685

Cezbe

Cezbe: Allahü teâlânın sevdiği bir kulu kendisine çekmesi, yüksek derecelere kavuşturması. 1-) Bir inanışın ya da bir duygunun verdiği coşkuyla

640

Bi

bi-(a. e.) : Başlarına eklendiği zaman kelimeleri-e haline getirir; ile, için manalarını vererek Farsça’deki be- edatıyle aynı işi görür. Bî:

1

Bayi

Bâyi’: Satan, satıcı, dinimizce satış yapabilme ehliyetine sahip kimse. Kimi belli ürünleri satma izni olan kimse, dükkan ya da kuruluş,

585

Ayn

Ayn: 1) Göz. 2) Aslı, kendisi. 3) Bir şeyin eşi, tıpkısı. 4) Kaynak, pınar. 5-) (Fıkıhta) a-)Mevcut, hazır ve belirlenmiş

571

Asabe

Asabe: 1-) Sarmak, kuşatmak, şiddet, kuvvet, yardım ve himaye, baba tarafından olan yakın akrabalar. 2-) (Hukuk) Bir kimsenin erkek tarafından

515

Ahfa

Ahfâ: 1-) Çok gizli, alem-i emrin (madde ve ölçü olmayan ve arşın üstündeki alemin) beşinci ve son latifesi (makamı, mertebesi).

506

Afv

Afv (af): Bağışlamak. Kusur ve günâhı affetmek. 1-) Bağışlama. Allah-ü tealanın, ihsanı ile, asi ve günahkar kullarının kusur ve günahlarını

505

Müstehap

Müstehap (mendub veya adab): Hoşlanılan, sevilen, hoşa giden, tercih edilen şey demektir. Müstehap eylemlerin yapılması sevap olup, terkinde ise günah

504

Afiyet

Afiyet: 1-) Sağlıklı olma durumu, esenlik. 2-) Musibet, bela ve felaketten uzak kalmak. Hadislerde: Nimetlerin en hayırlısı olarak nitelendirilen ruh

1 2 3 54