Cehennem

Posted by

Cehennem:
1-) Dinsel inanışa göre, bu dünyada günah işleyenlerin,Tanrı buyruklarına uymayanların, öldükten sonra gidecekleri ve ceza çekecekleri yer.
2-) Mecazi: Büyük sıkıntı veren yer.

Cehennem ile ilgili ayetler:
1-) Al-i İmran suresi 12. ayet:
Arapça:
قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَى جَهَنَّمَ وَبِئْسَ الْمِهَادُ
Okunuşu:
Kul lillezıne keferu setuğlebune ve tuhşerune ila cehennem ve bi’sel mihad
Anlamı:
İnkar edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!”
2-) Al-i İmran suresi 106. ayet:
Arapça:
يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ فَأَمَّا الَّذِينَ اسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ أَكْفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ فَذُوقُواْ الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ
Okunuşu:
Yevme tebyaddu vücuhüv ve tesveddü vücuh fe emmellezınesveddet vücuhühüm e kefartüm
Anlamı:
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın” denilir.

3-) Nisa suresi 56. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا
Okunuşu:
İnnellezıne keferu bi ayatina sevfe nuslıhim nara küllema nedıcet cüludühüm beddelnahüm cüluden ğayraha li yezukul azab innellahe kane azızen hakıma
Anlamı:
Şüphesiz ayetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz, Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

4-) En’am suresi 27. ayet:
Arapça:
وَلَوْ تَرَىَ إِذْ وُقِفُواْ عَلَى النَّارِ فَقَالُواْ يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ وَلاَ نُكَذِّبَ بِآيَاتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu:
Ve lev tera iz vükıfu alen nari fe kalu ya leytena nüraddü ve la nükezzibe bi ayati rabbina ve nekune minel mü’minın
Anlamı:
Onların ateşin karşısında durdurulup “Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!” dediklerini bir görsen !.
5-) En’am suresi 30. ayet:
Arapça:
وَلَوْ تَرَى إِذْ وُقِفُواْ عَلَى رَبِّهِمْ قَالَ أَلَيْسَ هَذَا بِالْحَقِّ قَالُواْ بَلَى وَرَبِّنَا قَالَ فَذُوقُواْ العَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
Okunuşu:
Ve lev tera iz vükıfu ala rabbihim kale e leyse haza bil hakk kalu bela ve rabbina kale fe zukul azabe bima küntüm tekfürun
Anlamı:
Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onları bir görsen! Allah: Bu (yeniden dirilme olayı), hak değil miymiş? diyecek. Onlar da “Rabbimize andolsun ki evet!” diyecekler. Allah da, Öyle ise inkar ettiğinizden dolayı azabı tadın! diyecek.
6-) En’am suresi 128. ayet:
Arapça:
وَيَوْمَ يِحْشُرُهُمْ جَمِيعًا يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ قَدِ اسْتَكْثَرْتُم مِّنَ الإِنسِ وَقَالَ أَوْلِيَآؤُهُم مِّنَ الإِنسِ رَبَّنَا اسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَا أَجَلَنَا الَّذِيَ أَجَّلْتَ لَنَا قَالَ النَّارُ مَثْوَاكُمْ خَالِدِينَ فِيهَا إِلاَّ مَا شَاء اللّهُ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَليمٌ
Okunuşu:
Ve yevme yahşurühüm cemıa ya ma’şeral cinni kadisteksertüm minel ins ve kale evliyaühüm minel insi rabbenestemtea ba’duna bi ba’dıv ve belağna ecelenellezı eccelte lena kalen naru mesvaküm halidıne fıha illa ma şaellah inne rabbeke hakımün alım
Anlamı:
Allah, onların hepsini bir araya topladığı gün, “Ey cinler (şeytanlar) topluluğu! Siz insanlarla çok uğraştınız” der. Onların, insanlardan olan dostları ise: “Ey Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık” derler. Allah da buyurur ki: Allah’ın dilediği hariç, içinde ebedi kalacağınız yer ateştir. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.

7-) Araf suresi 38. ayet:
Arapça:
قَالَ ادْخُلُوا فٖى اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ فِى النَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ اُمَّةٌ لَعَنَتْ اُخْتَهَا حَتّٰى اِذَا ادَّارَكُوا فٖيهَا جَمٖيعًا قَالَتْ اُخْرٰيهُمْ لِاُولٰيهُمْ رَبَّنَا هٰؤُلَاءِ اَضَلُّونَا فَاٰتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِنَ النَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلٰكِنْ لَا تَعْلَمُونَ
Okunuşu:
Kaledhulu fı ümemin kad halet min kabliküm minel cinni vel insi fin nar küllema dehalet ümmetül leanet uhteha hatta ized daraku fıha cemıan kalet uhrahüm li ulahüm rabbena haülai edalluna fe atihim azaben dı’fem minen nar kale li küllin dı’füv ve lakil la ta’lemun
Anlamı:
Allah şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.”
😎 Araf suresi 39. ayet:
Arapça:
وَقَالَتْ اُولٰيهُمْ لِاُخْرٰيهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِنْ فَضْلٍ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ
Okunuşu:
Ve kalet ulahüm li uhrahüm fe ma kane leküm aleyna min fadlin fe zukul azabe bima küntüm teksibun
Anlamı:
Öncekiler sonrakilere, “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın” derler.
9-) Araf suresi 40. ayet:
Arapça:
اِنَّ الَّذٖينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ اَبْوَابُ السَّمَاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتّٰى يَلِجَ الْجَمَلُ فٖى سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذٰلِكَ نَجْزِى الْمُجْرِمٖينَ
Okunuşu:
İnnellezıne kezzebu bi ayatina vestekberu anha la tüfettehu lehüm ebvabüs semai ve la yedhulunel cennete hatta yelicel cemelü fı semmil hıyad ve kezalike neczil mücrimın
Anlamı:
ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.
10-) Araf suresi 41. ayet:
Arapça:
لَهُمْ مِنْ جَهَنَّمَ مِهَادٌ وَمِنْ فَوْقِهِمْ غَوَاشٍ وَكَذٰلِكَ نَجْزِى الظَّالِمٖينَ
Okunuşu:
Lehüm min cehenneme mihadüv ve min fevkıhüm ğavaş ve kezalike necziz zalimın
Anlamı:
Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
11-) Araf suresi 44. ayet:
Arapça:
وَنَادٰى اَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابَ النَّارِ اَنْ قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا قَالُوا نَعَمْ فَاَذَّنَ مُؤَذِّنٌ بَيْنَهُمْ اَنْ لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الظَّالِمٖينَ
Okunuşu:
Ve nada ashabül cenneti ashaben nari en kad vecedna ma veadena rabbüna hakkan fe hel vecedtüm ma veade rabbüküm hakka kalu neam fe ezzene müezzinüm beynehüm el la’netüllahi alez zalimın
Anlamı:
Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin vaat ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir.
12-) Araf suresi 47. ayet:
Arapça:
وَاِذَا صُرِفَتْ اَبْصَارُهُمْ تِلْقَاءَ اَصْحَابِ النَّارِ قَالُوا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمٖينَ
Okunuşu:
Ve iza surifet ebsaruhüm tilkae ashabin nari kalu rabbena la tec’alna meal kavmiz zalimın
Anlamı:
Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler.
13-) Araf suresi 48. ayet:
Arapça:
وَنَادٰى اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالًا يَعْرِفُونَهُمْ بِسٖيمٰیهُمْ قَالُوا مَا اَغْنٰى عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ
Okunuşu:
Ve nada ashabül a’rafi ricaley ya’rifunehüm bisımahüm kalu ma ağna anküm cem’uküm ve ma küntüm testekbirun
Anlamı:
A’râftakiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!”
14-) Araf suresi 50. ayet:
Arapça:
وَنَادٰى اَصْحَابُ النَّارِ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ اَفٖيضُوا عَلَيْنَا مِنَ الْمَاءِ اَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ قَالُوا اِنَّ اللّٰهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى الْكَافِرٖينَ
Okunuşu:
Ve nada ashabün nari ashabel cenneti en efıdu aleyna minel mai ev mimma razekakümüllah kalu innellahe harramehüma alel kafirın
Anlamı:
Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler.
15-) Araf suresi 51. ayet:
Arapça:
اَلَّذٖينَ اتَّخَذُوا دٖينَهُمْ لَهْوًا وَلَعِبًا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا فَالْيَوْمَ نَنْسٰیهُمْ كَمَا نَسُوا لِقَاءَ يَوْمِهِمْ هٰذَا وَمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ
Okunuşu:
Ellezınettehazu dınehüm lehvev ve leıbev ve ğarrathümül hayatüd dünya fel yevme nensahüm kema nesu likae yevmihim haza ve ma kanu bi ayatina yechadun
Anamı:
Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa biz de onları bugün öyle unuturuz.

16-) Enfal suresi 35. ayet:
Arapça:
وَمَا كَانَ صَلاَتُهُمْ عِندَ الْبَيْتِ إِلاَّ مُكَاء وَتَصْدِيَةً فَذُوقُواْ الْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
Okunuşu:
Ve ma kane salatühüm ındel beyti illa mükaev ve tasdiyeh fe zukul azabe bi ma küntüm tekfürun
Anlamı:
Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. (Ey kafirler!) İnkar etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!
17-) Enfal suresi 36. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّواْ عَن سَبِيلِ اللّهِ فَسَيُنفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ إِلَى جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَ
Okunuşu:
İnnellezıne keferu yünfikune emvalehüm li yesuddu an sebılillah fe seyünfikuneha sümme tekunü aleyhim hasraten sümme yuğlebun vellezıne keferu ila cehenneme yuhşerun
Anlamı:
Şüphesiz ki inkar edenler mallarını, (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acısı olacak ve en sonunda mağlup olacaklardır. Kafirlikte ısrar edenler ise cehenneme toplanacaklardır.

18-) Tevbe suresi 37. ayet:
Arapça:
إِنَّمَا النَّسِيءُ زِيَادَةٌ فِي الْكُفْرِ يُضَلُّ بِهِ الَّذِينَ كَفَرُواْ يُحِلِّونَهُ عَامًا وَيُحَرِّمُونَهُ عَامًا لِّيُوَاطِؤُواْ عِدَّةَ مَا حَرَّمَ اللّهُ فَيُحِلُّواْ مَا حَرَّمَ اللّهُ زُيِّنَ لَهُمْ سُوءُ أَعْمَالِهِمْ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ
Okunuşu:
İnnemen nesıü ziyadetün fil küfri yüdallü bihillezıne keferu yühıllünehu amev ve yüharrimunehu amel li yüvatıu ıddete ma harramellahü fe yühıllu ma harremellah züyyine lehüm suü a’malihim vallahü la yehdil kavmel kafirın
Anlamı:
Haram ayları ertelemek, ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılmak için Haram ayı bir yıl helal, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah inkarcı toplumu doğru yola iletmez.

19-) İbrahim suresi 16. ayet:
Arapça:
مِنْ وَرَائِهِ جَهَنَّمُ وَيُسْقَى مِنْ مَاءٍ صَدِيدٍ
Okunuşu:
Miv veraihı cehennemü ve yüska mim main sadıd
Anlamı:
Hüsranın ardından da cehennem vardır. Orada kendisine irinli su içirilecektir.
20-) İbrahim suresi 17. ayet:
Arapça:
يَتَجَرَّعُهُ وَلَا يَكَادُ يُسِيغُهُ وَيَأْتِيهِ الْمَوْتُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَمَا هُوَ بِمَيِّتٍ وَمِنْ وَرَائِهِ عَذَابٌ غَلِيظٌ
Okunuşu:
Yetecerrauhu ve la yekadü yüsığuhu ve ye’tıhil mevtü min külli mekaniv ve ma hüve bi meyyit ve miv veraihı azabün ğalıyz
Anlamı:
Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek, arkasından da şiddetli bir azap gelecektir.
21-) İbrahim suresi 44. ayet:
Arapça:
وَأَنْذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ الْعَذَابُ فَيَقُولُ الَّذِينَ ظَلَمُوا رَبَّنَا أَخِّرْنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ الرُّسُلَ أَوَلَمْ تَكُونُوا أَقْسَمْتُمْ مِنْ قَبْلُ مَا لَكُمْ مِنْ زَوَالٍ
Okunuşu:
Ve enzirin nase yevme ye’tıhimül azabü fe yekulüllezıne zalemu rabbena ahhırna ila ecelin karıbin nücib da’veteke ve nettebiır rusül e ve lem tekunu aksemtüm min kablü ma leküm min zeval
Anlamı:
(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?”

22-) Hicr suresi 43. ayet:
Arapça:
وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ
Okunuşu:
Ve inne cehenneme le mev’ıdühüm ecmeıyn
Anlamı:
Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir.
23-) Hicr suresi 44. ayet:
Arapça:
لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ
Okunuşu:
Leha seb’atü ebvab likülli babim minhüm cüz’üm maksum
Anlamı:
Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.

24-) Nahl suresi 28. ayet:
Arapça:
اَلَّذٖينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰئِكَةُ ظَالِمٖى اَنْفُسِهِمْ فَاَلْقَوُا السَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِنْ سُوءٍ بَلٰى اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Ellezıne teteveffahümül melaiketü zalimı enfüsihim fe elkavüs seleme ma künna na’melü min su’ bela innellahe alımüm bima küntüm ta’melun
Anlamı:
O kafirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.”
25-) Nahl suresi 29. ayet:
Arapça:
فَادْخُلُوا اَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِدٖينَ فٖيهَا فَلَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّرٖينَ
Okunuşu:
Fedhulu ebvabe cehenneme halidıne fıha fe lebi’se mesvel mütekebbirın
Anlamı:
“Haydi, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!”

26-) İsra suresi 18. ayet:
Arapça:
مَّن كَانَ يُرِيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَاء لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَ يَصْلاهَا مَذْمُومًا مَّدْحُورًا
Okunuşu.
Men kane yürıdül acilete accelna lehu fiha ma neşaü li men nürıdü sümme cealna lehu cehennem yaslaha mezmumem medhura
Anlamı:
Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.

27-) Kehf suresi 29. ayet:
Arapça:
وَقُلِ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنْ شَاءَ فَلْيُؤْمِنْ وَمَنْ شَاءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِنْ يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَاءَتْ مُرْتَفَقًا
Okunuşu:
Ve kulil hakku mir rabbiküm fe men şae fel yü’miv ve men şae fel yekfür inna a’tedna liz zalimıne naran ehata bihim süradikuha ve iy yesteğıysu yüğasu bi mani kel mühli yeşvil vücuh bi’seş şerab ve saet mürtefeka
Anlamı:
De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.
28-) Kehf suresi 99. ayet:
Arapça:
وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعًا
Okunuşu:
Ve terakna ba’dahüm yevmeiziy yemucü fı ba’dıv ve nüfiha fis suri fe cema’nahüm cem’a
Anlamı:
O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
29-) Kehf suresi 100. ayet:
Arapça:
وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِلْكَافِرِينَ عَرْضًا
Okunuşu:
Ve aradna cehenneme yevmeizil lil kafirıne arda
Anlamı:
O gün Cehennem’i gerçeği yalanlayan nankörlere sunarız, tam bir sunuşla.
30-) Kehf suresi 102. ayet:
Arapça:
أَفَحَسِبَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنْ يَتَّخِذُوا عِبَادِي مِنْ دُونِي أَوْلِيَاءَ إِنَّا أَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِرِينَ نُزُلًا
Okunuşu:
E fe hasibellezıne keferu ey yettehızu ıbadı min dunı evliya’ inna a’tedna cehenneme lil kafirınenüzüla
Anlamı:
İnkar edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kafirlere konak olarak hazırladık.

31-) Meryem suresi 75. ayet:
Arapça:
قُلْ مَن كَانَ فِي الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمَنُ مَدًّا حَتَّى إِذَا رَأَوْا مَا يُوعَدُونَ إِمَّا الْعَذَابَ وَإِمَّا السَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضْعَفُ جُندًا
Okunuşu:
Kul men kane fid dalaleti felyemdüd lehür rahmanü medda hatta iza raev ma yuadune immel azabe ve immes saah fe seya’lemune men hüve şerrum mekanev ve ad’afü cünda
Anlamı:
(Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaat olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
32-) Meryem suresi 86. ayet:
Arapça:
وَنَسُوقُ الْمُجْرِمِينَ إِلَى جَهَنَّمَ وِرْدًا
Okunuşu:
Ve nesukul mücrimıne ila cehenneme virda
Anlamı:
Suçluları da susamış olarak Cehenneme süreceğiz.

33-) Enbiya suresi 98. ayet:
Arapça:
إِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمْ لَهَا وَارِدُونَ
Okunuşu:
İnneküm ve ma ta’büdune min dunillahi hasabü cehennem entüm leha varidun
Anlamı:
Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.
34-) Enbiya suresi 100. ayet:
Arapça:
لَهُمْ فِيهَا زَفِيرٌ وَهُمْ فِيهَا لَا يَسْمَعُونَ
Okunuşu:
Lehüm fiha zefıruv ve hüm fıha la yesmeun
Anlamı:
Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.

35-) Hacc suresi 19. ayet:
Arapça:
هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ فَالَّذِينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِّن نَّارٍ يُصَبُّ مِن فَوْقِ رُؤُوسِهِمُ الْحَمِيمُ
Okunuşu:
Hazani hasmanıhtesamü fı rabbihim fellezıne keferu kuttıat lehüm siyabüm min nar yüsabbü min fekı ruusihimül hamım
Anlamı:
İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür.
36-) Hacc suresi 22. ayet:
Arapça:
كُلَّمَا أَرَادُوا أَن يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ أُعِيدُوا فِيهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ
Okunuşu:
Küllema eradu ey yahrucu minha min ğammin üıydu fıha ve zuku azabel harıyk
Anlamı:
Her ne zaman cehennemden, o ızdıraptan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara, “Tadın yangın azabını” denilir.

37-) Mü’minun suresi 102. ayet:
Arapça:
فَمَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Okunuşu:
Fe men sekulet mevazinühu fe ülaike hümül müflihun
Anlamı:
Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
38-) Mü’minun suresi 103. ayet:
Arapça:
وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ الَّذِينَ خَسِرُوا أَنفُسَهُمْ فِي جَهَنَّمَ خَالِدُونَ
Okunuşu:
Ve men haffet mevazınühu fe ülaikellezıne hasiru enfüsehüm fı cehenneme halidun
Anlamı:
Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.
39-) Mü’minun suresi 104. ayet:
Arapça:
تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ النَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَالِحُونَ
Okunuşu:
Telfehu vücuhehümün naru ve hüm fıha kalihun
Anlamı:
Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar.
40-) Mü’minun suresi 105. ayet:
Arapça:
أَلَمْ تَكُنْ آيَاتِي تُتْلَى عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
Okunuşu:
E lem tekün ayatı tütla aleyküm fe küntüm biha tükezzibun
Anlamı:
Allah, “Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?” der.
41-) Mü’minun suresi 106. ayet:
Arapça:
قَالُوا رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَالِّينَ
Okunuşu:
Kalu rabbena ğalebet aleyna şıkvetüna ve künna kavmen dallın
Anlamı:
Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk.”
42-) Mü’minun suresi 107. ayet:
Arapça:
رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَالِمُونَ
Okunuşu:
Rabbena ahricna minha fe in udna fe inna zalimun
Anlamı:
“Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.”
43-) Mü’minun suresi 108. ayet:
Arapça:
قَالَ اخْسَؤُوا فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ
Okunuşu:
Kalahşeu fıha ve la tükellimun
Anlamı:
Allah, “Aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın!” der.

44-) Furkan suresi 11. ayet:
Arapça:
بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَأَعْتَدْنَا لِمَن كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَعِيرًا
Okunuşu:
Bel kezzebu bis saati ve a’tedna li men kezzebe bis saati seıyra
Anlamı:
Hayır, onlar Kıyameti de yalanladılar. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır.
45-) Furkan suresi 12. ayet:
Arapça:
إِذَا رَأَتْهُم مِّن مَّكَانٍ بَعِيدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظًا وَزَفِيرًا
Okunuşu:
İza raethüm mim mekanim beıydin semiu leha teğayyuzav ve zefıra
Anlamı:
Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
46-) Furkan suresi 13. ayet:
Arapça:
وَإِذَا أُلْقُوا مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُقَرَّنِينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُورًا
Okunuşu:
Ve iza ülku minha mekanen dayyikam mükarranıne deav hünalike sübura
Anlamı:
Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler
47-) Furkan suresi 14. ayet:
Arapça:
لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُورًا وَاحِدًا وَادْعُوا ثُبُورًا كَثِيرًا
Okunuşu:
La ted’ul yevme süburav vahıdev ved’u süburan kesıra
Anlamı:
(Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin, bir çok kere yok olmayı isteyin!” (denir.)
48-) Furkan suresi 15. ayet:
Arapça:
قُلْ أَذَلِكَ خَيْرٌ أَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ كَانَتْ لَهُمْ جَزَاء وَمَصِيرًا
Okunuşu:
Kul e zalike hayrun em cennetül huldilletı vüıdel müttekun kanet lehüm cezaev ve mesıyra
Anlamı:
De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükafat ve varılacak bir yerdir.
49-) Furkan suresi 19. ayet:
Arapça:
فَقَدْ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا وَمَن يَظْلِم مِّنكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا
Okunuşu:
Fe kad kezzebuküm bima tekulune fe ma testetıy’une sarfev ve la nasra ve mey yazlim minküm nüzıkhü azaben kebıra
Anlamı:
(İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse ona büyük bir azap tattırırız.
50-) Furkan suresi 22. ayet:
Arapça:
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلَائِكَةَ لَا بُشْرَى يَوْمَئِذٍ لِّلْمُجْرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَّحْجُورًا
Okunuşu:
Yevme yeravnel melaikete la büşra yevmeizil lil mücrimıne ve yekulune hıcram mahcura
Anlamı:
Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız” diyecekler.
51-) Furkan suresi 23. ayet:
Arapça:
وَقَدِمْنَا إِلَى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَاء مَّنثُورًا
Okunuşu:
Ve kadimna ila ma amilu min amelin fe cealnahü hebaem mensura
Anlamı:
Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.
52-) Furkan suresi 34. ayet:
Arapça:
الَّذِينَ يُحْشَرُونَ عَلَى وُجُوهِهِمْ إِلَى جَهَنَّمَ أُوْلَئِكَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضَلُّ سَبِيلًا
Okunuşu:
Ellezıne yuhşerune ala vücuhihim ila cehenneme ülaike şerrum mekanev ve edallü sebıla
Anlamı:
Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.

53-) Ankebut suresi 25. ayet:
Arapça:
وَقَالَ إِنَّمَا اتَّخَذْتُم مِّن دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا مَّوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُم بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُم بَعْضًا وَمَأْوَاكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّاصِرِينَ
Okunuşu:
Ve kale innemet tehaztüm min dunillahi evsanem meveddete beyniküm fil hayatid dünya sümme yevmel kıyameti yekfüru ba’duküm bi ba’dıv ve yel’anü ba’duküm ba’dav ve me’vakümün naru ve ma leküm min nasırın
Anlamı:
(İbrahim onlara) dedi ki: Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (gelip çattığında ise) birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lânet okuyacaksınız. Varacağınız yer cehennemdir ve hiç yardımcınız da yoktur.

54-) Rum suresi 16. ayet:
Arapça:
وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا وَلِقَاء الْآخِرَةِ فَأُوْلَئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ
Okunuşu:
Ve emmellezıne keferu ve kezzebu bi ayatina ve likail ahırati fe ülaike fil azabi muhdarun
Anlamı:
İnkar edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır.

55-) Secde suresi 20. ayet:
Arapça:
وَأَمَّا الَّذِينَ فَسَقُوا فَمَأْوَاهُمُ النَّارُ كُلَّمَا أَرَادُوا أَن يَخْرُجُوا مِنْهَا أُعِيدُوا فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذِي كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ
Okunuşu:
Ve emmellezıne feseku fe me’vahümün nar küllema eradü ey yahrucu minha üıydu fiyha ve kıyle lehüm zuku azaben narillezı küntüm bihı tükezzibun
Anlamı:
Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara, “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir.

56-) Fatır suresi 36. ayet:
Arapça:
وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَى عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُم مِّنْ عَذَابِهَا كَذَلِكَ نَجْزِي كُلَّ كَفُورٍ
Okunuşu:
Vellezıne keferu lehüm naru cehennem la yukda aleyhim fe yemutu ve la yühaffefü anhüm min azabiha kezalike neczı külle kefur
Anlamı:
İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.
57-) Fatır suresi 37. ayet:
Arapça:
وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَاءكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِن نَّصِيرٍ
Okunuşu:
Ve hüm yastarihune fıha rabbena ahricna na’mel salihan ğayrallezı künna na’mel e ve lem nüammirküm ma yetezekkeru fıhi men tezekkera ve caekümün nezır fe zuku fe ma liz zalimıne min nesıyr
Anlamı:
Onlar cehennemde, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”

58-) Zümer suresi 24. ayet:
Arapça:
أَفَمَن يَتَّقِي بِوَجْهِهِ سُوءَ الْعَذَابِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَقِيلَ لِلظَّالِمِينَ ذُوقُوا مَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ
Okunuşu:
E fe mey yettekıy bi vechihı suel azabi yevmel kıyameh ve kıyle liz zalimıne zuku ma küntüm teksibun
Anlamı:
Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse, (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir.
59-) Zümer suresi 60. ayet:
Arapça:
وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ تَرَى الَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَى اللَّهِ وُجُوهُهُم مُّسْوَدَّةٌ أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْمُتَكَبِّرِينَ
Okunuşu:
Ve yevmel kıyameti terallezıne kezebu alellahi vücuhühüm müsveddeh e leyse fı cehenneme mesvel lil mütekebbirın
Anlamı:
Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün, yüzleri kapkara kesilmiştir. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!?
60-) Zümer suresi 71. ayet:
Arapça:
وَسِيقَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِلَى جَهَنَّمَ زُمَرًا حَتَّى إِذَا جَاؤُوهَا فُتِحَتْ أَبْوَابُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَتْلُونَ عَلَيْكُمْ آيَاتِ رَبِّكُمْ وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَاء يَوْمِكُمْ هَذَا قَالُوا بَلَى وَلَكِنْ حَقَّتْ كَلِمَةُ الْعَذَابِ عَلَى الْكَافِرِينَ
Okunuşu:
Vesıkallezıne keferu ila cehenneme zümera hatta iza cauha fütihat ebvabüha ve kale lehüm hazenetüha e lem ye’tiküm rusülüm minküm yetlune aleyküm ayati rabbiküm ve yünziruneküm likae yemiküm haza kalu bela velakin hakkat kelimetül azabi alel kafirın
Anlamı:
İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin ayetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da, “Evet geldi” derler. Fakat inkarcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir.
61-) Zümer suresi 72. ayet:
Arapça:
قِيلَ ادْخُلُوا أَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّرِينَ
Okunuşu:
Kıyledhulu ebvabe cehenneme halidıne fıha fe bi’se mesvel mütekebbirın
Anlamı:
Onlara şöyle denir: “İçinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!”

62-) Mü’min suresi 76. ayet:
Arapça:
ادْخُلُوا أَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّرِينَ
Okunuşu:
Üdhulu ebvabe cehenneme halidıne fıha fe bi’se mesvel mütekebbirın
Anlamı:
İçlerinde ebedî olarak kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Bak ne kötü o kibirlenenlerin yeri?

63-) Tur suresi 16. ayet:
Arapça:
اصْلَوْهَا فَاصْبِرُوا أَوْ لَا تَصْبِرُوا سَوَاء عَلَيْكُمْ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Islavha fasbiru ev la tasbiru sevaun aleykum innema tüczevne ma kuntum ta’melun
Anlamı:
“Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.”

64-) Rahman suresi 43. ayet:
Arapça:
هَذِهِ جَهَنَّمُ الَّتِي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَ
Okunuşu:
Hazihi cehennemulletiy yukezzibu bihelmucrimune.
Anlamı:
İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.
65-) Rahman suresi 44. ayet:
Arapça:
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ آنٍ
Okunuşu:
Yetufune beyneha ve beyne hamiymin anin.
Anlamı:
Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.

66-) Vakıa suresi 56. ayet:
Arapça:
هَذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدِّينِ
Okunuşu:
Haza nuzuluhum yevmeddiyni.
Anlamı:
İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur!

67-) Hadid suresi 13. ayet:
Arapça:
يَوْمَ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ لِلَّذِينَ آمَنُوا انظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ارْجِعُوا وَرَاءكُمْ فَالْتَمِسُوا نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ لَّهُ بَابٌ بَاطِنُهُ فِيهِ الرَّحْمَةُ وَظَاهِرُهُ مِن قِبَلِهِ الْعَذَابُ
Okunuşu:
Yevme yekululmunafikune velmunafikatu lilleziyne amenunzurna naktebis min nurikum kıylerci’u veraekum feltemisu nuren feduribe beynehum bisurin lehu babun batınuhu fiyhirrahmetu ve zahiruhu min kıbelihul’azabu.
Anlamı:
Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım” diyecekleri gün kendilerine, “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır.

68-) Tahrim suresi 7. ayet:
Arapça:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَعْتَذِرُوا الْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Okunuşu:
Ya eyyuhelleziyne keferu la ta’tezirulyevme innema tuczevne ma kuntum ta’melune.
Anlamı:
Ey inkar edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.

69-) Mülk suresi 8. ayet:
Arapça:
تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ كُلَّمَا أُلْقِيَ فِيهَا فَوْجٌ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَا أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌ
Okunuşu:
Tekadu temeyyezu minelğayzı kullema ulkıye fiyha fevcun seelehum hazenetuha elem yet’kum neziyrun.
Anlamı:
Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar.
70-) Mülk suresi 9. ayet:
Arapça:
قَالُوا بَلَى قَدْ جَاءنَا نَذِيرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللَّهُ مِن شَيْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِي ضَلَالٍ كَبِيرٍ
Okunuşu:
Kalu bela kad caena neziyrun fekezzebna ve kulna ma nezzelellahü min şey’in in entüm illa fiy dalalin kebiyrin.
Anlamı:
Onlar da şöyle derler: “Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ demiştik.”
71-) Mülk suresi 10. ayet:
Arapça:
وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فِي أَصْحَابِ السَّعِيرِ
Okunuşu:
Ve kalu lev kunna nesme’u ev na’kılu ma kunna fiy ashabisse’ıyri.
Anlamı:
Yine şöyle derler: “Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık.”
72-) Mülk suresi 11. ayet:
Arapça:
فَاعْتَرَفُوا بِذَنبِهِمْ فَسُحْقًا لِّأَصْحَابِ السَّعِيرِ
Okunuşu:
Fa’teref’u bizenbihim fesuhkan liashabisse’ıyri.
Anlamı:
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

73-) Müddesir suresi 26. ayet:
Arapça:
سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
Okunuşu:
Seusliyhi sekare.
Anlamı:
Ben onu “Sekar”a (cehenneme) sokacağım.
74-) Müddesir suresi 42. ayet:
Arapça:
مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ
Okunuşu:
Ma selekekum fiy sekare.
Anlamı:
Sizi Sakar’a sürükleyen nedir?

75-) İnsan suresi 4. ayet:
Arapça:
إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ سَلَاسِلَا وَأَغْلَالًا وَسَعِيرًا
Okunuşu:
İnna a’tedna lilkafiriyne selasile ve ağlalen ve se’ıyren.
Anlamı:
Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

76-) Nebe’ suresi 21. ayet:
Arapça:
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
Okunuşu:
İnne cehenneme kanet mirsaden
Anlamı:
Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.
77-) Nebe’ suresi 30. ayet:
Arapça:
فَذُوقُوا فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
Okunuşu:
Fezuku felen neziydekum illa ‘azaben.
Anlamı:
Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.

78-) Gaşiye suresi 1. ayet:
Arapça:
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ
Okunuşu:
Hel etake hadiysülğaşiyeti.
Anlamı:
Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?
79-) Gaşiye suresi 2. ayet:
Arapça:
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ
Okunuşu:
Vücuhün yevmeizin haşi’atün.
Anlamı:
O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.
80-) Gaşiye suresi 3. ayet:
Arapça
عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ
Okunuşu:
‘Amiletün nasıbetün.
Anlamı:
Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır.
81-) Gaşiye suresi 4. ayet:
Arapça:
تَصْلَى نَارًا حَامِيَةً
Okunuşu:
Tasla naren hamiyeten.
Anlamı:
Kızgın ateşe girerler.
82-) Gaşiye suresi 5. ayet:
Arapça:
تُسْقَى مِنْ عَيْنٍ آنِيَةٍ
Okunuşu:
Tüska min ‘aynin aniyetin.
Anlamı:
Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.
83-) Gaşiye suresi 6. ayet:
Arapça:
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ
Okunuşu:
Leyse lehüm ta’amün illa min dariy’ın.
Anlamı:
Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.
84-) Gaşiye suresi 7. ayet:
Arapça:
لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِن جُوعٍ
Okunuşu:
La yüsminü ve la yuğniy min cu’ın.
Anlamı:
O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.

85-) Beled suresi 19. ayet:
Arapça:
وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ
Okunuşu:
Velleziyne keferu biayatina hüm ashabülmeş’emeti.
Anlamı:
Ayetlerimizi inkâr edenler ise; kötülüğe batmış kimselerdir.ٌ
86-) Beled suresi 20. ayet:
Arapça:
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌ
Okunuşu:
‘Aleyhim narün mü’sadetün.
Anlamı:
Üzerlerinde etrafı sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır.

87-) Leyl suresi 14. ayet:
Arapça:
فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّى
Okunuşu:
Feenzertüküm naren telezza.
Anlamı:
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
88-) Leyl suresi 15. ayet:
Arapça:
لَا يَصْلَاهَا إِلَّا الْأَشْقَى
Okunuşu:
La yaslaha illel’eşka
Anlamı:
Ona şaki olandan başkası girmez.

89-) Beyyine suresi 6. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أُوْلَئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِ
Okunuşu:
İnnelleziyne keferu min ehlilkitabi velmüşrikiyne fiy nari cehenneme halidiyne fiyha ülaike hüm şerrülberiyyeh
Anlamı:
Kâfirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem ateşindedirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en şerlileridir.

90-) Kari’a suresi 8. ayet:
Arapça:
وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ
Okunuşu:
Ve emma men haffet mevazınüh
Anlamı:
Ama kimin de tartıları hafif gelirse,
91-) Kari’a suresi 9. ayet:
Arapça:
فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ
Okunuşu:
Fe ümmühu havıyeh
Anlamı:
İşte onun anası (varacağı yer) Hâviye’dir.
92-) Kari’a suresi 10. ayet:
Arapça:
وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ
Okunuşu:
Ve ma edrake mahiyeh.
Anlamı:
Sen Hâviye’nin ne olduğunu ne bileceksin?
93-) Kari’a suresi 11. ayet:
Arapça:
نَارٌ حَامِيَةٌ
Okunuşu:
Narun hamiyeh
Anlamı:
O, kızgın bir ateştir.

94-) Tekasür suresi 5. ayet:
Arapça:
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ
Okunuşu:
Kella lev ta’lemune ılmel yekıyn
Anlamı:
Hayır, kesin olarak bir bilseniz…
95-) Tekasür suresi 6. ayet:
Arapça:
لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ
Okunuşu:
Le teravünnelcehıym
Anlamı:
Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz.
96-) Tekasür suresi 7. ayet:
Arapça:
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ
Okunuşu:
Sümme leteravünneha aynelyakıyn
Anlamı:
Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz

97-) Hümeze suresi 1. ayet:
Arapça:
وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ
Okunuşu:
Arkadan çekiştirenlerin, kaş göz hareketiyle alay edenlerin vay haline!*
Anlamı:
Arkadan çekiştirenlerin, kaş göz hareketiyle alay edenlerin vay haline!
98-) Hümeze suresi 2. ayet:
Arapça:
الَّذِي جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُ
Okunuşu:
Ellezıcemea malev ve addedeh
Anlamı:
O ki malı toplayıp, onun hesabını yapıp durur.
99-) Hümeze suresi 3. ayet:
Arapça:
يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ
Okunuşu:
Yahsebü enne malehu ahledeh
Anlamı:
O, malının, kendisini ebedileştirdiğini sanır.
100-) Hümeze suresi 4. ayet:
Arapça:
كَلَّا لَيُنبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِ
Okunuşu:
Kella le yümbezenne fil hutameh
Anlamı:
Hayır! Andolsun ki o, Hutâme’ye atılacaktır.
101-) Hümeze suresi 5. ayet:
Arapça:
وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحُطَمَةُ
Okunuşu:
Ve ma edrake mel hutameh
Anlamı:
Hutame’nin ne olduğunu sen ne bileceksin?
102-) Hümeze suresi 6. ayet:
Arapça:
نَارُ اللَّهِ الْمُوقَدَةُ
Okunuşu:
Narullahil mukadeh
Anlamı:
Allahın tutuşturulmuş ateşi

103-) Hümeze suresi 7. ayet:
Arapça:
الَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى الْأَفْئِدَةِ
Okunuşu:
Elleti tettaliu alel ef’ideh
Anlamı:
Yüreklere işleyen bir ateş.
104-) Hümeze suresi 8. ayet:
Arapça:
إِنَّهَا عَلَيْهِم مُّؤْصَدَةٌ
Okunuşu:
İnneha aleyhim mü’sadeh
Anlamı:
Kuşkusuz o, onların üzerine kapatılmıştır.
105-) Hümeze suresi 9. ayet:
Arapça:
فِي عَمَدٍ مُّمَدَّدَةٍ
Okunuşu:
Fi amedim mümeddedeh
Anlamı:
Uzatılmış sütunlar arasında.

106-) Tebbet (Mesed) suresi 1. ayet:
Arapça:
تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ
Okunuşu:
Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb
Anlamı:
Ebu Leheb’in iki eline yuh oldu, kendine de yuh
107-) Tebbet (Mesed) suresi 2. ayet:
Arapça:
مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ
Okunuşu:
Mâ eğnâ anhü mâlühû ve mâ keseb
Anlamı:
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
108-) Tebbet (Mesed) suresi 3. ayet:
Arapça:
سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ
Okunuşu:
Seyeslâ nâren zâte leheb
Anlamı:
O, bir alevli ateşe yaslanacak.
109-) Tebbet (Mesed) suresi 4. ayet:
Arapça:
وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ
Okunuşu:
Vemraetühû hammâletelhatab
Anlamı:
Karısı da odun hamalı olacak!
110-) Tebbet (Mesed) suresi 5. ayet:
Arapça:
فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ
Okunuşu:
Fî cî dihâ hablün min mesed
Anlamı:
Gerdanında fitillisinden bir ip olduğu halde.

Cehennem ile ilgili hadisler:
1-) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “O gün cehennem getirilecek, onun yetmiş bin bağı olacak ve her bağ ile beraber cehennemi çeken yetmiş bin melek bulunacaktır.” (Müslim 2842/29, Tirmizi 2698)
2-) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “…Cehennem de nefsin arzularıyla kuşatılmıştır.” (Buhari 6412, Müslim 2822/1, Tirmizi 2684)
3-) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Cehennem ateşi Rabb’ine şikayet edip:
−Ya Rabb! Bir kısmım bir kısmımı yiyor ben kendi kendimi yiyorum, izin ver dedi. Allah da ona iki defa nefes vermesi için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes yazın. Bulduğunuz en şiddetli sıcak onun hararetinden, en şiddetli soğuk da zemheririndendir.” (Buhari 3062, Tirmizi 2719, İbn Mace 4319)
4-) Utbe bin Gazvan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kocaman bir kaya cehennemin kenarından aşağı bırakılır, cehennem çukuruna yetmiş sene iniş yapar ve yine dibine varamaz!”
Utbe bin Gazvan şöyle devam etti:
Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle derdi: “Cehennem ateşini sık sık hatırlayın! Onun sıcaklığı şiddetli, dibi derin ve kamçıları demirdendir!” (Tirmizi 2701)
5-) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Cehennemliklerden dünya ahalisinin en nimetli ve en refahlısı olan kimse kıyamet gününde getirilir ve ateşe bir daldırılışla daldırılır.
Sonra:
−Ey Ademoğlu! Sen hiçbir hayır gördün mü? Sana herhangi bir hayır uğradı mı? diye sorulur.
O kul:
−Hayır, vallahi ya Rab! der.” (Müslim 2807/55, İbni Mace 4321)
6-) Usame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “…Lakin ateş ehli ateşe girmeye emrolunmuşlardı. Ben cehennemin kapısı önünde de durdum. Oraya girenlerin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm!” (Buhari 6456, Tirmizi 2729)
7-) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Cehennem ateşi Ademoğlunun secde yeri dışında kalan bedenini yer. Allah, cehennem ateşine secde eserini yemeyi yasakladı.” (İbni Mace 4326)
😎 Ey Müslümanlar topluluğu! Allahü tealanın sizi teşvik ettiği şeye rağbet ediniz ve O’nun yasak ettiklerinden kaçınınız. Allahü tealanın korkuttuğu şeylerden korkunuz. O’nun cezasından, azabından Cehennem’inden korkunuz. Şu bulunduğunuz dünyada O’nun ateşinden bir damla kıvılcım bulunmuş olsa, bu dünyayı sizler için yaşanmaz hale getirir. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn, Tezkîre-i Kurtubî)

Cehennem ile ilgili kelimeler:
Cehennem-nümun: Cehennem gibi çok azap verici.
Hâlet-i cehennem-nümun: Cehennem gibi çok azap verici hal.
Cehennem-i suğrâ: Küçük cehennem.
Azab-ı cehennem:
1-) Cehennem azabı.
2-) Mecazi: Büyük ıstırap, sıkıntı.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir