Beyyine

Posted by

Beyyine: Kanıt. Delil, hüccet, bürhan,
2-) Şahit, adil olan iki erkek veya bir erkek ile iki kadın şahit.
3-) Peygamber efendimizin isimlerinden.

Beyyine ile ilgili ayetler:
1-) Beyyine suresi 1 ayet:
Arapça:
لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُ
Okunuşu:
Lem yekünillezine keferu min ehlil kitabi velmüşrikine münfekkıyne hatta te’tiye hümülbeyyineh
Anlamı:
Kitap ehlinden ve müşriklerden (Hakk’ı) tanımayanlar, kendilerine açık delil gelinceye kadar inkarlarından ayrılacak değillerdi.
2-) Beyyine suresi 4. ayet:
Arapça:
وَمَا تَفَرَّقَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءتْهُمُ الْبَيِّنَةُ
Okunuşu:
Ve ma teferrekallezıne utül kitabe illa min ba’di ma caethümül beyyineh
Anlamı:
Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

3-) Enam suresi 57. ayet:
Arapça:
قُلْ إِنِّي عَلَى بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّي وَكَذَّبْتُم بِهِ مَا عِندِي مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِ إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ
Okunuşu:
Kul innı ala beyyinetim mir rabbı ve kezzebtüm bih ma ındı ma testa’cilune bih inil hukmü illa lillah yekussul hakka ve hüve hayrul fasılın
Anlamı:
De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
4-) Enam suresi 157. ayet:
Arapça:
أَوْ تَقُولُواْ لَوْ أَنَّا أُنزِلَ عَلَيْنَا الْكِتَابُ لَكُنَّا أَهْدَى مِنْهُمْ فَقَدْ جَاءكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَّبَ بِآيَاتِ اللّهِ وَصَدَفَ عَنْهَا سَنَجْزِي الَّذِينَ يَصْدِفُونَ عَنْ آيَاتِنَا سُوءَ الْعَذَابِ بِمَا كَانُواْ يَصْدِفُونَ
Okunuşu:
Ev tekulu lev enna ünzile aleynel kitabü le künna ehda minhüm fe kad caeküm beyyinetüm mir rabiküm ve hüdev ve rahmeh fe min azlemü mimmen kezzebe bi ayatillahi ve sadefe anha seneczillezıne yasdifune an ayatina suel azabi bi ma kanu yasdifun
Anlamı:
Yahut “Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz diye (Kur’an’ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah’ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.

5-) Araf suresi 73. ayet:
Arapça:
وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ قَدْ جَاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ هٰذِهٖ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَاْكُلْ فٖى اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَاْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
Okunuşu:
Ve ila semude ehahüm saliha kale ya kavmi’büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh kad caetküm beyyinetüm mir rabbiküm hazihı nakatüllahi leküm ayeten fe zeruha te’kül fı erdıllahi ve la temessuha vi suin fe ye’huzeküm azabün elım
Anlamı:
Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi… Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar.”
6-) Araf suresi 85. ayet:
Arapça:
وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ قَدْ جَاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمٖيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِى الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ
Okunuşu:
Ve ila medyene ehahüm şüayba kale ya kavmı’büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh kad caetküm beyyinetüm mir rabbiküm fe evfül keyle vel mızane ve la tebhasün nase eşyaehüm ve la tüfsidu fil erdı ba’de ıslahıha zaliküm hayrul leküm in küntüm mü’minın
Anlamı:
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır.”
7-) Araf suresi 105. ayet:
Arapça:
حَقٖيقٌ عَلٰى اَنْ لَا اَقُولَ عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّ قَدْ جِئْتُكُمْ بِبَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَرْسِلْ مَعِىَ بَنٖى اِسْرَایٖٔلَ
Okunuşu:
Hakıykun ala el la ekule alellahi illel hakk kad ci’tümü bi beyyinetim mir rabbiküm fe ersil meıye benı israıl
Anlamı:
Bana, Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrail oğullarını benimle gönder.

😎 Hud suresi 17. ayet:
Arapça:
اَﻓَﻤَﻦْ ﻛَﺎنَ ﻋَﻠٰﻰ ﺑَﻴِّﻨَﺔٍ ﻣِﻦْ رَﺑِّﻪٖ وَﻳَﺘْﻠُﻮهُ ﺷَﺎﻫِﺪٌ ﻣِﻨْﻪُ وَﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻠِﻪٖ ﻛِﺘَﺎبُ ﻣُﻮﺳٰٓﻰ اِﻣَﺎﻣًﺎ وَرَﺣْﻤَﺔً اُوﻟٰٓﺌِﻚَ ﻳُﻮْٔﻣِﻨُﻮنَ ﺑِﻪٖ وَﻣَﻦْ ﻳَﻜْﻔُﺮْ ﺑِﻪٖ ﻣِﻦَ اﻟْﺎَﺣْﺰَابِ ﻓَﺎﻟﻨَّﺎرُ ﻣَﻮْﻋِﺪُهُ ﻓَﻠَﺎ ﺗَﻚُ ﻓٖﻰ ﻣِﺮْﻳَﺔٍ ﻣِﻨْﻪُ اِﻧَّﻪُ اﻟْﺤَﻖُّ ﻣِﻦْ رَﺑِّﻚَ وَﻟٰﻜِﻦَّ اَﻛْﺜَﺮَ اﻟﻨَّﺎسِ ﻟَﺎ ﻳُﻮْٔﻣِﻨُﻮنَ
Okunuşu:
E fe men kane ala beyyinetim mir rabbihı ve yetluhü şahidüm minhü ve min kablihı kitabü musa imamev ve rahmeh ülaike yü’minune bih ve mey yekfür bihı minel ahzabi fen naru mev’ıdüh fe la tekü fı miryetim minhü innehül hakku mir rabbike ve lakinne ekseran nasi la yü’minun
Anlamı:
Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Gruplardan her kim onu inkar ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
9-) Hud suresi 28. ayet:
Arapça:
ﻗَﺎلَ ﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ اَرَاَﻳْﺘُﻢْ اِنْ ﻛُﻨْﺖُ ﻋَﻠٰﻰ ﺑَﻴِّﻨَﺔٍ ﻣِﻦْ رَﺑّٖﻰ وَاٰﺗٰﻴﻨٖﻰ رَﺣْﻤَﺔً ﻣِﻦْ ﻋِﻨْﺪِهٖ ﻓَﻌُﻤِّﻴَﺖْ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ اَﻧُﻠْﺰِﻣُﻜُﻤُﻮﻫَﺎ وَاَﻧْﺘُﻢْ ﻟَﻬَﺎ ﻛَﺎرِﻫُﻮنَ
Okunuşu:
Kale ya kavmi eraeytüm in küntü ala beyyinetim mir rabbı ve atanı rahmetem min ındihı fe ummiyet aleyküm e nülzimükümuha ve entüm leha karihun
Anlamı:
Nuh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de, siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?”
10-) Hud suresi 53. ayet:
Arapça:
ﻗَﺎﻟُﻮا ﻳَﺎ ﻫُﻮدُ ﻣَﺎ ﺟِﺌْﺘَﻨَﺎ ﺑِﺒَﻴِّﻨَﺔٍ وَﻣَﺎﻧَﺤْﻦُ ﺑِﺘَﺎرِﻛٖٓﻰ اٰﻟِﻬَﺘِﻨَﺎ ﻋَﻦْ ﻗَﻮْﻟِﻚَ وَﻣَﺎ ﻧَﺤْﻦُ ﻟَﻚَ ﺑِﻤُﻮْٔﻣِﻨٖﻴﻦَ
Okunuşu:
Kalu ya hudü ma ci’tena bi beyyinetiv ve ma nahnü bi tarikı alihetina an kavlike ve ma nahnü leke bi mü’minın
Anlamı:
Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. Biz sana iman edecek de değiliz.”
11-) Hud suresi 63. ayet:
Arapça:
ﻗَﺎلَ ﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ اَرَاَﻳْﺘُﻢْ اِنْ ﻛُﻨْﺖُ ﻋَﻠٰﻰ ﺑَﻴِّﻨَﺔٍ ﻣِﻦْ رَﺑّٖﻰ وَاٰﺗٰﻴﻨٖﻰ ﻣِﻨْﻪُ رَﺣْﻤَﺔً ﻓَﻤَﻦْ ﻳَﻨْﺼُﺮُﻧٖﻰ ﻣِﻦَ اﻟﻠّٰﻪِ اِنْ ﻋَﺼَﻴْﺘُﻪُ ﻓَﻤَﺎ ﺗَﺰٖﻳﺪُوﻧَﻨٖﻰ ﻏَﻴْﺮَ ﺗَﺨْﺴٖﻴﺮٍ
Okunuşu:
Kale ya kavmi eraeytüm in küntü ala beyyinetim mir rabbı ve atanı minhü rahmetem fe mey yensurunı minellahi in asaytühu fe ma tesıdunenı ğayra tahsır
Anlamı:
Salih dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah’dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.”
12-) Hud suresi 88. ayet:
Arapça:
ﻗَﺎلَ ﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ اَرَاَﻳْﺘُﻢْ اِنْ ﻛُﻨْﺖُ ﻋَﻠٰﻰ ﺑَﻴِّﻨَﺔٍ ﻣِﻦْ رَﺑّٖﻰ وَرَزَﻗَﻨٖﻰ ﻣِﻨْﻪُ رِزْﻗًﺎ ﺣَﺴَﻨًﺎ وَﻣَٓﺎ اُرٖﻳﺪُ اَنْ اُﺧَﺎﻟِﻔَﻜُﻢْ اِﻟٰﻰ ﻣَٓﺎ اَﻧْﻬٰﻴﻜُﻢْ ﻋَﻨْﻪُ اِنْ اُرٖﻳﺪُ اِﻟَّﺎ اﻟْﺎِﺻْﻠَﺎحَ ﻣَﺎ اﺳْﺘَﻄَﻌْﺖُ وَﻣَﺎ ﺗَﻮْﻓٖﻴﻘٖٓﻰ اِﻟَّﺎ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ وَاِﻟَﻴْﻪِ اُﻧٖﻴﺐُ
Okunuşu:
Kale ya kavmi eraeytüm in küntü ala beyyinetim mir rabbı ve razekanı minhü rizkan hasena ve ma ürıdü en ühalifeküm ila ma enhaküm anh in ürıdü illel ıslaha mesteta’t ve ma tevfıkıy illa billah aleyhi tevekkeltü ve ileyhi ünıb
Anlamı:
Şuayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızk vermişse!… Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum

13-) Taha suresi 133. ayet:
Arapça:
وَقَالُوا لَوْلَا يَأْتِينَا بِآيَةٍ مِّن رَّبِّهِ أَوَلَمْ تَأْتِهِم بَيِّنَةُ مَا فِي الصُّحُفِ الْأُولَى
Okunuşu:
Ve kalu lev la ye’tiyna bi ayetim mir rabbih e ve lem te’tihim beyyinetü ma fis suhufil ula
Anlamı:
İnanmayanlar, “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?

14-) Fatır suresi 40. ayet:
Arapça:
قُلْ أَرَأَيْتُمْ شُرَكَاءكُمُ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ أَرُونِي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمَاوَاتِ أَمْ آتَيْنَاهُمْ كِتَابًا فَهُمْ عَلَى بَيِّنَةٍ مِّنْهُ بَلْ إِن يَعِدُ الظَّالِمُونَ بَعْضُهُم بَعْضًا إِلَّا غُرُورًا
Okunuşu:
Kul eraeytüm şürakaekümüllezıne ted’une min dunillah erunı maza haleku minel erdı em lehüm şirkün fis semavat em ateynahüm kitaben fehüm ala beyyinetim minh bel iy yeıdüz zalimune ba’duhüm ba’dan illa ğurura
Anlamı:
De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaad etmezler.

15-) Muhammed suresi 1. ayet:
Arapça:
الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَن سَبِيلِ اللَّهِ أَضَلَّ أَعْمَالَهُمْ
Okunuşu:
Ellezıne keferu ve saddu an sebılillahi edalle a’malehüm
Anlamı:
İnkar edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya; İşte Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır.

16-) Enfal suresi 41. ayet:
Arapça:
وَاعْلَمُواْ أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شَيْءٍ فَأَنَّ لِلّهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ إِن كُنتُمْ آمَنتُمْ بِاللّهِ وَمَا أَنزَلْنَا عَلَى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuşu:
Va’lemu ennema ğanimtüm min şey’in fe enne lillahi humüsehu ve lir rasuli ve lizil kurba vel yetama vel mesakıni vebnis sebıli in küntüm amentüm billahi ve ma enzelna ala abdina yevmel fürkani yevmel tekal cem’an vallahü ala külli şey’in kadır
Anlamı:
Eğer Allah’a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün (Bedir savaşında) kulumuza indirdiğimize inanmışsanız, bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah’a, Resulüne, onun akrabalarına yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.
17-) Enfal suresi 42. ayet:
Arapça:
إِذْ أَنتُم بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُم بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوَى وَالرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَلَوْ تَوَاعَدتَّمْ لاَخْتَلَفْتُمْ فِي الْمِيعَادِ وَلَكِن لِّيَقْضِيَ اللّهُ أَمْراً كَانَ مَفْعُولاً لِّيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَن بَيِّنَةٍ وَيَحْيَى مَنْ حَيَّ عَن بَيِّنَةٍ وَإِنَّ اللّهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ
Okunuşu:
İz entüm bil udvetid dünya ve hüm bil udvetil kusva ver rakbü esfele minküm ve lev tevaadtüm lahteleftüm fil mıadi ve lakil li yakdıyellahü emran kane mef’ulel li yehlike men heleke am beyyinetiv ve yahya men hayye am beyyineh ve innellahe le semıun alım
Anlamı:
Hatırlayın ki, (Bedir savaşında) siz vadinin yakın kenarında (Medine tarafında) idiniz, onlar da uzak kenarında (Mekke tarafında) idiler. Kervan da sizden daha aşağıda (deniz sahilinde) idi. Eğer (savaş için) sözleşmiş olsaydınız, sözleştiğiniz vakit hususunda ihtilafa düşerdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helak olanın açık bir delille (gözüyle gördükten sonra) helak olması, yaşayanın da açık bir delille yaşaması için (böyle yaptı). Çünkü Allah hakkıyla işitendir, bilendir.

18-) Ankebut suresi 35. ayet:
Arapça:
وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَا آيَةً بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Okunuşu:
Ve le kad terakna minha ayetem beyyinetel li kavmiy ya’kılun
Anlamı:
Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişânesi bırakmışızdır.

19-) Ali İmran suresi 77. ayet:
Arapça:
إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً أُوْلَئِكَ لاَ خَلاَقَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ وَلاَ يُكَلِّمُهُمُ اللّهُ وَلاَ يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Okunuşu:
İnnellezıne yeşterune bi ahdillahi ve eymanihim semenen kalılen ülaike la halak lehüm fil ahırati ve la yükellimühümüllahü ve la yenzuru ileyhim yevmel kıyameti ve la yüzekkıhim ve lehüm azabün elım
Anlamı:
Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

Beyyine ile ilgili hadisler:
1-) Enes b. Mâlik’den rivayete göre Rasûlullah (s.a.s.) Ubey b. Ka’be: Âllah, sana Beyyine sûresini okumamı emretti. “Übey: Cenâb-ı Allah benim adımı söyledi mi ya Rasûlallah?” diye sordu.
Rasûlullah: “Evet, söyledi” deyince, Übey b. Ka’b duygulanarak ağladı. (Müslim, Fadailüs-Sahabe, 23, 121, Hadis no: 2465).

Beyyine ile ilgili kelime:
Beyyine-i âdile: Doğru şahit, tanık.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir