El Aziz (c.c.) Zikri Faziletleri Ve Faydaları

Posted by

El-Azîz (c.c.) esmasının manası : Hakiki ve mutlak surette kuvvet ve galabe sahibi, mağlup edilmesi asla mümkün olmayan, sonsuz izzet sahibi hükümlerinde her zaman mutlak galip olan demektir.

El-Azîz : العزيز 

Faziletleri ve faydaları :
* 5 vakit namazdan sonra 94 kere ” Ya Azîz celle celâlühû ” zikrine devam edenler, herkes tarafından sevilir ve düşmanlarına galip gelir.
* Evden çıkarken 94 kere ” Ya Azîz celle celâlühû ” diyen her türlü kazalardan ve belalardan korunur.
* 40 gün süreyle, her gün 8836 kere ” Ya Azîz celle celâlühû ” zikrine devam eden hiç bir zaman geçim sıkıntısı çekmez ve her yerde sözü dinlenir.

El-Aziz esmasının ebced değeri, zikir sayısı, zikir günü ve zikir saati :
Ebced değeri ve zikir sayısı : 94
Zikir günü ; Salı
Zikir saati ; Merih (Öğleden 2 saat ve akşamdan 1 saat önce. Gece okumalarında tam gece yarısı.)
Vücut haritasındaki yeri (Zikri hangi organa iyi gelir) : Sol taraf Beyin.
Gezegeni : Mars.

İçinde El-Aziz İsm-i şerifinin geçtiği Kur’an ayetleri : 
1-) Bakara suresi 129. ayet
رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ
Okunuşu :
Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm (hakîmu).
Anlamı :
Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin ayetlerini tilavet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitabı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resul beas et (hayata getir). Muhakkak ki Sen, Sen, Aziz’sin, Hakim’sin.
2-) Bakara suresi 209. ayet
فَإِن زَلَلْتُمْ مِّن بَعْدِ مَا جَاءتْكُمُ الْبَيِّنَاتُ فَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Okunuşu :
Fe in zeleltum min ba’di mâ câetkumul beyyinâtu fa’lemû ennallâhe azîzun hakîm (hakîmun).
Anlamı :
Artık size beyyineler geldikten sonra eğer hala (Allah’a ulaşan yoldan) saparsanız, o zaman Allah’ın azİz (üstün), Hakim (hüküm sahibi) olduğunu bilin!
3-) Bakara suresi 220. ayet
فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْيَتَامَى قُلْ إِصْلاَحٌ لَّهُمْ خَيْرٌ وَإِنْ تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ وَاللّهُ يَعْلَمُ الْمُفْسِدَ مِنَ الْمُصْلِحِ وَلَوْ شَاء اللّهُ لأعْنَتَكُمْ إِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Okunuşu :
Fîd dunyâ vel âhirah (âhirati) ve yes’elûneke anil yetâmâ kul ıslâhun lehum hayr (hayrun) ve in tuhâlitûhum fe ıhvânukum vallâhu ya’lemul mufside minel muslih (muslihi) ve lev şâallâhu le a’netekum innallâhe azîzun hakîm (hakîmun).
Anlamı :
Dünya ve ahiret hakkında ve yetimlerden sana soruyorlar. De ki: “Onları ıslah etmek (durumlarını düzeltmek) hayırlıdır. Eğer onlara karışırsanız (bir arada yaşarsanız), artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Ve Allah, fesat çıkaranı,ıslah edenden (ayırıp) bilir. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi sıkıntıya sokardı. Muhakkak ki Allah, Aziz’dir (üstündür), Hakim’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).
4-) Bakara suresi 228. ayet
وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلاَثَةَ قُرُوَءٍ وَلاَ يَحِلُّ لَهُنَّ أَن يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ اللّهُ فِي أَرْحَامِهِنَّ إِن كُنَّ يُؤْمِنَّ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِي ذَلِكَ إِنْ أَرَادُواْ إِصْلاَحًا وَلَهُنَّ مِثْلُ الَّذِي عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌ وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكُيمٌ
Okunuşu :
Vel mutallakâtu yeterabbasne bi enfusihinne selâsete kurûin, ve lâ yahıllu lehunne en yektumne mâ halakallâhu fî erhâmihinne in kunne yu’minne billâhi vel yevmil âhır (âhıri), ve buûletuhunne ehakku bi reddihinne fî zâlike in erâdû ıslâhâ (ıslâhan), ve lehunne mislullezî aleyhinne bil ma’rûf (ma’rûfi), ve lir ricâli aleyhinne dereceh (derecetun), vallâhu azîzun hakîm (hakîmun).
Anlamı :
Boşanmış kadınlar üç kur (üç ay hali müddeti) kendi kendilerine beklerler (hamile olup olmadıklarına bakarlar). Eğer Allah’a ve yevm’il ahire iman ediyorlarsa, rahimlerinde Allah’ın yaratmış olduğu şeyi gizlemeleri onlar için helal olmaz. Şayet onların kocaları barışmak (arayı düzeltmek) isterlerse, bu (bekleme süresi) içinde onlara tekrar geri dönmeye (başkasından) daha çok hak sahibidirler. Erkeklerin, kadınları üzerinde (hakları) olduğu gibi, kadınların da erkekleri üzerinde maruf (hakları) vardır. Erkeklerin, kadınların üzerindeki (hakkı) bir derece daha üstündür. Ve Allah, Azizdir, Hakimdir.
5-) Bakara suresi 240. ayet
وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا وَصِيَّةً لِّأَزْوَاجِهِم مَّتَاعًا إِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِي مَا فَعَلْنَ فِيَ أَنفُسِهِنَّ مِن مَّعْرُوفٍ وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Okunuşu :
Vellezîne yuteveffevne minkum ve yezerûne ezvâcâ (ezvâcen), vasıyyeten li ezvâcihim metâan ilel havli gayre ıhrâc (ıhrâcın), fe in harecne fe lâ cunâha aleykum fî mâ fealne fî enfusihinne min ma’rûf (ma’rûfin), vallâhu azîzun hakîm (hakîmun).
Anlamı :
Ve içinizden vefat ettirilen ve geriye eşler bırakanların, eşleri için, (evlerinden) çıkarılmaksızın bir seneye kadar geçiminin sağlamasını vasiyet etmesi gerekir. Buna rağmen eğer (eşleri, kendi arzularıyla evlerinden) çıkarlarsa, o taktirde, kendileri için maruf olarak (örf ve adete uygun olarak) yaptıkları şeyler konusunda, artık sizin üzerinize bir günah yoktur. Ve Allah, Azîzdir (üstündür), Hakim’dir (hüküm sahibidir).
6-) Bakara suresi 260. ayet
وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ أَرِنِي كَيْفَ تُحْيِي الْمَوْتَى قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن قَالَ بَلَى وَلَكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِي قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةً مِّنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلَى كُلِّ جَبَلٍ مِّنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًا وَاعْلَمْ أَنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Okunuşu :
Ve iz kâle ibrâhîmu rabbî erinî keyfe tuhyil mevtâ kâle e ve lem tu’min kâle belâ ve lâkin li yatmainne kalbî kâle fe huz erbeaten minet tayri fe surhunne ileyke summec’al alâ kulli cebelin minhunne cuz’en summed’uhunne ye’tîneke sa’yâ (sa’yen), va’lem ennallâhe azîzun hakîm (hakîmun).
Anlamı :
Hz. İbrahim: “Rabbim, ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster.” demişti. (Allah) “İnanmıyor musun?” buyurdu. (Hz. İbrahim de): “Evet (inanıyorum). Fakat kalbimin tatmin olması için.” dedi. “Öyleyse kuşlardan dört tane tut, sonra onları kendine alıştır (parçalayıp) her dağın üzerine onlardan bir parça koy, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Ve Allah’ın, Aziz (ve) Hakim olduğunu bil!”
7-) Maide suresi 118. ayet
إِن تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِن تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu :
İn tuazzibhum fe innehum ibâduke, ve in tagfir lehum fe inneke entel azîzul hakîm (hakîmu).
Anlamı :
Eğer onlara azap edersen, artık muhakkak ki onlar, Senin kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, o taktirde muhakkak ki Sen, Sen Aziz’sin (üstünsün) Hakim’sin (hüküm ve hikmet sahibisin).
😎 Maide suresi 38. ayet
وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُواْ أَيْدِيَهُمَا جَزَاء بِمَا كَسَبَا نَكَالاً مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Okunuşu :
Ves sâriku ves sârikatu faktaû eydiyehumâ cezâen bimâ kesebâ nekâlen minallâh (minallâhi) vallâhu azîzun hakîm (hakîmun).
Anlamı :
Ve, hırsızlık yapan erkek ve kadının yaptıklarına karşılık olmak üzere, Allah’tan bir ceza olarak ellerini kesin. Ve Allah Aziz’dir, Hakim‘dir (hüküm ve hikmet sahibidir).
9-) Buruc suresi 8. ayet
وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
Okunuşu :
Ve mâ nekamû minhum illâ en yu’minû billâhil azîzil hamîd (hamîdi).
Anlamı :
Ve onlardan intikam almaları, Aziz ve Hamid olan Allah’a iman etmelerinden başka bir şey için değildi.
10-) Al-i İmran suresi 6. ayet
هُوَ الَّذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي الأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَاء لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu :
Huvellezî yusavvirukum fîl erhâmi keyfe yeşâ’(yeşâu), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm (hakîmu).
Anlamı :
O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. O’ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
11-) Al-i İmran suresi 18. ayet
شَهِدَ اللّهُ أَنَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ وَالْمَلاَئِكَةُ وَأُوْلُواْ الْعِلْمِ قَآئِمَاً بِالْقِسْطِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu :
Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst (kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm (hakîmu).
Anlamı :
Allah, şehadet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilah yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kaim oldular (şahit oldular) ki, O’ndan başka ilah yoktur, (O) Aziz’dir, Hakim’dir.
12-Al-i İmran suresi 62. ayet
إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّ وَمَا مِنْ إِلَهٍ إِلاَّ اللّهُ وَإِنَّ اللّهَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu :
İnne hâzâ le huvel kasasul hakk (hakku), ve mâ min ilâhin illâllâh (illâllâhu), ve innellâhe le huvel azîzul hakîm (hakîmu).
Anlamı :
Muhakkak ki bu (Hz. İsa hakkında anlatılan), gerçekten “hak kısas”tır (gerçektir). Ve Allah’tan başka bir ilah yoktur. Ve muhakkak ki Allah, gerçekten O Aziz’dir, Hakim’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).
13-) Al-i İmran suresi 126. ayet
وَمَا جَعَلَهُ اللّهُ إِلاَّ بُشْرَى لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِ وَمَا النَّصْرُ إِلاَّ مِنْ عِندِ اللّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Okunuşu :
Ve mâ cealehullâhu illâ buşrâ lekum ve li tatmeinne kulûbukum bih (bihî), ve men nasru illâ min indillâhil azîzil hakîm (hakîmi).
Anlamı :
Ve Allah, onu (bu yardım vaadini), size müjde olması ve kalplerinizin onunla tatmin olmasından başka bir şey için yapmadı. Yardım ancak, Aziz ve Hakim olan Allah’ın katındandır.
14-) Hud suresi 66. ayet
فَلَمَّا جَاء أَمْرُنَا نَجَّيْنَا صَالِحًا وَالَّذِينَ آمَنُواْ مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَمِنْ خِزْيِ يَوْمِئِذٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْقَوِيُّ الْعَزِيزُ
Okunuşu :
Fe lemmâ câe emrunâ necceynâ sâlihan vellezîne âmenû meahu bi rahmetin minnâ ve min hizyi yevmi izin, inne rabbeke huvel kaviyyul azîz (azîzu).
Anlamı :
Bundan sonra emrimiz geldiği zaman Salih (a.s)’ı ve onun yanındaki amenu olan kimseleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Ve izin gününün zilletinden (de) kurtardık. Muhakkak ki senin Rabbin, O; Kaviyy’dir (güçlüdür), Aziz’dir (yücedir).
15-) Şuara suresi 9. ayet
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
Okunuşu :
Ve inne rabbeke le huvel azîzur rahîm (rahîme).
Anlamı :
Ve muhakkak ki senin Rabbin, elbette Aziz’dir (yüce), Rahim’dir (Rahim esmasıyla tecelli eden).
16-) Şuara suresi 68. ayet
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
Okunuşu :
Ve inne rabbeke le huvel azîzur rahîm (rahîmu).
Anlamı :
Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
17-) Sebe suresi 6. ayet
وَيَرَى الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ الَّذِي أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ هُوَ الْحَقَّ وَيَهْدِي إِلَى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
Okunuşu :
Ve yerâllezîne ûtûl ılmellezî unzile ileyke min rabbike huvel hakka ve yehdî ilâ sırâtıl azîzil hamîd (hamîdi).
Anlamı :
Ve kendilerine ilim verilenler, sana Rabbinden indirilenin hak olduğunu ve onun Aziz (ve) Hamid Olan’ın (Allah’ın) yoluna (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet ettiğini (ulaştırdığını) görüyorlar.
18-) Sad suresi 9. ayet
أَمْ عِندَهُمْ خَزَائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ الْعَزِيزِ الْوَهَّابِ
Okunuşu :
Em indehum hazâinu rahmeti rabbikel azîzil vehhâb (vehhâbi).
Anlamı :
Yoksa Aziz (yüce) ve Vehhab (çok bağışlayıcı ve lütufkar) olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı?
19-) Mü’min suresi 2. ayet
تَنزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ
Okunuşu :
Tenzîlul kitâbi minallâhil azîzil alîm (alîmi).
Anlamı :
Bu Kitab’ın indirilişi, Aziz (yüce ve üstün) ve Alim olan (en iyi bilen) Allah’tandır (Allah tarafındandır).
20-) Duhan suresi 49. ayet
ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْكَرِيمُ
Okunuşu :
Zuk, inneke entel azîzul kerîm (kerîmu).
Anlamı :
(Azabı) tat! (Hani) sen, gerçekten azizdin ve kerimdin (kendini öyle zannediyordun).
21-) İbrahim suresi 47. ayet
فَلاَ تَحْسَبَنَّ اللّهَ مُخْلِفَ وَعْدِهِ رُسُلَهُ إِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ
Okunuşu :
Fe lâ tahsebennallâhe muhlife va’dihî rusulehu, innallâhe azîzun zuntikâm (zuntikâmin).
Anlamı :
Öyleyse Allah’ı sakın resullerine karşı vaadini yerine getirmez sanma. Muhakkak ki; Allah, azizdir, intikam sahibidir.
13
Rızkın devamlılığı için
Ve es’elüke biesmâike
Yâ Celîl
Yâ Cemîl
Yâ Vekîl
Yâ Kefil
Yâ Delîl
Yâ Mükîl
Yâ Habîr
Yâ Latîf
Yâ ‘Azîz
Yâ Melîk
سُبْحَانَكَ يَا لآَ اِلٰهَ اِلآَّ اَنْتَ اْلاَمَانُ اْلاَمَانُ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ Sübhâneke lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.

Ey Allah’ım! Senin ismin hürmetine sana el açıyorum,
Ey yüce,
Ey güzellik sahibi,
Ey koruyucu,
Ey kullarının işlerini üstlenen,
Ey kullarına yol gösteren (kılavuz),
Ey her şeyi temin eden,
Ey nimetleri dolaştıran,
Ey bağış ve lütuf sahibi,
Ey günahları cezalandırmaktan vazgeçen,
Ey istediği her şeyi değiştiren,
Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilah yok. Eman ver bize. Bizi cehennemden kurtar.

Not : Cevşen dua alıntısıdır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir