Alay etmek

Posted by

Alay etmek (İstihza): Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapmak.

Alay etmek ile ilgili ayetler:
1-) Bakara suresi 14. ayet:
Arapça:
وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ إِلَىٰ شَيَٰطِينِهِمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِءُونَ
Okunuşu:
Ve iza lekullezîne amenu kalu amenna ve iza halev ila şeyatîynihim kalu inna meakum innema nahnu mustehziun
Anlamı:
(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit “(Biz de) iman ettik” derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.
2-) Bakara suresi 15. ayet:
Arapça
ٱللَّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ
Okunuşu:
Allahu yestehziu bihim ve yemudduhum fî tuğyanihim ya’mehun
Anlamı:
Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar.
3-) Bakara suresi 212. ayet:
Arapça:
زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۘ وَٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ فَوْقَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ وَٱللَّهُ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
Okunuşu:
Zuyyine lillezîne keferul hayatud dunya ve yesharune minellezîne amenu vellezînettekav fevkahum yevmel kîyameh vallahu yerzuku mey yeşau bi ğayri hîsab
Anlamı:
Kafir olanlar için dünya hayatı cazip kılındı. (Bu yüzden) onlar, iman edenler ile alay ederler. Oysa ki, (iman edip) inkardan sakınanlar kıyamet gününde onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızk verir.

4-) Nîsa suresi 140. ayet:
Arapça:
وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ أَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ آيَاتِ اللَّهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَأُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتَّى يَخُوضُوا فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ إِنَّكُمْ إِذًا مِثْلُهُمْ إِنَّ اللَّهَ جَامِعُ الْمُنَافِقِينَ وَالْكَافِرِينَ فِي جَهَنَّمَ جَمِيعًا
Okunuşu:
Ve kad nezzele aleyküm fil kitabi en iza semı’tüm ayatillahi yükferu biha ve yüstehzeü biha fe la tak’udu meahüm hatta yehudu fı hadısin ğayrihı inneküm izem müslühüm innellahe camiul münafikıyne vel kafirıne fı cehenneme cemıa
Anlamı:
Oysa Allah size Kitapta (Kuran’da) “Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.

5-) Hümeze suresi 1. ayet:
Arapça:
وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ
Okunuşu:
Veylül li külli hümezetil lümezeh.
Anlamı:
Arkadan çekiştirenlerin, kaş göz hareketiyle alay edenlerin vay haline!

6-) En’am suresi 10. ayet:
Arapça:
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذِينَ سَخِرُواْ مِنْهُم مَّا كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ
Okunuşu:
Ve le kadistühzie bi rusülim min kablike fe haka billezıne sehıru minhüm ma kanu bihı yestehziun
Anlamı:
Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri şey (azap) kuşatıvermişti.

7-) Mutaffifîn suresi 30. ayet:
Arapça:
وَإِذَا مَرُّواْ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
Okunuşu:
Ve iza merrû bihim yetegâmezûne.
Anlamı:
Müminler yanlarından geçtiğinde birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı

😎 Tevbe suresi 64. ayet:
Arapça:
يَحْذَرُ الْمُنَافِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُمْ بِمَا فِي قُلُوبِهِم قُلِ اسْتَهْزِؤُواْ إِنَّ اللّهَ مُخْرِجٌ مَّا تَحْذَرُونَ
Okunuşu:
Yahzerul münafikune en tünezzele aleyhim suratün tünebbiühüm bi ma fı kulubihim kulistehziu innellahe muhricüm ma tahzerun
Anlamı:
Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir surenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: “Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır.”
9-) Tevbe suresi 65. ayet:
Arapça:
وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِؤُونَ
Okunuşu:
Ve lein seeltehüm le yekulünne innema künna nehudu ve nel’ab kul e billahi ve ayatihı ve rasulihı küntüm testehziun
Anlamı:
Şayet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lafa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, onun ayetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
10-) Tevbe suresi 79. ayet:
Arapça:
الَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذِينَ لاَ يَجِدُونَ إِلاَّ جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ سَخِرَ اللّهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Okunuşu:
Ellezıne yelmizunel mütteavviıyne minel mü’minıne fis sadekati vellezıne la yecidune illa cühdehüm fe yesharune minhüm sehırallahü minhüm ve lehüm azabün elım
Anlamı:
Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan müminlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

11-) Hûd suresi 8. ayet:
Arapça:
وَﻟَﺌِﻦْ اَﺧَّﺮْﻧَﺎ ﻋَﻨْﻬُﻢُ اﻟْﻌَﺬَابَ اِﻟٰٓﻰ اُﻣَّﺔٍ ﻣَﻌْﺪُودَةٍ ﻟَﻴَﻘُﻮﻟُﻦَّ ﻣَﺎ ﻳَﺤْﺒِﺴُﻪُ اَﻟَﺎ ﻳَﻮْمَ ﻳَﺎْﺗٖﻴﻬِﻢْ ﻟَﻴْﺲَ ﻣَﺼْﺮُوﻓًﺎ ﻋَﻨْﻬُﻢْ وَﺣَﺎقَ ﺑِﻬِﻢْ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻧُﻮا ﺑِﻪٖ ﻳَﺴْﺘَﻬْﺰِؤُنَ
Okunuşu:
Ve le in ehharna anhümül azabe ila ümmetim ma’dudetil le yekulünne ma yahbisüh e la yevme ye’tıhim leyse masrufen anhüm ve haka bihim ma kanu bihı yestehziun
Anlamı:
Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.

12-) Ra’d suresi 32. ayet:
Arapça:
وَﻟَﻘَﺪِ اﺳْﺘُﻬْﺰِىَٔ ﺑِﺮُﺳُﻞٍ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻠِﻚَ ﻓَﺎَﻣْﻠَﻴْﺖُ ﻟِﻠَّﺬٖﻳﻦَ ﻛَﻔَﺮُوا ﺛُﻢَّ اَﺧَﺬْﺗُﻬُﻢْ ﻓَﻜَﻴْﻒَ ﻛَﺎنَ ﻋِﻘَﺎبِ
Okunuşu:
Ve lekadistkühzie bi rusülim min kabilek fe emleytü lillezıne keferu sümme ehaztühüm fe keyfe kane ıkab
Anlamı:
Andolsun, senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir süre (mühlet) verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Benim cezalandırmam nasılmış!

13-) Hucurât suresi 11. ayet:
Arapça:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَومٌ مِّن قَوْمٍ عَسَى أَن يَكُونُوا خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَاء مِّن نِّسَاء عَسَى أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوا أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ بِئْسَ الاِسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْإِيمَانِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Okunuşu:
Ya eyyühellezıne amenu la yeshar kavmün min kavmin asa ey yekunu hayram minhüm ve la nisaüm min nisain asa ey yekünne hayram minhünn ve la telmizu enfüseküm ve la tenabezu bil elkab bi’sel ismül füsuku ba’del iman ve mel lem yetüb fe ülaike hümüz zalimun
Anlamı:
Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

14-) Ahkâf suresi 26. ayet:
Arapça:
وَلَقَدْ مَكَّنَّاهُمْ فِيمَا إِن مَّكَّنَّاكُمْ فِيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًا وَأَبْصَارًا وَأَفْئِدَةً فَمَا أَغْنَى عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَا أَبْصَارُهُمْ وَلَا أَفْئِدَتُهُم مِّن شَيْءٍ إِذْ كَانُوا يَجْحَدُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُون
Okunuşu:
Ve le kad mekkennahüm fıma im mekkennaküm fıhi ve cealna lehüm sem’av ve ebzarav ve efideten fe ma ağna anhüm sem’uhüm ve la ebsaruhüm ve la efidetühüm min şey’in iz kanu yechadune bi ayatillahi ve haka bihim ma kanu bihı yestehziun
Anlamı:
Andolsun, size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.

15-) Hicr suresi 11. ayet:
Arapça:
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلاَّ كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ
Okunuşu:
Ve ma ye’tıhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun
Anlamı:
Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.
16-) Hicr suresi 95. ayet:
Arapça:
إِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِئِينَ
Okunuşu:
İnna kefeynakel müstehziın
Anlamı:
Alay edenlere karşı, Biz, sana yeteriz.

17-) Nahl suresi 34. ayet:
Arapça:
فَاَصَابَهُمْ سَيِّپَاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهٖ يَسْتَهْزِٶُنَ
Okunuşu:
Fe esabehüm seyyiatü ma amilu ve haka bihim ma kanu bihı yestehziun
Anlamı:
Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

18-) Enbiya suresi 41. ayet:
Arapça:
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِالَّذِينَ سَخِرُوا مِنْهُم مَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُون
Okunuşu:
Ve le kadistühzie bi rusülim min kablike fe haka billezıne sehıru minhüm ma kanu bihı yestehziun
Anlamı:
Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

19-) Mü’minûn suresi 110. ayet:
Arapça:
فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّى أَنسَوْكُمْ ذِكْرِي وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ
Okunuşu:
Fettehaz tümuhüm sıhriyyen hatta ensevküm zikrı ve küntüm minhüm tadhakun
Anlamı:
Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.

20-) Şuarâ suresi 6. ayet:
Arapça:
فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْتِيهِمْ أَنبَاء مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُون
Okunuşu:
Fe kad kezzebu fe seye’tıhim embaü ma kanu bihı yestehziun
Anlamı:
Onlar (Allah’ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

21-) Rûm suresi 10. ayet:
Arapça:
ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذِينَ أَسَاؤُوا السُّوأَى أَن كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِؤُون
Okunuşu:
Sümme kane akıbetellezıne esaüs sua en kezzebu bi ayatillahi ve kanu biha yestehziun
Anlamı:
Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.

22-) Yâsîn suresi 30. ayet:
Arapça:
يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلاَّ كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُون
Okunuşu:
Ya hasraten alel ıbad ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun
Anlamı:
Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.

23-) Saffât suresi 12. ayet:
Arapça:
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ
Okunuşu:
Bel acibte ve yesharun
Anlamı:
Hayır, sen (onların haline) şaştın onlar ise alay ediyorlar.
24-) Saffât suresi 14. ayet:
Arapça:
وَإِذَا رَأَوْا آيَةً يَسْتَسْخِرُونَ
Okunuşu:
Ve iza raev ayetey yesteshırun
Anlamı:
Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar.

25-) Zümer suresi 48. ayet:
Arapça:
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّئَاتُ مَا كَسَبُوا وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُون
Okunuşu:
Ve beda lehüm seyyiatü ma kesebu ve haka bihim ma kanu bihı yestehziun
Anlamı:
(Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış, alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır.
26-) Zümer suresi 56. ayet:
Arapça:
أَن تَقُولَ نَفْسٌ يَا حَسْرَتَى علَى مَا فَرَّطتُ فِي جَنبِ اللَّهِ وَإِن كُنتُ لَمِنَ السَّاخِرِينَ
Okunuşu:
En tekule nefsüy ya hasrata ala ma ferrattü fı cembillahi ve in küntü le mines sahırın
Anlamı:
Sonunda: “Allah’a karşı aşırı gittiğimden dolayı yazıklar olsun bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim.” denmemesi için,

27-) Zuhruf suresi 7. ayet:
Arapça:
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن نَّبِيٍّ إِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُون
Okunuşu:
Ve ma yet’tıhim min nebiyyin illa kanu bihı yestehziun
Anlamı:
(Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

28-) Câsiye suresi 33. ayet:
Arapça:
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّئَاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُون
Okunuşu:
Ve beda lehüm seyyiatü ma amilu ve haka bihim ma kanu bihı yestehziun
Anlamı:
Onların yaptıkları şeylerin kötülüğü kendileri için açığa çıktı ve alay konusu edindikleri de onları sarıp-kuşattı.

Alay etmek ile ilgili hadisler:
1-) Hazret-i Âişe (r.anhâ) diyor ki:
“(Bir defasında Peygamber Efendimiz’e hitâben:)
«–Ey Allâh’ın Rasûlü! Safiyye’nin kısa boylu oluşu Sana yeter.» diyerek Safiyye’yi küçümsemiştim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.):
«–Ey Âişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denize karışsa idi, onun suyunu bozardı.» buyurdu.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 35/4875; Tirmizî, Kıyâmet, 51)
2-) Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz de şöyle buyurmuştur:
“Allah Teâlâ bana: «Birbirinize karşı öylesine alçak gönüllü olun ki, hiç kimse diğerine karşı haddi aşıp zulmetmesin. Yine hiç kimse, bir başkasına karşı böbürlenip üstünlük taslamasın!» diye vahyetti.” (Müslim, Cennet, 64; Ebû Dâvûd, Edeb, 40)
3-) Haris oğlu Alâ (r.a.) Resulullah’ın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etti:”İnsanlarla alay edenleri, onların suçlarını araştırıp yayanları, iyi kimselere suç isnad eden koğucuları Allah (c.c.) köpek suretinde haşredecektir.” (Tergib ve Terhib, c.5/391)
4-) Ebu Hureyre (r.a.) Resulullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Eğer bir kimsenin -amellerini küçümseyerek/alay ederek- ‘insanlar helak oldu’ dediğini işitirseniz, işte o -kendisini beğendiği için- daha kötü bir şekilde helak olmuştur.” (Tergib ve Terhib, c.5/513)

Alay ile ilgili kelimeler:
Alay:
1-) Askeri: 3-4 tabur piyade veya 5 bölük süvari askerinden mürekkep kuvvet.
2-) Debdebe ve gösterişle yapılan tören, geçit resmi.
3-) Cemaat, topluluk, güruh, kalabalık, fevç.
4-) Fazla miktar, muhtelif ve müteaddit kişiler veya şeyler.
Alaybozan: Eskiden kullanılmış olan bir çeşit fitilli tüfek.
Alay emini: Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir alay askerin hesap işlerine bakan subay ki, binbaşıdan alt derecededir.
Alay imamı: Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir alay askere imamlık vazifesini yapan subay.
Amin alayı: Eskiden çocukların ilk okula başladığı gün yapılan merasim.
Dest-alay: Bulaşık el, bulaşmış el.
Kadir alayı: Tarih: Kadir gecesi padişahların saraydan çıkıp, civardaki camilerden birinde namaz kılmaları münasebetiyle yapılan merasim.
Miralay: Alay kumandanı. Albay.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir