Ahirette hesaplaşma nasıl olacak

Posted by

Ahirette hesaplaşma nasıl olacak?
Kıyamet günü insanlar çok çetin ve şiddetli bir hesap ile karşılaşacaklardır. Peki bu hesap inceden inceye nasıl olacak?
Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
“Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.” (ez-Zilzâl, 7-8)
“O gün ki, ne mal fayda verir ne evlat! Ancak Allah’a kalb-i selîm ile gelenler müstesna!..” (eş-Şuarâ, 88-89)
Hasılı ahiret, hem kötüler hem de iyiler için mutlaka olması gereken zaruri bir alemdir. Zira iyilerin mükafata nail, kötülerin de cezalarına duçar olmalarından daha tabii bir şey olamaz. Nitekim bu fani alem şartlarında dahi iyilerin başını sokacağı yerler ve kötülerin de içine konulacağı zindanlar olmasaydı, hayat çekilmez hale gelirdi!
Bir misal vermek gerekirse: Bir tiyatro grubunun, birinci sahneyi sergiledikten sonra perdeyi kapatıp, hadiseleri paramparça, dağınık ve izaha muhtaç bir vaziyette bırakarak oyunu bitirdiği hiç görülmemiştir. Böyle bir durum söz konusu olsa, düşünceleri tam harekete geçmiş, sinirleri gerilmiş, oyunun ve yazarının maksadını ve ana fikrini öğrenmeye heveslenmiş seyirciler ne düşünür acaba?! Akıllı bir çocuk bile oyunun bu şekilde bitirilmesini uygun görmez. O halde her şeyi mükemmel yaratan ve her işten haberdar olan Allah’ın, bu koskoca kainat kıssasını, bir çocuğun bile yapmadığı şekilde bitirmesi nasıl düşünülebilir?! (1)

Hiç bir davranışımız karşılıksız kalmayacak
İnsanoğlu kendi vücudunu ısıran bir sineğe bile kızıp onu cezalandırmak istemekte, diğer taraftan da bir kahvenin hatırını kırk yıl saymaktadır. Dolayısıyla kendisinden bir ömür boyu sadır olan müspet ve menfi davranışların Allah indinde karşılıksız kalacağını düşünmek kadar abes bir gaflet olamaz. Zira bu dünyada zalimin zulmü, mazlumun ahı; kafirin küfrü, mü’minin de imanı vardır.

Cenâb-ı Hak buyurur:
“İnsanoğlu başıboş bırakılacağını mı sanır?” (el-Kıyâme, 36)
“Biz’im sizi boş yere, bir oyun ve eğlence olarak yarattığımızı ve sizin Biz’e döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (el-Mü’minûn, 115)
“(İnsan) «Kıyamet günü de ne zamanmış?» diye sorar. Gözler (hayret ve dehşetle) kamaştığı, Ay tutulduğu, Güneş ve Ay birleşip (karardığı) zaman… İşte o gün insan: «Kaçacak yer neresi?» diyecektir. Hayır, hayır! O gün kaçıp sığınacak hiçbir yer yoktur! O gün herkesin varıp karar kılacağı yer, ancak Rabb’inizin huzurudur. O gün insana, önden yolladığı ve geri bıraktığı ne varsa hepsi haber verilecek.” (el-Kıyâme, 6-13)

(1) Prof. Dr. M. S. Ramazan el-Bûtî, Kübra’l-Yakîniyyâti’l-Kevniyye, s. 180.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Din İslâm, Erkam Yayınları
Not : Alıntıdır (Akit gazetesi internet 20 Kasım 2017 Pazartesi)

Yazıda geçen ayetler
Zilzal suresi 7 ve 8. ayetler

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
Okunuşu :
Fe men ya’mel miskâle zerratin hayran yerahu.
Ve men ya’mel miskâle zerratin şerran yerahu.
Anlamı :
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir.
Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.
Şuara suresi 88 ve 89. ayetler
يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ
إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
Okunuşu :
Yevme lâ yenfau mâlun ve lâ benûn(benûne).
İllâ men etâllâhe bi kalbin selîm(selîmin).
Anlamı :
“O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!”
“Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.”
Kıyame suresi 36. ayet
أَيَحْسَبُ الْإِنسَانُ أَن يُتْرَكَ سُدًى
Okunuşu :
E yahsebul insânu en yutrake sudâ(sudân).
Anlamı :
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.
Mü’minûn suresi 115. ayet
أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ
Okunuşu :
E fe hasibtum ennemâ halaknâkum abesen ve ennekum ileynâ lâ turceûn(turceûne).
Anlamı :
“Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”
Kıyame suresi 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 13. ayetler
يَسْأَلُ أَيَّانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ
فَإِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ
وَخَسَفَ الْقَمَرُ
وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ
يَقُولُ الْإِنسَانُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ الْمَفَرُّ
كَلَّا لَا وَزَرَ
إِلَى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ
يُنَبَّأُ الْإِنسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
Okunuşu :
Yes’elu eyyâne yevmul kıyâmeti.
Fe izâ berikal basar(basaru).
Ve hasefel kamer(kameru).
Ve cumiaş şemsu vel kamer(kameru).
Yekûlul insânu yevme izin eynel meferr(meferru).
Kellâ lâ vezer(vezere).
İlâ rabbike yevme izinil mustekarr(mustekarru).
Yunebbeul insânu yevme izin bimâ kaddeme ve ahhar(ahhara).
Anlamı :
“O kıyamet günü ne zaman?” diye sorar.
Artık bakışlar dehşetle kamaştığı zaman.
Ve Ay karardığı (zaman).
Ve Güneş ve Ay birleştirildiği (zaman).
İzin günü, insan: “Firar edilecek yer nerede?” diyecek.
Hayır, hiçbir sığınacak yer yoktur.
O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir