Affedilmeyen en büyük günah

Posted by

İslam’da en büyük ve affedilmeyen günah
Dinimiz İslam’a göre, büyük günahların en büyüğü, Allah’’n birliğini kabul etmemek, zatında, sıfatlarında ve fiillerinde O’na ortak koşmak, O’ndan başkasına uluhiyetten pay vermektir.
Cenâb-ı Hak şirki/ortak koşmayı, “büyük bir günah ile iftira etmek”, “derin bir sapıklığa düşmek”, “en büyük zulüm ve haksızlık”[1] şeklinde tavsif etmiştir. Çünkü şirk hakikat karşısında son derece yanlış bir tavırdır.
İnsan şirke saplanmakla kendisine zulmetmiş ve Allah’ın hakkını teslim etmeyerek büyük bir haksızlık yapmış olur. Zira Cenab-ı Hak’ka şirk koşmak, O’na acziyet izafe etmek demektir.
Ancak aciz kalan kimse ortağa ihtiyaç duyar ve yardımcı edinir. Halbuki Allah Teala, eksiklikten, acziyetten ve zayıflıktan münezzehtir.

İSLAM’DA EN BÜYÜK GÜNAH
Aynı şekilde Cenab-ı Hak’kı insana benzeterek O’na oğul izafe etmek de O yüce Zatı -haşa- aciz ve noksan görmek demektir ki bu O’nun şanına yakışmaz.
Abdullah bin Mes’ûd (r.a), Peygamber Efendimiz’e:
“–Allah katında en büyük günah hangisidir?” diye sorduğunda, Allah Resulü (s.a.v):
“–Seni yaratmış olduğu halde Allah’a şirk koşmandır” buyurmuştur. (Müslim, Îmân, 141)
ŞİRKİN HAKİKATİ
Hakikatte şirk koşmak Allah’a hiçbir zarar vermez. Şirkin bütün zararı insanadır. Cenab-ı Hak, çok sevdiği kulunu günah, yanlışlık ve zararlardan korumak istediği için, şirki bu derece şiddetle yasaklamıştır.
Ayrıca insan, psikolojik olarak ancak tek Tanrı inancında huzur bulabilir. İki veya daha fazla Tanrıya inanmak istediğinde bölünüp parçalanır, arada kaldığı için de kararsız ve huzursuz olur. Cenab-ı Hak bunu şöyle tasvir eder:
“Allah’a ortak koşmayan halis muvahhidlerden olun! Kim Allah’a ortak koşarsa, gökten düşüp parçalanarak kuşlar tarafından kapışılmış yahut rüzgar tarafından uzak bir yere sürüklenip atılmış (bir nesne) gibi olur.” (Hacc, 31)
İnsan şirke düştüğünde, nefsin heva ve heveslerinden her biri bir tarafa çeker, bir helak rüzgarı olan şeytan da onu Cehennem vadilerinin en uzak köşesine atıverir. Bu gönül parçalanmışlığı, maddi bedenin parçalanmasından daha fecidir. Bu sebeple Allah Resûlü (s.a.v):
“Param parça edilsen, ateşlerde yakılsan bile, sakın hiçbir şeyi Allah’a şirk koşma!..” buyurmuştur. (İbn-i Mâce, Fiten, 23)
Diğer bir ayet-i kerimede müşrik şöyle tasvir edilir:
“Allah, çekişip duran birçok ortakların sahip olduğu bir kişi ile yalnız bir zata bağlı olan bir kişiyi misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.” (Zümer, 29)
Not : Alıntıdır (Yeni akit gazetesi internet sayfası)
Haber Tarihi: 10 Ekim 2017 Salı

Zümer suresi 29. ayet :
ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا رَّجُلًا فِيهِ شُرَكَاء مُتَشَاكِسُونَ وَرَجُلًا سَلَمًا لِّرَجُلٍ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿٢٩
Okunuşu :
Daraballâhu meselen raculen fîhi şurakâu muteşâkisûne ve raculen selemen li raculin, hel yesteviyâni meselen, el hamdulillâhi bel ekseruhum lâ ya’lemûn (ya’lemûne).
Anlamı :
Diyanet işleri : Allah, birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Bu iki adamın durumu hiç, bir olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir