Hayal

Posted by

Hayâl:
1-) Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, imge, hulya. İmge. Görüntü.
2-) Belli belirsiz görülen şey, gölge.
3-) Aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimlere verilen ad ve oyun.

Hayâl ile ilgili kelimeler:
Hayâl-i âşık-âne: Aşıkcasına hayal.
Hayâl-i beşer: İnsan hayali.
Hayâl-i hatâ: Yanlış hayali, yanlış bir şeyi tasarlama.
Hayâl-i sefid: Beyaz hayal.
Hayâl-i teslim: Teslim hayali, teslim olmayı düşünme.
Hayal ağacı:
1-) Karagöz perdesinin arkasında, üst sol köşesinde “Y” harfi biçiminde gereç.
2-) Gerginin üst sol köşesinde bulunan «Y» biçimindeki destek.
Hayal alemi: Hayallerle oluşturulmuş tasarılar bütünü.
Hayal baz: Hayal oyunu ustası.
Hayal bilim: Bilim kurgu.
Âlem-i hayal: Hayal alemi, dünyası.
Bilhayal: Hayal ederek.
Ehl-i hayal: Hayalciler, hayalperestler.
Fena hayal: Kötü hayal.
Gaye-i hayal:
1-) Hayalin amacı, hedefi.
2-) Hayalde tasavvur edilen ve ona varılması istenen gaye ve maksat. İdeal.
Hâb-ı hayâl: Hayal uykusu; hayal halindeyken görülen rüya.
Hâlet-i hayaliye: Hayali hal.
Hasse-i hayal: Hayal duygusu.
Havz-ı hayal: Hayal havuzu.
Hayal-âlûd:
1-) Hayalle karışık.
2-) Hayalle karışmış.
Hayal-i hâil: Korku ve dehşet veren hayal.
Hayal-i muhal: İmkansız hayal.
Hayal-i şan: Hayali olarak büyütülen şan ve şöhret.
Hayal-perest: Hayali şeylerle çok uğraşan. Çok hayal kuran. Dalgın. Olmayacak şeylerle avunan.
Hayal-perestlik:
1-) Kelamda hakikati rencide edecek şekilde lüzumsuz hayallere yer vermek.
2-) Sözde, hakikati rencide edecek şekilde lüzumsuz hayallere yer vermek.
Hayal-perver: Hayale düşkün.
Hayâlâlûd: Hayalle karışık.
Hayâlât: Hayaller, hülyalar.
Hayalât-ı âliyye: Yüksek ve ali hayaller.
Hayalât-ı muhîtiye: İçinde yaşanılan zaman, mekan ve çevreye ait hayaller.
Hayâlât-ı rakika: İnce, derin hayaller.
Hayâlen: Hayal aracılığıyla.
Hayâlî:
1-) Hayale ait. Hayale mensup ve müteallik.
2-) Hayal, yahut halk dili ile “Karagöz” oynatanlar.
3-) Hayale dayalı. Hayal ürünü olan.
Hayâliyyûn:
1-) Romantik şairler, hayali yazarlar.
2-) Hayal edilen şeyleri gerçek kabul edenler.
Hayâliyyun mezhebi:
1-) Aslı olmayan ve hayalde tasavvur edilen şeyleri, gerçek olduğunu vehm edenlerin mesleği.
2-) Hayalcilerin mezhebi; romantizim.
Hayâlperest:
1-) Hayalci olan; gerçekçi olmayan.
2-) Hayal peşinde koşan. Hayalci.
Hayalşiken: Hayali dağıtan, bozan.
Hazinetü’l-hayal: Hayal hazinesi.
Heyûla: Zihinde tasarlanan korkunç hayal.
Hükm-ü hayal: Hayalin hükmü.
İnkisâr-ı hayâl: Hayal kırıklığı.
Kalb-i hayal: Hayalin, gerçekte cari olan şeyleri tersine çevirmesi.
Kasr-ı hayal: Hayal sarayı.
Kuvve-i hayal: Hayal gücü.
Kuvve-i hayaliye: Hayal duyusu.
Manzara-i hayal: Hayal manzarası, insanın kafasında tasarlayıp canlandırdığı manzara.
Maraz-ı hayalî: Hayali hastalık.
Matbaa-i hayal: Hayal matbaası.
Medîne-i fâzıla-i hayaliye: Hayali fazilet şehri.
Münasebet-i hayaliye: Hayali münasebet, bağlantı.
Mütercim-i hayâlî: Hayali tercüman.
Nazar-ı hayal: Bir meseleye hayalen bakmak.
Pür-hayâl: Hayal ile dolu.
San’at-ı hayaliye: Hayal san’atı.
Seyahat-i hayaliye: Hayali yolculuk.
Seyahat-i hayaliye-i fikriye: Hayalde ve düşüncede yapılan yolculuk.
Seyahat-ı mâneviye-i hayâlî: Hayalen ve manen yapılan seyahat.
Suver-i hayaliye: Hayale ait biçimler, şekiller, hayali ifadeler.
Tabiat-ı hayal: Hayalin tabiatı, yapısı.
Tecessüm-i hayâl: Hayal görme.
Tedâi-yi hayalât: Hayallerin çağrışımı.
Tedâi-yi hayalî: Hayali çağrışım, hayale geliş.
Vakıa-i kalbiye-i hayaliye: Kalp ile bağlantılı hayali vak’a, olay.
Vehim ü hayal: Vehim ve hayal; olmayan bir şeyi varmış gibi gösterme ve hayal etme.
Vüs’at-i hayal: Hayalin genişliği.
Hayal-i fener:
1-) Sihirbaz feneri denilen ve resimli camları olan ve bu resimleri duvara aksettiren fenere benzer bir alet.
2-) mecazi; Son derece vücutça zayıf olan kimseler için kullanılır.
Bedia-i hayaliye: İdeal, ülkü, gaye, mefkure.
Gaye-i hayal: Hayalde tasavvur edilen ve ona varılması istenen gaye ve maksat. İdeal.
Perestar-ı hayâl: Şair, ozan.
Hayal edilmek: Düşünülmek, tasavvur edilmek.
Hayal etmek: Zihinde tasarlayıp canlandırmak, düşünmek.
Hayal gücü: Zihinde canlandırma yeteneği, imgelem, muhayyile.
Hayal kırıklığı: Umulduğu gibi çıkmayan bir şey karşısında duyulan üzüntü, düş kırıklığı, sükut-ı hayal.
Hayal kurmak: Zihinde canlandırmak, tasavvur etmek.
Hayal meyal: Belli belirsiz.
Hayal oyunu: Gölge oyunu, Karagöz.
Hayal perdesi: Gölge oyununda şekillerin aksettirildiği perde.
Hayâle dalmak: Etrafla ilgisini kesip kendini hayallerine kaptırmak.
Hayâle dönmek: Çok zayıflamak.
Hayâle kapılmak: Kendini bir şeyin olacağı ümidine kaptırmak, hayallerinin etkisi altında kalmak.
Hayâlinden geçmemek: Olacağını hiç düşünmemek.
Hayâl-i ham: Gerçekleşmesi mümkün olmayan hayal.
Hayâl-i zıl: Karagöz oyunu.
Hayal-nüvaz: Hayali okşayan.
Hayalhane: Hayal kurma gücü, kuruntu ve tasavvurların merkezi, muhayyile.
Hayâlî ihrâcat: Alınan fatura karşılığının vergi iadesini devletten tahsil etmek amacıyla, yalan beyanda bulunarak yurt dışına mal satıyormuş gibi gösterme.
Hayâlifenere dönmek: Çok zayıflamak.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir