Cennet

Posted by

Cennet:
1-) Ahirette Müslümanların nimet ve mutluluk içerisinde sonsuz olarak yaşayacakları yer.
2-) Bahçe

Cennet ile ilgili ayetler:
1-) Bakara Suresi 25. ayet:
Arapça:
وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۖ كُلَّمَا رُزِقُوا۟ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍ رِّزْقًا ۙ قَالُوا۟ هَٰذَا ٱلَّذِى رُزِقْنَا مِن قَبْلُ ۖ وَأُتُوا۟ بِهِۦ مُتَشَٰبِهًا ۖ وَلَهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ ۖ وَهُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
Okunuşu:
Ve beşşirillezîne amenu ve amilus salihati enne lehum cennatin tecrî min tahtihel enhar kullema ruziku minha min semeratir rizkan kalu hazellezî ruzîkna min kablu ve utu bihî muteşabiha ve lehum fîha ezvacum mutahheratuv ve hum fîha halidun
Anlamı:
İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızk olarak yedirildikçe: Bundan önce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler. Bu rızklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedî kalıcılardır.

2-) Al-i İmran Suresi 15. ayet:
Arapça:
قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَلِكُمْ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
Okunuşu:
Kul e ünebbiüküm bi hayrim min zaliküm lillezınettekav ınde rabbihim cennatün tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve ezvacüm mütahheratüv ve rıdvanüm minellah vallahü basıyrum bil ıbad
Anlamı:
De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir.
3-) Al-i İmran Suresi 107. ayet:
Arapça:
وَأَمَّا الَّذِينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَفِي رَحْمَةِ اللّهِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Okunuşu:
Ve emmellezınebyaddat vücuhühüm fe fı rahmetillah hüm fıha halidun
Anlamı:
Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
4-) Al-i İmran Suresi 136. ayet:
Arapça:
أُوْلَئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ
Okunuşu:
Ülaike cezaühüm mağfiratüm mir rabbihim ve cennatün tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve nı’me ecrul amilın
Anlamı:
İşte onların mükafatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir!
5-) Al-i İmran Suresi 198. ayet:
Arapça:
لَكِنِ الَّذِينَ اتَّقَوْاْ رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا نُزُلاً مِّنْ عِندِ اللّهِ وَمَا عِندَ اللّهِ خَيْرٌ لِّلأَبْرَارِ
Okunuşu:
Lakinillezınettekav rabbehüm lehüm cennatün tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha nüzülem min ındillah ve ma ındellahi hayrul lil ebrar
Anlamı:
Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah katından bir konaklama yeri olarak, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır.

6-) Nisa Suresi 57. ayet:
Arapça:
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا لَهُمْ فِيهَا أَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلِيلًا
Okunuşu:
Vellezine amenu ve amilus salihati senüdhılühüm cennatin tecri min tahtihel enharu halidıne fıha ebeda lehüm fıha ezvacüm mütühheratüv ve nüdhılühüm zıllen zalıla
Anlamı:
İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.
7-) Nisa Suresi 122. ayet:
Arapça:
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا وَعْدَ اللَّهِ حَقًّا وَمَنْ أَصْدَقُ مِنْ اللَّهِ قِيلًا
Okunuşu:
Vellezıne amenu ve amilus salihati senüdhılühüm cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ebeda va’dellahi hakka ve men asdeku minellahi kıyla
Anlamı:
İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah gerçek bir va’dde bulunmuştur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan?

😎 Maide Suresi 65. ayet:
Arapça:
وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَأَدْخَلْنَٰهُمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Okunuşu:
Ve lev enne ehlel kitabi amenu vettekav le kefferna anhüm seyyiatihim ve le edhalnahüm cennatin neıym
Anlamı:
Eğer ehl-i kitap iman edip (kötülüklerden) sakınsalardı, herhalde (geçmiş) kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere sokardık.
9-) Maide Suresi 85. ayet:
Arapça:
فَأَثَٰبَهُمُ ٱللَّهُ بِمَا قَالُوا۟ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْمُحْسِنِينَ
Okunuşu:
Fe esabehümüllahü bima kalu cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve zalike ceazül muhsinın
Anlamı:
Söyledikleri (bu) sözden dolayı Allah onlara, içinde devamlı kalmak üzere, zemininden ırmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. İyi hareket edenlerin mükâfatı işte budur.
10-) Maide Suresi 119. ayet:
Arapça:
قَالَ ٱللَّهُ هَٰذَا يَوْمُ يَنفَعُ ٱلصَّٰدِقِينَ صِدْقُهُمْ ۚ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۚ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
Okunuşu:
Kalellahü haza yevmü yenfeus sadikıyne sıdkuhüm lehüm cennatün tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ebeda radıyellahü anhüm ve radu anh zalikel fevzül azıym
Anlamı:
(Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.

11-) Araf Suresi 42. ayet:
Arapça:
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا اُولٰئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
Okunuşu:
Vellezıne amenu ve amilus salihati la nükellifü nefsen illa vüs’aha ülaike ashabül cenneh hüm fıha halidun
Anlamı:
İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz- işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.
12-) Araf Suresi 43. ayet:
Arapça:
وَنَزَعْنَا مَا فٖى صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖى هَدٰینَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلَا اَنْ هَدٰینَا اللّٰهُ لَقَدْ جَاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ وَنُودُوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Ve neza’na ma fı sudurihim min ğıllin tecrı min tahtihimül enhar ve kalül hamdü lillahillezı hedana li haza ve ma künna li nehtediye lev la en hedanellah le kad caet rusülü rabbina bil hakk ve nudu en tilkümül cennetü uristümuha bima küntüm ta’melun
Anlamı:
Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. “Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara, “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir.
13-) Araf Suresi 44. ayet:
Arapça:
وَنَادٰى اَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابَ النَّارِ اَنْ قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا قَالُوا نَعَمْ فَاَذَّنَ مُؤَذِّنٌ بَيْنَهُمْ اَنْ لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الظَّالِمٖينَ
Okunuşu:
Ve nada ashabül cenneti ashaben nari en kad vecedna ma veadena rabbüna hakkan fe hel vecedtüm ma veade rabbüküm hakka kalu neam fe ezzene müezzinüm beynehüm el la’netüllahi alez zalimın
Anlamı:
Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir.
14-) Araf Suresi 46. ayet:
Arapça:
وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌ وَعَلَى الْاَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلًّا بِسٖيمٰیهُمْ وَنَادَوْا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ
Okunuşu:
Ve beynehüma hıcab ve alel a’rafi ricalüy ya’rifune küllem bisımahüm ve nadev ashabel cenneti en selamün aleyküm lem yedhuluha ve hüm yatmeun
Anlamı:
İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur A’râf üzerinde de bir takım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, “Selam olsun size!” diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar.
15-) Araf Suresi 47. ayet:
Arapça:
وَاِذَا صُرِفَتْ اَبْصَارُهُمْ تِلْقَاءَ اَصْحَابِ النَّارِ قَالُوا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
Okunuşu:
Ve iza surifet ebsaruhüm tilkae ashabin nari kalu rabbena la tec’alna meal kavmiz zalimın
Anlamı:
Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler.
16-) Araf Suresi 49. ayet:
Arapça:
اَهٰؤُلَاءِ الَّذٖينَ اَقْسَمْتُمْ لَا يَنَالُهُمُ اللّٰهُ بِرَحْمَةٍ اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ وَلَا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَ
Okunuşu:
E haülaillezıne aksemtüm la yenalühümüllahü bi rahmeh üdhulül cennete la havfün aleyküm ve la entüm tahzenun
Anlamı:
“Sizin, Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz” derler.
17-) Araf Suresi 50. ayet:
Arapça:
وَنَادٰى اَصْحَابُ النَّارِ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ اَفٖيضُوا عَلَيْنَا مِنَ الْمَاءِ اَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ قَالُوا اِنَّ اللّٰهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى الْكَافِرٖينَ
Okunuşu:
Ve nada ashabün nari ashabel cenneti en efıdu aleyna minel mai ev mimma razekakümüllah kalu innellahe harramehüma alel kafirın
Anlamı:
Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler.

18-) Enfal Suresi 4. ayet:
Arapça:
أُوْلَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُمْ دَرَجَاتٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
Okunuşu:
Ülaike hümül mü’minine hakka lehüm deracatün ınde rabbihim ve mağfiratüv ve rizkun kerım
Anlamı:
İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında nice dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızk vardır.

19-) Tevbe Suresi 21. ayet:
Arapça:
يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُم بِرَحْمَةٍ مِّنْهُ وَرِضْوَانٍ وَجَنَّاتٍ لَّهُمْ فِيهَا نَعِيمٌ مُّقِيمٌ
Okunuşu:
Yübeşşiruhüm rabbühüm bi rahmetim minhü ve rıdvaniv ve cennatil lehüm fıha neıymüm mükıym
Anlamı:
Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.
20-) Tevbe Suresi 22. ayet:
Arapça:
خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا إِنَّ اللّهَ عِندَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Okunuşu:
Halidıne fıha ebeda innellahe ındehu ecrun azıym
Anlamı:
Onlar orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz, Allah katında büyük bir mükafat vardır.
21-) Tevbe Suresi 72. ayet:
Arapça:
وَعَدَ اللّهُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللّهِ أَكْبَرُ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu:
Veadellahül mü’minıne vel mü’minati cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve mesakine teyyibeten fı cennati adn ve rıdvanüm minallahi ekber zalike hüvel fevzül azıym
Anlamı:
Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.
22-) Tevbe Suresi 89. ayet:
Arapça:
أَعَدَّ اللّهُ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu:
Eaddellahü lehüm cennati tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha zalikel fevzül azıym
Anlamı:
Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.
23-) Tevbe Suresi 100. ayet:
Arapça:
وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُم بِإِحْسَانٍ رَّضِيَ اللّهُ عَنْهُمْ وَرَضُواْ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu:
Ves sabikunel evvelune minel mühacirıne vel ensari vellezınettebeuhüm bi ıhsanir radıyallahü anhüm ve radu anhü ve eadde lehüm cennatin tecrı tahtehel enharu halidıne fıha ebeda zalikel fevzül azıym
Anlamı:
İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.

24-) Yunus Suresi 9. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ يَهْدِيهِمْ رَبُّهُمْ بِإِيمَانِهِمْ تَجْرِي مِن تَحْتِهِمُ الأَنْهَارُ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ
Okunuşu:
İnnellezıne amenu ve amilus salihati yehdıhim rabbühüm bi ımanihim tecrı min tahtihimül enharu fı cennatin neıym
Anlamı:
(Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.
25-) Yunus Suresi 10. ayet:
Arapça:
دَﻋْﻮٰﻳﻬُﻢْ ﻓٖﻴﻬَﺎ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ اﻟﻠّٰﻬُﻢَّ وَﺗَﺤِﻴَّﺘُﻬُﻢْ ﻓٖﻴﻬَﺎ ﺳَﻠَﺎمٌ وَاٰﺧِﺮُ دَﻋْﻮٰﻳﻬُﻢْ اَنِ اﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ رَبِّ اﻟْﻌَﺎﻟَﻤٖﻴﻦَ
Okunuşu:
Da’vahüm fıha sübhanekellahümme ve tehıyyetühüm fıha selam ve ahıru da’vahüm enil hamdü lillahi rabbil alemın
Anlamı:
Bunların oradaki duaları, “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”, aralarındaki esenlik dilekleri, “selâm”; dualarının sonu ise, “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir.

26-) Hud Suresi 23. ayet:
Arapça:
وَاَنِ اﺳْﺘَﻐْﻔِﺮُوا رَﺑَّﻜُﻢْ ﺛُﻢَّ ﺗُﻮﺑُٓﻮا اِﻟَﻴْﻪِ ﻳُﻤَﺘِّﻌْﻜُﻢْ ﻣَﺘَﺎﻋًﺎ ﺣَﺴَﻨًﺎ اِﻟٰٓﻰ اَﺟَﻞٍ ﻣُﺴَﻤًّﻰ وَﻳُﻮْٔتِ ﻛُﻞَّ ذٖى ﻓَﻀْﻞٍ ﻓَﻀْﻠَﻪُ وَاِنْ ﺗَﻮَﻟَّﻮْا ﻓَﺎِﻧّٖٓﻰ اَﺧَﺎفُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻋَﺬَابَ ﻳَﻮْمٍ ﻛَﺒٖﻴﺮٍ
Okunuşu:
İnnellezıne amenu ve amilus salihati ve ahbetu ila rabbihim ülaike ashabül cenneh hüm fıha halidun
Anlamı:
İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
27-) Hud Suresi 108. ayet:
Arapça:
وَاَﻣَّﺎ اﻟَّﺬٖﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُوا ﻓَﻔِﻰ اﻟْﺡَﻨَّﺔِ ﺧَﺎﻟِﺪٖﻳﻦَ ﻓٖﻴﻬَﺎ ﻣَﺎ دَاﻣَﺖِ اﻟﺴَّﻤٰﻮَاتُ وَاﻟْﺎَرْضُ اِﻟَّﺎ ﻣَﺎ ﺷَٓﺎءَ رَﺑُّﻚَ ﻋَﻄَٓﺎءً ﻏَﻴْﺮَ ﻣَﺡْﺬُوذٍ
Okunuşu:
Ve emmellezıne süıdu fe fil cenneti halidıne fıha madametis semavatü vel erdu illa ma şae rabbük ataen ğayra meczuz
Anlamı:
Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.

28-) Ra’d Suresi 23. ayet:
Arapça:
ﺟَﻨَّﺎتُ ﻋَﺪْنٍ ﻳَﺪْﺧُﻠُﻮﻧَﻬَﺎ وَﻣَﻦْ ﺻَﻠَﺢَ ﻣِﻦْ اٰﺑَٓﺎﺋِﻬِﻢْ وَاَزْوَاﺟِﻬِﻢْ وَذُرِّﻳَّﺎﺗِﻬِﻢْ وَاﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔُ ﻳَﺪْﺧُﻠُﻮنَ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻣِﻦْ ﻛُﻞِّ ﺑَﺎبٍ
Okunuşu:
Cennatü adniy yedhuluneha ve men saleha min abaihim ve ezvacihim ve zürriyyatihim vel melaiketü yedhulune aleyhim min külli bab
Anlamı:
Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler):
29-) Ra’d Suresi 24. ayet:
Arapça:
ﺳَﻠَﺎمٌ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﺑِﻤَﺎ ﺻَﺒَﺮْﺗُﻢْ ﻓَﻨِﻌْﻢَ ﻋُﻘْﺒَﻰ اﻟﺪَّارِ
Okunuşu:
Selamün alayküm bima sabertüm fe nı’me usbed dar
Anlamı:
“Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!”
30-) Ra’d Suresi 29. ayet:
Arapça:
اَﻟَّﺬٖﻳﻦَ اٰﻣَﻨُﻮا وَﻋَﻤِﻠُﻮا اﻟﺼَّﺎﻟِﺤَﺎتِ ﻃُﻮﺑٰﻰ ﻟَﻬُﻢْ وَﺣُﺴْﻦُ ﻣَﺎٰبٍ
Okunuşu:
Ellezıne amenu ve amilus salihati tuba lehüm ve husnü meab
Anlamı:
İnanan ve salih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır.
31-) Ra’d Suresi 35. ayet:
Arapça:
ﻣَﺜَﻞُ اﻟْﺡَﻨَّﺔِ اﻟَّﺘٖﻰ وُﻋِﺪَ اﻟْﻤُﺘَّﻘُﻮنَ ﺗَﺡْﺮٖى ﻣِﻦْ ﺗَﺤْﺘِﻬَﺎ اﻟْﺎَﻧْﻬَﺎرُ اُﻛُﻠُﻬَﺎ دَٓاﺋِﻢٌ وَﻇِﻠُّﻬَﺎ ﺗِﻠْﻚَ ﻋُﻘْﺒَﻰ اﻟَّﺬٖﻳﻦَ اﺗَّﻘَﻮْا وَﻋُﻘْﺒَﻰ اﻟْﻜَﺎﻓِﺮٖﻳﻦَ اﻟﻨَّﺎرُ
Okunuşu:
Meselül cennetilletı vüıdel müttekun tecrı min tahtihel enhar ükülüha daimüv ve zıllüha tilke ukbellezınettekav ve ukbel kafirınen nar
Anlamı:
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. İnkar edenlerin sonu ise ateştir.

32-) İbrahim Suresi 23. ayet:
Arapça:
وَأُدْخِلَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ تَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَامٌ
Okunuşu:
Ve üdhılellezıne amenu ve amilus salihati cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha bi izni rabbihim tehıyyetühüm fıha selam
Anlamı:
İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “selam” dır.

33-) Hicr Suresi 45. ayet:
Arapça:
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
Okunuşu:
İnnel müttekıyne fı cennativ ve uyun
Anlamı:
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.
34-) Hicr Suresi 46. ayet:
Arapça:
ادْخُلُوهَا بِسَلاَمٍ آمِنِينَ
Okunuşu:
Üdhuluha bi selamin aminın
Anlamı:
Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir.
35-) Hicr Suresi 47. ayet:
Arapça:
وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَانًا عَلَى سُرُرٍ مُّتَقَابِلِينَ
Okunuşu:
Ve neza’na ma fı sudurihim min ğıllin ıhvanen ala sürurim mütekabilın
Anlamı:
Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.
36-) Hicr Suresi 48. ayet:
Arapça:
لاَ يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ
Okunuşu:
La yemessühüm fıha nesabüv ve ma hüm minha bi muhracın
Anlamı:
Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.

37-) Nahl Suresi 31. ayet:
Arapça:
جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ لَهُمْ فٖيهَا مَا يَشَاؤُنَ كَذٰلِكَ يَجْزِى اللّٰهُ الْمُتَّقٖينَ
Okunuşu:
Cennatü adniy yedhuluneha tecrı min tahtihel enharu lehüm fıha ma yeşaun kezalike yeczillahül müttekıyn
Anlamı:
İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır.
38-) Nahl Suresi 32. ayet:
Arapça:
اَلَّذٖينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰئِكَةُ طَيِّبٖينَ يَقُولُونَ سَلَامٌ عَلَيْكُمُ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Ellezıne teteveffahümül melaiketü tayyibıne yekulune selamün aleykümüdhulül cennete bima küntüm ta’melun
Anlamı:
Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler.

39-) Kehf Suresi 31. ayet:
Arapça:
أُولَئِكَ لَهُمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهِمُ الْأَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِنْ سُنْدُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُتَّكِئِينَ فِيهَا عَلَى الْأَرَائِكِ نِعْمَ الثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا
Okunuşu:
Ülaike lehüm cennatü adnin tecrı min tahtihimül enharu yühallevne fıha min esavira min zehebiiv ve yelbesune siyaben hudram min sündüsiv ve istebrakım müttekiıne fıha alel eraik nı’mes sevab ve hasünet mürtefeka
Anlamı:
İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!
40-) Kehf Suresi 107. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ نُزُلًا
Okunuşu:
İnnellezıne amenu ve amilus salihati kanet lehüm cennatül firdevsi nüzüla
Anlamı:
İman edip, salihatı yapanların ikramı Firdevs Cennetleridir.
41-) Kehf Suresi 108. ayet:
Arapça:
خَالِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلًا
Okunuşu:
Halidıne fıha la yebğune anha hıvela
Anlamı:
Orada devamlı kalırlar. Asla ayrılmak istemezler.

42-) Meryem Suresi 60. ayet:
Arapça:
إِلَّا مَن تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَأُوْلَئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْئًا
Okunuşu:
İlla men tabe ve amene ve amile salihan fe ülaike yedhulunel cennete ve la yuzlemune şey’a
Anlamı:
Ancak tövbe edip, iman eden ve salihatı yapanlar hariç. İşte onlar Cennet’e girecekler ve onlara hiçbir şekilde haksızlık yapılmayacaktır.
43-) Meryem Suresi 61. ayet:
Arapça:
جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدَ الرَّحْمَنُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِ إِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَأْتِيًّا
Okunuşu:
Cennati adninilletı veader rahmanü ıbadehu bil ğayb innehu kane va’dühu me’tiyya
Anlamı:
Rahman, kullarına gıyaben Adn Cennetleri söz verdi. Kuşkusuz O’nun sözü gerçekleşecektir.
44-) Meryem Suresi 62. ayet:
Arapça:
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا إِلَّا سَلَامًا وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا
Okunuşu:
La yesmeune fıha bükratev ve aşiyya
Anlamı:
Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selam!” (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır.
45-) Meryem Suresi 63. ayet:
Arapça:
تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتِي نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَن كَانَ تَقِيًّا
Okunuşu:
Tilkel cennetülletı nurisü min ıbadina men kane tekıyya
Anlamı:
İşte bu, kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.

46-) Taha Suresi 76. ayet:
Arapça:
جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَلِكَ جَزَاء مَن تَزَكَّى
Okunuşu:
Cennatü adnin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve zalyike cezaü men tezekka
Anlamı:
İçinden ırmaklar akan Adn Cennetlerinde sürekli kalacaklar. İşte bu arınmış olanlara verilecek karşılıktır.
47-) Taha Suresi 117. ayet:
Arapça:
فَقُلْنَا يَا آدَمُ إِنَّ هَذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ الْجَنَّةِ فَتَشْقَى
Okunuşu:
Fe kulna ya ademü inne haza adüvvül leke ve li zevcike fe la yuhricenneküma minel cenneti fe teşka
Anlamı:
Biz de şöyle dedik: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.”
48-) Taha Suresi 121. ayet:
Arapça:
فَأَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْآتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ الْجَنَّةِ وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى
Okunuşu:
Fe ekela minha fe bedet lehüma sev’atühüma ve tafika yahsıfani aleyhima miv verakıl cenneti ve asa ademü rabbehu fe ğava
Anlamı:
Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.

49-) Enbiya Suresi 102. ayet:
Arapça:
لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا وَهُمْ فِي مَا اشْتَهَتْ أَنفُسُهُمْ خَالِدُونَ
Okunuşu:
La yesmeune hasıseha ve hüm fı meştehet enfüsühüm halidun
Anlamı:
Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.
50-) Enbiya Suresi 103. ayet:
Arapça:
لَا يَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْأَكْبَرُ وَتَتَلَقَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ هَذَا يَوْمُكُمُ الَّذِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ
Okunuşu:
La yahzünülümül fezeul ekberu ve tetelekkahümül melaikeh haza yevmükümüllezı küntüm tuadun
Anlamı:
En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, “İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar.

51-) Hac Suresi 23. ayet:
Arapça:
إِنَّ اللَّهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ
Okunuşu:
İnnellahe yüdhılüllezıne amenu ve amilus salihati cennatin tecrı min tahtihel enharu yühallevne fıha min esavira min zehebiv ve lü’lüa ve libasühüm fıha harır(18. Ayet secde ayetidir.)
Anlamı:
Şüphesiz, Allah iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir.
52-) Hac Suresi 24. ayet:
Arapça:
وَهُدُوا إِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِ وَهُدُوا إِلَى صِرَاطِ الْحَمِيدِ
Okunuşu:
Ve hüdu ilet tayyibi minel kavli ve hüdu ila sıratıl hamıd
Anlamı:
Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar, hem de övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir.

53-) Mü’minun Suresi 10. ayet:
Arapça:
أُوْلَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ
Okunuşu:
Ülaike hümül varisun
Anlamı:
İşte bunlar varis olanların ta kendileridir.
54-) Mü’minun Suresi 11. ayet:
Arapça:
الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Okunuşu:
Ellezıne yerisunel firdevs hüm fıha halidun
Anlamı:
Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

55-) Furkan Suresi 15. ayet:
Arapça:
قُلْ أَذَلِكَ خَيْرٌ أَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ كَانَتْ لَهُمْ جَزَاء وَمَصِيرًا
Okunuşu:
Kul e zalike hayrun em cennetül huldilletı vüıdel müttekun kanet lehüm cezaev ve mesıyra
Anlamı:
De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükafaat ve varılacak bir yerdir.
56-) Furkan Suresi 16. ayet:
Arapça:
لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَاؤُونَ خَالِدِينَ كَانَ عَلَى رَبِّكَ وَعْدًا مَسْؤُولًا
Okunuşu:
Lehüm fıha ma yeşaune halidın kane ala rabbike va’dem mes’ula
Anlamı:
Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Bu Rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir.
57-) Furkan Suresi 24. ayet:
Arapça:
أَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُّسْتَقَرًّا وَأَحْسَنُ مَقِيلًا
Okunuşu:
Ashabül cenneti yemeizin hayrum müstekarrav ve ahsenü mekıyla
Anlamı:
O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.
58-) Furkan Suresi 75. ayet:
Arapça:
أُوْلَئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَامًا
Okunuşu:
Ülaike yüczevnel ğurfete bi ma saberu ve yülekkavne fıha tehıyyetev ve selam
Anlamı:
İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.
59-) Furkan Suresi 76. ayet:
Arapça:
خَالِدِينَ فِيهَا حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
Okunuşu:
Halidıne fıha hasünet müstekarrav ve mükama
Anlamı:
Orada ebedi kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!

60-) Şuara Suresi 90. ayet:
Arapça:
وَأُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ
Okunuşu:
Ve üzlifetil cennetü lil müttekıyn
Anlamı:
Cennet, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak.

61-) Ankebut Suresi 58. ayet:
Arapça:
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُبَوِّئَنَّهُم مِّنَ الْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا نِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ
Okunuşu:
Vellezıne amenu ve amilus salihati le nübevviennehüm minel cenneti ğurafen tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha nı’me ecrul amilın.
Anlamı:
İman edip güzel işler yapanları, (evet) muhakkak ki onları, içinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennet köşklerine yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların mükâfatı ne güzeldir!

62-) Rum Suresi 15. ayet:
Arapça:
فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَهُمْ فِي رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ
Okunuşu:
Fe emmellezıne amenu ve amilus salihati fe hüm fı ravdatiy yuhberun
Anlamı:
İman edip salih ameller işleyenlere gelince, işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler
63-) Rum Suresi 44. ayet:
Arapça:
مَن كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُ وَمَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِأَنفُسِهِمْ يَمْهَدُونَ
Okunuşu:
Men kefera fealeyhi küfruh ve men amile salihan fe li enfüsihim yemhedun
Anlamı:
Kim inkâr ederse, inkarı kendi aleyhinedir. Kimler de salih amel işlerse, ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar.

64-) Lokman Suresi 8. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّعِيمِ
Okunuşu:
İnnellezıne amenu ve amilus salihati lehüm cennatün neıym
Anlamı:
Şüphesiz ki iman edip salih amel işleyenler için Naim cennetleri vardır.
65-) Lokman Suresi 9. ayet:
Arapça:
خَالِدِينَ فِيهَا وَعْدَ اللَّهِ حَقًّا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu:
Halidıne fıha va’dellahi hakka ve hüvel azızül hakım
Anlamı:
Orada ebedî kalacaklardır. Allah’ın vaadi haktır. O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz, (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm’dir.

66-) Secde Suresi 19. ayet:
Arapça:
أَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَأْوَى نُزُلًا بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Emmelleziyne amenu ve amilus salihati fe lehüm cennatül me’va nüzülem bi ma kanu ya’melun
Anlamı:
İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me’vâ cennetleri vardır.

67-) Fatır Suresi 33. ayet:
Arapça:
جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ
Okunuşu:
Cennatü adniy yedhuluneha yühallevne fiha min esavira min zehebiv ve lü’lüa ve libasühüm fıha harir
Anlamı:
Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.
68-) Fatır Suresi 34. ayet:
Arapça:
وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ
Okunuşu:
Ve kalül hamdü lillahillezı ezhebe annel hazın inne rabbena le ğafurun şekur
Anlamı:
Şöyle derler: “Hamd, bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.”
69-) Fatır Suresi 35. ayet:
Arapça:
الَّذِي أَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ
Okunuşu:
Ellezı ehallena daral mükameti min fadlih la yemessüna fıha nesabüv ve la yemessüna fıha lüğub
Anlamı:
“O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez.”

70-) Yasin Suresi 55. ayet:
Arapça:
إِنَّ أَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فِي شُغُلٍ فَاكِهُونَ
Okunuşu:
İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun
Anlamı:
O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler.
71-) Yasin Suresi 56. ayet:
Arapça:
هُمْ وَأَزْوَاجُهُمْ فِي ظِلَالٍ عَلَى الْأَرَائِكِ مُتَّكِؤُونَ
Okunuşu:
Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun
Anlamı:
Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar.
72-) Yasin Suresi 57. ayet:
Arapça:
لَهُمْ فِيهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ
Okunuşu:
Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun
Anlamı:
Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bütün arzuları yerine getirilir.
73-) Yasin Suresi 58. ayet:
Arapça:
سَلَامٌ قَوْلًا مِن رَّبٍّ رَّحِيمٍ
Okunuşu:
Selamün kavlem mir rabbir rahıym
Anlamı:
“Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkârlar!”

74-) Saffat Suresi 41. ayet:
Arapça:
أُوْلَئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ
Okunuşu:
Ülaike lehüm rizkum ma’lum
Anlamı:
Onlar için bilinen bir rızık vardır.
75-) Saffat Suresi 42. ayet:
Arapça:
فَوَاكِهُ وَهُم مُّكْرَمُونَ
Okunuşu:
Fevakih ve hüm mükramun
Anlamı:
Onlara meyveler ikram edilecek.
76-) Saffat Suresi 43. ayet:
Arapça:
فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ
Okunuşu:
Fı cennatin neıym
Anlamı:
Onlar Naim cennetlerindedirler.
77-) Saffat Suresi 44. ayet:
Arapça:
عَلَى سُرُرٍ مُّتَقَابِلِينَ
Okunuşu:
Ala sürurim mütekabilın
Anlamı:
Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.
78-) Saffat Suresi 45. ayet:
Arapça:
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِن مَّعِينٍ
Okunuşu:
Yütafü alyhim bi ke’sim mim meıyn
Anlamı:
Etraflarında kaynaklardan doldurulmuş kaseler dolaştırılır.
79-) Saffat Suresi 46. ayet:
Arapça:
بَيْضَاء لَذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ
Okunuşu:
Beydae lezzetil lişşaribın
Anlamı:
Berrak, içenlere lezzet veren.
80-) Saffat Suresi 47. ayet:
Arapça:
لَا فِيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ
Okunuşu:
La fıha ğavlüv ve la hüm anha yünzefun
Anlamı:
Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.
81-) Saffat Suresi 48. ayet:
Arapça:
وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ عِينٌ
Okunuşu:
Ve ındehüm kasıratüt tarfi ıyn
Anlamı:
Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.
82-) Saffat Suresi 49. ayet:
Arapça:
كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَّكْنُونٌ
Okunuşu:
Ke ennehünne beydum meknun
Anlamı:
Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır.
83-) Saffat Suresi 50. ayet:
Arapça:
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءلُونَ
Okunuşu:
Fe akbele ba’duhüm ala ba’dıy yetesaelun
Anlamı:
Derken birbirlerine yönelip sorarlar.
84-) Saffat Suresi 51. ayet:
Arapça:
قَالَ قَائِلٌ مِّنْهُمْ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينٌ
Okunuşu:
Kle kailüm minhüm innı kane lı karın
Anlamı:
İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.”
85-) Saffat Suresi 52. ayet:
Arapça:
يَقُولُ أَئِنَّكَ لَمِنْ الْمُصَدِّقِينَ
Okunuşu:
Yekulü e inneke le minel müsaddikıyn
Anlamı:
“Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi.
86-) Saffat Suresi 53. ayet:
Arapça:
أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَئِنَّا لَمَدِينُونَ
Okunuşu:
E iza mitna ve künna türabev ve ızamen e inna le medınun
Anlamı:
“Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?”
87-) Saffat Suresi 54. ayet:
Arapça:
قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
Okunuşu:
Kale hel entüm müttaliun
Anlamı:
Konuşan o kimse yanındakilere, “Bakar mısınız, hali ne oldu?” der.
88-) Saffat Suresi 55. ayet:
Arapça:
فَاطَّلَعَ فَرَآهُ فِي سَوَاء الْجَحِيمِ
Okunuşu:
Fattalea fe raahü fı sevail cehıym
Anlamı:
Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.
89-) Saffat Suresi 56. ayet:
Arapça:
قَالَ تَاللَّهِ إِنْ كِدتَّ لَتُرْدِينِ
Okunuşu:
Kale tellahi in kidte le türdın
Anlamı:
Ona şöyle der: “Allah’a andolsun, neredeyse beni de helak edecektin.”
90-) Saffat Suresi 57. ayet:
Arapça:
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ الْمُحْضَرِينَ
Okunuşu:
Ve lev la nı’metü rabbı leküntü minel muhdarın
Anlamı:
“Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.”
91-) Saffat Suresi 60. ayet:
Arapça:
إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu:
İnne haza le hüvel fevzül azıym
Anlamı:
Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.
92-) Saffat Suresi 61. ayet:
Arapça:
لِمِثْلِ هَذَا فَلْيَعْمَلْ الْعَامِلُونَ
Okunuşu:
Li misli haza felya’melil amilun
Anlamı:
Çalışanlar böylesi için çalışsınlar!

93-) Sad Suresi 50. ayet:
Arapça:
جَنَّاتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ الْأَبْوَابُ
OKunuşu:
Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvab
Anlamı:
Adn Cennetlerinin kapıları onlara açıktır.
94-) Sad Suresi 51. ayet:
Arapça:
مُتَّكِئِينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ
Okunuşu:
Müttekiıne fıha yed’une fıha bi fakihetin kesırativ ve şerab
Anlamı:
Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler.
95-) Sad Suresi 52. ayet:
Arapça:
وَعِندَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ أَتْرَابٌ
Okunuşu:
Ve ındehüm kasıratüt türfi etrab
Anlamı:
Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.
96-) Sad Suresi 53. ayet:
Arapça:
هَذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ
Okunuşu:
Haza ma tuadune li yevmil hısab
Anlamı:
İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.
97-) Sad Suresi 54. ayet:
Arapça:
إِنَّ هَذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِن نَّفَادٍ
Okunuşu:
İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad
Anlamı:
İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme yoktur.

98-) Zümer Suresi 20. ayet:
Arapça:
لَكِنِ الَّذِينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌ مِّن فَوْقِهَا غُرَفٌ مَّبْنِيَّةٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَعْدَ اللَّهِ لَا يُخْلِفُ اللَّهُ الْمِيعَادَ
Okunuşu:
Lakinillezınettekav rabbehüm lehüm ğurafüm min fevkıha ğurafüm mebniyyetün tecrı min tahtihel enhar va’dellah la yuhlifüllahül mıad
Anlamı:
Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Allah gerçek bir vaadde bulunmuştur. Allah vadinden dönmez.
99-) Zümer Suresi 73. ayet:
Arapça:
وَسِيقَ الَّذِينَ اتَّقَوْا رَبَّهُمْ إِلَى الْجَنَّةِ زُمَرًا حَتَّى إِذَا جَاؤُوهَا وَفُتِحَتْ أَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا سَلَامٌ عَلَيْكُمْ طِبْتُمْ فَادْخُلُوهَا خَالِدِينَ
Okunuşu:
Vesıkallezınet tekav rabbehüm ilel cenneti zümera hatta iza cauha ve fütihat ebvabüha ve kale lehüm hazenetüha selamün aleyküm tıbtüm fedhuluha halidın
Anlamı:
Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin.”
100-) Zümer Suresi 74. ayet:
Arapça:
وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَأَوْرَثَنَا الْأَرْضَ نَتَبَوَّأُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَاء فَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ
Okunuşu:
Ve kalül hamdü lillahillezı sadekana va’dehu ve evrasenel erda netebevveü minel cenneti hayüs neşa’ fe nı’me ecrul amilın
Anlamı:
Onlar şöyle derler: “Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur. Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!”

101-) Mü’min Suresi 8. ayet:
Arapça:
وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ
Okunuşu:
Vellezıne hüm li emanatihim ve ahdihim raun
Anlamı:
Yine onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.
102-) Mü’min Suresi 40. ayet:
Arapça:
قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِمِينَ
Okunuşu:
Kale amma kalılil le yusbihunne nadimın
Anlamı:
Allah, “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi.

103-) Fussilet Suresi 30. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ
Okunuşu:
İnnellezıne kalu rabbünellahü sümmestekamu tetenezzelü aleyhimül melaiketü ella tehafu ve la tehzenu ve ebşiru bil cennetilletı küntüm tuadun
Anlamı:
Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!”

104-) Şura Suresi 22. ayet:
Arapça:
تَرَى الظَّالِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا كَسَبُوا وَهُوَ وَاقِعٌ بِهِمْ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فِي رَوْضَاتِ الْجَنَّاتِ لَهُم مَّا يَشَاؤُونَ عِندَ رَبِّهِمْ ذَلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الكَبِيرُ
Okunuşu:
Teraz zalimıne müşfikıyne mimma kesebu ve hüve vakıum bihim vellezıne amenu ve amilus salihati fı ravdatil cennat lehüm ma yeşaune ınde rabbihim zalike hüvel fadlüll kebır
Anlamı:
Sen zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.

105-) Zuhruf Suresi 70. ayet:
Arapça:
ادْخُلُوا الْجَنَّةَ أَنتُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ
Okunuşu:
Üdhulül cennete entüm ve ezvacüküm tuhberun
Anlamı:
“Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz.”
106-) Zuhruf Suresi 71. ayet:
Arapça:
يُطَافُ عَلَيْهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ الْأَنفُسُ وَتَلَذُّ الْأَعْيُنُ وَأَنتُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Okunuşu:
Yütafü aleyhim bi sıhafim min zehebiv ve ekvab ve fıha ma teştehıhil enfüsü ve telezzül a’yün ve entüm fıha halidün
Anlamı:
Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız.
107-) Zuhruf Suresi 72. ayet:
Arapça:
وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتِي أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Ve tilkel cennetülletı uristümuha bima küntüm ta’melun
Anlamı:
İşte, bu yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir.
108-) Zuhruf Suresi 73. ayet:
Arapça:
لَكُمْ فِيهَا فَاكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِنْهَا تَأْكُلُونَ
Okunuşu:
Leküm fiha fakihetün kesıratüm miha te’külun
Anlamı:
Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz.

109-) Duhan Suresi 51. ayet:
Arapça:
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينٍ
Okunuşu:
İnnel müttekıyne fı mekamin emiyn
Anlamı:
Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar.
110-) Duhan Suresi 52. ayet:
Arapça:
فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
Okunuşu:
Fi cennativ ve uyun
Anlamı:
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
111-) Duhan Suresi 53. ayet:
Arapça:
يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَابِلِينَ
Okunuşu:
Yelbesune min sündüsiv ve istebrakım mütekabiliyn
Anlamı:
İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.
112-) Duhan Suresi 54. ayet:
Arapça:
كَذَلِكَ وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍ عِينٍ
Okunuşu:
Kezali ve zevvecnahüm bi hurin ıyn
Anlamı:
İşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.
113-) Duhan Suresi 55. ayet:
Arapça:
يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ آمِنِينَ
Okunuşu:
Yed’une fiha bi külli fakihetin aminiyn
Anlamı:
Orada, güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler.
114-) Duhan Suresi 56. ayet:
Arapça:
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا الْمَوْتَ إِلَّا الْمَوْتَةَ الْأُولَى وَوَقَاهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
Okunuşu:
La yezukune fiyhel mevte illel mevtetel ula ve vekahüm azabel cehıym
Anlamı:
İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar. Ve Allah onları cehennem azabından korumuştur (sürekli hayata kavuşmuşlardır).

115-) Muhammed Suresi 15. ayet:
Arapça:
مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ فِيهَا أَنْهَارٌ مِّن مَّاء غَيْرِ آسِنٍ وَأَنْهَارٌ مِن لَّبَنٍ لَّمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُ وَأَنْهَارٌ مِّنْ خَمْرٍ لَّذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ وَأَنْهَارٌ مِّنْ عَسَلٍ مُّصَفًّى وَلَهُمْ فِيهَا مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ كَمَنْ هُوَ خَالِدٌ فِي النَّارِ وَسُقُوا مَاء حَمِيمًا فَقَطَّعَ أَمْعَاءهُمْ
Okunuşu:
Meselül cennetilletı vüıdel müttekun Fıha enharum mim main ğayri asin ve enharum mil lebenil lem yeteğayyer ta’müh ve enharum min hamril lezetil liş şaribın ve enharum min aselim musaffa ve lehüm fıha min küllis semerati ve mağfiratüm mir rabbihim ke men hüve halidün fin nari ve süku maen hamımen fe kattaa em’aehüm
Anlamı:
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

116-) Kaf Suresi 31. ayet:
Arapça:
وَأُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ
Okunuşu:
Ve uzlifetil cennetu lil muttekıyne ğayra beıyd
Anlamı:
Cennet Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak.
117-) Kaf Suresi 34. ayet:
Arapça:
ادْخُلُوهَا بِسَلَامٍ ذَلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ
Okunuşu:
Udhuluha bi selam zalike yevmul hulud
Anlamı:
“Oraya esenlikle girin. İşte bu, ebedilik günüdür.”
118-) Kaf Suresi 35. ayet:
Arapça:
لَهُم مَّا يَشَاؤُونَ فِيهَا وَلَدَيْنَا مَزِيدٌ
Okunuşu:
Lehum ma yeşaune fiha ve ledeyna mezid
Anlamı:
Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.

119-) Zariyat Suresi 15. ayet:
Arapça:
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
Okunuşu:
İnnel muttekıyne fi cennativ ve uyun
Anlamı:
Takva sahipleri ise cennetlerde ve pınarlardadırlar.
120-) Zariyat Suresi 16. ayet:
Arapça:
آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ
Okunuşu:
Ahızıne ma atahum rabbuhum innehum kanu kable zalike muhsinin
Anlamı:
Rabb’lerinin kendilerine verdiğini alanlar, daha önce iyi olanlardır.

121-) Tur Suresi 17. ayet:
Arapça:
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَعِيمٍ
Okunuşu:
İnnel muttekıyne fi cennativ ve neıym
Anlamı:
Takva sahipleri cennetlerde ve nimetler içindedirler;
122-) Tur Suresi 18. ayet:
Arapça:
فَاكِهِينَ بِمَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَاهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ
Okunuşu:
Fakihine bima atahum rabbuhum ve vekahum rabbuhum azabel cehıym
Anlamı:
Rabb’lerinin kendilerine verdiklerinden hoşnut olarak. Rabb’leri onları Cehennem ateşinden korumuştur
123-) Tur Suresi 19. ayet:
Arapça:
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Kulu veşrabu heniem bima kuntam ta’melun
Anlamı:
Yaptıklarınızın karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için;
124-) Tur Suresi 20. ayet:
Arapça:
مُتَّكِئِينَ عَلَى سُرُرٍ مَّصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍ عِينٍ
Okunuşu:
Muttekiine ala sururim masfufeh ve zevvecnahum bi hurin ıyn
Anlamı:
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, “güzel bakışlı” hurilerle eşleştirmişizdir.
125-) Tur Suresi 22. ayet:
Arapça:
وَأَمْدَدْنَاهُم بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Okunuşu:
Ve emdednahum bi fakihetiv ve lahmim mimma yeştehun
Anlamı:
Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.
126-) Tur Suresi 23. ayet:
Arapça:
يَتَنَازَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ
Okunuşu:
Yetenazeune fiha ke’sel la lağvun fiha ve la te’sim
Anlamı:
Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.
127-) Tur Suresi 24. ayet:
Arapça:
وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُونٌ
Okunuşu:
Ve yetufu aleyhim ğılmanil lehum keennehum lu’luum meknun
Anlamı:
Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.
128-) Tur Suresi 25. ayet:
Arapça:
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَسَاءلُونَ
Okunuşu:
Ve akbele ba’duhum ala ba’dıy yetesaelun
Anlamı:
Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar.
129-) Tur Suresi 26. ayet:
Arapça:
قَالُوا إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِي أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ
Okunuşu:
Kalu inna kunna kablu fi ehlina muşkikıyn
Anlamı:
Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz, ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık.”
130-) Tur Suresi 27. ayet:
Arapça:
فَمَنَّ اللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَانَا عَذَابَ السَّمُومِ
Okunuşu:
Fe mennellahu aleyna ve vekana azabes semum
Anlamı:
“Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu.”

131-) Necm Suresi 15. ayet:
Arapça:
عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى
Okunuşu:
Indeha cennetul me’va
Anlamı:
Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.

132-) Rahman Suresi 46. ayet:
Arapça:
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ
Okunuşu:
Ve limen hafe mekame rabbihi cennetani.
Anlamı:
Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.
133-) Rahman Suresi 48. ayet:
Arapça:
ذَوَاتَا أَفْنَانٍ
Okunuşu:
Zevata efnanin.
Anlamı:
İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir.
134-) Rahman Suresi 50. ayet:
Arapça:
فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ
Okunuşu:
Fiyhima ‘aynani tecriyani.
Anlamı:
İçlerinde akan iki pınar vardır.
135-) Rahman Suresi 52. ayet:
Arapça:
فِيهِمَا مِن كُلِّ فَاكِهَةٍ زَوْجَانِ
Okunuşu:
Fiyhima min kulli fakihetin zevcani.
Anlamı:
İkisinde de her meyveden çift çift vardır.
136-) Rahman Suresi 54. ayet:
Arapça:
مُتَّكِئِينَ عَلَى فُرُشٍ بَطَائِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ وَجَنَى الْجَنَّتَيْنِ دَانٍ
Okunuşu:
Muttekiiyne ala furuşim betainuha min istebrak ve cenel cenneteyni dan.
Anlamı:
Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır.
137-) Rahman Suresi 56. ayet:
Arapça:
فِيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ
Okunuşu:
Fihinne kasıratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la can.
Anlamı:
Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
138-) Rahman Suresi 58. ayet:
Arapça:
كَأَنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُ
Okunuşu:
Ke ennehunnel yakıtı vel mercan.
Anlamı:
Onlar sanki yakut ve mercandır.
139-) Rahman Suresi 60. ayet:
Arapça:
هَلْ جَزَاء الْإِحْسَانِ إِلَّا الْإِحْسَانُ
Okunuşu:
Hel cezaul ıhsani illel ihsan.
Anlamı:
İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.
140-) Rahman Suresi 62. ayet:
Arapça:
وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
Okunuşu:
Ve min dunihima cennetan.
Anlamı:
Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
141-) Rahman Suresi 64. ayet:
Arapça:
مُدْهَامَّتَانِ
Okunuşu:
Mudhammetan
Anlamı:
O iki cennet koyu yeşil renktedir.
142-) Rahman Suresi 66. ayet:
Arapça:
فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ
Okunuşu:
Fihima aynani neddahatan.
Anlamı:
İçlerinde kaynayan iki pınar vardır.
143-) Rahman Suresi 68. ayet:
Arapça:
فِيهِمَا فَاكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ
Okunuşu:
Fihima fakihetuv ve nahluv ve rumman
Anlamı:
İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.
144-) Rahman Suresi 70. ayet:
Arapça:
فِيهِنَّ خَيْرَاتٌ حِسَانٌ
Okunuşu:
Fihinne hayratun hısan
Anlamı:
Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır.
145-) Rahman Suresi 72. ayet:
Arapça:
حُورٌ مَّقْصُورَاتٌ فِي الْخِيَامِ
Okunuşu:
Hurum maksuratun fil hıyam
Anlamı:
Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir.
146-) Rahman Suresi 74. ayet:
Arapça:
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ
Okunuşu:
Lem yatmishunne insun kablehum ve la can
Anlamı:
Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
147-) Rahman Suresi 76. ayet:
Arapça:
مُتَّكِئِينَ عَلَى رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِيٍّ حِسَانٍ
Okunuşu:
Muttekiiyne ala rafrafin hudriv ve abkariyyin hısan
Anlamı:
Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).

148-) Vakıa Suresi 10. ayet:
Arapça:
وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ
Okunuşu:
Vessabikunessabikune.
Anlamı:
(Hayırda) önde olanlar, (ecirde de) öndedirler.
149-) Vakıa Suresi 11. ayet:
Arapça:
أُوْلَئِكَ الْمُقَرَّبُونَ
Okunuşu:
Ulaikelmukarrabune.
Anlamı:
İşte bunlar, (Allah’a) en yakın olanlardır,
150-) Vakıa Suresi 12. ayet:
Arapça:
فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ
Okunuşu:
Fiy cennatin na’ıymi.
Anlamı:
Naîm cennetlerinde
151-) Vakıa Suresi 13. ayet:
Arapça:
ثُلَّةٌ مِّنَ الْأَوَّلِينَ
Okunuşu:
Sulletun minel’evveliyne.
Anlamı:
(Onların) çoğu önceki ümmetlerden,
152-) Vakıa Suresi 14. ayet:
Arapça:
وَقَلِيلٌ مِّنَ الْآخِرِينَ
Okunuşu:
Ve kaliylun minel’ahıriyne.
Anlamı:
Birazı da sonrakilerdendir.
153-) Vakıa Suresi 15. ayet:
Arapça:
عَلَى سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ
Okunuşu:
‘ala sururin medunetun.
Anlamı:
Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler,
154-) Vakıa Suresi 16. ayet:
Arapça:
مُتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ
Okunuşu:
Muttekiiyne ‘aleyha mutekabiliyne.
Anlamı:
Onların üzerlerinde karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.
155-) Vakıa Suresi 17. ayet:
Arapça:
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُّخَلَّدُونَ
Okunuşu:
Yetufu ‘aleyhim veldanun muhalledune.
Anlamı:
Çevrelerinde, (hizmet için) ölümsüz gençler dolaşır;
156-) Vakıa Suresi 18. ayet:
Arapça:
بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ
Okunuşu:
Biekvabin ve ebariyka ve ke’sin min ma’ıynin.
Anlamı:
Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
157-) Vakıa Suresi 19. ayet:
Arapça:
لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ
Okunuşu:
La yusadda’une ‘anha ve la yunzifune.
Anlamı:
Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
158-) Vakıa Suresi 20. ayet:
Arapça:
وَفَاكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
Okunuşu:
Ve fakihetin mimma yetehayyerune.
Anlamı:
(Onlara) beğendikleri meyveler,
159-) Vakıa Suresi 21. ayet:
Arapça:
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Okunuşu:
Ve lahmi tayrin mimma yeştehune.
Anlamı:
Canlarının çektiği kuş etleri,
160-) Vakıa Suresi 22. ayet:
Arapça:
وَحُورٌ عِينٌ
Okunuşu:
Ve hurun ‘ıynun.
Anlamı:
İri gözlü hûriler,
161-) Vakıa Suresi 23. ayet:
Arapça:
كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ
Okunuşu:
Keemsalillu’luilmeknuni.
Anlamı:
Saklı inciler gibi.
162-) Vakıa Suresi 24. ayet:
Arapça:
جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Cezaen bima kanu ya’melune.
Anlamı:
Yaptıklarına karşılık olarak (verilir).
163-) Vakıa Suresi 25. ayet:
Arapça:
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا
Okunuşu:
La yesme’une fiyha lağven ve la te’siymen.
Anlamı:
Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
164-) Vakıa Suresi 26. ayet:
Arapça:
إِلَّا قِيلًا سَلَامًا سَلَامًا
Okunuşu:
İlla kıylen selamen selamen.
Anlamı:
Söylenen, yalnızca “selâm, selâm” dır.
165-) Vakıa Suresi 27. ayet:
Arapça:
وَأَصْحَابُ الْيَمِينِ مَا أَصْحَابُ الْيَمِينِ
Okunuşu:
Ve ashabulyemiyni ma ashabulyemiyni.
Anlamı:
Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!
166-) Vakıa Suresi 28. ayet:
Arapça:
فِي سِدْرٍ مَّخْضُودٍ
Okunuşu:
Fiy sidrin mahdudin.
Anlamı:
Düzgün kiraz ağacı,
167-) Vakıa Suresi 29. ayet:
Arapça:
وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ
Okunuşu:
Ve talhın mendudin.
Anlamı:
Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları,
168-) Vakıa Suresi 30. ayet:
Arapça:
وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ
Okunuşu:
Ve zıllin memdudin.
Anlamı:
Uzamış gölgeler,
169-) Vakıa Suresi 31. ayet:
Arapça:
وَمَاء مَّسْكُوبٍ
Okunuşu:
Ve main meskubin.
Anlamı:
Çağlayarak akan sular,
170-) Vakıa Suresi 32. ayet:
Arapça:
وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ
Okunuşu:
Ve fakihetin kesiyretin.
Anlamı:
Sayısız meyveler içindedirler;
171-) Vakıa Suresi 33. ayet:
Arapça:
لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ
Okunuşu:
La maktu’atin ve la memnu’atin.
Anlamı:
Tükenmeyen ve yasaklanmayan.
172-) Vakıa Suresi 34. ayet:
Arapça:
وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ
Okunuşu:
Ve furuşin merfu’atin.
Anlamı:
Ve kabartılmış döşekler üstündedirler.
173-) Vakıa Suresi 35. ayet:
Arapça:
إِنَّا أَنشَأْنَاهُنَّ إِنشَاء
Okunuşu:
İnna enşe’nahunne inşaen.
Anlamı:
Gerçekten biz hûrileri apayrı biçimde yeni yarattık.
174-) Vakıa Suresi 36. ayet:
Arapça:
فَجَعَلْنَاهُنَّ أَبْكَارًا
Okunuşu:
Fece’alnahunne ebkaren.
Anlamı:
Onları, bâkireler kıldık.
175-) Vakıa Suresi 37. ayet:
Arapça:
عُرُبًا أَتْرَابًا
Okunuşu:
‘Uruben etraben.
Anlamı:
Eşlerine düşkün ve yaşıt.
176-) Vakıa Suresi 38. ayet:
Arapça:
لِّأَصْحَابِ الْيَمِينِ
Okunuşu:
Liashabilyemiyni.
Anlamı:
Bütün bunlar sağdakiler içindir..
177-) Vakıa Suresi 39. ayet:
Arapça:
ثُلَّةٌ مِّنَ الْأَوَّلِينَ
Okunuşu:
Sulletun minel’evveliyne.
Anlamı:
Bunların birçoğu önceki ümmetlerdendir.
178-) Vakıa Suresi 40. ayet:
Arapça:
وَثُلَّةٌ مِّنَ الْآخِرِينَ
Okunuşu:
Ve sulletun minelahiriyne.
Anlamı:
Birçoğu da sonrakilerdendir.
179-) Vakıa Suresi 88. ayet:
Arapça:
فَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُقَرَّبِينَ
Okunuşu:
Feemma in kane minelmukarrebiyne.
Anlamı:
Fakat (ölen kişi Allah’a) yakın olanlardan ise,
180-) Vakıa Suresi 89. ayet:
Arapça:
فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّةُ نَعِيمٍ
Okunuşu:
Feravhun ve reyhanun ve cennetu na’ıymin.
Anlamı:
Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
181-) Vakıa Suresi 90. ayet:
Arapça
وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ أَصْحَابِ الْيَمِينِ
Okunuşu:
Ve emma in kane min ashabilyemiyni.
Anlamı:
Eğer o sağdakilerden ise,
182-) Vakıa Suresi 91. ayet:
Arapça:
فَسَلَامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ
Okunuşu:
Feselamun leke min ashabilyemiyni.
Anlamı:
“Ey sağdaki! Sana selam olsun!”

183-) Hadid Suresi 12. ayet:
Arapça:
يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعَى نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِم بُشْرَاكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu:
Yevme terelmu’miniyne velmu’minati yes’a nuruhum beyne eydiyhim ve bieymanihim buşrakumulyevme cennatun tecriy min tahtihel’enharu haliduyne fiyha zalike huvelfevzul’azıymu.
Anlamı:
Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir.” İşte bu büyük başarıdır.

184-) Mücadele Suresi 22. ayet:
Arapça:
لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُوْلَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Okunuşu:
La tecidu kavmen yu’minune billahi velyevmil’ahıri yuvaddune men haddallahe ve resulehu ve lev kanu abaehum ev ebnaehum ev ıhvanehum ev ‘aşiyretehum ulaike ketebe fiy kulubihimul’iymane ve eyyedehum biruhın minhu ve yudhıluhum cennatin tecriy min tahtihel’enharu halidiyne fiyha radıyallahu ‘anhum ve radu ‘anhu ulaike hızbullahi ela inne hızballahi humulmuflihune.
Anlamı:
Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

185-) Haşr Suresi 20. ayet:
Arapça:
لَا يَسْتَوِي أَصْحَابُ النَّارِ وَأَصْحَابُ الْجَنَّةِ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَائِزُونَ
Okunuşu:
La yesteviy ashabunnari ve ashabulcenneti ashabulcenneti humulfaizune.
Anlamı:
Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

186-) Saff Suresi 12. ayet:
Arapça:
يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu:
Yağfir lekum zunubekum ve yudhılkum cennatin tecriy min tahtihel’enharu ve mesakine tayyibeten fiy cennati ‘adnin zalikelfevzul’azıymu.
Anlamı:
(Bunu yapınız ki) Allah, günahlarınızı bağışlasın, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koysun. İşte bu büyük başarıdır.

187-) Tegabün Suresi 9. ayet:
Arapça:
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذَلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِ وَمَن يُؤْمِن بِاللَّهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu:
Yevme yecme’ukum liyevmicem’ı zalike yevmutteğabuni ve men yu’min billahi ve ya’mel salihan yukeffir ‘anhu seyyiatihi ve yudhılhu cennatin tecriy min tahtihel’enharu halidiyne fiyha ebeden zalikelfevzul’azıymu.
Anlamı:
Toplanma vakti için Allah’ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah’a inanır ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu içinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.

188-) Talak Suresi 11. ayet:
Arapça:
رَسُولًا يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِ اللَّهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللَّهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا قَدْ أَحْسَنَ اللَّهُ لَهُ رِزْقًا
Okunuşu:
Resulen yetlu ‘aleykum ayatillahi mubeyyinatin liyuhricelleziyne amenu ve ‘amilussalihati minezzulumati ilennuri ve men yu’min billahi ve ya’mel salihan yudhılhu cennatin tecriy min tahtihel’enharu halidiyne fiyha ebeden kad ahsenallahu lehu rizkan.
Anlamı:
İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık âyetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah’a inanır ve salih bir amel işlerse Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Allah gerçekten ona güzel bir rızık vermiştir.

189-) Tahrim Suresi 11. ayet:
Arapça:
وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ آمَنُوا اِمْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Ve da reballahu meselen lilleziyne amenumreete fir’avne iz kalet rabbibni liy ‘ındeke beyten fiylcenneti ve necciniy min fir’avne ve ‘amelihi ve necciniy minelkavmizzalimiyne.
Anlamı:
Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti.

190-) Mutaffifin Suresi 23. ayet:
Arapça:
عَلَى الْأَرَائِكِ يَنظُرُونَ
Okunuşu:
Alel erâiki yenzurûn(yenzurûne).
Anlamı:
Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.
191-) Mutaffifin Suresi 32. ayet:
Arapça:
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوا إِنَّ هَؤُلَاء لَضَالُّونَ
Okunuşu:
Ve izâ reevhum kâlû inne hâulâi ledâllûn(ledâllûne).
Anlamı:
Mü’minleri gördükleri vakit, “Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir” diyorlardı.

192-) Buruc Suresi 11. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ
Okunuşu:
İnnelleziyne amenu ve ‘amilussalihati lehüm cennatün tecriy min tahtihel’enharü zalikelfevzülkebiyrü.
Anlamı:
İnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur.

193-) Gaşiye Suresi 8. ayet:
Arapça:
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ
Okunuşu:
Vücuhün yevmeizin na’ımetün.
Anlamı:
O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.
194-) Gaşiye Suresi 9. ayet:
Arapça:
لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ
Okunuşu:
Lisa’yiha radıyetün.
Anlamı:
Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar.
195-) Gaşiye Suresi 10. ayet:
Arapça:
فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
Okunuşu:
Fiy cennetin ‘aliyetin.
Anlamı:
Yüksek bir cennettedirler.
196-) Gaşiye Suresi 11. ayet:
Arapça:
لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً
Okunuşu:
La tesme’u fiyha lağıyeten
Anlamı:
Orada hiçbir boş söz işitmezler.
197-) Gaşiye Suresi 12. ayet:
Arapça:
فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ
Okunuşu:
Fiyha ‘aynün cariyetün.
Anlamı:
Orada akan bir kaynak vardır.
198-) Gaşiye Suresi 13. ayet:
Arapça:
فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ
Okunuşu:
Fiyha sürürin merfu’atün.
Anlamı:
Yükseklere kurulmuş divanlar,
199-) Gaşiye Suresi 14. ayet:
Arapça:
وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ
Okunuşu:
Ve ekvabün mevdu’atün.
Anlamı:
İçime hazır içecekler,
200-) Gaşiye Suresi 15. ayet:
Arapça:
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
Okunuşu:
Ve nemariku masfufetün.
Anlamı:
Sıra sıra yastıklar,
201-) Gaşiye Suresi 16. ayet:
Arapça:
وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌ
Okunuşu:
Ve zerabiyyü mebsusetün.
Anlamı:
Serilmiş halılar vardır.

202-) Fecr Suresi 27. ayet:
Arapça:
يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ
Okunuşu:
Ya eyyetühennefsülmutmeinnetü.
Anlamı:
Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
203-) Fecr Suresi 28. ayet:
Arapça:
ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
Okunuşu:
İrci’ıy ila rabbiki radıyeten merdıyyeten.
Anlamı:
Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.
204-) Fecr Suresi 29. ayet:
Arapça:
فَادْخُلِي فِي عِبَادِي
Okunuşu:
Fedhuliy fiy ‘ıbadiy.
Anlamı:
Kullarımın arasına gir.
205-) Fecr Suresi 30. ayet:
Arapça:
وَادْخُلِي جَنَّتِي
Okunuşu:
Vedhuliy cennetiy.
Anlamı:
Cennetime gir.

206-) Beyyine Suresi 7. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أُوْلَئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ
Okunuşu:
İnnelleziyne amenu ve ‘amilussalihati ülaike hüm hayrülberiyyeh
Anlamı:
İnanan ve güzel amel işleyenler de insanların en hayırlılarıdır.
207-) Beyyine Suresi 8. ayet:
Arapça:
جَزَاؤُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا رَّضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذَلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهُ
Okunuşu:
Cezaühüm’ınde rabbihim cennatü ‘adnin tecriy min tahtihel’enharü halidiyne fiyha ebeden radıyallahü ‘anhüm ve radu ‘anhü zalike limen haşiye rabbeh
Anlamı:
Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur.

Cennet ile ilgili hadisler:
1-) Dikkat edin, Cennet için hazırlanan yok mudur? Kâbe’nin Rabbi’ne (Allahü teâlâya) yemin olsun ki, Cennet’te tehlike diye bir şey yoktur. Cennet, parlayan bir nur, etrafa yayılan bir kokudur. Binaları kuvvetlidir. Irmakları devamlı akar, bol ve kemale ermiş meyve yeridir. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn)
2-) Cennet, anaların ayağı altındadır. (Hadîs-i şerîf-Nesâî, Ahmed bin Hanbel)
3-) Muaz bin Cebel (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):‘Muhakkak cennet yüz derecedir. Onlardan her bir derece gök ile yer arasındaki mesafe kadardır. Şüphesiz o derecelerin en yücesi, Firdevs’tir. En faziletlisi de Firdevs’tir. Arş, muhakkak Firdevs’in üstündedir. Cennetin ırmakları da Firdevs’ten çıkıp akar. Bu itibarla siz Allah’tan dilemek istediğiniz zaman Firdevs’i isteyin’ buyurdu.” (İbni Mace 4331, Tirmizi 2651)
4-) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):‘Cennet nefse hoş gelmeyen şeylerle kuşatılmış. Cehennem de nefsin arzularıyla kuşatılmıştır’ buyurdu.” (Buhari 6412, Müslim 2822/1, Tirmizi 2684)
5-) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:
−Ya Rasulallah! Cennetin yapısı nedir diye sordum?
Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Bir kerpici gümüşten, bir kerpici altından, harcı keskin kokulu misk, çakılları inci ve yakut, toprağı za’ferandır…’ buyurdu.” (Tirmizi 2646)
6-) Abdullah bin Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):‘Cennet ehli cennete vardığı, cehennem ehli de cehenneme vardığında ölüm, alacalı bir koç suretinde getirilir. Cennetle cehennem arasında yatırılıp kesilir.
Sonra bir münadi:
−Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur. Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur diye nida eder. Bu hadise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha artar, cehennem ehlinin hüzün ve kederi ise bir kat daha artar’ buyurdu.” (Müslim 2850/43, Buhari 6457, İbni Mace 4327, Tirmizi 2682)
7-) Ebu Said el-Hudri ve Ebu Hureyre (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Bir münadi cennet ehline:
−Daima sıhhatli kalmanız ve ebediyyen hasta olmamanız hakkınızdır. Daima yaşamanız ve ebediyyen ölmemeniz hakkınızdır. Daima genç kalmanız ve ebediyyen ihtiyarlamamanız hakkınızdır. Daima nimetler içinde hoş bir halde olmanız ve ebediyyen sıkıntı ve çetinliğe maruz kalmamanız hakkınızdır diye nida edecektir’ buyurdu.” (Müslim 2837/22)

Cennet ile ilgili kelimeler:
Cennât: Cennetler.
Cennât-ı adn: Adn cennetleri. Hulûd üzere ikamet ve temekkün edilen cennetler.
Adn cenneti : Yedi kat göklerin üzerinde yaratılan sekiz Cennetten derece bakımından en yüksek olanı.
Cennet-âsâ: Cennet gibi.
Cennetmekân: Yeri cennet olası, makamı cennet olan.
Ashâb-ı cennet: Cennet ehli. Cennetlik olanlar, Cennetlik oldukları ümit edilenler veya cennete gidecekleri müjdelenmiş olanlar.
Fakihet-ül cennet: Cennet meyvesi.
Hurfet-ül cennet: Cennet bahçesi.
Kasr-ı cennet: Cennet köşkü.
Riyaz-ı cennet: Cennet bahçeleri.
Cennatu’n-naim: Naim Cennetleri, nimetlerle dolu olan cennetler.
Cennet-abad: Cennet inşa eden, cennet gibi.
Cennet-i a’la: Cennet.
Cennet-i ala: Cennet katlarının en yükseği.
Cennet-i bakiye: Devamlı ve kalıcı olan cennet hayatı.
Cennet-i canan: Canların, sevgililerin buluştuğu cennet.
Cennet-i ebediye: Sonsuz cennet hayatı.
Cennet-i Furkan: Furkan cenneti; hak ile batılı birbirinden ayırt eden Kur’an cenneti.
Cennet-i hususiye: Özel cennet.
Cennet-i ittihad: Birlik, beraberlik cenneti.
Cennet-i kazibe-i dünyeviye: Aldatıcı dünya cenneti.
Cennet-i kur’aniye: Kuran’i cennet.
Cennet-i maneviye: Manevi cennet.
Cennet-i rahmet: Rahmet cenneti.
Cennet-i terakki: Yükselme, kalkınma cenneti.
Cennet-i terakki ve medeniyet: Medeniyet ve yükselme cenneti.
Cennet-misal: Cennet gibi.
Cennetü’l-firdevs: Firdevs Cenneti; Cennetin en yüksek yeri.
Cennetü’l-me’va: Cennetin üçüncü katının ismi.
Cinan-ı cennet: Cennet bahçeleri.
Cinan-ı ulum: İlm-i Kur’an ve iman cennetleri.
Dar-ı cennet: Cennet diyarı.
Ehli cennet: Cennetlikler.
Ehl-i cennet ve cehennem: Cennet ve cehennemde olanlar.
El-cennetü hakkun: Cennet haktır, gerçektir.
Firdevs cenneti: Sekiz cennet’in altıncısı.
Huld cenneti: Sekiz cennet’in dördüncüsü.
Hur-u cennet: Cennet güneşi, cennet hurileri.
Letaif-i cennet: Cennetin güzellikleri.
Lezaiz-i cennet: Cennet lezzetleri.
Me’va cenneti: Sekiz cennet’ten üçüncüsü.
Meyve-i cennet: Cennet meyvesi.
Mirkat-ı cennet: Cenneti kazanmaya ve yükselmeye vesile olan anlamında cennet merdiveni.
Niam-ı cennet: Cennet nimetleri.
Ravza-i cennet: Cennet bahçesi.
Şarab-ı cennet: Cennet içeceği.
Şecere-i tuba-i cennet: Cennetteki tuba ağacı.
Tuba-i cennet: Cennetteki tuba ağacı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir