Eyyam

Posted by

Eyyam: Günler, zamanlar, elverişli zaman.

Eyyâm (günler) ile ilgili ayetler:
1-) Yunus suresi 45. ayet:
Arapça:
وَﻳَﻮْمَ ﻳَﺤْﺸُﺮُﻫُﻢْ ﻛَﺎَنْ ﻟَﻢْ ﻳَﻠْﺒَﺜُٓﻮا اِﻟَّﺎ ﺳَﺎﻋَﺔً ﻣِﻦَ اﻟﻨَّﻬَﺎرِ ﻳَﺘَﻌَﺎرَﻓُﻮنَ ﺑَﻴْﻨَﻬُﻢْ ﻗَﺪْ ﺧَﺴِﺮَ اﻟَّﺬٖﻳﻦَ ﻛَﺬَّﺑُﻮا ﺑِﻠِﻘَٓﺎءِ اﻟﻠّٰﻪِ وَﻣَﺎ ﻛَﺎﻧُﻮا ﻣُﻬْﺘَﺪٖﻳﻦَ
Okunuşu:
Ve yevme yahşüruhüm keel lem yelbesu illa saatem minen nehar iyetearafune beynehüm kad hasirallezıne kezzebu bi likaillahi ve ma kanu mühtedın
Anlamı:
Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.

2-) Müminun suresi 112. ayet:
Arapça:
قَالَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِي الْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ
Okunuşu:
Kale kem lebistüm fil erdı adede sinın
Anlamı:
Allah (inkarcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar.
3-) Müminun suresi 113. ayet:
Arapça:
Kalu lebisna yevmen ev ba’da yevmin fes’elil addın
Okunuşu:
قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَاسْأَلْ الْعَادِّينَ
Anlamı:
Onlar, “Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor” derler.
4-) Müminun suresi 114. ayet:
Arapça:
قَالَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا لَّوْ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Okunuşu:
Kale il lebistüm illa kalılel lev enneküm küntüm ta’lemun
Anlamı:
Allah şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.”

5-) Hac suresi 47. ayet:
Arapça:
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَن يُخْلِفَ اللَّهُ وَعْدَهُ وَإِنَّ يَوْمًا عِندَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ
Okunuşu:
Ve yesta’ciluneke bil azabi ve ley yuhlifellahü va’deh ve inne yevmen ınde rabbike ke elfi senetim mimma teuddun
Anlamı:
Bir de senden acele azap istiyorlar. Halbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.

6-) Mearic suresi 4. ayet:
Arapça:
تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
Okunuşu:
Ta’ruculmelaiketu verruhu ileyhi fiy yevmin kane mikdaruhu hamsiyne elfe senetin.
Anlamı:
Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.

7-) Secde suresi 5. ayet:
Arapça:
يُدَبِّرُ الْأَمْرَ مِنَ السَّمَاء إِلَى الْأَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ أَلْفَ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ
Okunuşu:
Yüdebbirul emra mines semai ilel erdı sümme ya’rucü ileyhi fı yevmin kane mıkdaruhu elfe senetim mimma teuddun
Anlamı:
Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir.

😎 Kehf suresi 11. ayet:
Arapça:
فَضَرَبْنَا عَلَى آذَانِهِمْ فِي الْكَهْفِ سِنِينَ عَدَدًا
Okunuşu:
Fe darabna ala azanihim fil kehfi sinıne adeda
Anlamı:
Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık. (Onları uyuttuk)
9-) Kehf suresi 12. ayet:
Arapça:
ثُمَّ بَعَثْنَاهُمْ لِنَعْلَمَ أَيُّ الْحِزْبَيْنِ أَحْصَى لِمَا لَبِثُوا أَمَدًا
Okunuşu:
Sümme beasnahüm li na’leme eyyül hızbeyni ahsa lima lebisu emeda
Anlamı:
Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
10-) Kehf suresi 19. ayet:
Arapça:
وَكَذَلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَاءَلُوا بَيْنَهُمْ قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُوا رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَابْعَثُوا أَحَدَكُمْ بِوَرِقِكُمْ هَذِهِ إِلَى الْمَدِينَةِ فَلْيَنْظُرْ أَيُّهَا أَزْكَى طَعَامًا فَلْيَأْتِكُمْ بِرِزْقٍ مِنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا
Okunuşu:
Ve kezalike beasnahüm li yetesaelu beynehüm kale kailüm minhüm kem lebistüm kalu lebisna yevmen ev ba’da yevm kalu rabbüküm a’lemü bi ma lebistüm feb’asu ehadeküm bi verikılüm hazihı ilel medıneti fel yenzur eyyüha ezka taamen fel ye’tiküm bi rizkım minhü vel yetelattaf ve la yüş’ıranne biküm ehada
Anlamı:
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızk getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”

11-) Bakara suresi 259. ayet:
Arapça:
أَوْ كَٱلَّذِى مَرَّ عَلَىٰ قَرْيَةٍ وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحْىِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا ۖ فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِا۟ئَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۥ ۖ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ ۖ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ ۖ قَالَ بَل لَّبِثْتَ مِا۟ئَةَ عَامٍ فَٱنظُرْ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ ۖ وَٱنظُرْ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ ءَايَةً لِّلنَّاسِ ۖ وَٱنظُرْ إِلَى ٱلْعِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا ۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Okunuşu:
Ev kellezî merra ala karyetiv ve hiye haviyetun ala uruşiha kale enna yuhyî hazihillahu ba’de mevtiha fe ematehullahu miete amin summe beaseh kale kem lebist kale lebistu yevmen ev ba7oda yevm kale bel lebiste miete amin fenzur ila taamike ve şerabike lem yetesenneh venzur ila hîmarike ve li nec’aleke ayetel lin nasi venzur ilel îzami keyfe nunşizuha summe neksuha lahma fe lemma tebeyyene lehu kale a’lemu ennellahe ala kulli şey’in kadîr
Anlamı:
Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş) bir kasabaya uğradı; “Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!” dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. “Bir gün yahut daha az” dedi. Allah ona: Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi.

12-) Fussılet suresi 9. ayet:
Arapça:
قُلْ أَئِنَّكُمْ لَتَكْفُرُونَ بِالَّذِي خَلَقَ الْأَرْضَ فِي يَوْمَيْنِ وَتَجْعَلُونَ لَهُ أَنْدَادًا ذَلِكَ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu:
Kul e inneküm le tekfürune billezı halekal erda fı yevmeyni ve tec’alune lehu endada zalike rabbül alemın
Anlamı:
De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.”
13-) Fussılet suresi 10. ayet
Arapça:
وَجَعَلَ فِيهَا رَوَاسِيَ مِنْ فَوْقِهَا وَبَارَكَ فِيهَا وَقَدَّرَ فِيهَا أَقْوَاتَهَا فِي أَرْبَعَةِ أَيَّامٍ سَوَاءً لِلسَّائِلِينَ
Okunuşu:
Ve ceale fıha ravasiye min fevkıha ve barake fıha ve kaddera fıha akvateha fı erbeati eyyam sevael lis sailın
Anlamı:
O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızklar takdir etti.
14-) Fussılet suresi 12. ayet:
Arapça:
فَقَضَاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ فِي يَوْمَيْنِ وَأَوْحَى فِي كُلِّ سَمَاءٍ أَمْرَهَا وَزَيَّنَّا السَّمَاءَ الدُّنْيَا بِمَصَابِيحَ وَحِفْظًا ذَلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ
Okunuşu:
Fe kadahünne seb’a semavatin fı yevmeyni ve evha fı külli semain emraha ve zeyyennes semaed dünya bi mesabıha ve hıfza zalike takdırul azızil alım
Anlamı:
Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.

Eyyâm (günler) ile ilgili hadisler:
1-) Hz. Aişe’den rivayetle;
Resulullah (sav) pazartesi ve perşembe günlerinde oruç(la sevap) arardı.” [Tirmizi, Savm 44, (745); Nesai, Savm 70, (4, 202, 203); İbnu Mace, Sıyam 42, (1739)]
2-) Ebu Hüreyre’den rivayetle;
Resulullah (sav) buyurdular ki: “Ameller Allah Teala hazretlerine pazartesi ve perşembe günleri arzedilir. Ben, amelimin oruçlu olduğum halde arz edilmesini severim.” [Tirmizi, Savm 44, (747)]
3-) Allah katında günlerin efendisi Cuma’dır. O kurban ve Ramazan bayramı günlerinden de faziletlidir. Cuma gününde şu beş özellik vardır: 1-) Hazret-i Âdem o gün yaratıldı. 2-) O gün yeryüzüne indirildi. 3-) O gün vefat etti. 4-) O günde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir. 5-) Kıyamet o gün kopacaktır. Allah’a yakın hiç bir melek, hiçbir gök, hiçbir yer yoktur, hiçbir rüzgar, hiçbir dağ ve taş yoktur ki, Kıyametin kopmasına sahne olacağı için Cuma gününün heybetinden korkmasın. (Buhari, İ. Ahmed)
4-) Hz. Ebu Hüreyre anlatıyor: Hz. Peygamber(a.s.m) elimden tuttu ve şöyle buyurdu:
“Allah, toprağı cumartesi yarattı. O toprakta da dağları pazar günü yarattı. Ağaçları ise pazartesi günü yarattı. Mekruhu salı günü yarattı. Nuru da çarşamba günü yarattı. Hayvanları orada perşembe günü yaydı. Adem’i de cuma ikindiden sonra, yaratıkların sonunda, cuma saatlerinden son bir saatinde -ikindi ile gece arasında- yarattı.” (Müslim, Sıfatu’l-Münafıkin 1, -27-; Müsned, 2/327)

Eyyam ile ilgili kelimeler:
Eyyamcı:
1-) Gününü gün eden kimse.
2-) Kendi çıkarı için güçlü olanları ya da egemen olan düşünceyi destekleyen kimse.
Eyyâm-ı âdiyye: Tatil ve sayılı günlerden başka günler.
Eyyâm-ı bâhur: Ağustosun ilk haftasında olan en sıcak günler.
Eyyam-ı bahur: Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 31 Temmuz ile 7 Ağustos günleri arasında yaşanan aşırı sıcak .
Eyyâm-ı Biyd: Ayın en parlak olduğu hicri ayların 13, 14 ve 15. geceleridir.
Eyyâm-ı beyz (Eyyâm-ı biz): Her arabi ayın on iki, on üç, on dört ve on beşinci günleri.
Eyyâm-ı cem’: Mekke’de Mina ve Arafat ziyaretiyle geçen dört gün.
Eyyam efendisi: Her devrin büyüklerine hoş görünmeyi geçim kuralı olarak benimseyen karaktersiz kimse. Zamana göre hareket eden adam.
Eyyam görmüş: İyi günler görmüş, mutlu bir bir yaşam sürmüş.
Eyyâm-ı hayât: Ömrün günleri.
Eyyâmı Kur’aniye: Kuran’ı Kerim’e göre olan günleri.
Eyyâm-ı mâziyye: Geçmiş günler.
Eyyâm-ı ma’dûde: Sayılı günler. Kur’an’da bilhassa Ramazan ayı ve Kurban bayramında teşrik tekbirlerinin alındığı günler için kullanılan bir tabir.
Eyyam-ı ma’dûdât:
1-) Kurban bayramının birinci gününden başka üç günü.
2-) Geminin hareketine elverişli olan rüzgar.
3-) Zaman.
4-) Nüfuz, iktidar.
Eyyâm-ı Nahr: Kurban kesme günleri demektir. Eyyam-ı nahr, Zilhicce ayının 10., 11. ve 12. günleridir.
Eyyam ola: Havanın iyi olması dileğini belirten bir söz.
Eyyâm-ı resmiyye: Resmi günler.
Eyyâm-ı ta’tîliyye: Tatil günleri, dinlenme günleri.
Eyyâm-ı Teşrîk: Kurban bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günleri.
Eyyâm-üt-teşrîk:
1-) Kurban bayramının birinci gününden başka üç günü.
2-) Geminin hareketine elverişli olan rüzgar.
3-) Zaman.
4-) Nüfuz, iktidar.
Eyyâm-ül-bîz: Her Arabi ayının on ikinci, on üçüncü, on dördüncü ve on beşinci günleri.
Agarr-ül eyyâm: En sıcak gün.
Akser-i eyyam: En kısa gün, günlerin en kısası.
Mede-l-eyyam: Günlerin sonuna kadar.
Nevaib-i eyyam: Günlerin belaları.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir