Beyan

Posted by

Beyân: Bildirme, söyleme.
2-) Ortaya çıkmak, görünmek, zahir olmak, açıklamak, maksadı ortaya koymak
3-) Açık seçik olmak.

Beyan ile ilgili ayetler:
1-) Nahl suresi 44. ayet:
Arapça:
بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَاَنْزَلْنَا اِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ اِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Okunuşu:
Bil beyyinati vez zübür ve enzelna ileykez zikra li tübeyyine linnasi ma nüzzile ileyhim ve leallehüm yetefekkerun
Anlamı:
(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.
2-) Nahl suresi 89. ayet:
Arapça:
وَيَوْمَ نَبْعَثُ فٖى كُلِّ اُمَّةٍ شَهٖيدًا عَلَيْهِمْ مِنْ اَنْفُسِهِمْ وَجِئْنَا بِكَ شَهٖيدًا عَلٰى هٰؤُلَاءِ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَانًا لِكُلِّ شَیْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِمٖينَ
Okunuşu:
Ve yevme neb’azü fı külli ümmetin şehıden ala haüla’ ve nezzelna aleykel kitabe tibyanel likülli şey’iv ve hüdev ve rahmetev ve büşra lil müslimın
Anlamı:
(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerilerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.

3-) Kıyamet suresi 19. ayet:
Arapça:
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ
Okunuşu:
Summe inne ‘aleyna beyanehu.
Anlamı:
Sonra onu açıklamak da bize aittir.

4-) Rahman suresi 4. ayet:
Arapça:
عَلَّمَهُ الْبَيَانَ
Okunuşu:
Allemehul beyan.
Anlamı:
Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.

Beyan ile ilgili hadisler:
1-) Bir rivayete göre, adamın biri bir gün Efendimizin (a.s.m) yanında komşusunu övmüş, ertesi gün onu yermiştir. Efendimizin (a.s.m) bunu hatırlatması üzerine, adam “Ya Resulallah! Dün de doğru söyledim, bu gün de. Dün aramız iyiydi, onun güzel hasletlerini övdüm, bu gün aramız bozuk olduğu için, onun kötü olan yanlarını yerdim” deyince, Efendimiz (a.s.m) “Gerçekten beyanda sihir vardır.” diye buyurdu.
2-) Beyanın öylesi vardır ki büyüleyici bir tesire sahiptir. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)

Beyan ile ilgili kelime:
Beyân İlmi: Düzgün ve yerinde söz söyleme yolunu öğreten belagat ilminin teşbîh (benzetme), mecaz, kinaye gibi konularını anlatan ilim.
Beyan-ı efkâr: Fikirleri beyan etme, fikirleri söyleme.
Beyan-ı hâl: Halini anlatma, durumunu bildirme.
Beyan-ı ifhamiye: Bildirmek ve anlatabilmek için yapılan açıklama.
Beyan-ı tefsir: (hukuk) Mücmel ve mübhem bir sözden maksadın ne olduğunu açıklayan beyan.
Beyan-ı zaruret: (hukuk) Zaruri beyandır. Susmak suretiyle ifade edilen mâna, beyan-ı zaruret kabilindendir.
Beyanat: Nutuklar, izahlar, açıklamalar, beyanlar.
Beyanname: Durumu yazı ile bildiren açıklama.
Ânif-ül beyân: Biraz evvel bildirilen, az önce beyan olunan.
Atf-ı beyan: Mâkablini yâni mâtufun aleyhin mefhumunu izah ve te’kid için atf olunan tabir.
Ati-l-beyan: Aşağıda sözü geçen, aşağıda zikredilen.
Bedi-ül beyan: İfadesi ve beyanı görülmedik güzellik ve gariplikte olan.
Cezalet-i beyaniye: Beyan ilmine ait ve beyan sahasındaki cezalet.
Felsefe-i beyan: Beyan İlmindeki kaidelerin vaz’ediliş sebeb ve gayelerinin açıklanması.
Fenn-i beyan: (Bak: İlm-i beyan)
Hüsn-ü beyan: Akıcı ve güzel anlatış.
İşm-i beyan: Belagat ilminin, yani edebiyatın, hakikat, teşbih, istiare, mecaz, kinaye kısımlarından bahseden ilim dalıdır.
Kur’an-ı Mu’ciz-ül beyan: Beyan ve ifadesi mucize olan Kur’an.
Mârr-ül beyan: Beyanı yukarıda geçmiş olan.
Mu’ciz-ül beyan: Beyanı herkesi aciz bırakan.
Mu’cizbeyan: Anlatış tavrı herkese benzemeyen. Tarz-ı beyanı mucize olan. Kur’an-ı Kerim.
Ruşenbeyan: Fasih konuşan. Açık ifadeli.
Sâbık-ul beyan: Yukarıda söylenilmiş, zikri geçmiş.
Salif-ül beyan: Bildirilmiş, beyanı geçmiş.
Sihr-i beyanî: Beyanın büyü gibi olan tesiri.
Beyan-ı efkâr: Fikirleri beyan etme, fikirleri söyleme.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir