Düşmanın vereceği zararlara karşı okunacak dua

Posted by

Düşmanların, zararlı haşaratın vereceği zararlara karşı aşağıdaki ayetler 3, 7, 19, veya 41 kere okunur
Arapça:
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُواْ مَا آتَيْنَاكُم بِقُوَّةٍ وَاسْمَعُواْ قَالُواْ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُواْ فِي قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُمْ بِهِ إِيمَانُكُمْ إِن كُنتُمْ مُّؤْمِنِينَ
وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِنْ أَخَذَ اللّهُ سَمْعَكُمْ وَأَبْصَارَكُمْ وَخَتَمَ عَلَى قُلُوبِكُم مَّنْ إِلَهٌ غَيْرُ اللّهِ يَأْتِيكُم بِهِ انظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الآيَاتِ ثُمَّ هُمْ يَصْدِفُونَ
إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ أَنِّي مُمِدُّكُم بِأَلْفٍ مِّنَ الْمَلآئِكَةِ مُرْدِفِينَ
وَمَا جَعَلَهُ اللّهُ إِلاَّ بُشْرَى وَلِتَطْمَئِنَّ بِهِ قُلُوبُكُمْ وَمَا النَّصْرُ إِلاَّ مِنْ عِندِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَيِّ الْقَيُّومِ وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْمًا
وَمَن يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا يَخَافُ ظُلْمًا وَلَا هَضْمًا
فَخَسَفْنَا بِهِ وَبِدَارِهِ الْأَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُ مِن فِئَةٍ يَنصُرُونَهُ مِن دُونِ اللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ المُنتَصِرِينَ
وَجَعَلْنَا مِن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لاَ يُبْصِرُونَ
سَلَامٌ قَوْلًا مِن رَّبٍّ رَّحِيمٍ

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانشَقَّ الْقَمَرُ
وَإِن يَرَوْا آيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ
وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
وَلَقَدْ جَاءهُم مِّنَ الْأَنبَاء مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ
حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُ
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ إِلَى شَيْءٍ نُّكُرٍ
خُشَّعًا أَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ
مُّهْطِعِينَ إِلَى الدَّاعِ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هَذَا يَوْمٌ عَسِرٌ
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ
فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانتَصِرْ
فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاء بِمَاء مُّنْهَمِرٍ
وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَاء عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ

Okunuşu:
Bismillâhirrahmânirrâhim
Ve iz ehazna misakakum ve refa’na fevkakumut tur, huzu ma ateynakum bi kuvvetin vesmeu kalu semi’na ve aseyna ve uşribu fi kulubihimul icle bi kufrihim kul bi’se ma ye’murukum bihi imanukum in kuntum mu’minin. Va’tasımu bihablillahi cemian ve la teferreku, vezkuru ni’metallahi aleykum iz kuntum a’daen fe ellefe beyne kulubikum fe asbahtum bi ni’metihi ihvana, ve kuntum ala şefa hufretin minen nari fe enkazekum minha, kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi leallekum tehtedun. Kul e reeytum in ehazallahu sem’akum ve ebsarekum ve hateme ala kulubikum men ilahun gayrullahi ye’tikum bih, unzur keyfe nusarriful ayati summe hum yasdifun. İz testegisune rabbekum festecabe lekum enni mumiddukum bi elfin minel melaiketi murdifin. Ve ma cealehullahu illa buşra ve li tatmainne bihi kulubukum ve men nasru illa min indillah, innallahe azizun hakim. Ve anetil vucuhu lil hayyil kayyum, ve kad habe men hamele zulma. Ve men ya’mel mines salihati ve huve mu’minun fe la yehafu zulmen ve la hadma. Fe hasefna bihi ve bidarihil arda fe ma kane lehu min fietin yensurunehu min dunillahi ve ma kane minel muntasırin. Ve cealna min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynahum fe hum la yubsırun. Selamun kavlen min rabbin rahim.
Bismillâhirrahmânirrâhim
İkterebetis saatu ven şakkal kamer. Ve in yerev ayeten yu’ridu ve yekulu sihrun mustemirr. Ve kezzebu vettebeu ehvaehum ve kullu emrin mustekırr. Ve lekad caehum minel enbai ma fihi muzdecer. Hikmetun baligatun fe ma tugnin nuzur. Fe tevelle anhum, yevme yed’ud dai ila şey’in nukur. Huşşe’an ebsaruhum yahrucune minel ecdasi keennehum ceradun munteşir. Muhtıine iled dai, yekulul kafirune haza yevmun asir. Kezzebet kablehum kavmu nuhın fe kezzebu abdena ve kalu mecnunun vezducir. Fe dea rabbehu enni maglubun fentasır. Fe fetahna ebvabes semai bi main munhemir. Ve feccernel arda uyunen feltekalmau ala emrin kad kudir.

Anlamı:
Bismillâhirrahmânirrâhim
Hani sizden, “Size verdiğimizi kuvvetlice alın ve dinleyin.” diye kesin söz almış ve Tur’u üzerinize kaldırmıştık. Demişlerdi ki: “Dinledik ama itaat etmiyoruz.” Küfürleri yüzünden buzağı kalplerine yerleştirildi. De ki: “Eğer gerçekten inanıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!” Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O’nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki belki doğru yolu bulursunuz. De ki: “Söyleyin bana! Eğer Allah; işitmenizi, görmenizi ve kalbinizin idrak etmesini yok etse, Allah’tan başka hangi ilah onları size geri verebilir?” Bak, ayetlerimizi nasıl çok yönlü açıklıyoruz. Buna rağmen onlar yine de yüz çeviriyorlar. Hani siz, Rabb’inizden yardım istiyordunuz. O da ardı ardına bin melekle yardım edeceğim diye, isteğinize karşılık vermişti. Allah bunu, ancak bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yaptı. Yardım, ancak Allah’tandır. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan’dır, En İyi Hüküm Veren’dir. Yüzler, Hayy ve Kayyum olanın önünde eğilmiştir. Zulüm taşıyıcılar perişan olmuştur. İnanan biri olarak salihatı yapan kimse ise haksızlığa uğramaktan da hakkının yeneceğinden de korkmaz. Sonra, onu ve yurdunu yerin dibine geçirdik. Allah’a karşı kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı. Yardım edilenlerden de olmadı. Önlerine ve arkalarına birer set çektik. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.Rahmeti kesintisiz Rabb’den söz selamdır.
Bismillâhirrahmânirrâhim
Sa’at yaklaştı ve Kamer yarıldı. Onlar, bir ayet görseler, hemen yüz çevirirler. Ve “Bu süregelen bir büyüdür.” derler. Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır. Ant olsun ki onlara, yanılgılarını giderecek nice haberler geldi. Yüksek seviyede hikmetli haberler. Buna rağmen uyarıların bir yararı olmadı. O halde onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları hiç hoşlanmayacakları şeye çağıracak. Kabirlerinden baygın gözlerle çıkarlar. Etrafa dağılmış çekirgeler gibidirler. Çağırıcıya doğru koşan gerçeği yalanlayan nankörler: “Bu, çok zor bir gün.” diyecekler. Onlardan önce Nuh’un halkı da yalanladı. Kulumuzu, “O delinin biridir.” diye yalanladılar. Kulumuz zorluk çıkarılarak engellendi. Sonunda Rabb’ine çağrıda bulundu: “Doğrusu ben, yenik düştüm, bana yardım et.” Biz de hemen göğün kapılarını gürül gürül boşalan su ile açtık. Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir