Esir

Posted by

Esîr:
1-) Tutsak. Köle.
2-) Bir düşünceye veya bir kimseye körü körüne bağlı olan kimse.
3-) Atomlar arasındaki boşluğu ve bütün evreni doldurduğu var sayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten toz.

Esîr ile ilgili ayetler:
1-) Bakara suresi 85. ayet:
Arapça:
ثُمَّ أَنتُمْ هَؤُلاء تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقاً مِّنكُم مِّن دِيَارِهِمْ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِم بِالإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَإِن يَأتُوكُمْ أُسَارَى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَاء مَن يَفْعَلُ ذَلِكَ مِنكُمْ إِلاَّ خِزْيٌ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يُرَدُّونَ إِلَى أَشَدِّ الْعَذَابِ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Summe entum haulai taktulune enfusekum ve tuhricune ferîkam minkum min diyarihim tezaherune aleyhim bil ismi vel udvan ve iy ye’tukum usara tufaduhum ve huve muharramun aleykum îhracuhum e fe tu’minune bi ba7dîl kitabi ve tekfurune bi ba’d fe ma cezau mey yef’alu zalike minkum illa hîzyun fil hayatid dunya ve yevmel kîyameti yuraddune ila eşeddil azab vemallahu bi ğafilin amma ta’melun
Anlamı:
Bu misakı kabul eden sizler, (verdiğiniz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir zümreyi yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onları kurtarıyorsunuz. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.

2-) Enfal suresi 67. ayet:
Arapça:
مَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَكُونَ لَهُ أَسْرَى حَتَّى يُثْخِنَ فِي الأَرْضِ تُرِيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَا وَاللّهُ يُرِيدُ الآخِرَةَ وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Okunuşu:
Ma kane li nebiyyin ey yekune lehu esra hatta yüshıne fil ard türıdune aradad dünya vallahü yürıdül ahırah vallahü azızün hakım
Anlamı:
Yeryüzünde ağır basıncaya (küfrün belini kırıncaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunması yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.
3-) Enfal suresi 70. ayet:
Arapça:
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّمَن فِي أَيْدِيكُم مِّنَ الأَسْرَى إِن يَعْلَمِ اللّهُ فِي قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِّمَّا أُخِذَ مِنكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Okunuşu:
Ya eyyühen nebiyyü kul limen fı eydıküm minel esra iy ya’lemillahü fı kulubiküm hayray yü’tiküm hayram mimma ühıze minküm ve yağfir leküm vallahü ğafurur rahıym
Anlamı:
Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eğer Allah kalplerinizde hayır olduğunu bilirse, sizden alınandan (fidyeden) daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
4-) Enfal suresi 71. ayet:
Arapça:
وَإِن يُرِيدُواْ خِيَانَتَكَ فَقَدْ خَانُواْ اللّهَ مِن قَبْلُ فَأَمْكَنَ مِنْهُمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Okunuşu:
Ve iy yürıdu hıyaneteke fe kad hanüllahe min kablü fe emkene minhüm vallahü alımün hakım
Anlamı:
Eğer sana hainlik etmek isterlerse (üzülme, çünkü) daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı sana imkan ve kudret vermişti. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

5-) Muhammed suresi 4. ayet:
Arapça:
فَإِذا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِ حَتَّى إِذَا أَثْخَنتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَاء حَتَّى تَضَعَ الْحَرْبُ أَوْزَارَهَا ذَلِكَ وَلَوْ يَشَاء اللَّهُ لَانتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَكِن لِّيَبْلُوَ بَعْضَكُم بِبَعْضٍ وَالَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَلَن يُضِلَّ أَعْمَالَهُمْ
Okunuşu:
Fe iza lekıytümüllezıne keferu fe darber rikab hatta iza eshantümuhüm fe şüddül vesaka fe imma mennem ba’dü ve imma fidaen hatta tedaal harbü evzaraha zalik ve lev yeşaüllahü lentesara minhüm ve lakil li yeblüve ba’daküm bi ba’d vellezıne kutilu fı sebılillahi fe ley yüdılle a’malehüm
Anlamı:
(Savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.

Esir ile ilgili hadisler
1-) Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Efendisine hizmette samimi olan bir köle için iki kat ecir vardır.”
Ebû Hureyre’nin canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda cihat, hac ve anneme iyilik emri olmasaydı, köle olarak ölmek isterdim. (Buhârî, Itk 16; Müslim, Eymân 44)
2-) Ebu Musa (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Aniyi yani esiri, esirlikten kurtarın, açları doyurun, hastaları ziyaret edininiz!’ buyurdu.” (Buhari 2841)
3-) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Huneyn gününde Evtas mevkiine bir takım asker gönderdi. Bunlar düşmanla karşılaştılar ve onlarla savaştılar. Düşmana galip gelerek birçok esir ele geçirdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden bazı kimseler, esir alınan kadınların müşrik olan kocaları olduğundan dolayı onlarla münasebet yapmaktan çekindiler.
Bunun üzerine Allah-u Teala:
“Savaşta esir olarak ellerinize geçen cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmeniz de haramdır!” Nisa Suresi 24. ayetini indirdi. Bu ayet harp esiri kadınlar iddetini bitirdiği vakit size helal demektir.” (Müslim 1456/33)
4-) Seleme (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Başımızda Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) olduğu halde Fezâre oğulları savaşına gittik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ı bize emir yapmıştı. Bizimle suyun arası bir saat olunca, Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) bize emretti ve gecenin sonunda istirahat için konakladık. Sonra Ebu Bekir (Radiyallahu Anh), baskın yapacak atlıları ayırdı ve düşmana hücum etti. Suyun başına tuttular.
Bunun üzerine öldüren öldürdü, esir alan esir aldı. Bu arada ben içlerinde kadınlar ve çocuklar bulunan bir insan topluluğunu gördüm. Onların dağa doğru beni geçip gitmelerinden korktum da onlarla dağ arasına ok atmaya başladım. Okları görünce durdular. Akabinde ben onları önüme katıp getirdim.Bu topluluk arasında Ferâze oğullarından bir kadın vardı ki onun üzerinde deriden eski bir kürk örtü, beraberinde de Arab’ın en güzel bir kızı vardı. Ben bu kafileyi sürüp Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’a getirdim. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh) o kadının kızını bana ganimet olarak verdi.
Ben o kızın hiçbir elbisesini açmamış olarak Medine’ye geldik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benimle çarşıda karşılaştı ve:
−‘Ey Seleme! O kadını bana hibe et’ buyurdu.
Ben:
−Ya Rasulallah! Vallahi onun güzelliği beni hayran bıraktı ve ben onun hiçbir elbisesini açmadım! dedim. Sonra ertesi günü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benimle yine çarşıda karşılaştı ve:
−‘Ya Seleme! O kadını bana hibe et. Babana rahmet’ buyurdu.
Ben de:
−O kadın senin olsun ya Rasulallah! Allah’a yemin ederim ki ben onun hiçbir elbisesini açmadım dedim. Müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kadını Mekke ahalisine gönderdi de ona mukabil Mekke’de esir olmuş Müslümanlardan bir grup insanı kurtardı.” (Müslim 1755/46)

Esîr ile ilgili kelimeler:
Esîr-i aşk: Aşkın esiri, aşka tutulmuş.
Esîr-i firâş: Yatalak.
Esîr-i gurbet-i nalan: Gurbette tutsak olan insanın inlemesi
Esîr-i harb: Harp esiri.
Esîr-i hizmet: Hizmet esiri.
Esîr-i sâfiyyet: Saflık esiri.
Esîr-i turra-i cânân: Sevgilinin perçeminin esiri.
Esirâne: Esirce, kölece.
Esir almaca: Bir çocuk oyunu.
Esir almak: Savaşta düşmanı canlı olarak ele geçirmek.
Esir düşmek: Düşman tarafından yakalanmak, düşmana esir olmak.
Esir etmek:
1-) Düşmanı ele geçirmek.
2-) Mecazi; Kayıtsız şartsız kendine bağlamak.
Esir olmak:
1-) Savaşta düşman eline düşmek.
2-) Mecazi; Kendini kaptırıp müptela olmak, buyruğu altına girmek.
Esir pazarı: Eskiden köle ve cariyelerin satıldığı yer.
Esîr-i firaş: Yatağa esir olan Ağır hasta.
Esîrî:
1-) Esirle ilgili.
2-) Çok hafif, uçacak gibi hafif.
Esirci: Eskiden köle ve cariye alıp satan, bunun ticaretini yapan kimse.
Esircilik: Köle ve cariye alıp satma ticareti.
Esîre: Kadın esir:

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir