Beyt

Posted by

Beyt:
1-) Ev, oda,hane.
2-) Geceyi bir işle geçirmek.
3-) (Edebiyat): İki satırlık manzume.

Beyt ile ilgili ayetler:
1-) Maide suresi 2. ayet:
Arapça:
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُحِلُّوا۟ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ وَلَا ٱلشَّهْرَ ٱلْحَرَامَ وَلَا ٱلْهَدْىَ وَلَا ٱلْقَلَٰٓئِدَ وَلَآ ءَآمِّينَ ٱلْبَيْتَ ٱلْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّن رَّبِّهِمْ وَرِضْوَٰنًا ۚ وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَٱصْطَادُوا۟ ۚ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَـَٔانُ قَوْمٍ أَن صَدُّوكُمْ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ أَن تَعْتَدُوا۟ ۘ وَتَعَاوَنُوا۟ عَلَى ٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ ۖ وَلَا تَعَاوَنُوا۟ عَلَى ٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
Okunuşu:
Ya eyyühellezıne amenu la tühıllu şeairallahi ve leş şehral harame ve lel hedye ve lel kalaide ve la ammınel beytel harame yebteğune fadlem mir rabbihim ve rıdvana ve iza haleltüm fastadu ve la yecrimenneküm şeneanü kavmin en sadduküm anil mescidil harami en ta’tedu ve teavenu alel birri vet takva ve la teavenu alel ismi vel udvani vettekullah innellahe şedıdül ıkab
Anlamı:
Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu, dinî) işaretlerine, haram aya, (Allah’a hediye edilmiş) kurbana, (ondaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram’a yönelmiş kimselere (tecavüz ve) saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram’a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevketmesin! İyilik ve (Allah’ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın cezası çetindir.
2-) Maide suresi 97. ayet:
Arapça:
جَعَلَ ٱللَّهُ ٱلْكَعْبَةَ ٱلْبَيْتَ ٱلْحَرَامَ قِيَٰمًا لِّلنَّاسِ وَٱلشَّهْرَ ٱلْحَرَامَ وَٱلْهَدْىَ وَٱلْقَلَٰٓئِدَ ۚ ذَٰلِكَ لِتَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَأَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
Okunuşu:
Cealellahül ka’betel beyteh harame kıyamel lin nasi veş şehral harame vel hedye vel kalaid zalike li ta’lemu ennellahe ya’lemü ma fis semavati ve ma fil erdı ve ennellahe bi külli şey’in alım
Anlamı:
Allah, Kabe’yi, o saygıya layık evi, haram ayı, hac kurbanını ve (kurbanın boynuna asılan) gerdanlıkları (maddi ve manevi yönlerden) insanların belini doğrultmaya sebep kıldı. Bu da Allah’ın, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilici olduğunu (sizin de anlayıp) bilmeniz içindir.

3-) Enfal suresi 35. ayet:
Arapça:
وَمَا كَانَ صَلاَتُهُمْ عِندَ الْبَيْتِ إِلاَّ مُكَاء وَتَصْدِيَةً فَذُوقُواْ الْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
Okunuşu:
Ve ma kane salatühüm ındel beyti illa mükaev ve tasdiyeh fe zukul azabe bi ma küntüm tekfürun
Anlamı:
Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. (Ey kafirler!) İnkar etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın!

4-) İbrahim suresi 37. ayet:
Arapça:
رَبَّنَا إِنِّي أَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّتِي بِوَادٍ غَيْرِ ذِي زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُوا الصَّلَاةَ فَاجْعَلْ أَفْئِدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْوِي إِلَيْهِمْ وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ
Okunuşu:
Rabbena innı eskentü min zürriyyetı bi vadin ğayri zı zer’ın ınde beytikel muharrami rabbena li yükıymus salate fec’al ef’idetem minen nasi tehvı ileyhim verzukhüm mines semerati leallehüm yeşkürun
Anlamı:
“Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızklandır, umulur ki şükrederler.”

5-) Hac suresi 29. ayet:
Arapça:
ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَتِيقِ
Okunuşu:
Sümmelyakdu tefesehüm velyufu nüzurahüm velyettavvefu bil beytil atiyk
Anlamı:
Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler.

6-) Ahzab suresi 33. ayet:
Arapça:
وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
Okunuşu:
Ve karne fı büyutikünne ve la teberracne teberrucel cahiliyyetil ula ve ekımmes salete ve atınez zekate ve etı’nellahe ve rasuleh innema yürıdüllahü li yüzhibe ankümür ricse ehlel beyti ve yütahhiraküm tathıra
Anlamı:
Evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

Beyt ile ilgili kelimeler:
Beyt-i atik: Kâbe-i Muazzama.
Beyt-i ankebut (Beyt-ül ankebut): 
1-) Örümcek yuvası.
2-) Mc: Derme çatma yapılmış ev. Dayanıksız ve kuvvetsiz şey.
Beyt-i iddet: (hukuk) Evlilik devam ederken karı ile kocanın birlikte oturdukları ev.
Beyt-i muzlim: Fotoğraf kutusu.
Beyt-i şerîf: Kabe.
Beyt-ül-ahzân:
1-) Divan edebiyatında, Hz. Yakub’un oğlu Yusuf’tan ayrı düştükten sonra hayatını ıstırap içinde geçirdiği ev.
2-) Dünya.
Beyt-ül-arûs: Gelin odası.
Beyt-ül-hüzn: Hüzünlü, gamlı, kederli ev.
Beyt-ül-mâl: İslam devlet hazinesi, maliye hazinesi, maliye teşkilatı.
Beyt-ül-ma’mûr (beyt-i ma’mûr): Yedinci kat gökte, Cennet-i Firdevs’te bir köşk olup Hz. Ademle yer yüzüne indirilmiş -Kabe mevkiine- Tufandan sonra yine Cennetteki yerine alınmıştır.
Beyt-üz-zifâf:
1-) Gelin odası.
2-) (Edebiyat) aynı vezinde iki mısra’dan ibaret söz.
Beyt-i musarra’: (Edebiyat) mısraların ikisi de kafiyeli olan beyit.
Beyt-ül-gazel: (Edebiyat) Gazelin en güzel, en iyi olan beyti.
Beyt-ül-kasîd: (Edebiyat) kasidenin seçilmiş en güzel beyti.
Beytullah: 
1-) Mekke-i mükerremede Mescid-i haramın ortasında bulunan mukaddes bina. Kâbe-i muazzama; müslümanların kıblesi; Fazîlet ve kıymetini bildirmek için Beytullah buyurulmuştur.
2-) Cami, mescid.
Beytü’l-Mukaddes: (Beyt-ül-Makdis): 
1-) Kudüs’deki Mescid-i Aksâ. Çok eskiden Peygamberlerin inşa ettikleri kudsi mabet. Bir ismi de Mescid-ül Aksâdır.
2-) İnsanın, Cenab-ı Hak’tan başka kimse ile tatmin olmayan kalbine de aynı isim verilir.
Beyt-ül Haram: Kâbe-i Muazzama’nın etrafının bir ismi. Kafirlerin yaklaşmaları men’ edildiği, onlara haram olduğu için bu isimle alınır.
Âl-i beyt: Hz. Peygamberin (a.s.m.) sülâle-i tahiresinden yetişenler ve sünnet-i seniyyesinin menbaı ve muhafızı ve bihakkın sünnete ittiba ve onu idame ettirenler. Al-i Resul, Al-i Nebi, Al-i Muhammed ve Ehl-i Beyt gibi tâbirlerle de söylenir.
İhtimam-ı beyt: Evi süpürme, temizleme.
Sâhib-ül beyt: Ev sahibi.
Sâhibet-ül beyt: Ev sahibesi. Kadın ev sahibi.
Sâlâr-ı beyt-ül haram: Beyt-ül Haram’ın reisi ve başkumandanı olan Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm.

Beyt-i Ma’mûr (Durah):
1-) Bir rivayete göre semada bulunan bir evdir.
2-) Meleklerin kıblesi. Göklerde meleklerin devamlı tavaf ettikleri yer, makam
3-) (Osmanlıca): İmar edilmiş ev. Kabe’nin bir ismi.

Beyt-i Ma’mur ile ilgili ayet:
Tur suresi 4. ayet:
Arapça:
وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِ
Okunuşu:
Vel beytil ma’mur
Anlamı:
Beyti Mamur’a ant olsun.

Beyt-i Ma’mur ile ilgili hadis:
1-) Beyt-ül-ma’mûrda her gün yetmiş bin melek namaz kılar. Bir kere namaz kılana bir daha sıra gelmez. Meleklerin büyüklerinden Kerûbîyân melekleri gece ve gündüz tesbih ederler, hiç usanmaz ve yorulmazlar. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Münzir)

Ehli Beyt: “ev halkı” anlamına gelen ve Muhammed’in ev ahalisini tanımlamak için kullanılan İslami terim.

Ehli beyt ile ilgili ayetler:
1-) Ahzab suresi 33. ayet:
Arapça:
وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
Okunuşu:
Ve karne fı büyutikünne ve la teberracne teberrucel cahiliyyetil ula ve ekımmes salete ve atınez zekate ve etı’nellahe ve rasuleh innema yürıdüllahü li yüzhibe ankümür ricse ehlel beyti ve yütahhiraküm tathıra
Anlamı:
Evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
2-) Ahzab suresi 34. ayet:
Arapça:
وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلَى فِي بُيُوتِكُنَّ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ وَالْحِكْمَةِ إِنَّ اللَّهَ كَانَ لَطِيفًا خَبِيرًا
Okunuşu:
Vezkürne ma yütla fı büyutikünne min ayatillahi vel hıkmeh innellahe kane latıyfen habıra
Anlamı:
Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.
3-) Ahzab suresi 56. ayet:
Arapça:
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
Okunuşu:
İnnellahe ve melaiketehu yüsallune alen nebiyy ya eyyühellezıne amenu sallu aleyhi ve sellimu teslıma
Anlamı:
Allah ve melekleri, Peygamber’e çok salavat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.

4-) Enfal suresi 41. ayet:
Arapça:
وَاعْلَمُواْ أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شَيْءٍ فَأَنَّ لِلّهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ إِن كُنتُمْ آمَنتُمْ بِاللّهِ وَمَا أَنزَلْنَا عَلَى عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Okunuşu:
Va’lemu ennema ğanimtüm min şey’in fe enne lillahi humüsehu ve lir rasuli ve lizil kurba vel yetama vel mesakıni vebnis sebıli in küntüm amentüm billahi ve ma enzelna ala abdina yevmel fürkani yevmel tekal cem’an vallahü ala külli şey’in kadır
Anlamı:
Eğer Allah’a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün (Bedir savaşında) kulumuza indirdiğimize inanmışsanız, bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah’a, Resulüne, onun akrabalarına yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.

5-) Ali İmran suresi 61. ayet:
Arapça:
فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِن بَعْدِ مَا جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْاْ نَدْعُ أَبْنَاءنَا وَأَبْنَاءكُمْ وَنِسَاءنَا وَنِسَاءكُمْ وَأَنفُسَنَا وأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَةُ اللّهِ عَلَى الْكَاذِبِينَ
Okunuşu:
Fe me hacceke fıhi mim ba’di ma caeke minel ılmi fe kul tealev ned’u ebnaena ve ebnaeküm ve nisaena ve nisaeküm ve enfüsena ve enfüseküm sümme nebtehil fe nec’al la’netellahi alel kazibın
Anlamı:
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”

6-) Şura suresi 23. ayet:
Arapça:
ذَلِكَ الَّذِي يُبَشِّرُ اللَّهُ عِبَادَهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَّزِدْ لَهُ فِيهَا حُسْنًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
Okunuşu:
Zalikellezı yübbeşşirullahü ıbadehullezıne amenu ve amilus salihat kul la es’elüküm aleyhi ecran illel mevededdete fil kurba ve mey yakterif haseneten nezid lehu fıha husna innellahe ğafurun şekur
Anlamı:
İşte bu Allah’ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum.” Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

Ehli beyt ile ilgili hadis:
1-) Yine birgün Peygamber Efendimiz, mübarek torunları Hasan ile Hüseyin’in ellerinden tutup şöyle buyurmuştur:
“Kim beni, bu ikisini, bunların baba ve analarını severse kıyamet gününde benimle beraber olur.” (Tirmizî, Menâkıb, 20/3733)

Ehl-i Beyt ile ilgili kelimeler:
Aktab-ı ehl-i beyt: Ehl-i Beytten yetişen kutuplar. Yani, büyük mürşitler.
Ehl-i beyt: Ev ehli, evdeki çoluk çocuk. Daha ziyade Hz. Peygamberimizin (a.s.m.) evine mensup olanlar bu isimle anılırlar.
Eimme-i ehl-i beyt: Ehl-i Beyt’ten yetişen, saltanata bilfiil girmeyen ve karışmayan en salahiyetli, manevi nüfuz ve ilim ve riyaset sahibi imamlar.
Hubb-u ehl-i beyt: Ehl-i Beyt’e olan sevgi ve bağlılık. Hz. Peygamber’in (A.S.M.) neslinden gelenleri, onun izinden gidenleri ve onun yolunda sadık olup sebat edenleri sevmek.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir