Hitab

Posted by

Hitâb:
1-) Söz söyleme. Topluluğa veya birisine karşı konuşma.
2-) din. ve tasavvuf; İnsanın ancak gönlünde duyduğu ve hissettiği sesleniş, gönüldeki konuşma.

Hitab ile ilgili ayetler:
1-) Sad suresi 20. ayet:
Arapça:
وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَآتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ
Okunuşu:
Ve şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hıtab
Anlamı:
Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.

2-) Araf suresi 85. ayet:
Arapça:
وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ قَدْ جَاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمٖيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِى الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ
Okunuşu:
Ve ila medyene ehahüm şüayba kale ya kavmı’büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh kad caetküm beyyinetüm mir rabbiküm fe evfül keyle vel mızane ve la tebhasün nase eşyaehüm ve la tüfsidu fil erdı ba’de ıslahıha zaliküm hayrul leküm in küntüm mü’minın
Anlamı:
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır.”

Hitâbe:
1-) Cemaate, topluluğa veya birisine karşı söz söylemek.
2-) Güzel ve faydalı söz konuşmakla halka dinletmek. Güzel söz söyleme san’atı.
Hitaben:
1-) Sözü birine yönelterek, hitap yoluyla.
2-) Birinin yüzüne söyleyerek, ona hitap ederek.
Hitabet: Etkili söz söyleme sanatı, söz sanatı.
Hitabet beratı: Eskiden vazifeli cami hatiplerine, hatipliğe tayin olduklarına dair verilen vesika.
Hitâb-ı izzel: Allah tarafından söylenen söz.
Hitap etmek:
1-) (Birine) Söz söylemek, söz yöneltmek.
2-) mecazi; (Bir şey birinin) Üzerinde etki meydana getirmek.
Hitâb-ı izzet: Arınmış insan gönlüne Allah’tan gelen ve ancak gönül yoluyla duyulan sesleniş, kulun gönlünde duyduğu Tanrı sözü.
Fasl-ı hitâb:
1-) İki söz arasını ayıran kelime veya isimlerden biri. Ön sözden sonra asıl maksada giriş.
2-) Fıkıh; Şahitlerin gösterdiği delil veya yeminlerinden sonra hakimin hükmetmesi.
3-) Hakkı batıldan ayırarak, nizaı ayırt edip kesmek ve halletmek.
4-) Kolay, açık ve anlaşılır söz söyleme.
Hitabî: Hitap edilmiş, konuşulmuş.
Hitabiyyat: Hitap olunarak söylenen sözler.
İknaiyyat-ı hitabiyye: Kelam ilmine ait bir ıstılahtır. Zanni olan akli delil demektir.
Kabil-i hitab: Sözden anlar. Kendisi ile konuşulabilir olan kimse.
Makam-ı hitabî: Zanni delil ile iktifa edilen makam.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir