Hadis

Posted by

Hadîs (hadîs-i şerif):
1-) Hazreti Muhammet’in, Müslümanlarca büyük değer verilen, genel kural niteliğindeki sözleri ve davranışları.
2-) Bu sözleri ve davranışları konu alan bilim.
3-) Hâdis: Yaratılmış. Yok iken var, var iken yok olabilir. Sonradan olan.

Hadis ile ilgili ayetler:
Yunus suresi 6. ayet:
Arapça:
إِنَّ فِي اخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّهُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَّقُونَ
Okunuşu:
İnne fıhtilafil leyli ven nehari ve ma halekallahü fis semavati vel erdı le ayatil li kavmiy yettekun
Anlamı:
Şüphesiz gece ve gündüzün art arda değişmesinde, Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır
Yunus suresi 101. ayet:
Arapça:
ﻗُﻞِ اﻧْﻈُﺮُوا ﻣَﺎذَا ﻓِﻰ اﻟﺴَّﻤٰﻮَاتِ وَاﻟْﺎَرْضِ وَﻣَﺎ ﺗُﻐْﻨِﻰ اﻟْﺎٰﻳَﺎتُ وَاﻟﻨُّﺬُرُ ﻋَﻦْ ﻗَﻮْمٍ ﻟَﺎ ﻳُﻮْٔﻣِﻨُﻮنَ
Okunuşu:
Kulinzuru maza fis semavati vel ard ve ma tuğnil ayatü ven nüzüru an kavmil la yü’minun
Anlamı:
De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza.” Fakat ayetler ve uyarılar inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.

Hadis ile ilgili hadisler:
1-) Uydurduğu bir süzü, hadis olarak söyleyen kimse, Cehennem’de azap görecektir. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)
2-) Müslüman, Müslümanın (din) kardeşidir. Müslüman, kardeşine zulmetmez ve onu düşman eline vermez (himaye eder, korur). Her kim Müslüman kardeşinin yardımında bulunur ve onun ihtiyacını temin ederse, Allah da ona yardım eder. Her kim, bir Müslümanın sıkıntılarından birini giderirse, cenab-ı Hak buna mukabil (karşılık), ondan kıyamet sıkıntılarından birini giderir. Her kim, bir Müslümanın ayıbını (kusurunu) örterse Allah-ü teala ahirette onun (kusur) ve kabahatlerini örter. (İmâm-ı Buhârî)
3-) Herhangi bir Müslümanın başına; yorgunluk, hastalık, düşünce, keder, acı, diken batmasına kadar, her ne gelirse, Allah-ü teala bunları; o Müslümanın hatalarına keffaret kılar. (İmâm-ı Müslim)
4-) Cibrîl hadisinde o zât-ı şerîf (Cebrâil aleyhisselâm) ellerini Resûl-i ekremin mübarek dizleri üzerine koydu ve Resûlullah’a; “Yâ Resûlallah! Bana İslamiyet’i, Müslümanlığı anlat” dedi. Resûl-i ekrem buyurdu ki: “İslam’ın şartları; kelime-i şehadet getirmek, vakti gelince namaz kılmak, malının zekatını vermek, Ramazan-ı şerif ayında her gün oruç tutmak ve gücü yetenin, ömründe bir kere hac etmesidir.”
İmanın şartlarını sorduğunda; “Allahü teâlâya inanmak, O’nun meleklerine inanmak, indirdiği kitaplarına inanmak, peygamberlerine inanmak, ahiret gününe inanmak, kadere, hayr ve şerrin Allah-ü tealadan olduğuna inanmaktır” buyurdu.
“İhsan nedir? diye sorduğunda da; “Allah-ü tealayı görür gibi ibâdet etmendir. Sen O’nu görmüyorsan da, O seni görür” buyurdu. (Hadîs-i şerîf-Müslim)
5-) Her ümmetin bir emini vardır. Ey ümmetim! Bizim eminimiz de Ebû Ubeyde bin Cerrâh’tır. Bu hadis, hadis-i hastır. (Sahîh-i Müslim)
6-) Yüce Allah, can boğaza gelmedikçe, (imanlı) kulunun tövbesini kabul eder. Bu hadisi Tirmizi rivayet etmiş ve; “Bu hadis, hadis-i hasendir” demiştir. (Hadîs-i şerîf-Riyâzü’s-Sâlihîn)
7-) Hak teala, hadis-i kudside buyurdu ki: Kulum bana, farz namazda olduğu kadar, hiçbir amel ile yakın olamaz. (Buhârî)
😎 Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan kal’ama girmiş olur.Kal’ama giren de azabımdan emin olur, kurtulur. (Seâdet-i Ebediyye)

Hadîs ile ilgili kelimeler:
Hadîs Âlimi: Hadîs-i şerîf sahasında mütehassıs kimse.
Hadîs-i Âhâd: Hep bir kimse tarafından rivayet edilen, bildirilen, müsned-i muttasıl (Resûlullah efendimize varıncaya kadar, rivayet edenlerden yani nakledenlerden hiçbiri noksan olmayan) hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Âmm: Herkes için söylenmiş hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i bi-l ma’na: Kelam itibarı ile değil de manaca doğru olan hadis.
Hadîs-i Cibrîl: Peygamber efendimiz Eshabı (arkadaşları) ile otururlarken, Cebrail aleyhisselâmın insan suretinde gelip; İslam’ı, imanı ve ihsanı sorduğunda Resûlullah efendimizin verdiği cevapları bildiren hadîs-i şerîf.
Hadîs-i Garîb: Yalnız bir kişinin bildirdiği sahih hadis. Yahut, aradaki ravilerden (nakledenlerden) birine, bir hadis aliminin muhalefet ettiği hadis.
Hadîs-i Hâs: Bir kimse için söylenmiş hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Hasen: Bildirenler (raviler) sadık (doğru) ve emin (güvenilir) olmakla beraber hafızası, anlayışı sahih hadisleri bildirenler kadar kuvvetli olmayan kimselerin bildirdiği hadîs-i şerîfler.
Hadîs İmâmı (hadîs müctehidi): Üç yüz binden çok hadis-i şerifi, ravileri (rivayet edenleri, nakledenleri) ile birlikte bilen büyük hadis alimi.
Hadîs-i Kavî: Resûlullah efendimizin, söyledikten sonra, peşinden bir ayet-i kerime okuduğu hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Kudsî: Manası, Allahü teala tarafından, kelimeleri ise, Resûl-i ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem tarafından olan hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Maktû’: Söyleyenleri (ravileri), Tâbiin-i kirama kadar bilinip, Tâbiin’den rivayet olunan hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Mensûh: Peygamber efendimiz tarafından ilk zamanda söylenip, sonra değiştirilen hadisler.
Hadîs-i Merdûd: Manası olmayan ve rivayet şartlarını taşımayan söz.
Hadîs-i Meşhûr: İlk zamanda bir kişi bildirmişken, ikinci asırda şöhret bulan, yani bir kimsenin Resûl-i Ekrem’den, o kimseden de, çok kimselerin ve bunlardan dahi, başka kimselerin işittiği hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Mevdû: Bir hadis imâmının şartlarına uymayan hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Mevkûf: Eshâb-ı kirama kadar ravileri (nakledenleri) hep bildirilip, sahabi olan ravinin, Resûl-i Ekrem’den işittim demeyip, böyle buyurmuş dediği hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Mevsûl: Sahabinin (Resûlullah efendimizin arkadaşları); “Resûlullah’tan işittim, böyle buyurdu” diyerek haber verdiği hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i mevzu’: Başkası tarafından söylendiği halde Peygamberimize (a.s.m.) isnat edilen hadis. Muan’an veya senetlerle tespit edilmemiş hadistir. Manası yanlış demek değildir.
Hadîs-i Mu’allak: Baştan bir veya birkaç ravisi(rivayet edeni, nakledeni) veya hiçbir ravisi belli olmayan hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Muddarib: Kitap yazanlara, çeşitli yollardan, birbirine uymayan şekilde bildirilen hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Muhkem: Te’vîle (yoruma, açıklamaya) muhtaç olmayan hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Munfasıl: Aradaki ravilerden (nakledenlerden), birden ziyadesi (fazlası) unutulmuş olan hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Müfterâ: Müseylemet-ül-Kezzâb’ın ve ondan sonra gelen münafıkların, zındıkların (kafirlerin), Müslüman görünen dinsizlerin uydurma sözleri.
Hadîs-i Mürsel: Sahabe-i kiramın ismi söylenmeyip, Tâbiin’den (Sahabeyi görenlerden) birinin, doğruca Resûl-i Ekrem buyurdu ki dediği hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Müsned-i Muttasıl: Peygamber efendimize kadar ravilerden (nakledenlerden) hiçbiri noksan olmayan hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Müsned-i Münkatı’: Sahabiden başka bir veya birkaç ravisi (nakledeni) bildirilmeyen hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Müstefîz (Müstefîd): Söyleyenleri üçten çok olan hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Müteşâbîh: Te’vîle (açıklamaya, yorumlamaya) muhtaç olan hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Mütevâtir: Bir çok Sahabinin Peygamber efendimizden ve başka bir çok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitaba yazılıncaya kadar, böyle pek çok kimsenin haber verdiği hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i Nâsih: Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin, son zamanlarında söyleyip, önceki hükümleri değiştiren hadîs-i şerîfleri.
Hadîs-i Nefs: Kalbe gelip de, yapmakla yapmamak arasında tereddüde sebep olan düşünce.
Hadîs-i Sahîh: Adil ve hadîs ilmini bilen kimselerden işitilen, müsned-i muttasıl (Resûl-i Ekreme kadar, rivayet edenlerin hepsi tam olup noksan bulunmayan), mütevatir ve meşhur hadisler.
Hadîs-i Şâz: Bir kimsenin, bir hadis aliminden işittim dediği hadîs-i şerîfler.
Hadîs-i şeyheyn: En muteber ve büyük hadis alimlerinden İmam-ı Buharî ve İmam-ı Müslim’den rivayet edilen hadis-i şerif.
Hadîs-i Zaîf: Sahih ve hasen olmayan hadîs-i şerîfler.
Fıkhü’l-hadis: Hadislerin anlaşılmasını ve onlardan hüküm çıkarılmasını konu edinen ilim dalı.
Ehâdîs:
1-) Hadisler.
2-) Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (a.s.m.) sözleri, hareketleri ve emirlerini bildiren hakikatler.
Ehâdîs-i kuds’yye: Lafzı Hz. Peygambere, meali Allah’a ait olan, yani, ilham tarikiyle söylenen hadisler.
Ehâdîs-i merfûa veya mürsele: Araya rivayetçi karışmadan, doğrudan doğruya Hz. Peygamberin ağzından duyulan hadisler.
Ehâdis-i mevzua: Hz. Peygamberimize isnaden uydurulan sözler.
Ehâdîs-i sahîha: Hz. Peygambere nispetinde kat’iyen şüphe olmayan hadisler.
Ehâdîs-i nebeviye: Hz. Peygamber tarafından söylenen sözler.
Hâdis-üs sinn: Yaşı taze. Genç delikanlı.
Ahadî hadis: Rivayet eden bir veya iki koldan olan veya mütevatir mertebesinde olmayan hadis demektir. İştihar haddine yetişmeyen hadistir. Şartları tamam olursa zann-ı galib ifade eder, muktezası ile amel vacib olur. (Muvazzah İlm-i Kelâm)
Ayb-ı hâdis: Hukuk; Satılan eşya müşteri elinde iken arız olan ayıp.
İlm-i hadis (İlm-i Rivayet-İlm-i Ahbâr-İlm-i Âsâr) Resulüllah’ın (A.S.M.) akvâli (sözleri), ef’ali ve hallerine dair ilimdir.
Nakl-i hadis: Hadis-i şeriflerin nakledilmesi.
Nass-ı hadis: Hadisin açık, gerçek ifadesi. Muhtemeli olmayan sağlam manaya delalet eden lafız. Delil manasına olan “Nass-ül fukaha” bundan alınmıştır.
Ravi-i hadis: Hadis rivayet eden.
Şeyh-ül hadis: İki yüz bin Hadis-i Şerifi, rivayet edenleriyle birlikte ezbere bilen büyük hadis alimi.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir