Ebu Hanife

Posted by

Ebû Hanîfe:
Doğum tarihi: MS 5 Eylül 699, Kufe, Irak
Ölüm tarihi ve yeri: MS 14 Haziran 767, Bağdat, Irak
Tam adı Ebu Hanife Numan b. Sabit b. Zuta b. Mah’tır. Kufe’de doğdu. Kökenine dair Birçok farklı iddia vardır. Aslen Arap olmayan Ebu Hanife’nin dedelerinin Fars kökenli olduğu ihtimali güçlüdür. Dedesi Zuta’nın, aslen Kabil bölgesinde yaşayan Faris oğulları’na mensup bir uç beyi olduğu söylenir.

İslam’da hukuki düşüncenin ve içtihat anlayışının gelişmesinde önemli payı olup daha çok Ebu Hanife (Hanife’nin babası) veya İmam-ı Azam diye anılmıştır.

Ebu Hanife olarak anılıyorsa da Hanife adında bir kızının olmadığı bilinmektedir. Bu şekilde anılması, Iraklılar arasında hanife denilen bir tür divit veya yazı hokkasını devamlı yanında taşıması veya hanif kelimesinin sözlük anlamından hareketle “haktan ve yoldan ayrılmayan” bir kimse olmasıyla açıklanmıştır. Onun öncülüğünde başlayan ve öğrencilerinin gayretiyle gelişip yaygınlaşan Irak fıkıh ekolü de imamın bu adına nispetle “Hanefi mezhebi” adını almıştır. “Büyük İmam” anlamına gelen İmam-ı Azam sıfatının verilmesi de çağdaşları arasında seçkin bir yere sahip bulunması, hukuki düşünce ve içtihat metodunda çığır açması, döneminden itibaren birçok fakihin (fıkıhçı) onun görüşleri ve yöntemini benimsemiş olması gibi sebeplerle açıklanabilir.

Ömrünün elli bir yılı Emeviler, on yedi yılı Abbasiler döneminde geçen Ebu Hanife, hilafetin Emevilerden Abbasilere geçişine şahit oldu. Ebu Hanife’nin Ehli Beyt’e karşı yakınlık ve bağlılık duyduğu ve Hz. Ali soyunu sevdiği kesindir. Bu sebeple Emevilerin Ehli Beyt’e karşı tutumu sertleşince Ebu Hanife onları açıkça eleştirmekten çekinmemiştir. Hatta onun, Zeyd b. Ali’nin 739 yılında Emevi Halifesi Hişam b. Abdülmelik’e karşı başlattığı ayaklanmayı hem maddi, hem de fetvalarıyla manevi olarak desteklediği aktarılmıştır. Bu ayaklanma 740’ta Zeyd’in öldürülmesiyle sona ermiş, daha sonra oğlu Yahya 743 yılında Horasan’da ayaklanmış ve o da öldürülmüştür. Üst üste gelen bu olaylar bilginlerin Emevi hilafetini açıktan eleştirmelerine ve hilafetin sarsılmasına sebep olmuştur. Bu arada Ebu Hanife’ye de Kufe kadılığı teklif edilmiş, her türlü baskıya rağmen kabul etmeyince de hapsedilmiş ve dövülmüştü. Hastalanınca hapisten çıkarılıp Mekke’ye gitmiş ve hilafet Abbasilere geçinceye kadar orada kalmıştır. Bütün bunlardan sonra Ebu Hanife, Hz. Ali soyunun haklarını koruyacağını söyleyen Abbasilerin kuruluşundan umutlanarak Kufe’ye dönmüştür. Ancak Abbasi döneminde de yaşanan haksızlıklara karşı açıkça tavır almaya başlamıştır. 767 yılında zehirletilerek öldürüldü. Cenazesi vasiyeti üzerine Hayzüran Kabristanı’nın doğu tarafına defnedildi. Daha sonra 1067 yılında üzerine bir türbe yaptırılıp çevresine de medrese inşa ettirilmiştir. Mezarı bugün Bağdat’ta adına hürmeten Azamiye diye anılan bölgededir.

içtihat: Fıkıhta, ayetlerden ve hadislerden, anlamları açıkça anlaşılmayanları, açıkça bildirilen diğer hükümlere kıyaslayarak, benzeterek, bunlardan çıkarılan yeni hükümler.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir