Cehl

Posted by

Cehl (cehil,cehalet): Cahillik, bilmemezlik, ilimden mahrum olmaklık, nadanlık, tecrübesizlik, gençlik.

Cehl (cehalet) ile ilgili ayetler:
1-) Bakara suresi 67. ayet:
Arapça:
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تَذْبَحُوا۟ بَقَرَةً ۖ قَالُوٓا۟ أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا ۖ قَالَ أَعُوذُ بِٱللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ
Okunuşu:
Ve iz kale musa li kavmihî innellahe ye’murukum en tezbehu bekarah kalu etettehîzuna huzuva kale euzu billahi en ekune minel cahilîn
Anlamı:
Musa, kavmine: Allah bir sığır kesmenizi emrediyor, demişti de: Bizimle alay mı ediyorsun? demişlerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım, demişti.

2-) Nisa suresi 17. ayet:
Arapça:
إِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللَّهِ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ السُّوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِنْ قَرِيبٍ فَأُوْلَئِكَ يَتُوبُ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
Okunuşu:
İnnemet tevbetü alellahi lillezıne ya’melunes sue bi cehaletin sümme yetubune min karıbin fe ülaike yetubüllahü aleyhim ve kanellahü alımen hakıma
Anlamı:
Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

3-) En’am suresi 35. ayet:
Arapça:
وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ إِعْرَاضُهُمْ فَإِنِ اسْتَطَعْتَ أَن تَبْتَغِيَ نَفَقًا فِي الأَرْضِ أَوْ سُلَّمًا فِي السَّمَاء فَتَأْتِيَهُم بِآيَةٍ وَلَوْ شَاء اللّهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدَى فَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِلِينَ
Okunuşu:
Ve in kane kebüra aleyke ı’raduhüm fe inisteta’te en tebteğıye nefekan fil erdı ev süllemen fis semai fe te’tiyehüm bi ayeh ve lev şaellahü le cemeahüm alel hüda fe la tekunenne minel cahilın
Anlamı:
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi, o halde sakın cahillerden olma!
4-) En’am suresi 54. ayet:
Arapça:
وَإِذَا جَاءكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِآيَاتِنَا فَقُلْ سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ أَنَّهُ مَن عَمِلَ مِنكُمْ سُوءًا بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِن بَعْدِهِ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Okunuşu:
Ve iza caekellezıne yü’minune bi ayatina fe kul selamün aleyküm ketebe rabbüküm ala nefsihir rahmete ennehu men amile minküm suem bi cehaletin sümme tabe mim ba’dihı ve asleha fe ennehu ğafurur rahıym
Anlamı:
Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: Selam size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Gerçek şu ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tövbe edip de kendini ıslah ederse, bilsin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
5-) En’am suresi 111. ayet:
Arapça
وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَا إِلَيْهِمُ الْمَلآئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ الْمَوْتَى وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَيْءٍ قُبُلاً مَّا كَانُواْ لِيُؤْمِنُواْ إِلاَّ أَن يَشَاء اللّهُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ
Okunuşu:
Ve lev ennena nezzelna ileyhimül melaikete ve kelemmehümül mevta ve haşerna aleyhim külle şey’in kubülem ma kanu li yü’minu illa ey yeşaellahü ve lakinne ekserahüm yechelun
Anlamı:
Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi; fakat çokları bunu bilmezler.

6-) Araf suresi 138. ayet:
Arapça:
وَجَاوَزْنَا بِبَنٖى اِسْرَایٖٔلَ الْبَحْرَ فَاَتَوْا عَلٰى قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلٰى اَصْنَامٍ لَهُمْ قَالُوا يَا مُوسَى اجْعَلْ لَنَا اِلٰهًا كَمَا لَهُمْ اٰلِهَةٌ قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ
Okunuşu:
Ve cavezna bi benı israilel bahra fe etev ala kavmiy ya’küfune ala asnamil lehüm kalu ya musec’al lena ilahen kema lehüm aliheh kale inneküm kavmün techelun
Anlamı:
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, “Ey Musa! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana” dediler. Musa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz.”
7-) Araf suresi 199. ayet:
Arapça:
خُذِ الْعَفْوَ وَاْمُرْ بِالْعُرْفِ وَاَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلٖينَ
Okunuşu:
Huzil afve ve’mür bil urfi ve a’rıd anil cahilın
Anlamı:
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.

😎 Hud suresi 29. ayet:
Arapça:
وَﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ ﻟَٓﺎاَﺳْﺌَﻠُﻜُﻢْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻣَﺎﻟًﺎ اِنْ اَﺟْﺮِىَ اِﻟَّﺎ ﻋَﻠَﻰ اﻟﻠّٰﻪِ وَﻣَٓﺎ اَﻧَﺎ ﺑِﻄَﺎرِدِ اﻟَّﺬٖﻳﻦَ اٰﻣَﻨُﻮا اِﻧَّﻬُﻢْ ﻣُﻠَﺎﻗُﻮا رَﺑِّﻬِﻢْ وَﻟٰﻜِﻨّٖٓﻰ اَرٰﻳﻜُﻢْ ﻗَﻮْﻣًﺎ ﺗَﺡْﻬَﻠُﻮنَ
Okunuşu:
Ve ya kavmi la es’elüküm aleyhi mala in ecriye illa alellahi ve ma ene bi taridillezıne amenu innehüm mülaku rabbihim ve laninnı eraküm kavmen techelun
Anlamı:
“Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah’a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.”
9-) Hud suresi 46. ayet:
Arapça:
ﻗَﺎلَ ﻳَﺎ ﻧُﻮحُ اِﻧَّﻪُ ﻟَﻴْﺲَ ﻣِﻦْ اَﻫْﻠِﻚَ اِﻧَّﻪُ ﻋَﻤَﻞٌ ﻏَﻴْﺮُ ﺻَﺎﻟِﺢٍ ﻓَﻠَﺎ ﺗَﺴْﺌَﻠْﻦِ ﻣَﺎ ﻟَﻴْﺲَ ﻟَﻚَ ﺑِﻪٖ ﻋِﻠْﻢٌ اِﻧّٖٓﻰ اَﻋِﻈُﻚَ اَنْ ﺗَﻜُﻮنَ ﻣِﻦَ اﻟْﺡَﺎﻫِﻠٖﻴﻦَ
Okunuşu:
Kale ya nuhu innehu leyse min ehlik innehu amelün ğayru salihın fe la tes’elni ma leyse leke bihı ılm innı eızuke en ketune minel cahilın
Anlamı:
Allah, “Ey Nuh! O asla senin ailenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi.

10-) Yusuf suresi 33. ayet:
Arapça:
قَالَ رَبِّ السِّجْنُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَنِي إِلَيْهِ وَإِلاَّ تَصْرِفْ عَنِّي كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ الْجَاهِلِينَ
Okunuşu:
Kale rabbis sicnü ehabbü ileyye mimma yed’unenı ileyh ve illa tasrif annı keydehünne asbü ileyhinne ve eküm minel cahilın
Anlamı:
Yusuf, “Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi.
11-) Yusuf suresi 89. ayet:
Arapça:
قَالَ هَلْ عَلِمْتُم مَّا فَعَلْتُم بِيُوسُفَ وَأَخِيهِ إِذْ أَنتُمْ جَاهِلُونَ
Okunuşu:
Kale hel alimtüm ma fealtüm bi yusüfe ve ehıyhi iz entüm cahilun
Anlamı:
Yusuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?”

12-) Nahl suresi 119. ayet:
Arapça:
ثُمَّ اِنَّ رَبَّكَ لِلَّذٖينَ عَمِلُوا السُّوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَاَصْلَحُوا اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَحٖيمٌ
Okunuşu:
Sümme inne rabbeke lillezıne amilüs sue bi cehaletin sümme tabu mim ba’di zalike ve aslehu inne rabbeke mim ba’diha le ğafurur rahıym
Anlamı:
Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

13-) Furkan suresi 63. ayet:
Arapça:
وَعِبَادُ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
Okunuşu:
Ve ıbadür rahmanillezıne yemşune alel erdı hevnev ve iza hatabehümül cahilune kalu selama
Anlamı:
Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selam!” der (geçer)ler.

14-) Kasas suresi 55. ayet:
Arapça:
وَإِذَا سَمِعُوا اللَّغْوَ أَعْرَضُوا عَنْهُ وَقَالُوا لَنَا أَعْمَالُنَا وَلَكُمْ أَعْمَالُكُمْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَا نَبْتَغِي الْجَاهِلِينَ
Okunuşu:
Ve iza semiullağve a’adu anhü ve kalu lena a’malüna ve leküm a’malüküm selamün aleyküm la nebteğıl cahilın
Anlamı:
Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz” derler.

15-) Ahzab suresi 72. ayet:
Arapça:
إِنَّا عَرَضْنَا الْأَمَانَةَ عَلَى السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْإِنسَانُ إِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا
Okunuşu:
İnna aradnel emanete ales semavati vel erdı vel cibali fe ebeyne ey yahmilneha ve eşfakne minha ve hamelehel insan innehu kane zalumen cehula
Anlamı:
Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.

16-) Zümer suresi 64. ayet:
Arapça:
قُلْ أَفَغَيْرَ اللَّهِ تَأْمُرُونِّي أَعْبُدُ أَيُّهَا الْجَاهِلُونَ
Okunuşu:
Kul e fe ğayrallahi te’mürunnı a’büdü eyyühel cahilun
Anlamı:
De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?”

17-) Ahkaf suresi 23. ayet:
Arapça:
قَالَ إِنَّمَا الْعِلْمُ عِندَ اللَّهِ وَأُبَلِّغُكُم مَّا أُرْسِلْتُ بِهِ وَلَكِنِّي أَرَاكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ
Okunuşu:
Kale innemel ilmü ındellahi ve übelliğuküm ma ürsiltü bihı ve lakinnı eraküm kavmen techelun
Anlamı:
Hûd, “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi.

18-) Hucurat suresi 6. ayet:
Arapça:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن جَاءكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ فَتَبَيَّنُوا أَن تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ
Okunuşu:
Ya eyyühellezine amenu in caeküm fazikum bi nebein fe tebeyyenu en tüsıybu kavmem bi cehaletin fe tusbihu ala ma fealtüm nadimın
Anlamı:
Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.

19-) Zariyat suresi 11. ayet:
Arapça:
الَّذِينَ هُمْ فِي غَمْرَةٍ سَاهُونَ
Okunuşu:
Ellezine hum fi ğamratin sahun
Anlamı:
Onlar, cehalet içinde ne yaptığını bilmeyenlerdir.

Cehl (cehalet) ile ilgili hadisler:
1-) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Size bir hadis söyleyeyim, onu benden sonra kimse tahdis edemez!
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘İlmin azalması ve cehaletin ortaya çıkması kıyametin alametlerindendir!’ buyurdu.” (Buhari 239, 240)
2-) Abdullah bin Amr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Şüphesiz Allah, ilmi insanlardan söküp almaz! Fakat alimlerin ruhunu kabzederek ilmi kaldırır. Nihayet hiçbir alim kalmayınca halk, cahil insanları reis edinirler! Onlara birtakım sorular sorulur da (onlar da bilgisizce cevap vererek) hem kendileri sapıklığa düşerler hem de insanları düşürürler!’ buyurdu.” (Buhari 256)
3-) Cehâletten daha şiddetli bir fakîrlik yoktur. (Hadîs-i şerîf-Nisâb-ül-Ahbâr)
4-) Bilmediklerinizi sorunuz. Cehaletin ilacı sualdir (yani soru sorup öğrenmektir). (Hadîs-i şerîf-Sünen-i Ebû Dâvûd)

Cehl ile ilgili kelimeler:
Cehl-i Mürekkeb: Bilmemekle beraber, bilmediğini de bilmemek. Katmerli cahillik.
Cehli basit: Bilmediğini bilmek suretiyle olan cahillik.
Cehlistan: Cehalet alemi. Cahilliğin olduğu yer.
An-cehlin: Bilmezlikle, bilmeyerek.
Ebu cehl: “Cehalet babası” demek olan bu kelime, Hazret-i Resul-i Ekrem (A.S.M.) zamanında, mucizeleri ve çok delilleri ve Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı gördüğü halde iman etmeyen din düşmanı puta tapan gururlu bir müşrikin lakabıdır. Bedir gazasında öldürüldü.
Ehl-i cehl: Bilgisizler, cahiller.
Kaziye-i cehliyye: Esası cehl üzere mebni olan batıl kaziyyedir.(l.r.)

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir