Ebed

Posted by

Ebed (Ebet):
1-) Ebedilik. Zevalsizlik. Sonu olmamak.
2-) Sonu olmayan gelecek. Sonsuzluk.

Ebedi ile ilgili ayetler:
1-) Araf suresi, 36. ayet:
Arapça:
وَالَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا اُولٰئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
Okunuşu:
Vellezıne kezzebu bi ayatina vestekberu anha ülaike ashabün nar hüm fıha halidun
Anlamı:
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
2-) Araf suresi, 42. ayet:
Arapça:
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا اُولٰئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
Okunuşu:
Vellezıne amenu ve amilus salihati la nükellifü nefsen illa vüs’aha ülaike ashabül cenneh hüm fıha halidun
Anlamı:
İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.

3-) Kehf suresi, 35. ayet:
Arapça:
وَدَخَلَ جَنَّتَهُ وَهُوَ ظَالِمٌ لِنَفْسِهِ قَالَ مَا أَظُنُّ أَنْ تَبِيدَ هَذِهِ أَبَدًا
Okunuşu:
Ve dehale cennetehu ve hüve zalimül li nefsih kale ma ezunnü en tebıde hazihı ebeda
Anlamı:
Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum.”
4-) Kehf suresi, 57. ayet:
Arapça:
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِآيَاتِ رَبِّهِ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِيَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَنْ يَفْقَهُوهُ وَفِي آذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِنْ تَدْعُهُمْ إِلَى الْهُدَى فَلَنْ يَهْتَدُوا إِذًا أَبَدًا
Okunuşu:
Ve men azlemü mimmen zükkira bi ayati rabbihı fe a’rada anha ve nesiye ma kaddemet yedah inna cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahuhü ve fı azanihim vakra ve in ted’uhüm ilel hüda fe ley yehtedu izen ebeda
Anlamı:
Kim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.

5-) Nisâ suresi 57. ayet:
Arapça:
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا لَهُمْ فِيهَا أَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلِيلًا
Okunuşu:
Vellezine amenu ve amilus salihati senüdhılühüm cennatin tecri min tahtihel enharu halidıne fıha ebeda lehüm fıha ezvacüm mütühheratüv ve nüdhılühüm zıllen zalıla
Anlamı:
İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.

6-) Maide suresi 119. ayet:
Arapça:
قَالَ ٱللَّهُ هَٰذَا يَوْمُ يَنفَعُ ٱلصَّٰدِقِينَ صِدْقُهُمْ ۚ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۚ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
Okunuşu:
Kalellahü haza yevmü yenfeus sadikıyne sıdkuhüm lehüm cennatün tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ebeda radıyellahü anhüm ve radu anh zalikel fevzül azıym
Anlamı:
(Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.

7-) Ahzâb suresi 65. ayet:
Arapça:
خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا لَّا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Okunuşu:
Halidıne fıha ebeda la yecidune veliyyev ve la nesıyra
Anlamı:
(Onlar) orada ebedî olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır.

😎 Cin suresi 23. ayet:
Arapça:
إِلَّا بَلَاغًا مِّنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ وَمَن يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا
Okunuşu:
İllâ belâgan minallâhi ve risâlâtih(risâlâtihî), ve men ya’sıllâhe ve resûlehu fe inne lehu nâre cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden).
Anlamı:
(Bu) sadece Allah’tan olanı tebliğ ve O’nun risaletidir. Ve kim Allah’a ve O’nun Resûl’üne asi olursa, bundan sonra muhakkak ki onun için, içinde ebediyyen kalacağı cehennem ateşi vardır.

9-) Enam suresi 128. ayet:
Arapça:
وَيَوْمَ يِحْشُرُهُمْ جَمِيعًا يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُم مِّنَ الإِنسِ وَقَالَ أَوْلِيَآؤُهُم مِّنَ الإِنسِ رَبَّنَا اسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَا أَجَلَنَا الَّذِيَ أَجَّلْتَ لَنَا قَالَ النَّارُ مَثْوَاكُمْ خَالِدِينَ فِيهَا إِلاَّ مَا شَاء اللّهُ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَليمٌ
Okunuşu:
Ve yevme yahşurühüm cemıa ya ma’şeral cinni kadisteksertüm minel ins ve kale evliyaühüm minel insi rabbenestemtea ba’duna bi ba’dıv ve belağna ecelenellezı eccelte lena kalen naru mesvaküm halidıne fıha illa ma şaellah inne rabbeke hakımün alım
Anlamı:
Allah, onların hepsini bir araya topladığı gün, “Ey cinler (şeytanlar) topluluğu! Siz insanlarla çok uğraştınız” der. Onların, insanlardan olan dostları ise: “Ey Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık” derler. Allah da buyurur ki: Allah’ın dilediği hariç, içinde ebedi kalacağınız yer ateştir. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.

10-) Hud suresi 107. ayet:
Arapça:
ﺧَﺎﻟِﺪٖﻳﻦَ ﻓٖﻴﻬَﺎ ﻣَﺎ دَاﻣَﺖِ اﻟﺴَّﻤٰﻮَاتُ وَاﻟْﺎَرْضُ اِﻟَّﺎ ﻣَﺎ ﺷَٓﺎءَ رَﺑُّﻚَ اِنَّ رَﺑَّﻚَ ﻓَﻌَّﺎلٌ ﻟِﻤَﺎ ﻳُﺮٖﻳﺪُ
Okunuşu:
Halidıne fıha madametis semavatü vel erdu illa ma şae rabbük inne rabbeke fe’alül lima yürıd
Anlamı:
Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.
11-) Hud suresi 108. ayet
Arapça:
وَاَﻣَّﺎ اﻟَّﺬٖﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُوا ﻓَﻔِﻰ اﻟْﺡَﻨَّﺔِ ﺧَﺎﻟِﺪٖﻳﻦَ ﻓٖﻴﻬَﺎ ﻣَﺎ دَاﻣَﺖِ اﻟﺴَّﻤٰﻮَاتُ وَاﻟْﺎَرْضُ اِﻟَّﺎ ﻣَﺎ ﺷَٓﺎءَ رَﺑُّﻚَ ﻋَﻄَٓﺎءً ﻏَﻴْﺮَ ﻣَﺡْﺬُوذٍ
Okunuşu:
Ve emmellezıne süıdu fe fil cenneti halidıne fıha madametis semavatü vel erdu illa ma şae rabbük ataen ğayra meczuz
Anlamı:
Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.

12-) Rahman suresi 27. ayet:
Arapça:
وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Okunuşu:
Ve yebka vechu rabbike zulcelali vel’ikrami.
Anlamı:
Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır.

13-) Nahl suresi 96. ayet:
Arapça:
مَا عِنْدَكُمْ يَنْفَدُ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ بَاقٍ وَلَنَجْزِيَنَّ الَّذٖينَ صَبَرُوا اَجْرَهُمْ بِاَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Ma ındeküm yenfedü ve ma ındellahi bak ve le necziyennellezıne saberu ecrahüm bi ahseni ma kanu ya’melun
Anlamı:
Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.

14-) Tevbe suresi 100. ayet:
Arapça:
وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُم بِإِحْسَانٍ رَّضِيَ اللّهُ عَنْهُمْ وَرَضُواْ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu:
Ves sabikunel evvelune minel mühacirıne vel ensari vellezınettebeuhüm bi ıhsanir radıyallahü anhüm ve radu anhü ve eadde lehüm cennatin tecrı tahtehel enharu halidıne fıha ebeda zalikel fevzül azıym
Anlamı:
İslamı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.

Ebed ile ilgili kelimeler:
Ebed-ül-âbâd: Tükenmez, ebedi hayat. Sonsuzluk. Cennet.
Ebed-ül Âbidîn: Ebediyen, sonsuz olarak.
Ebeden: Devamlı olarak. Kata ve asla. Hiçbir vakit.
Ebedgâh: Kabir, mezar.
Ebedhane: Kabir, mezar.
Ebedî: Sonsuza ve ebediyete ait. Ebediyete dair ve müteallik.
Ebediyyen:
1-) Ebedi olarak, ilelebet.
2-) Hiç bir vakit, hiç bir zaman.
Ârâmgâh-ı ebedî: Ebedi olarak dinlenilecek yer, sonsuz olarak istirahat edilen yer, mezar.
Ehl-i ebed: Ebedi olanlar, ebediler.
İle-l-ebed: Ebede kadar. Nihayetsiz.
Nefy-i ebed: Bir daha dönmemek üzere nefyedip sürme.
Nisyan-i ebedî: Ebedi unutma.
Saâdet-i ebediye: Büyük ve ebedi saadet. Ahiret saadeti.
Saâdet-saray-ı ebediyye: Ebediyetin saadetli sarayı.
Tevehüm-i ebediyet: Ebedi yaşayacağını zannedip Allah’ın emirlerinden ve ahiret için hazırlanmaktan gaflet etmek. Hiç ölmeyecekmiş gibi evham ile sadece bu dünyayı ve dünya menfaatlerini düşünmek.
Ebed-şümul: Ebedi içine alan.
Ebeda: Ebedi olarak, ebediyen.
Ebedî Mahrem: Dinde kendileriyle evlenilmesi ölünceye kadar haram, yasak olan kimseler.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir