Cebrail Aleyhisselam

Posted by

Cebrâil Aleyhisslâm: Dört büyük melekten biri. Peygamberlere vahiy getirmek, onlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını bildirmekle vazifeli melek. Buna Cibrîl, Rûh-ul-emîn, Rûh-ul-kuds, Nâmûs-ı ekber de denir.

Cebrail ile ilgili ayetler:
1-) Bakara suresi 87. ayet:
Arapça:
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَقَفَّيْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ بِٱلرُّسُلِ ۖ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ ۗ أَفَكُلَّمَا جَآءَكُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُكُمُ ٱسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقًا كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقًا تَقْتُلُونَ
Okunuşu:
Ve le kad ateyna musel kitabe ve kaffeyna mim ba’dihî bir rusuli ve ateyna îysebne meryemel beyyinati ve eyyednahu bi ruhîl kudus e fe kullema caekum rasulum bima la tehva enfusukumustekbartum fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulun
Anlamı:
Ant olsun biz Musa’ya Kitabı verdik. Ondan sonra art arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da mucizeler verdik. Ve onu, Rûhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi geldikçe ona karşı büyüklük tasladınız. (Size gelen) peygamberlerden bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.
2-) Bakara suresi 97. ayet:
Arapça:
قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلَىٰ قَلْبِكَ بِإِذْنِ اللَّـهِ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu:
Kul men kane aduvvel licibrîle fe innehu nezzelehu ala kalbike bi iznillahi musaddikal lima beyne yedeyhi ve hudev ve buşra lil mu’minîn
Anlamı:
De ki: Cebrail’e kim düşman ise şunu iyi bilsin ki Allah’ın izniyle Kuran’ı senin kalbine bir hidayet rehberi, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve müminler için de müjdeci olarak o indirmiştir.
3-) Bakara suresi 98. ayet:
Arapça:
مَن كَانَ عَدُوًّا لِّلَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَجِبْرِيلَ وَمِيكَىٰلَ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَدُوٌّ لِّلْكَٰفِرِينَ
Okunuşu:
Men kane aduvvel lillahi ve melaiketihî ve rusulihî ve cibrîle ve mîkale fe innellahe aduvvul lil kafirîn
Anlamı:
Kim, Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikâil’e düşman olursa bilsin ki Allah da inkarcı kafirlerin düşmanıdır.
4-) Bakara suresi 253. ayet:
Arapça:
تِلْكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۘ مِّنْهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُ ۖ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَٰتٍ ۚ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ ۗ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلَ ٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَلَٰكِنِ ٱخْتَلَفُوا۟ فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ وَمِنْهُم مَّن كَفَرَ ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلُوا۟ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ
Okunuşu:
Tilker rusulu faddalna ba’dahum ala ba’d minhum men kellemellahe ve rafea ba’dahum deracat ve ateyna îysebne meryemel beyyinati ve eyyednahu bi ruhîl kudus ve lev şaellahu maktetelellezîne mim ba’dihim mim ba’di ma caethumul beyyinatu ve lakinîltelefu fe minhum men amene ve minhum men kefar ve lev şaellahu maktetelu ve lakinnellahe yef’alu ma yurîd
Anlamı:
O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya açık mucizeler verdik ve onu Rûhu’l-Kudüs ile güçlendirdik. Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti. Allah dileseydi onlar savaşmazlardı; lâkin Allah dilediğini yapar.

5-) Maide suresi 110. ayet:
Arapça:
إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱذْكُرْ نِعْمَتِى عَلَيْكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا ۖ وَإِذْ عَلَّمْتُكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ ۖ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ بِإِذْنِى فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِى ۖ وَتُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ بِإِذْنِى ۖ وَإِذْ تُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِى ۖ وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ
Okunuşu:
İz kalellahü ya iysebne meryemezkür nı’metı aleyke ve ala validetik iza eyyedtüke bi ruhıl kudüsi tükellimün nase fil mehdi ve kehla ve iz alemtükel kitabe vel hıkmete vet tevrate vel incıl ve iz tahlüku minet tıyni ke hey’etit tayri bi iznı fe tenfühu fıha fe tekunü tayram bi iznı ve tübriül ekmehe vel ebrasa bi iznı ve iz huricül mevta bi iznı ve iz kefeftü benı israıle anke iz ci’tehüm bil beyyinati fe kalellezıne keferu minhüm in haza illa sıhrum mübın
Anlamı:
Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemiştim; (bu sayede) sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan, kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun. Hani İsrail oğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerine apaçık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkar edenler, “Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir” demişlerdi.

6-) Nahl suresi 2. ayet:
Arapça:
يُنَزِّلُ الْمَلٰئِكَةَ بِالرُّوحِ مِنْ اَمْرِهٖ عَلٰى مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهٖ اَنْ اَنْذِرُوا اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنَا فَاتَّقُونِ
Okunuşu:
Yünezzilül melaikete bir ruhı min emrihı ala mey yeşaü min ıbadihı en enziru ennehu la ilahe illa ene fettekun
Anlamı:
Allah, “Benden başka ilah yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir.
7-) Nahl suresi 102. ayet:
Arapça:
قُلْ نَزَّلَهُ رُوحُ الْقُدُسِ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ لِيُثَبِّتَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِمٖينَ
Okunuşu:
Kul nezzelehu ruhul kudüsi mir rabbike bil hakkı li yüsebbitellezıne amenu ve hüdev ve büşra lil müslimın
Anlamı:
Ey Muhammed! De ki: “Kuran’ı, Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak, Müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi.”

😎 Meryem suresi 17. ayet:
Arapça:
فَاتَّخَذَتْ مِن دُونِهِمْ حِجَابًا فَأَرْسَلْنَا إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا
Okunuşu:
Fettehazet min dunihim hıcaben fe erselna ileyha ruhana fe temessele leha beşaren seviyya
Anlamı:
Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti. O zaman, ona ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında temessül etti.
9-) Meryem suresi 19. ayet:
Arapça:
قَالَ إِنَّمَا أَنَا رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَامًا زَكِيًّا
Okunuşu:
Kale innema ene rasulü rabbiki li ehebe leki ğulamen zekiyya
Anlamı:
Cebrail, “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi.

10-) Şuara suresi 193. ayet:
Arapça:
نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْأَمِينُ
Okunuşu:
Nezele bihir ruhul emın
Anlamı:
Onunla er-ruh’ul emin indi.

11-) Mü’min suresi 15. ayet:
Arapça:
رَفِيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِ عَلَى مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ لِيُنذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ
Okunuşu:
Rafıud deracati zül arş yülkır ruha min emrihı ala mey yeşaü min ıbadihı li yünzira yevmet telak
Anlamı:
O dereceleri yükselten Arş’ın sahibi Allah, o buluşma gününün (kıyametin) dehşetini haber vermek için kullarından dilediği kimseye emrinden ruh (melek) indiriyor.

12-) Necm suresi 6. ayet:
Arapça:
ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى
Okunuşu:
Zu mirrah festeva
Anlamı:
Üstün akla sahip, egemenlik kurmuş olan.

13-) Tahrim suresi 4. ayet:
Arapça:
إِن تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا وَإِن تَظَاهَرَا عَلَيْهِ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ مَوْلَاهُ وَجِبْرِيلُ وَصَالِحُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمَلَائِكَةُ بَعْدَ ذَلِكَ ظَهِيرٌ
Okunuşu:
İn tetuba ilillahi fekad sağat kulubukuma ve in tezahera ‘aleyhi feinnallahe huve mevlahu ve cibriylu ve salihulmu ‘miniyne velmelaiketu ba’de zalike zahiyrun.
Anlamı:
(Ey peygamber’in eşleri!) Eğer siz ikiniz Allah’a tövbe ederseniz, ne iyi. Çünkü kalpleriniz kaydı. Eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah onun yardımcısıdır, Cebrail de, salih müminler de. Bunlardan sonra melekler de ona arka çıkarlar.

14-) Mearic suresi 4. ayet:
Arapça:
تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
Okunuşu:
Ta’ruculmelaiketu verruhu ileyhi fiy yevmin kane mikdaruhu hamsiyne elfe senetin.
Anlamı:
Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.

15-) Nebe’ suresi 38. ayet:
Arapça:
يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرحْمَنُ وَقَالَ صَوَابًا
Okunuşu:
Yevme yekumurruhu velmelaiketu saffen la yetekellemune illa men ezine lehurrahmanu ve kale savaben.
Anlamı:
Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.

16-) Tekvir suresi 19. ayet:
Arapça:
إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
Okunuşu:
İnnehu lekalu resulin keriymin.
Anlamı:
Kuşkusuz o çok şerefli bir rasul sözüdür;

17-) Kadir suresi 4. ayet:
Arapça:
تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ
Okunuşu:
Tenezzelülmelaiketü verruhu fiyha biizni rabbihim min külli emr
Anlamı:
Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.

Cebrail ile ilgili hadisler:
1-) Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Allah Celle Celaluhu, bir kula da buğz etti mi Cebrail Aleyhisselam’a: “Ben falancaya buğz ettim sen de buğz et!” diye seslenir, Ona Cebrail de buğz etmeye başlar. Sonra Cibril sema ehline nida eder: “Allah Celle Celaluhu falan kimseye buğz etti, siz de buğz edin.” Sonra yeryüzüne onun için buğz vazedilir.” [Buhari, Tevhid 33, Edeb 41; Müslim, Birr 157; Muvatta, Şi’r 15; Tirmizi, Tefsir, Meryem (3160)]
2-) Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cehennemi yaratınca, Cebrail’e: “Git, bir de, şuna bak!” buyurdu. O da gidip ona baktı ve: “İzzetine yemin olsun, işitenlerden kimse ona girmeyecektir!” dedi. Allah Teala Hazretleri de onun etrafını şehvetlerle kuşattı. Sonra da: “Git ona bir kere daha bak!” dedi. O da gidip ona baktı. Döndüğü zaman: “İzzetine yemin olsun, tek bir kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum!” dedi.” [Ebu Davud, Sünnet 25, (4744); Tirmizi, Cennet 21, (2563); Nesai, Eyman 3, (7, 3)]
3-) Allahü teâlâ Cebrâil’e (aleyhisselâm), filân şehri yerin dibine geçir, diye emretti. Cebrâil, yâ Rabbî! Bu şehirdeki filanca kulun sana bir an isyan etmedi. Hep itaat ve ibadet ediyor deyince; Allahü teâlâ onu da beraber geçir! Zira günah işleyenleri görünce, bir kerecik yüzünü değiştirmedi buyurdu. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)
4-) Cebrâil aleyhisselâm çok defâ Resûlullah’ın huzaruna, Eshâb-ı kirâmdan Dıhye-i Kelbî suretinde gelirdi. Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Benî Ümeyye’den üç kişiyi üç kişiye benzetti ve şöyle buyurdu: “Dıhye-i Kelbî, Cebrâil’e; Urve bin Mes’ûd Sekafî, Îsâ’ya; Abdül-üzza ise Deccâl’e benzer.” (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn)
5-) Şüphesiz Allahü teala bir kulundan razı olup, onu sevdiğinde, Cebrâil aleyhisselâmı çağırır ve ona buyurur ki: “Ben falan kulumu seviyorum sen de onu sev.” Cebrâil aleyhisselâm onu sever. Sonra semada seslenip der ki:”Allahü teâlâ falan kulu seviyor, siz de onu sevin.” Semadakiler de onu sever. Sonra onun sevgisi yerdekilerin gönüllerinde yerleşir. (Hadîs-i şerîf-Sahîh-i Müslim)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir