُوْلَئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Okunuşu:
İstahvese ‘aleyhimuşşeytanu feensahum zikrallahi ulaike hızbuşşeytani ela inne hızbeşşeytani humulhasirune.
Anlamı:
Şeytan onları hakimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

7-) Mücadele suresi 22. ayet:
Arapça:
لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُوْلَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Okunuşu:
La tecidu kavmen yu’minune billahi velyevmil’ahıri yuvaddune men haddallahe ve resulehu ve lev kanu abaehum ev ebnaehum ev ıhvanehum ev ‘aşiyretehum ulaike ketebe fiy kulubihimul’iymane ve eyyedehum biruhın minhu ve yudhıluhum cennatin tecriy min tahtihel’enharu halidiyne fiyha radıyallahu ‘anhum ve radu ‘anhu ulaike hızbullahi ela inne hızballahi humulmuflihune.
Anlamı:
Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

😎 Hud suresi 17. ayet:
Arapça:
اَﻓَﻤَﻦْ ﻛَﺎنَ ﻋَﻠٰﻰ ﺑَﻴِّﻨَﺔٍ ﻣِﻦْ رَﺑِّﻪٖ وَﻳَﺘْﻠُﻮهُ ﺷَﺎﻫِﺪٌ ﻣِﻨْﻪُ وَﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻠِﻪٖ ﻛِﺘَﺎبُ ﻣُﻮﺳٰٓﻰ اِﻣَﺎﻣًﺎ وَرَﺣْﻤَﺔً اُوﻟٰٓﺌِﻚَ ﻳُﻮْٔﻣِﻨُﻮنَ ﺑِﻪٖ وَﻣَﻦْ ﻳَﻜْﻔُﺮْ ﺑِﻪٖ ﻣِﻦَ اﻟْﺎَﺣْﺰَابِ ﻓَﺎﻟﻨَّﺎرُ ﻣَﻮْﻋِﺪُهُ ﻓَﻠَﺎ ﺗَﻚُ ﻓٖﻰ ﻣِﺮْﻳَﺔٍ ﻣِﻨْﻪُ اِﻧَّﻪُ اﻟْﺤَﻖُّ ﻣِﻦْ رَﺑِّﻚَ وَﻟٰﻜِﻦَّ اَﻛْﺜَﺮَ اﻟﻨَّﺎسِ ﻟَﺎ ﻳُﻮْٔﻣِﻨُﻮنَ
Okunuşu:
E fe men kane ala beyyinetim mir rabbihı ve yetluhü şahidüm minhü ve min kablihı kitabü musa imamev ve rahmeh ülaike yü’minune bih ve mey yekfür bihı minel ahzabi fen naru mev’ıdüh fe la tekü fı miryetim minhü innehül hakku mir rabbike ve lakinne ekseran nasi la yü’minun
Anlamı:
Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Musa’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. İşte bunlar ona (Kuran’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkar ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.

9-) Rad suresi 36. ayet:
Arapça:
وَاﻟَّﺬٖﻳﻦَ اٰﺗَﻴْﻨَﺎﻫُﻢُ اﻟْﻜِﺘَﺎبَ ﻳَﻔْﺮَﺣُﻮنَ ﺑِﻤَٓﺎ اُﻧْﺰِلَ اِﻟَﻴْﻚَ وَﻣِﻦَ اﻟْﺎَﺣْﺰَابِ ﻣَﻦْ ﻳُﻨْﻜِﺮُ ﺑَﻌْﻀَﻪُ ﻗُﻞْ اِﻧَّﻤَٓﺎ اُﻣِﺮْتُ اَنْ اَﻋْﺒُﺪَ اﻟﻠّٰﻪَ وَﻟَٓﺎ اُﺷْﺮِكَ ﺑِﻪٖ اِﻟَﻴْﻪِ اَدْﻋُﻮا وَاِﻟَﻴْﻪِ ﻣَﺎٰبِ
Okunuşu:
Vellezıne ateynahümül kitabe yefrahune bima ünzile ileyke ve minel ahzabi mey yünkiru ba’dah kul innema ümirtü en a’büdellahe ve la üşrike bih ileyhi ed’u ve ileyhi meab
Anlamı:
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O’nadır.”

10-) Meryem suresi 37. ayet:
Arapça:
فَاخْتَلَفَ الْأَحْزَابُ مِن بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا مِن مَّشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Okunuşu:
Fahtelefel ahzabü mim beynihim fe veylül lillezıne keferu mim meşhedi yevmin azıym
Anlamı:
(Fakat Hristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!

11-) Ahzab suresi 20. ayet:
Arapça:
يَحْسَبُونَ الْأَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُوا وَإِن يَأْتِ الْأَحْزَابُ يَوَدُّوا لَوْ أَنَّهُم بَادُونَ فِي الْأَعْرَابِ يَسْأَلُونَ عَنْ أَنبَائِكُمْ وَلَوْ كَانُوا فِيكُم مَّا قَاتَلُوا إِلَّا قَلِيلًا
Okunuşu:
Yahsebunel ahzabe lem yezhebu ve iy ye’til ahzabü yeveddu lev ennehüm badune fil a’rabi yes’elune an embaiküm ve lev kanu fıküm ma katelu illa kalıla
Anlamı:
Bunlar, düşman birliklerinin bozulup gitmedikleri evhamı içindedirler. Müttefikler ordusu yine gelecek olsa, isterler ki, çölde göçebe Araplar içinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi (uzaktan) sorsunlar. Zaten içinizde bulunsalardı dahi pek savaşacak değillerdi.
12-) Ahzab suresi 22. ayet:
Arapça:
وَلَمَّا رَأَى الْمُؤْمِنُونَ الْأَحْزَابَ قَالُوا هَذَا مَا وَعَدَنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّا إِيمَانًا وَتَسْلِيمًا
Okunuşu:
Ve lemma rael mü’minunel ahzabe kalu haza ma veadenellahü ve rasulühu ve sadekallahü ve rasulühu ve ma zadehüm illa ımanev ve teslıma
Anlamı:
Müminler ise, düşman birliklerini gördüklerinde: İşte Allah ve Resûlü’nün bize vâdettiği! Allah ve Resûlü doğru söylemiştir, dediler. Bu (orduların gelişi), onların ancak imanlarını ve Allah’a bağlılıklarını arttırdı.

13-) Sad suresi 11. ayet:
Arapça:
جُندٌ مَّا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِّنَ الْأَحْزَابِ
Okunuşu:
Cündüm ma hünalike menzumüm minel ahzab
Anlamı:
Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur.
14-) Sad suresi 13. ayet:
Arapça:
وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَابُ الأَيْكَةِ أُوْلَئِكَ الْأَحْزَابُ
Okunuşu:
Ve semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab
Anlamı:
Ve Semud, Lut’un toplumu ve Eyke halkı; işte onlar da işbirlikçi gruplardır.

15-) Mümin suresi 5. ayet:
Arapça:
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْأَحْزَابُ مِن بَعْدِهِمْ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ
Okunuşu:
Kezzebet kablehüm kavmü nuhıv vel ahzabü mim ba’dihim ve hemmet küllü ümmetim bi rasulihim li ye’huzuhü ve cadelu bil batılı li yüdhüdu bihil hakka fe ehaztühüm fe keyfe kane ıkab
Anlamı:
Onlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli topluluklar yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamak kastında bulundu. Hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler. Ben de onları tuttum, alıverdim. (Bak o zaman) azabım nasıl oldu?
16-) Mümin suresi 30. ayet:
Arapça:
وَقَالَ الَّذِي آمَنَ يَا قَوْمِ إِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُم مِّثْلَ يَوْمِ الْأَحْزَابِ
Okunuşu:
Ve kalellezı amene ya kavmi innı ehafü aleyküm misle yevmil ahzab
Anlamı:
O iman etmiş olan kimse de: “Ey kavmim! Doğrusu ben sizin hakkınızda Ahzab (önceki çeşitli toplumlar)ın günleri gibi bir günden korkuyorum.”

17-) Zuhruf suresi 65. ayet:
Arapça:
فَاخْتَلَفَ الْأَحْزَابُ مِن بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ أَلِيمٍ
Okunuşu:
Fahtelefel ahzabü mim beynihim fe veylül lillezıne zalemu min azabi yevmin elım
Anlamı:
Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!

Hizb ile ilgili hadisler:
1-) Hz. Ali şöyle buyurmuş:“(Biz Ehl-i Beyti) necpleriz bize karşı ifrat eden ( haddi aşan)enbiyaya karşı ifrat etmiş gibidir, bizim (Ehl-i Beytin) hizbi, Hizbullahdır. Bize karşı gelen düşmanımızın hizbidir ve düşmanımızın hizbi ise hizbi şeytandır.”(ibn-i Asakir tarih-i demişk kitabı, tercümeyi ali İmran Ali ibni ebi Talib(a.s) c.3, s.144 hadis numarası:118, birinci baskı)

Hizb ile ilgili kelimeler:
Hizb-üş Şeytân: Şeytanın aldatmalarına kapılan topluluk. Şeytanın taraftarı, şeytana uyanlar.
Hizip gülü: Yazma Kuranlarda hiziplerin başına konan tezhip motifi.
Hizipleşmek: Hiziplere ayrılmak, klikleşmek.
Hizipçi: Bir hizip kuran veya bir hizibe giren kimse.
Hizipçilik: Hizip kurma, bütünden ayrılıp yeni bir grup oluşturma işi.
Hizbü’l-Kur’ân: Kuran’ın bir kısmı, Kuran’ın altmışta biri, Kuran’ın bir parçası, Kuran’dan bir bölüm demektir.
Hizbullah: Allah için din uğrunda ciddi gayret sahibi olan ve din düşmanlarıyla asla hakiki dost olmayan mücahit cemaat.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir