Adet

Posted by

Adet (tane):
1-) Sayı.
2-) Sayılabilecek bir şeyin sayısı; herhangi bir sayıda olan (şey).

Âdet:
1-) Bir şehir ve memleketteki insanların, yapageldikleri usuller, gelenekler, alışılmış şeyler. Anane, örf.
2-) Kitap, sünnet, icma’ ve kıyastan sonra ikinci derecedeki dini delillerden biri. Dinin ve aklın beğendiği şeyler.

Âdet ile ilgili ayet:
Bakara suresi 222. ayet:
Arapça:
وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُواْ النِّسَاء فِي الْمَحِيضِ وَلاَ تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىَ يَطْهُرْنَ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ اللّهُ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
Okunuşu:
Ve yes’eluneke anil mehıyd* kul hüve ezen fa’tezilün nisae fil mehıydı ve la takrabuhünne hatta yathurn* fe iza tetahherne fe’tuhünne min haysü emerakümllah* innellahe yühıbbüt tevvabıne ve yühıbbül mütetahhirın
Anlamı:
Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tövbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.

Âdet ile ilgili hadisler: 
1-) Hayız-nifas halindeki kadınlara, namaz kılmak gibi oruç tutmak da haramdır. Ancak namazdan farklı olarak, tutamadıkları günleri, temizlendikten sonra kaza etmeleri gerekmektedir. Çünkü, oruç, namaz gibi devamlı olmayıp senede bir ay olduğundan, kadınların tutamadıkları birkaç günlük oruç borçlarını sonradan kaza etmeleri, onlara pek fazla bir zahmet ve meşakkat yüklemez. Bu bakımdan namaz borçları affedildiği halde, oruç borcu baki kalmış, sonradan kazası istenmiştir. Âişe validemiz bu hususta şöyle buyurmuşlardır:
“Bize hayız ve nifas halleri geldiğinde, Hz. Resûlüllah (s.a.v.) tutmadığımız oruçlarımızı kaza etmemizi emir buyururlardı. Kılmadığımız namazların ise kaza edilmesini emretmezlerdi.” (bk. Neylü’l-Evtar, 1, 279-280; Sübülü’s-Selam, 1, 105)
2-) Enes’den (ra) rivayet edilen bir hadîs-i şerîf şu şekilde açıklamaktadır:
“Yahudiler kadın hayız gördüğü vakit onlarla birlikte yeyip içmezlerdi. Peygamber (s.a.v.) ise bu hususta:
“Her şeyi yapın, yalnız cinsi münasebet müstesna…” buyurdular.” (bk. Müslim, Hayz 16; Nesaî, Tahâret, 18)
3-) Hazret-i Âişe validemiz şöyle buyurur:
“Ben hayızlı iken Nebî (asm) mübarek başını kucağıma yaslar, sonra Kur’an okurdu.” (Buhârî, Hayz, 2, 3; Nesâî, Tahâret, 173, 174)
4-) Âişe validemizden bir başka rivayet: “Adetli iken, kemikli eti ısırır, sonra O’na verirdim. Alır ve benim ısırdığım yerden ısırırdı. Yine adetli iken su içtiğim kabı O’na verirdim, alır ve ağzını benim ağzımı koyduğum yere koyar ve içerdi” (Müslim Hayz, 14)

Âdet görme (Hayz, Nifas): Aybaşı hali. Kadınlardan ve ergenlik, evlenme çağına gelmiş olan kızlardan her ay belli günlerde kan gelmesi hali.

Âdet zamanı: Kadında ve ergenlik çağına gelmiş olan kızlarda hayız (adet) kanı görüldüğü andan kesilmesine kadar olan günlerin sayısı.

Âdet-i ilâhiyye (Sünnet-i ilâhî): Allah-ü tealanın kanunu. Allah-ü tealanın bir şeyi yaratmak için arada bulundurduğu sebepler. Bu sebepler tecrübe ile anlaşılır.

Âdet-i İslâm: İslam adeti. Küfür alameti olmayan ve en az iki Müslüman tarafından kullanılan adetle ilgili şeyler.

Âdette bid’at: Peygamber efendimiz (s.a.v.) ve dört halifesi zamanında olmayıp, ibadet etmek ve sevap kazanmak niyeti ve kastı olmaksızın sonradan meydana çıkarılan şeyler.

Adetâ: Adet olduğu üzere, her vakit ki gibi, alelade. Bayağı surette, adi bir suretle. Düpedüz.
Adeten: Görenek şekliyle, adet olarak.
Âdet-i Agnâm: Keçi ve koyunlar için alınan vergi.
Âdetullah (Sünnetullah): Tabiatta canlı cansız bütün varlıkların nasıl hareket edeceklerini belirleyen Allah’ın emirleri, O’nun koyduğu değişmez düzen.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir