Davet

Posted by

Da’vet (Dâvet):
1-) Hak dine çağırmak.
2-) İkram etmek için çağırma çağrılma.
3-) Bir fikri kabul ettirmek için deliller söylemek.

Davet ile ilgili ayetler:
1-) Hud Suresi 62. ayet:
Arapça:
ﻗَﺎﻟُﻮا ﻳَﺎ ﺻَﺎﻟِﺢُ ﻗَﺪْ ﻛُﻨْﺖَ ﻓٖﻴﻨَﺎ ﻣَﺮْﺟُﻮًّا ﻗَﺒْﻞَ ﻫٰﺬَٓا اَﺗَﻨْﻬٰﻴﻨَٓﺎ اَنْ ﻧَﻌْﺒُﺪَ ﻣَﺎ ﻳَﻌْﺒُﺪُ اٰﺑَٓﺎؤُﻧَﺎ وَاِﻧَّﻨَﺎ ﻟَﻔٖﻰ ﺷَﻚٍّ ﻣِﻤَّﺎ ﺗَﺪْﻋُﻮﻧَٓﺎ اِﻟَﻴْﻪِ ﻣُﺮٖﻳﺐٍ
Okunuşu:
Kalu ya salihu kad künte fına mercüvven kable haza etenhana en na’büde ma ya’büdü abaüna ve innena le fı şekkim mimma ted’una ileyhi mürıb
Anlamı:
Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.”

2-) Yusuf Suresi 31. ayet:
Arapça:
فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَأً وَآتَتْ كُلَّ وَاحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ اخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُ أَكْبَرْنَهُ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَاشَ لِلّهِ مَا هَذَا بَشَرًا إِنْ هَذَا إِلاَّ مَلَكٌ كَرِيمٌ
Okunuşu:
Felemma semiat bi mekrihinne erselet ileyhinne ve a’tedet lehünne müttekeev ve atet külla vahıdetim minhünne sikkınev ve kaletıhruc aleyhinn felemma raeynehu ekbernehu ve katta’ne eydiyehünne ve kulne haşe lillahi ma haza beşera in haza illa melekün kerım
Anlamı:
Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yusuf’a, “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yusuf’u görünce onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Haşa! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir” dediler.
3-) Yusuf Suresi 108. ayet:
Arapça:
قُلْ هَذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَاْ وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللّهِ وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
Okunuşu:
Kul hazihı sebılı ed’u ilellahi ala besıyratin ene ve menittebeanı ve sübhanellahi ve ma ene minel müşrikın
Anlamı:
De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Allah’ın şanı yücedir. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.”

4-) Ra’d Suresi 36. ayet:
Arapça:
وَاﻟَّﺬٖﻳﻦَ اٰﺗَﻴْﻨَﺎﻫُﻢُ اﻟْﻜِﺘَﺎبَ ﻳَﻔْﺮَﺣُﻮنَ ﺑِﻤَٓﺎ اُﻧْﺰِلَ اِﻟَﻴْﻚَ وَﻣِﻦَ اﻟْﺎَﺣْﺰَابِ ﻣَﻦْ ﻳُﻨْﻜِﺮُ ﺑَﻌْﻀَﻪُ ﻗُﻞْ اِﻧَّﻤَٓﺎ اُﻣِﺮْتُ اَنْ اَﻋْﺒُﺪَ اﻟﻠّٰﻪَ وَﻟَٓﺎ اُﺷْﺮِكَ ﺑِﻪٖ اِﻟَﻴْﻪِ اَدْﻋُﻮا وَاِﻟَﻴْﻪِ ﻣَﺎٰبِ
Okunuşu:
Vellezıne ateynahümül kitabe yefrahune bima ünzile ileyke ve minel ahzabi mey yünkiru ba’dah kul innema ümirtü en a’büdellahe ve la üşrike bih ileyhi ed’u ve ileyhi meab
Anlamı:
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O’nadır.”

5-) İbrahim Suresi 10. ayet:
Arapça:
قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِي اللَّهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى قَالُوا إِنْ أَنْتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا تُرِيدُونَ أَنْ تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ آبَاؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ
Okunuşu:
Kalet rusülühüm e fillahi şekkün fatıris semavati vel ard yed’uküm li yağfira leküm min zünubiküm ve yüehhıraküm ila ecelim müsemma kalu in entüm illa beşerum mislüna türıdune en tesudduna amma kane ya’büdü abaüna fe’tuna bi sültanim mübın
Anlamı:
Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler.

6-) Kasas Suresi 25. ayet:
Arapça:
فَجَاءتْهُ إِحْدَاهُمَا تَمْشِي عَلَى اسْتِحْيَاء قَالَتْ إِنَّ أَبِي يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ أَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَا فَلَمَّا جَاءهُ وَقَصَّ عَلَيْهِ الْقَصَصَ قَالَ لَا تَخَفْ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Fe caethü ıhdahüma temşı alestıhyain kalet inne ebı yed’uke li yecziyeke ecra ma sekayte lena felemma caehu ve kassa aleyhil kasasa kale la tehaf necevte minel kavmiz zalimın
Anlamı:
Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. Mûsâ onun (Şuayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb, “Korkma o zalim kavimden kurtuldun” dedi.

7-) Şura Suresi 15. ayet:
Arapça:
فَلِذَلِكَ فَادْعُ وَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ وَقُلْ آمَنتُ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ مِن كِتَابٍ وَأُمِرْتُ لِأَعْدِلَ بَيْنَكُمُ اللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَا أَعْمَالُنَا وَلَكُمْ أَعْمَالُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ اللَّهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ
Okunuşu:
Fe li zalike fed’u vestekım kema ümirt ve la tettebı’ ehvaehüm ve kul amentü bima enzelellahü min kitab ve ümirtü li a’dile beyneküm allahü rabbüna ve rabbüküm lena a’malüna ve leküm a’malüküm la huccete beynena ve beyneküm allahü yecmeu beynena ve ileyhil mesıyr
Anlamı:
(Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O’nadır.”

😎 Ahkaf Suresi 31. ayet:
Arapça:
يَا قَوْمَنَا أَجِيبُوا دَاعِيَ اللَّهِ وَآمِنُوا بِهِ يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
Okunuşu:
Ya kavmena ecıbu daıyellahi ve aminu bihı yağfir leküm min zünubiküm ve yücirküm min azabin elım
Anlamı:
“Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.”
9-) Ahkaf Suresi 32. ayet:
Arapça:
وَمَن لَّا يُجِبْ دَاعِيَ اللَّهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الْأَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِن دُونِهِ أَولِيَاء أُوْلَئِكَ فِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ
Okunuşu:
Ve mel la yücib daıyellahi fe leyse bi bu’cizin fil erdı ve leyse lehu min dunihı evliya’ ülaike fı dalalim mübın
Anlamı:
Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah’ı aciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

10-) Kalem Suresi 43. ayet:
Arapça:
خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ
Okunuşu:
Haşi’aten ebsaruhum terhekuhum zillefun ve kad kanu yud’avne ilessucudi ve lum salimune.
Anlamı:
O gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.

11-) Nuh Suresi 5. ayet:
Arapça:
قَالَ رَبِّ إِنِّي دَعَوْتُ قَوْمِي لَيْلًا وَنَهَارًا
Okunuşu:
Kale rabbi inniy de’avtu kavmiy leylen ve neharen.
Anlamı:
Nuh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim.”
12-) Nuh Suresi 6. ayet:
Arapça:
فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَائِي إِلَّا فِرَارًا
Okunuşu:
Felem yezidhum du’aiy illa firaren.
Anlamı:
“Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı.”
13-) Nuh Suresi 7. ayet:
Arapça:
وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًا
Okunuşu:
Ve inniy kullema de’avtuhum litağfire lehum ce’alu ezabi’ahum fiy azanihim vestağşev siyabehum ve esarru vestekberustikbaren.
Anlamı:
“Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.”
14-) Nuh Suresi 8. ayet:
Arapça:
ثُمَّ إِنِّي دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا
Okunuşu:
Summe iniy de’avtuhum ciharen.
Anlamı:
“Sonra ben onları açık açık davet ettim”.
Davet ile ilgili hadisler:
1-) Müslümanın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selamına cevâb vermek, hastasını ziyaret etmek, cenazesinde bulunmak, davetine gitmek ve aksırıp elhamdülillah deyince, yerhamükallah diyerek cevap vermek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim)
2-) Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:
“Yemeklerin en fenası, davet edildiği zaman gelecek olan kimselerin çağrılmadığı, gelmeye pek arzulu olmayanların davet edildiği düğün yemekleridir. (Canı istemediği için) davete gitmeyen kimse, Allah’a ve Resûlü’ne karşı gelmiş sayılır.” (Müslim, Nikâh 110. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 1)
3-) Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Biriniz yemeğe davet edildiği zaman gitsin; şayet oruçluysa yemek sahibine dua etsin; oruçlu değilse yesin.” (Müslim, Nikâh 106. Ayrıca bk. Müslim, Sıyâm 159; Ebû Dâvûd, Et`ime 1, Savm 75)
4-) Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Hidayete davet eden kimseye, kendisine uyanların sevabı kadar sevap verilir. Bu onların sevaplarından da hiçbir şey azaltmaz.” (Müslim, İlim 16. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 6; Tirmizî, İlim 15; İbni Mâce, Mukaddime 14)
4-) İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah’a sığınan kimseyi koruyup himaye ediniz. Allah için isteyene veriniz. Sizi davet edenin davetine uyunuz. Size iyilik yapana siz de iyilik yapınız. Şayet verecek bir şey bulamazsanız karşılık vermek istediğinizi göstermek üzere kendisine dua ediniz.” (Ebû Dâvûd, Zekât 38; Nesâî, Zekât 72)
5-) Ebu Davud’un diğer bir rivayetinde: “Kim davet edildiği halde icabet etmezse, Allah ve Resulune isyan etmiş olur. Kim de, davetsiz olarak bir sofraya oturursa, hırsız olarak girer. Yağmacı olarak çıkar” denilmiştir. [Buhari, Nikah 71, 74; Müslim, Nikah 103, (1429); Tirmizi, Nikah 11, (1098); Ebu Davud, Et yeme 1, (3736, 3737, 3738, 3739).]
6-) Hz. Enes radiyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın İranlı bir komşusu vardı, güzel et yemeği yapardı. (Bir Gün) Resulullah aleyhissalatu vesselam için yemek hazırladı. Sonra davet etmeye geldi. Resulullah aleyhissalatu vesselam Aişe’yi göstererek: “şunun için de davet var mı?” diye sordu. Adam: “hayır!” deyince, Aleyhissalatu vesselam da: “hayır, (davetinizi kabul etmiyorum)!” cevabını verdi. Adam dönüp, davetini tekrarladı. Resulullah da: “Ya şu?” diye Hz. Aişe için de izin istedi. Adam: “hayır!” dedi. Resulullah da: “hayır!” cevabını verdi. Sonra adam tekrar davet etmeye geldi. Resulullah da: “Ya şu!” diye ısrar etti. Adam bu sefer; “Evet (o da davetli)!” dedi. (Resulullah ve Hz. Aişe) ikisi birlikte kalkıp birbirleriyle şakalaşarak davet sahibinin evine geldiler.” [Müslim, Esribe 139, (2037); Nesai, Talak 23, (6, 158)]
7-) Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Eğer paça veya kürek eti yemeğe davet edilsem, derhal giderim. Şayet bana kürek veya paça hediye edilse, hemen kabul ederim.” (Buhârî, Hibe 2, Nikâh 73; Müslim, Nikâh 104)

Davet ile ilgili kelimeler:
Da’vet-i mesâib: Belaları davet etme.
Davet makâmı: Vilayet (evliyalık) makamının üstünde, peygamberlere mahsus bir makam.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir