Ezan

Posted by

Ezân: İslamda, namaz vaktinin geldiğini bildirmek ve Müslümanları namaz kılmaya çağırmak için müezzinin yüksek sesle okuduğu kutsal sözler.

Ezan ile ilgili ayetler:
1-) Tevbe suresi 3. ayet:
Arapça:
وَأَذَانٌ مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الأَكْبَرِ أَنَّ اللّهَ بَرِيءٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّهِ وَبَشِّرِ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Okunuşu:
Ve ezanüm minallahi ve rasulihı ilen nasi yevmel haccil ekberi ennallahe berıüm minel müşrikıne ve rasulüh fe in tübtüm fe hüve hayrul leküm ve in tevelleytüm fa’lemu enneküm ğayru mu’cizillah ve beşşirillezıne keferu bi azabin elım
Anlamı:
Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü, Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah’ı aciz bırakabilecek değilsiniz. İnkarcılara, elem dolu bir azabı müjdele!

2-) Maide suresi 58. ayet:
Arapça:
وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًا ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ
Okunuşu:
Ve iza nadeytüm iles salatittehazuha hüzüvev ve leıba zalike bi ennehüm kavmül la ya’kılun
Anlamı:
Namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların düşünemeyen bir toplum olmalarındandır.

3-) Cuma suresi 9. ayet:
Arapça:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Okunuşu:
Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ nûdiye lis salâti min yevmil cumuati fes’av ilâ zikrillâhi ve zerûl bey’a, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
Anlamı:
Ey amenü olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Cuma günü namaza nida olunduğu zaman (çağrıldığınız zaman) hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. İşte bu, sizin için daha hayırlıdır, keşke bilseniz.

4-) Bakara suresi 279. ayet:
Arapça:
فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ فَأْذَنُوا۟ بِحَرْبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۖ وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَٰلِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ
Okunuşu:
Fe il lem tef’alu fe’zenu bi harbim minallahi ve rasulih ve in tubtum fe lekum ruusu emvalikum la tazlimune ve la tuzlemun
Anlamı:
Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tövbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

5-) Araf suresi 44. ayet:
Arapça:
وَنَادٰى اَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابَ النَّارِ اَنْ قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا قَالُوا نَعَمْ فَاَذَّنَ مُؤَذِّنٌ بَيْنَهُمْ اَنْ لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الظَّالِمٖينَ
Okunuşu:
Ve nada ashabül cenneti ashaben nari en kad vecedna ma veadena rabbüna hakkan fe hel vecedtüm ma veade rabbüküm hakka kalu neam fe ezzene müezzinüm beynehüm el la’netüllahi alez zalimın
Anlamı:
Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize vadettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir.
6-) Araf suresi 167. ayet:
Arapça:
وَاِذْ تَاَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبْعَثَنَّ عَلَيْهِمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ مَنْ يَسُومُهُمْ سُوءَ الْعَذَابِ اِنَّ رَبَّكَ لَسَرٖيعُ الْعِقَابِ وَاِنَّهُ لَغَفُورٌ رَحٖيمٌ
Okunuşu:
Ve iz teezzene rabbüke le yeb’asenne aleyhim ila yevmil kıyameti mey yesumühüm suel azab inne rabbeke le serıul ıkab ve innehu le ğafurur rahıym
Anlamı:
Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

7-) Hac suresi 27. ayet:
Arapça:
وَأَذِّن فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ
Okunuşu:
Ve ezzin fin nasi bil hacci ye’tuke ricalev ve ala külli damiriy ye’tıne min külli feccin amıyk
Anlamı:
İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.

😎 Yusuf suresi 70. ayet:
Arapça:
فَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ جَعَلَ السِّقَايَةَ فِي رَحْلِ أَخِيهِ ثُمَّ أَذَّنَ مُؤَذِّنٌ أَيَّتُهَا الْعِيرُ إِنَّكُمْ لَسَارِقُونَ
Okunuşu:
Fe lemma cehhezehüm bi cehazihim ceales sikayete fı rahli ehıyhi sümme ezzene müezzinün eyyetühel ıyru inneküm le sarikun
Anlamı:
Yusuf onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız.”

Ezan ile ilgili hadisler:
1-) Abdullah bin Amr bin Âs (r.a), Resûlullah Efendimiz’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:
“Müezzinin ezan okuduğunu duyduğunuzda, söylediklerinin aynısını siz de tekrar edin. Sonra bana salavat getirin. Çünkü kim bana bir salavat getirirse, Allah buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için Allah’tan «Vesile»yi isteyin. Vesile, cennette Allah’ın kullarından bir tek kişiye nasip olacak bir makamdır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Kim benim için Vesileyi isterse, ona şefaatim vacip olur.” (Müslim, Salât, 11)
2-) Cabir bin Abdullah Hazretlerinden rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:
“Kim ezanı işittiği zaman: «Ey şu mükemmel davetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammed (s.a.v)’e “Vesile”yi ve fazileti ver. Onu, kendisine vaad ettiğin “Makâm-ı Mahmûd”a ulaştır» diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefaatim vacip olur.” (Buhârî, Ezân, 8; Tefsîr, 17/11. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Salât, 37/529; Tirmizî, Salât, 43/211; Nesâî, Ezân, 38/678; İbn-i Mâce, Ezân, 4)
3-) Sa’d bin Ebû Vakkas Hazretlerinden rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:
“Kim müezzini işittiği zaman: «Tek olan ve ortağı bulunmayan Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in (s.a.v) O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şahitlik ederim. Rab olarak Allah’tan, Resûl olarak Muhammed’den (s.a.v), din olarak İslam’dan razı oldum» derse, o kimsenin günahları bağışlanır.” (Müslim, Salât, 13. Ayrıca bkz. Tirmizî, Salât, 42/210; Nesâî, Ezân, 38/677; İbn-i Mâce, Ezân, 4)
4-) Ebû Hüreyre’den (r.a) nakledildiğine göre Resûlullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“İnsanlar ezan okumanın ve namazı birinci safta kılmanın ne kadar faziletli olduğunu bilseler ve sonra da kura çekmekten başka çare bulamasalardı, muhakkak bunlar için aralarında kura çekerlerdi.” (Buhârî, Ezân, 32, 9, Şehâdât 30; Müslim, Salât 129)
5-) Her kim yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okursa, ümmü sıbyan denilen havale hastalığından korunmuş olur. (Hadîs-i şerîf-İhyâ)
6-) Ezan okumak, hicretin birinci senesinde Medine’de başladı. Eshab-ı kiramdan (Peygamber efendimizin mübarek arkadaşlarından) Abdullah bin Zeyd bin Sa’lebe ve hazret-i Ömer rüyada ezan okunmasını görüp Peygamber efendimize bildirdiler. Peygamberimiz; “İnşaallah hak, gerçek bir rüyadır. O kelimeleri Bilal’e öğretin okusun” buyurdu. (Serahsî, İbn-i Âbidîn)
7-) Ezan sesini duyduğunuzda müezzinin (ezan okuyan kimsenin) dediği gibi siz de söyleyin. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)

Ezan ile ilgili kelimeler:
Ezân-ı Cavk: Bir kaç müezzinin bir ezanı birlikte okumaları.
Ezanî: Ezan ile alakalı.
Ezanî saat: Ezanın kendine göre ayarlandığı saat. Her hangi bir yerde güneşin tam gurup ettiği andan, sonraki gün aynı vakte kadar, 24 saat olmak üzere ayarlanmış saat.
İç ezan: Cuma günleri hatip minberde iken müezzin tarafından mahfilde okunan ezan.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir