Dua

Posted by

Duâ (yakarı, yakarış):
1-) Tanrı’ya yalvarma, Tanrı’dan yardım dileme.
2-) Namaz ve benzeri tapınma eylemlerinde ya da Tanrı’ya yakarmak amacıyla okunan, dinsel değeri olan sözler.

Dua ile ilgili ayetler
1-) Bakara suresi 127. ayet:
Arapça:
وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَٰهِۦمُ ٱلْقَوَاعِدَ مِنَ ٱلْبَيْتِ وَإِسْمَٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
Okunuşu:
Ve iz yerfeu ibrahîmul kavaîde minel beyti ve ismaîyl rabbena tekabbel minna inneke entes semîul alîm
Anlamı:
Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor (şöyle diyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.
2-) Bakara suresi 186. ayet:
Arapça:
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِى عَنِّى فَإِنِّى قَرِيبٌ ۖ أُجِيبُ دَعْوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِ ۖ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لِى وَلْيُؤْمِنُوا۟ بِى لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
Okunuşu:
Ve iza seeleke îbadî annî fe innî karîb ucîbu da’veted daî iza deani felyestecîbu lî vel yu’minu bî leallehum yarşudun
Anlamı:
Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.

3-) Al-i İmran suresi 38. ayet:
Arapça:
هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاء
Okunuşu:
Hünalike dea zekeriyya rabbeh kale rabbi heb lı mil ledünke zürriyyeten tayyibeh inneke semıud düa’
Anlamı:
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi.

4-) En’am suresi 52. ayet:
Arapça:
وَلاَ تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَيْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِم مِّن شَيْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ الظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Ve la tatrudillezıne yed’une rabbehüm bil ğadati vel aşiyyi yürıdune vecheh ma aleyke min hısabihim min şey’iv ve ma min hısabike aleyhim min şey’in fe tatrudehüm fe tekune minez zalimın
Anlamı:
Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na yalvaranları kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk; senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki onları kovup ta zalimlerden olasın!
5-) En’am suresi 63. ayet:
Arapça:
قُلْ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةً لَّئِنْ أَنجَانَا مِنْ هَذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ
Okunuşu:
Kul mey yüneccıküm min zulümatil berri vel bahri ted’unehu tedarruav ve hufyeh le in encana min hazihı le nekunenne mineş şakirın
Anlamı:
De ki: Karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) sizi kim kurtarır ki? (O zaman) O’na gizli gizli yalvararak “Eğer bizi bundan kurtarırsan andolsun şükredenlerden olacağız” diye dua edersiniz.

6-) Araf suresi 29. ayet:
Arapça:
قُلْ اَمَرَ رَبّٖى بِالْقِسْطِ وَاَقٖيمُوا وُجُوهَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَادْعُوهُ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ كَمَا بَدَاَكُمْ تَعُودُونَ
Okunuşu:
Kul emera rabbı bil kıstı ve ekıymu vücuheküm ınde külli mescidiv bedeeküm teudun
Anlamı:
De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (ona) doğrultun. Dini Allah’a has kılarak ona ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine ona) döneceksiniz.”
7-) Araf suresi 55. ayet:
Arapça:
اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ
Okunuşu:
Üd’u rabbeküm tedarruav ve hufyeh innehu la yühıbbül mu’tedın
Anlamı:
Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.
😎 Araf suresi 56. ayet:
Arapça:
وَلَا تُفْسِدُوا فِى الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَرٖيبٌ مِنَ الْمُحْسِنٖينَ
Okunuşu:
Ve la tüfsidu fil erdı ba’de ıslahıha ved’uhü havfev ve tamea inne rahmetellahi karıbüm minel muhsinın
Anlamı:
Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.
9-) Araf suresi 134. ayet:
Arapça:
وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ الرِّجْزُ قَالُوا يَا مُوسَى ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ لَئِنْ كَشَفْتَ عَنَّا الرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَنٖى اِسْرَایٖٔلَ
Okunuşu:
Ve lemma vekaa aleyhimür riczü kalu ya mused’u lena rabbeke bima ahide ındek le in keşefte annar ricze le nü’minenne leke ve le nürsilenne meake benı israıl
Anlamı:
Üzerlerine azap çökünce, “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler.
10-) Araf suresi 180. ayet:
Arapça:
وَلِلّٰهِ الْاَسْمَاءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُوا الَّذٖينَ يُلْحِدُونَ فٖى اَسْمَائِهٖ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Ve lillahil esmaül husna fed’uhü biha ve zerullezıne yülhıdune fı esmail seyüczevne ma kanu ya’melun
Anlamı:
En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
11-) Araf suresi 189. ayet:
Arapça:
هُوَ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ اِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشّٰیهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفٖيفًا فَمَرَّتْ بِهٖ فَلَمَّا اَثْقَلَتْ دَعَوَا اللّٰهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ اٰتَيْتَنَا صَالِحًا لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرٖينَ
Okunuşu:
Hüvellezı halekaküm min nefsiv vahıdetiv ve ceale minha zevceha li yesküne ileyha felemma teğaşşaha hamelet hamlen hafıfen fe merrat bih felemma eskalet deavellahe rabbehüma lein ateytina salihal lenekunenne mineş şakirın
Anlamı:
Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.

12-) Enfal suresi 35. ayet:
Arapça:
وَمَا كَانَ صَلاَتُهُمْ عِندَ الْبَيْتِ إِلاَّ مُكَاء وَتَصْدِيَةً فَذُوقُواْ الْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
Okunuşu:
Ve ma kane salatühüm ındel beyti illa mükaev ve tasdiyeh fe zukul azabe bi ma küntüm tekfürun
Anlamı:
Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. (Ey kafirler!) İnkar etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!

13-) Tevbe suresi 99. ayet:
Arapça:
وَمِنَ الأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَاتٍ عِندَ اللّهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِ أَلا إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَّهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ اللّهُ فِي رَحْمَتِهِ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Okunuşu:
Ve minel a’rabi mey yü’minü billahi vel yevmil ahıri ve yettehızü ma yünfiku kurubatin ındellahi ve salevatir rasul ela inneha kurbetül lehüm se yüdhılühümüllahü fı rahmetih innellahe ğafurur rahıym
Anlamı:
Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
14-) Tevbe suresi 103. ayet:
Arapça:
خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلاَتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Okunuşu:
Huz min emvalihim sadekaten tütahhiruhüm ve tüzekkıhim biha ve salli aleyhim inne salateke sekenül lehüm vallahü semıun alım
Anlamı:
Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

15-) Yunus suresi 10. ayet:
Arapça:
دَﻋْﻮٰﻳﻬُﻢْ ﻓٖﻴﻬَﺎ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ اﻟﻠّٰﻬُﻢَّ وَﺗَﺤِﻴَّﺘُﻬُﻢْ ﻓٖﻴﻬَﺎ ﺳَﻠَﺎمٌ وَاٰﺧِﺮُ دَﻋْﻮٰﻳﻬُﻢْ اَنِ اﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ رَبِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤٖﻴﻦَ
Okunuşu:
Da’vahüm fıha sübhanekellahümme ve tehıyyetühüm fıha selam ve ahıru da’vahüm enil hamdü lillahi rabbil alemın
Anlamı:
Bunların oradaki duaları, “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”, aralarındaki esenlik dilekleri, “selâm”; dualarının sonu ise, “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir.
16-) Yunus suresi 12. ayet:
Arapça:
وَاِذَا ﻣَﺲَّ اﻟْﺎِﻧْﺴَﺎنَ اﻟﻀُّﺮُّ دَﻋَﺎﻧَﺎ ﻟِﺡَﻨْﺒِﻪٖٓ اَوْ ﻗَﺎﻋِﺪًا اَوْ ﻗَٓﺎﺋِﻤًﺎ ﻓَﻠَﻤَّﺎ ﻛَﺸَﻔْﻨَﺎ ﻋَﻨْﻪُ ﺿُﺮَّهُ ﻣَﺮَّ ﻛَﺎَنْ ﻟَﻢْ ﻳَﺪْﻋُﻨَٓﺎ اِﻟٰﻰ ﺿُﺮٍّ ﻣَﺴَّﻪُ ﻛَﺬٰﻟِﻚَ زُﻳِّﻦَ ﻟِﻠْﻤُﺴْﺮِﻓٖﻴﻦَ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻧُﻮا ﻳَﻌْﻤَﻠُﻮنَ
Okunuşu:
Ve iza messel insaned durru deanna li cembihı ev kaıden ev kaima felemma keşefna anhü durrahu merra keel lem yed’una ila durrim messeh kezalike züyyine lil müsrifıne ma kanu ya’melun
Anlamı:
İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.
17-) Yunus suresi 22. ayet:
Arapça:
ﻫُﻮَ اﻟَّﺬٖى ﻳُﺴَﻴِّﺮُﻛُﻢْ ﻓِﻰ اﻟْﺒَﺮِّ وَاﻟْﺒَﺤْﺮِ ﺣَﺘّٰٓﻰ اِذَا ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﻓِﻰ اﻟْﻔُﻠْﻚِ وَﺟَﺮَﻳْﻦَ ﺑِﻬِﻢْ ﺑِﺮٖﻳﺢٍ ﻃَﻴِّﺒَﺔٍ وَﻓَﺮِﺣُﻮا ﺑِﻬَﺎ ﺟَٓﺎءَﺗْﻬَﺎ رٖﻳﺢٌ ﻋَﺎﺻِﻒٌ وَﺟَٓﺎءَﻫُﻢُ اﻟْﻤَﻮْجُ ﻣِﻦْ ﻛُﻞِّ ﻣَﻜَﺎنٍ وَﻇَﻨُّٓﻮا اَﻧَّﻬُﻢْ اُﺣٖﻴﻂَ ﺑِﻬِﻢْ دَﻋَﻮُا اﻟﻠّٰﻪَ ﻣُﺨْﻠِﺼٖﻴﻦَ ﻟَﻪُ اﻟﺪّٖﻳﻦَ ﻟَﺌِﻦْ اَﻧْﺡَﻴْﺘَﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﻫٰﺬِهٖ ﻟَﻨَﻜُﻮﻧَﻦَّ ﻣِﻦَ اﻟﺸَّﺎﻛِﺮٖﻳﻦَ
Okunuşu:
Hüvellezı yüseyyiruküm fil berri vel bahr hatta iza küntüm fil fülk ve cerayne bihim bi rıyhın tayyibetiv ve ferihu biha caetha rıhun asıfüv ve caehümül mevcü min külli mekaniv ve zannu ennehüm ühıyta bihim deavüllahe muhlisıyne lehüd dın lein enceytena min hazihı le nekunenne mineş şakirın
Anlamı:
O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar.
18-) Yunus suresi 89. ayet:
Arapça:
ﻗَﺎلَ ﻗَﺪْ اُﺟٖﻴﺒَﺖْ دَﻋْﻮَﺗُﻜُﻤَﺎ ﻓَﺎﺳْﺘَﻘٖﻴﻤَﺎ وَﻟَﺎ ﺗَﺘَّﺒِﻌَٓﺎنِّ ﺳَﺒٖﻴﻞَ اﻟَّﺬٖﻳﻦَ ﻟَﺎ ﻳَﻌْﻠَﻤُﻮنَ
Okunuşu:
Kale kad ücıbet da’vetüküma festekıyma ve la tettebianni sebılellezıne la ya’lemun
Anlamı:
Allah da, “Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi.

19-) Yusuf suresi 34. ayet:
Arapça:
فَاسْتَجَابَ لَهُ رَبُّهُ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Okunuşu:
Festecabe lehu rabbühu fe sarafe anhü keydehünn innehu hüves semıul alım
Anlamı:
Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz ki o, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

20-) Ra’d suresi 14. ayet:
Arapça:
ﻟَﻪُ دَﻋْﻮَةُ اﻟْﺤَﻖِّ وَاﻟَّﺬٖﻳﻦَ ﻳَﺪْﻋُﻮنَ ﻣِﻦْ دُوﻧِﻪٖ ﻟَﺎ ﻳَﺴْﺘَﺡٖﻴﺒُﻮنَ ﻟَﻬُﻢْ ﺑِﺸَﻰْءٍ اِﻟَّﺎ ﻛَﺒَﺎﺳِﻂِ ﻛَﻔَّﻴْﻪِ اِﻟَﻰ اﻟْﻤَٓﺎءِ ﻟِﻴَﺒْﻠُﻎَ ﻓَﺎهُ وَﻣَﺎ ﻫُﻮَ ﺑِﺒَﺎﻟِﻐِﻪٖ وَﻣَﺎ دُﻋَٓﺎءُ اﻟْﻜَﺎﻓِﺮٖﻳﻦَ اِﻟَّﺎ ﻓٖﻰ ﺿَﻠَﺎلٍ
Okunuşu:
Lehu da’vetül hakk vellezıne yed’une min dunihı la yestecıbune lehüm bi şey’in illa ke basitı keffeyhi ilel mai li yeblüğa fahü ve ma hüve bi baliğıh ve ma düaül kafirıne illa fı dalal
Anlamı:
Gerçek dua ancak O’nadır. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı halde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar.

21-) İbrahim suresi 39. ayet:
Arapça:
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي وَهَبَ لِي عَلَى الْكِبَرِ إِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِنَّ رَبِّي لَسَمِيعُ الدُّعَاءِ
Okunuşu:
Elhamdü lillahillezı vehebe lı alel kiberi ismaıyle ve ishak inne rabbı le semıud düa’
Anlamı:
“Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.”
22-) İbrahim suresi 40. ayet:
Arapça:
رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلَاةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ
Okunuşu:
Rabbic’alnı mükıymes salati ve imn zürriyyetı rabbena ve tekabbel düa’
Anlamı:
“Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.”

23-) İsra suresi 11. ayet:
Arapça:
وَيَدْعُ الإِنسَانُ بِالشَّرِّ دُعَاءهُ بِالْخَيْرِ وَكَانَ الإِنسَانُ عَجُولاً
Okunuşu:
Ve yed’ul insanü biş şerri düaehu bil hayr ve kanel insanü acula
Anlamı:
İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.

24-) Kehf suresi 28. ayet:
Arapça:
وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَنْ ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ وَكَانَ أَمْرُهُ فُرُطًا
Okunuşu:
Vasbir nefseke meallezıne yed’une rabbehüm bil ğadati vel aşiyyi yürıdune vechehu ve la ta’dü aynake anhüm türıdü zınetel hayatid dünya ve la tütı’ men ağfelna kalbehu an zikrina vettebea hevahü ve kane emruhu füruta
Anlamı:
Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

25-) Meryem suresi 4. ayet:
Arapça:
قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُن بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا
Okunuşu:
Kale rabbi innı vehenel azmü minnı veştealer ra’sü şeybev ve lem eküm bi düaike rabbi şekıyya
Anlamı:
Ve a’tezilüküm ve ma ted’une min dunillahi ve ed’u rabbı asa ella ekune bi düai rabbı şekıyya
26-) Meryem suresi 48. ayet:
Arapça:
وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ وَأَدْعُو رَبِّي عَسَى أَلَّا أَكُونَ بِدُعَاء رَبِّي شَقِيًّا
Okunuşu:
Ve a’tezilüküm ve ma ted’une min dunillahi ve ed’u rabbı asa ella ekune bi düai rabbı şekıyya
Anlamı:
“Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.”

27-) Enbiya suresi 84. ayet:
Arapça:
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِن ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ
Okunuşu:
Festecebna lehu fe keşefna ma bihı min durriv ve ateynahü ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem min ındina ve zikra lil abidın
Anlamı:
Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.
28-) Enbiya suresi 88. ayet:
Arapça:
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ وَكَذَلِكَ نُنجِي الْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu:
Festecebna lehu ve necceynahü minel ğamm ve kezalike nüncil mü’minın
Anlamı:
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız.
29-) Enbiya suresi 90. ayet:
Arapça:
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَى وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَباً وَرَهَباً وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ
Okunuşu:
Festecebna lehu ve vehebna lehu yahya ve aslahna lehu zevceh innehüm kanu yüsariune fil hayrati ve yed’unena rağabev ve raheba ve kanu lena haşiıyn
Anlamı:
Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.

30-) Nur suresi 41. ayet:
Arapça:
أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
Okunuşu:
E lem tera ennellahe yüsebbihu lehu men fis semavati vel erdı vet tayru saffat küllün kad alime salatehu ve tesbıhah vallahü alımüm bima yef’alun
Anlamı:
Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir.

31-) Furkan suresi 77. ayet:
Arapça:
قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا
Okunuşu:
Kul ma ya’beü bi küm rabbı lev la düaüküm fe kad kezzebtüm fe sevfe yekunü lizama
Anlamı:
(Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”

32-) Şuara suresi 72. ayet:
Arapça:
قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ
Okunuşu:
Kale hel yesmeuneküm iz ted’un
Anlamı:
İbrahim dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?”

33-) Neml suresi 62. ayet:
Arapça:
أَمَّن يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاء الْأَرْضِ أَإِلَهٌ مَّعَ اللَّهِ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ
Okunuşu:
Emmey yücıbül mudtarra iza deahü ve yekşifüs sue ve yec’alüküm hulefael ard e ilahüm meallah kalılem ma tezekkerun
Anlamı:
Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz!

34-) Rum suresi 33. ayet:
Arapça:
وَإِذَا مَسَّ النَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا رَبَّهُم مُّنِيبِينَ إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا أَذَاقَهُم مِّنْهُ رَحْمَةً إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُم بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ
Okunuşu:
Ve iza messen nase durrun deav rabbehüm münıbıne ileyhi sümme iza ezakahüm minhü rahmeten iza ferıkum minhüm bi rabbihim yüşrikun
Anlamı:
İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek ona dua ederler. Sonra Allah onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.

35-) Secde suresi 16. ayet:
Arapça:
تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
Okunuşu:
Tetecafa cünubühüm anil medaciı yed’une rabbehüm havfev ve tameav ve mimma razaknahüm yünfikun
Anlamı:
Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.

36-) Ahzab suresi 43. ayet:
Arapça:
هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا
Okunuşu:
Hüvellezı yüsallı aleyküm ve melaiketühu li yuhriceküm minez zulümati ilen nur ve kane bil mü’minıne rahıyma
Anlamı:
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O’dur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah, müminlere karşı çok merhametlidir.

37-) Fatır suresi 14. ayet:
Arapça:
إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا دُعَاءكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا مَا اسْتَجَابُوا لَكُمْ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ
Okunuşu:
İn ted’uhüm la yesmeu düaeküm ve lev semiu mestecabu leküm ve yevmel kıyameti yekfürune bi şirkiküm ve la yünebbiüke mislü habır
Anlamı:
Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. Bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez.

38-) Zümer suresi 8. ayet:
Arapça:
وَإِذَا مَسَّ الْإِنسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُنِيبًا إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِّنْهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدْعُو إِلَيْهِ مِن قَبْلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلِيلًا إِنَّكَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ
Okunuşu:
Ve iza messel insane durrun dea rabbehu münıben ileyhi sümme iza havvelehu nı’metem minhü nesiye ma kane yed’u ileyhi min kabül ve ceale lillahi endadel li yüdılle an sebılih kul temetta’ bi küfrike kalılen inneke min ashabin nar
Anlamı:
İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce ona yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin.”
39-) Zümer suresi 49. ayet:
Arapça:
فَإِذَا مَسَّ الْإِنسَانَ ضُرٌّ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلْنَاهُ نِعْمَةً مِّنَّا قَالَ إِنَّمَا أُوتِيتُهُ عَلَى عِلْمٍ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Okunuşu:
Fe iza messel insane durrun deana sümme iza havvelnahü nı’metem minna kale innema utıtühu ala ılm bel hiye fitnetüv ve lakinne ekserahüm la ya’lemun
Anlamı:
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.

40-) Mü’min suresi 14. ayet:
Arapça:
فَادْعُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
Okunuşu:
Fed’ullahe mhlisıyne lehüd dıne ve lev kerihel kafirun
Anlamı:
O halde siz, dini Allah için halis kılarak hep O’na yalvarın. İsterse kâfirler hoşlanmasınlar.
41-) Mü’min suresi 49. ayet:
Arapça:
وَقَالَ الَّذِينَ فِي النَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ادْعُوا رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْمًا مِّنَ الْعَذَابِ
Okunuşu:
Ve kalellezıne fin nari li hazeneti cehennemed’u rabbeküm yühaffif anna yevmem minel azab
Anlamı:
Ateştekiler, cehennem bekçilerine derler ki: “Rabbinize dua edin de bir gün olsun bizden azabı biraz hafifletsin.”
42-) Mü’min suresi 50. ayet:
Arapça:
قَالُوا أَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا بَلَى قَالُوا فَادْعُوا وَمَا دُعَاء الْكَافِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَالٍ
Okunuşu:
Kalu eve lem tekü te’tıküm rusülüküm bil beyyinat kalu bela kalu fed’ ve ma düaül kafirıne illa fı dalal
Anlamı:
Bekçiler de: “Size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı?” diye sorarlar. Onlar: “Evet” derler. Bekçiler: “Öyle ise kendiniz dua edin” derler. Kâfirlerin duası ise hep çıkmazdadır.
43-) Mü’min suresi 60. ayet:
Arapça:
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ
Okunuşu:
Ve kale rabbükümüd’unı estecib leküm innellezıne yestekbirune an ıbatetı seyedhulune cehenneme dahırın
Anlamı:
Halbuki Rabbiniz: “Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir.” buyurdu.
44-) Mü’min suresi 65. ayet:
Arapça:
هُوَ الْحَيُّ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Okunuşu:
Hüvel hayyü la ilahe illa hüve fed’uhü muhlisıyne lehüd dın elhamdü lillahi rabbil alemın
Anlamı:
Daimî bir hayat sahibi ancak O’dur. O’ndan başka ilâh yoktur. Onun için dini halis kılarak O’na, hep O’na yalvarın. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

45-) Fussilet suresi 51. ayet:
Arapça:
وَإِذَا أَنْعَمْنَا عَلَى الْإِنْسَانِ أَعْرَضَ وَنَأَى بِجَانِبِهِ وَإِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ فَذُو دُعَاءٍ عَرِيضٍ
Okunuşu:
Ve iza en’amna alel insani a’rada ve nea bicanibih ve iza messehüş şerru fe zu düain arıyd
Anlamı:
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.

46-) Zuhruf suresi 49. ayet:
Arapça:
وَقَالُوا يَا أَيُّهَا السَّاحِرُ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ
Okunuşu:
Ve kalu ya eyyühes sahırud’u lena rabbeke bima ahide ındeke innena le mühtedun
Anlamı:
(Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler.

47-) Duhan suresi 22. ayet:
Arapça:
فَدَعَا رَبَّهُ أَنَّ هَؤُلَاء قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ
Okunuşu:
Fe dea rabbehu enne haülai kavmüm mücrimun
Anlamı:
Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
48-) Duhan suresi 23. ayet:
Arapça:
فَأَسْرِ بِعِبَادِي لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
Okunuşu:
Fe esri bi ıbadı leylen inneküm müttebeun
Anlamı:
Allah, O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.

49-) Tur suresi 28. ayet:
Arapça:
إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ إِنَّهُ هُوَ الْبَرُّ الرَّحِيمُ
Okunuşu:
İnna kunna min kablu ned’uh innehu huvel berrur rahıym
Anlamı:
“Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk. Şüphesiz O iyilik edendir, çok merhametlidir.”

50-) Kamer suresi 10. ayet:
Arapça:
فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانتَصِرْ
Okunuşu:
Fe dea rabbehu enni mağlubun fentesır
Anlamı:
O da Rabbine, “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et” diye dua etti.

51-) Cin suresi 19. ayet:
Arapça:
وَأَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا
Okunuşu:
Ve ennehu lemmâ kâme abdullâhi yedûhu kâdû yekûnûne aleyhi libedâ(libeden).
Anlamı:
Ve muhakkak ki O; Allah’ın Kulu (Hz. Muhammed S.A.V), O’na (Allah’a) dua etmeye (Kur’ân okumaya) kalktığı zaman, (O’nun etrafında) neredeyse üstüste birikip toplanıyorlardı.
52-) Cin suresi 20. ayet:
Arapça:
قُلْ إِنَّمَا أَدْعُو رَبِّي وَلَا أُشْرِكُ بِهِ أَحَدًا
Okunuşu:
Kul innemâ ed’û rabbî ve lâ uşriku bihî ehadâ(ehaden).
Anlamı:
De ki: “Ben sadece Rabbime dua ederim ve hiç kimseyi O’na ortak etmem.”

Dua ile ilgili hadisler:
1-) Ebu Musa el-Eş’ari’den şöyle tahdis etti: Peygamber (s.a.v.) şu dua ile dua ederdi: “Ey Rabbim! Benim günahımı, bilgisizliğimi, her işimde israfımı ve benden daha iyi bilmekte olduğun kusurlarımı mağfiret eyle! Ya Allah! Benim hatalarımı, kasdımla ve bilgisizliğimle işlediklerimi, şakalarımı mağfiret eyle! Bunların hepsi bende vardır. Ya Allah! Evvelden yaptığım, sonradan yapacağım; gizlediğim, açığa çıkardığım bütün günahlarımı Sen mağfiret eyle! Öne geçiren ancak Sensin, sonraya bırakan da ancak Sensin. Sen her şeye gücü yetensin!)”. (Sahih-i Buhari ve Tercümesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 14 syf. 6336)
2-) İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah’a talep edilen (dünyevi şeylerden) Allah’ın en çok sevdiği afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir.” [Tirmizî, Daavât 112, (3542).]
3-) Fadâle İbnu Ubeyd (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dua eden bir adamın, dua sırasında Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e salat ve selam okumadığını görmüştü. Hemen:
“Bu kimse acele etti” buyurdu. Sonra adamı çağırıp:
“Biriniz dua ederken, Allahu Teâla’ya hamd u sena ederek başlasın, sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e salât okusun, sonra da dilediğini istesin” buyurdu.” [Tirmizî, Daavat 66,(3473, 3475); Ebû Dâvud, Salât 358, (1481); Nesâî, Sehv 48, (3, 44).]
4-) Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyudular ki: “Acele etmediği müddetçe her birinizin duasına icabet olunur. Ancak şöyle diyerek acele eden var: “Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi.” [Buhârî, Daavât 22; Müslim, Zikr 92, (2735); Muvatta, Kur’an 29 (1, 213); Tirmizî, Daavât 145, (3602, 3603); Ebû Dâvud, Salât 358, (1484).]
5-) “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kardeşinin gıyabında dua eden hiçbir mü’min yoktur ki melek de: “Bir misli de sana olsun” demesin.” [Müslim, Zikr 86, 88, (2732, 2733); Ebû Dâvud, Salât 364, (1534).]
6-) Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bir adam şöyle dua etmişti: “Ey Allah’ım , hamdlerim sanadır, nimetleri veren sensin, senden başka ilah yoktur, Sen semâvat ve arzın celâl ve ikrâm sahibi yaratıcısısın, Hayy ve Kayyûmsun (kâinatı ayakta tutan hayat sahibisin.) Bu isimlerini şefaatçi yaparak senden istiyorum!”
(Bu duayı işiten) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sordu:
“Bu adam neyi vesile kılarak dua ediyor, biliyor musunuz?”
“Allah ve Resûlü daha iyi bilir?”
“Nefsimi kudret elinde tutan Zât’a yemin ederim ki, o Allah’a, İsm-i Âzam’ı ile dua etti. O İsm-i Âzam ki, onunla dua edilirse Allah icabet eder, onunla istenirse verir.” [Tirmizî, Daavât 109 (3538); Ebû Dâvud, Salât 358, (1495); Nesâî, Sehv 57, (3, 52).]
7-) Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen dua kabul olmaz. (Hadîs-i şerîf-Mevâhib-i Ledünniyye)
😎 Mü’minin din kardeşi için, arkasından yaptığı hayır dua kabul olur. Bir melek, “Allahü teâlâ, bu iyiliği sana da versin! Amin” der. Meleğin duası reddedilmez. (Hadîs-i şerîf-Riyâz-üs-Sâlihîn)
9-) Ümmetimin günah işlemeyen gençlerinin duaları kabul olur. (Hadîs-i şerîf-Künûz-üd-Dekâik)
10-) Beş vakit farz namazdan sonra yapılan dua kabul olur. (Hadîs-i şerîf-Merâk-il-Felâh)
11-) Lanet etmek için gönderilmedim. Hayır dua etmek için, her mahluka merhamet etmek için gönderildim. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
12-) Kendinize, evladınıza, kötü dua etmeyiniz. Allah’ın kaderine razı olunuz. Nimetlerini arttırması için dua ediniz. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
13-) Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî)
14-) Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua, nasıl kabul olunur?  (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)
15-) Birinize dert ve bela gelince, Yunus peygamberin duasını okusun. Allahü teâlâ muhakkak onu kurtarır. Dua şudur: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez
zâlimîn. (Hadîs-i şerîf-Tefsîr-i Mazharî)
16-) Sabah kalkınca, üç kere: Bismillâhillezî lâ-yedurru ma asmihî şey’ün filerdı velâ fissemâi ve hüvessemî’ul-alîm (duasını) okuyana akşama kadar hiç bela gelmez. (Hadîs-i şerîf-Tenbîh-ül-Gâfilîn)

Dua ile ilgili kelimeler:
Duâ ordusu: Sıkıntı ve darda kalan Müslümanlara duaları ile yardımda bulunan Allahü teâlânın sevgili kulları, veliler.
Duâ-yı hayr: Hayırlı dua, hayır isteyen dua.
Duâ-yı fiilî: Fiil ile yapılan dua. Yani: İstenilen şeyin sebeplerini yerine getirmeye çalışmak.
Duâ-yı kavlî: Sözle yapılan dua ki bildiğimiz meşhur dualardır.
Duâ-yı müstecab: Kabul olunan dua.
Gıbb-ed duâ: Duadan sonra.
İcabe-i duâ: Duanın kabul olması. Duaya cevap verilmesi. Muvafakat edilmesi.
Semi-üd duâ: Duayı işiten Allah (c.c.).
Ve’d-duâ: “Dualarımız sizinle birliktedir” anlamına gelen bu tabir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir