Adem Aleyhisselam:

Posted by

Adem Aleyhisselam: Yeryüzünde yaratılan ilk insan ve ilk peygamber, bütün insanların babası.

Adem (a.s.) yaratılmadan evvel takriben m.ö 6000 ile 5000 seneleri arasında Hazreti Allah meleklerine yer yüzüne bir halife yaratacağını bildirdi. Bunun üzerine melekler:” Bizler seni tenzih ve tesbih ederken , sen yeryüzünde kan dökecek fesat çıkaracak bir beşer mi yaratacaksın “dediler. Cenabı Hak da onlara;”Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu. (Bakara suresi 30. ayet) Hazreti Allah’ın cinleri, melekleri, Adem (a.s.) ve ondan da beşeriyeti halk etmesinden murat, her şeyden evvel latif alemde kendi nurundan var ettiği Muhammed (s.a.v.)’in maddi aleme tecelli etmesi, hikmetlerinin zuhur edebilmesi, dolayısıyla da kendi varlığının bilinmesi içindir.

Hazreti Allah meleklerine emir verip yeryüzünün dört bir yanından toprak getirtti. O toprağı iki eli ile kırkı gün yoğurup yağmurla besledi. Sonra vurulduğunda çınlayacak dereceye gelinceye kadar kuruttu. (Secde suresi 7-8 ve 9. ayetler, Rahman suresi 14. ayet ve Ali İmran suresi 59. ayet) Daha sonra melekleri topladı ve Adem (a.s.)’a kendi ruhundan ruh üfledi. Böylece Adem (a.s.)’ın şahsında bir nutfeden (hakir bir sudan) yaptı.( Vallahu halekaküm vema ta’melun; yani sizi ve sizin fiillerinizi yaratan Hakteala hazretleridir.)

Cenabı Hak kendi varlığının bilenmesi için yarattığı mükevvenatta gizlenmiş, bu sırrın çözümünü de peygamberler ve onların varisleri kamiller vasıtasıyla insanlara beyan etmiştir. İnsanların da Adem (a.s.)’ın halk olunurken geçirmiş olduğu bu evreleri mana yönünden peygamber ve varislerinden tahsil ederek Ademiyet sırrını kendilerinde çözmeleri gerekmektedir. Melekler, bu sırra vakıf olan insana i Adem (a.s.)’a secde ettikleri gibi secde ederler.

Adem (a.s.)’a yaratılması tamamlanınca Hazreti Allah meleklere Adem (a.s.)’a secde etmelerini emretti. Bütün melekler Adem (a.s.)’a secde ettiler.fakat iblis fırtaından ötürü kendisini Adem (a.s.) dan üstün gördüğü için secde etmedi (Taha suresi 116. ayet, Araf suresi 12. ayet). Bunun sonucunda hor ve hakir olarak cennetten kovuldu. Bunun üzerine İblis Cenabı Hak’tan insanları doğru yoldan saptırmak üzere kıyamet gününe kadar kendisine mühlet verilmesini istedi. Cenabı Hak’da ona sırrı ilahi tahtında dilediği mühleti verdi. İblis Cenabı Allah’a; kullarını doğru yoldan saptıracağının söyleyince Hak Teala onu şöyle azarladı; “Her kim sana uyar sana yoldaşlık ederse Cehennemi onlarla dolduracağım” (Araf suresi 13-14-15-16-17 ve 18. ayetler) Cenabı Allah Adem (a.s.)’a esmanın küllüsünü öğretti ve sonra meleklerden bu isimleri bildirmelerini istedi. Melekler ona “seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz.senin öğrettiğinden başka bizim hiç bir bilgimiz yoktur” dediler. Bu defa Cenabı Hak Adem (a.s.)’dan bu esmaları bildirmesini isteyince Adem (a.s.) esmanın küllüsünü bildirdi. Bunu üzerine Hak Teala Hazretleri meleklere şöyle buyurdu;” Ben size göklerde ve yerde olanı ve olacağı bildiririm sizin söylediğiniz ve gizli tuttuğunuzu da bilirim demedim mi” (Araf suresi 31-32 ve 33. ayetler).

Allah-u Teala bir Cuma günü Adem (a.s.) uykuda iken onun eğe kemiğinden Havva validemizi halk etti (Araf suresi 189. ayet). Sonra onlara “Ey Adem sen ve zevcen Cennette sakin olun dilediğiniz yerden yiyin , yalnız secere ağacına dokunmayın, yoksa zalimlerden olursunuz”buyurdu (Araf suresi 19. ayet). İblis bu durumu fırsat bilerek bir hile ile cennete girdi. Cenabı Hak’ta buna bir hikmet tahtında rıza gösterdi. İblis, Adem (a.s.) ile Havva validemize; “ Rabbiniz size bu secere ağacını iki melek olasınız yahut cennette devamlı kalmayasınız diye yasak etti. Eğer o ağacın meyvesini yerseniz bizler gibi cennette ebedi kalırsınız.muhakkak ki ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim” diyerek onlara vesvese verdi (Araf suresi 20 ve 21. ayetler). Onlar bu vesvese ile o ağacın meyvesini tattıkları zaman avret yerleri kendilerine açılıverdi, onlarda bu halden utanarak cennet yaprakları ile örtünü verdiler. Rab’lerinden onlara;” Ben sizlere bu ağacın meyvesini yasak etmedim mi, şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi”diye nida geldi. Adem ve Havva; “Ey Rabbimiz biz nefsimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen muhakkak ziyan edenlerden oluruz”dediler (Araf suresi 20-21-22-23-24 ve 25. ayetler, Bakara suresi 36 ve 37. ayetler). Cenabı Hak onlara;”Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak ininiz. Orada sizin için bir zamana kadar kalmak ve geçinmek var, orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz. Yine oradan dirilip çıkaralacaksınız” buyurdu ( Araf suresi 20-21-22-23-24 ve 25. ayetler, Bakara suresi 36 ve 37. ayetler). Kim zerre miktarı hayır işlerse onun mükafatını görecek, kim zerre miktarı bir şer işlerse onun cezasını görecektir (Zilzal 7 ve 8. ayetler)

Adem (a.s.) ve zevcesi yasak olan ağacın meyvesini yediklerinde, işlemiş oldukları günahın derecesini anlattıkları zaman Adem (a.s.) Rabbi’ne şöyle niyaz etti. “Tövbe yarabbi , Muhammed Al-i Muhammed hakkı için tövbemi kabul eyle.” Ve izzet dergahından şöyle bir nida geldi. “Ey Adem sen Muhammed (s.a.v.)’i ne bilirsin ki onun şefaat eteğine varırsın.” Adem (a.s. cevap verdi . “ Yarabbi Muhammed (s.a.v)’in Şerif adını Arş dalları üstünde senin Latif adına yakın gördüm bildim ki ondan daha şerefli ve faziletlisi yoktur.

Daha sonra Adem (a.s.) Serendib ( Seylan), Havva anamızda Hicaz topraklarında Cidde’ye indirildi. Adem (a.s.) yıllar süren uzun yolculuklardan sonra Hindistan , Pakistan, Afganistan, İran , Anadolu, Lübnan ve İsrail’den geçerek Mekke’ye ulaştı. Nihayet Alemlerin Rabbi onları bağışlayarak Arafat’ta buluşturdu. Onlar da ilk gecelerini Müzdelife’de sabaha kadar şükrederek geçirdiler. Cenabı Hak Onlara biri kız biri erkek olmak üzere her batında ikiz çocuklar ihsan etti. Birinci batındaki kız ile ikinci batındaki erkeğin, ikinci batındaki kız ile birinci batındaki erkeğin evlenmelerini emretti. İlk çocuklarından olan Kabil bu emre karşı gelerek kendi ikizi olan kız kardeşiyle evlenmek için , kardeşi Habil’i öldürdü (Maide suresi 27-28-29 ve 30. ayetler).

Yaptığı kötü işin şaşkınlığı ile Habil’in cesedini uzun bir süre ne yapacağını bilemeyen Kabil, sonunda bir karganın getirdiği leşi toprağa gömdüğüne şahit oldu ve onu örnek alarak kardeşinin cesedini gömdü. Daha sonra Kabil ikizi olan İklima’yı kaçırarak onunla evlenip ayrı bir yerde yaşamını sürdürdü (Maide suresi 31. ayet)

Cenabı Hakk’ın Adem (a.s.)’a Kabe’nin mevkiini bildirerek inşaasını istediği ve Kabe’ye konulmak üzere Cennet’ten Hacer-ül Esved taşını indirdiği rivayet edilmektedir. Tebarani İbni Abbas (r.a)’dan rivayet edildiğine göre ; Hazreti Mumammed (s.a.v.) “ Hacer-ül Esved Cennet taşlarındandır. Yeryüzünde ondan başka Cennet taşı yoktur. O su gibi bembeyazdı.” buyurmuştur.

Adem (a.s.)’a 10 suhuf şeriat indirilmiştir. Adem (a.s.) 930 sene yaşamış, bir Cuma günü yerine oğlu Şit (a.s.)’i vasi tayin ederek beka alemine göç etmiştir.

Hz. Âdem İlk İnsan’dır:
Yeryüzünde halife kılınan Hz. Adem’den önce başka insanlar gelip geçmiş midir? Bu soruya bazıları şöyle cevap vermiştir: “Hz. Adem halife kılındığına göre daha önce yaşamış birtakım insanlar olmalı ki onların arkasından o halife kılınsın. Çünkü “halife” tabiri, “halef olma, birisinin ardından gelme” gibi manalara da sahiptir. Ayrıca melekler henüz yaratılmayan insanı, kan dökücü ve fesat çıkarıcı özelliğiyle nasıl tanısınlar? Demek ki bunlar daha önce yaşadılar, kan döktüler, fesat çıkardılar ve bu yüzden helak edildiler. Onların yerine de Hz. Adem ve zürriyeti gönderildi…

Biz, Hz. Adem’den önce başka insanların yaşadığına dair Kuran’da ve sünnette bir bilgi bulamıyoruz. Ayrıca Hz. Adem daha önceki varlıkların değil, Allah’ın halifesidir. Hem halifeliğe seçilip bunu başaramadığı için toptan helak edilen bir canlı türünden sonra aynı canlı türünün halife kılınması sünnetullaha uygun görünmemektedir. İbn Haldûn bu konu ile ilgili bilgilerin çoğunun İsrailiyât ve eski İran efsaneleri olduğunu, Kuran-ı Kerim’de zikredilenlerin dışında güvenilir bir bilginin mevcut olmadığını belirtir.

Adem (a.s.)’ın mucizeleri:
1-) Yırtıcı hayvanlar ile konuşurdu. Bu mucizesinin sebebi şöyledir: Adem (a.s.), evladından bir kabileye uğrayıp, onlarla görüşmüştü. Bu kabile, kendilerine dağda yaşayan vahşi hayvanların Masallat olduğunu bildirip şikayet etmişlerdi. Adem (a.s.)  o civarda bulunan yırtıcı hayvanları çağırdı. Hepsi toplandı. Bu vahşi hayvanları; “Evladıma niçin eza ediyorsunuz” diyerek azarladı. Toplanan vahşi hayvanlar dile gelip, konuşmaya başlayıp dediler ki: “Bunlar arasında gıybet, nemime, koğuculuk, söz taşımak gibi kötü huylar yayıldığı için biz onlara eza ediyoruz, sıkıntı veriyoruz.” Adem (a.s.) onlara iyi geçinmelerini, birbirleriyle çekişmemelerini emretti. O kabile de gıybet, dedikodu gibi kötü huyları terk edip iyi geçindiler. Bundan sonra hayvanlar onlara zarar vermedi.
2-) Adem (a.s.) uzak bir yere gitmek isteyince mesafeler kısalır ve oraya kısa zamanda ulaşırdı. Adem (a.s.) Hz. Havva ile Cennet’ten yeryüzüne indirildiğinde, kendisi Hindistan’da Seylan (Serendip) adasına, Hz. Havva da Cidde’ye indirilmişti. Aralarındaki mesafeler çok uzaktı.
Adem (a.s.) yasak edilen ağaçtan yemesi sebebiyle Cennet’ten çıkarıldığı için, hem de Hz. Havva’dan ayrı kalmanın acısıyla tövbe edip iki yüz sene ağladı. Allah-ü tealadan af diledi. Hz. Havva ise daha çok ağlıyordu. Adem (a.s.), tövbe edip tövbesi kabul olduktan sonra, Hz. Havva ile buluşmak için Allah-ü telaya dua etti. Allah-ü teala duasını kabul edip, ona uzun mesafeleri kısa zamanda alma mucizesini verdi. Böylece uzaklıklar yakın kılındı. Kısa zamanda Hindistan’dan Mekke’ye vardı ve Arafat ovasında Hz. Havva ile buluştu. Kavuştukları bu ovaya orada buluşmalarından dolayı Arafat denilmiştir.
3-) Adem (a.s.), dağ ve taşlara elini vurunca halis su çıkardı. Bu mucizenin zuhur etmesinin sebebi şöyle idi.. Allah-ü teala Adem (a.s.)’a Kabe’yi yapmayı emretti. Adem (a.s.) Kabeyi muazzamayı yaptıktan sonra, Hindistan’a gidip orada dünya işlerinden ziraat, ticaret yapıp, evlatlarını yetiştirmekle meşgul oldu. Peygamber olduğu bildirilince Allah-ü tealanın emirlerini insanlara tebliğ etti. Bu sıralarda evladı ve torunları bin kişiye ulaştı. Bunlar birbirleriyle gayet iyi geçiniyorlar ve mesut bir hayat yaşıyorlardı. Adem (a.s.)’ın evladından Kabil, Habil’i şehit edince, aralarında bir karışıklık çıktı. Kabil oradan kaçıp gitti. Aradan kırk sene geçmişti. Kabil’in evlatları haramlara dalıp, kötü işlerle meşgul oluyordu. Allah-ü teala Adem (a.s.)’a Kabil’in evlatlarını dine davet etmesini emretti. Adem (a.s.) onları dine davet edince mucize istediler. Bunun üzerine Adem (a.s.) mübarek elini büyük bir kayaya dokundurdu. Dokunur dokunmaz kayadan birden bire halis bir su fışkırmaya başladı. Bu mucize üzerine çoğu iman etti. Sonra o suyun çevresinde ziraat ve san’atla meşgul oldular.
4-) Adem (a.s.) her ne vakit arzu ederse ağaçları bir işaret ile yerlerinden kaldırır ve bir işaretle de yerlerine getirirdi. Bu mucizesi şöyle vuku bulmuştur: Adem (a.s.) Kabil evladından ateşe tapan bir kabileye uğradı. Bu kabileye ateşe tapmaktan vazgeçip Allah-ü tealaya iman etmelerini söyledi. Bu daveti üzerine bir ağaç göstererek; “Şu ağaç yerinden kalkıp başka bir yere yerleşsin” dediler. Adem (a.s.) böyle bir mucizenin hasıl olması için Allah-ü tealaya dua etti. Allah-ü teala Adem (a.s.) duasını kabul buyurdu. Allahü teâlâ kendi isimlerini (esmasını) söylemesini ve ağaca işaret etmesini emr buyurdu. Adem (a.s.) eliyle gösterilen ağaca işaret etti. Ağaç yerinden kalkıp başka bir yere yerleşti.
5-) Adem (a.s.) kendisinden mucize istenildiği bir vakitte avucuna taşları aldı. Bu taşların Allah-ü tealanın ismini zikir ve tesbih ettiklerini işitildi. Bu mucizeyi görenlerden pek çok kimse iman etti.
6-) Adem (a.s.) tohum yetiştirmeye müsait olmayan ham tarlaya tohum ektiğinde mucizesiyle tohum bir gün içinde yeşerip olgunlaşırdı.
7-) Adem (a.s.) bir gün çocuklarını yemeğe davet etmişti. Hz. Havva yemek hazırlamakla meşgul iken Adem (a.s.), evlatlarının yanında mübarek elini ateşe sokup uzun müddet ateşin içinde tuttu. Mucize olarak ateş elini yakmadı.
😎 Adem (a.s.)’ın evlatlarından Kabil, Habil’i öldürüp kaçtığında Adem (a.s.) onu aramaya çıktığında, bir mucize olarak bazı taşlar da adem (a.s.) ile birlikte hareket ederdi.

Kuran’da Adem (a.s.) ile ilgili ayetler:

1-) Bakara Suresi 30. ayet:
Arapça:
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
Okunuşu:
Ve iz kale rabbüke lil melaiketi innı caılün fil erdı halıfeh* kalu e tec’alü fıha mey yüfsidü fıha ve yesfiküd dima’* ve nahnü nüsebbihu bi hamdike ve nükaddisü lek* kale innı a’lemü ma la ta’lemun
Anlamı:
Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.
2-) Bakara Suresi 31. ayet:
Arapça:
وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Okunuşu:
Ve alleme ademel esmae külleha sümme aradahüm alel melaiketi fe kale embiunı bi esmai haülai in küntüm sadikıyn
Anlamı:
Allah Adem’e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere arz edip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi.
3-) Bakara Suresi 34. ayet:
Arapça:
وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلاَئِكَةِ اسْجُدُواْ لآدَمَ فَسَجَدُواْ إِلاَّ إِبْلِيسَ أَبَى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ
Okunuşu:
Ve iz kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblıs* eba vestekbera ve kane minel kafirın
Anlamı:
Hani biz meleklere (ve cinlere): Adem’e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kafirlerden oldu.
4-) Bakara Suresi 35. ayet:
Arapça:
وَقُلْنَا يَا آدَمُ اسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلاَ مِنْهَا رَغَداً حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الْظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Ve kulna ya ademüskün ente ve zevcükel cennete ve küla minha rağaden haysü şi’tüma* ve la takraba hazihiş şecerate fe tekuna minez zalimın
Anlamı:
Biz: Ey Adem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yiyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.
5-) Bakara Suresi 37. ayet:
Arapça:
فَتَلَقَّى آدَمُ مِن رَّبِّهِ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Okunuşu:
Fe telekka ademü mir rabbihı kelimatin fe tabe aleyh* innehu hüvet tevvabür rahıym
Anlamı:
Bu durum devam ederken Adem, Rabbinden bir takım ilhamlar aldı ve derhal tövbe etti. Çünkü Allah tövbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır.

6-) Al-i İmran Suresi 33. ayet:
Arapça:
إِنَّ اللّهَ اصْطَفَى آدَمَ وَنُوحًا وَآلَ إِبْرَاهِيمَ وَآلَ عِمْرَانَ عَلَى الْعَالَمِينَ
Okunuşu:
İnnellahestafa ademe ve nuhav ve ale ibrahıme ve ale ımrane alel alemı
Anlamı:
Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu insanların üzerine seçti.
7-) Al-i İmran Suresi 34. ayet:
Arapça:
ذُرِّيَّةً بَعْضُهَا مِن بَعْضٍ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Okunuşu:
Zürriyyetem ba’duha mim ba’d* vallahü semıun alım
Anlamı:
Onlar, birbirlerinden türemiş bir soydur. Allah, Her Şeyi Duyan’dır, Her Şeyi Bilen’dir.
😎 Al-i İmran Suresi 59. ayet:
Arapça:
إِنَّ مَثَلَ عِيسَى عِندَ اللّهِ كَمَثَلِ آدَمَ خَلَقَهُ مِن تُرَابٍ ثِمَّ قَالَ لَهُ كُن فَيَكُونُ
Okunuşu:
İnne mesele ıysa ındellahi ke meseli adem* halekahu min türabin sümme kale lehu kün fe yekun
Anlamı:
Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi.

9-) Maide Suresi 27. ayet:
Arapça:
وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ٱبْنَىْ ءَادَمَ بِٱلْحَقِّ إِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِنْ أَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ ٱلْءَاخَرِ قَالَ لَأَقْتُلَنَّكَ ۖ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلْمُتَّقِينَ
Okunuşu:
Vetlü aleyhim nebeebney ademe bil hakk iz karraba kurbanen fe tükubbile min ehadihima ve lem yütekabbel minel ahar kale le aktülennek kale innema yetekabbelül lahü minel müttekıyn
Anlamı:
Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), “Andolsun seni öldüreceğim” dedi. Diğeri de “Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder” dedi (ve ekledi:)

10-) Araf Suresi 11. ayet:
Arapça:
وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُوا اِلَّا اِبْلٖيسَ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَ
Okunuşu:
Ve le kad halaknaküm sümme savvernaküm sümme kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblıs lem yeküm mines sacidın
Anlamı:
Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” dedik. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.
11-) Araf Suresi 12. ayet:
Arapça:
قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَ قَالَ اَنَا خَيْرٌ مِنْهُ خَلَقْتَنٖى مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طٖينٍ
Okunuşu:
Kale ma meneake ella tescüde iz emartük kale ene hayrum minhhalaktenı min nariv ve halaktehu min tıyn
Anlamı:
Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.
12-) Araf Suresi 19. ayet:
Arapça:
وَيَا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمٖينَ
Okunuşu:
Ve ya ademüskün ente ve zevcükel cennete fe küla min haysü şi’tüma ve la takraba hazihiş şecerate fe tekuna minez zalimın
Anlamı:
“Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”
13-) Araf Suresi 189. ayet:
Arapça:
هُوَ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ اِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشّٰیهَا حَمَلَتْ حَمْلًا
Okunuşu:
Hüvellezı halekaküm min nefsiv vahıdetiv ve ceale minha zevceha li yesküne ileyha felemma teğaşşaha hamelet hamlen hafıfen fe merrat bih felemma eskalet deavellahe rabbehüma lein ateytina salihal lenekunenne mineş şakirın
Anlamı:
Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.

14-) Hicr Suresi 26. ayet:
Arapça:
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Okunuşu:
Ve le kad halaknel insane min salsalim min hameim mesnun
Anlamı:
Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.
15-) Hicr Suresi 28. ayet:
Arapça:
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِّن صَلْصَالٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
Okunuşu:
Ve iz kale rabbüke lil melaiketi innı haliküm beşeram min salsalim min hameim mesnun
Anlamı:
Hani Rabb’in meleklere: “Ben kuru bir çamurdan, dönüşüme uğramış bir balçıktan, bir beşer* yaratacağım.” demişti.

16-) İsra Suresi 61. ayet:
Arapça:
وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلآئِكَةِ اسْجُدُواْ لآدَمَ فَسَجَدُواْ إَلاَّ إِبْلِيسَ قَالَ أَأَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ طِينًا
Okunuşu:
Ve iz kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblıs kale e escüdü li men halakte tıyna
Anlamı:
Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik, onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş, “Hiç ben, çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti.

17-) Kehf Suresi 50. ayet:
Arapça:
وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِ أَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّ بِئْسَ لِلظَّالِمِينَ بَدَلًا
Okunuşu:
Ve iz kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblıs kane minel cinni fe feseka an emri rabbih e fe tettehızunehu ve züriyyetehu evliyae min dunı ve hüm leküm adüvv bi’se liz zalimıne bedela
Anlamı:
Hani biz meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

18-) Meryem Suresi 58. ayet:
Arapça:
أُوْلَئِكَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ مِن ذُرِّيَّةِ آدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْرَائِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَاجْتَبَيْنَا إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُ الرَّحْمَن خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِيًّا
Okunuşu:
Ülaikellezıne en’amellahü aleyhim minen nebiyyıne min zürriyyeti ademe ve mimmen hamelna mea nuhıv ve min zürriyyeti ibrahıme ve israıle ve mimmen hedeyna vectebeyna iza tütla aleyhim ayatür rahmani harru süccedev ve bükiyya
Anlamı:
İşte bunlar, Adem’in ve Nuh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebilerdir. Kendilerine Rahman’ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

19-) Taha Suresi 116. ayet:
Arapça:
وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ أَبَى
Okunuşu:
Ve iz kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblıs eba
Anlamı:
Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.
20-) Taha Suresi 117. ayet:
Arapça:
فَقُلْنَا يَا آدَمُ إِنَّ هَذَا عَدُوٌّ لَّكَ وَلِزَوْجِكَ فَلَا يُخْرِجَنَّكُمَا مِنَ الْجَنَّةِ فَتَشْقَى
Okunuşu:
Fe kulna ya ademü inne haza adüvvül leke ve li zevcike fe la yuhricenneküma minel cenneti fe teşka
Anlamı:
Biz de şöyle dedik: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.”
21-) Taha Suresi 120. ayet:
Arapça:
فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ الشَّيْطَانُ قَالَ يَا آدَمُ هَلْ أَدُلُّكَ عَلَى شَجَرَةِ الْخُلْدِ وَمُلْكٍ لَّا يَبْلَى
Okunuşu:
Fe vesvese ileyhiş şeytanü kale ya ademü hel edüllüke ala şeceratil huldi ve mülkil la yebla
Anlamı:
Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?”
22-) Taha Suresi 121. ayet:
Arapça:
فَأَكَلَا مِنْهَا فَبَدَتْ لَهُمَا سَوْآتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ الْجَنَّةِ وَعَصَى آدَمُ رَبَّهُ فَغَوَى
Okunuşu:
Fe ekela minha fe bedet lehüma sev’atühüma ve tafika yahsıfani aleyhima miv verakıl cenneti ve asa ademü rabbehu fe ğava
Anlamı:
Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.

Adem (a.s.) ile ilgili hadisler:
1-) İbn Abbas’tan nakledilen ilgili hadis şöyledir:
“ Allah, Ademi yarattı, sonra onun belinden zürriyetini zerreler halinde çıkardı, onlarla konuştu, sonra onları beline iade etti. Onlardan hiçbir fert kalmamak üzere -herkes- konuştu ve (ben sizin Rabbiniz değil miyim? sorusuna karşılık) ‘Benim Rabbim Allah’tır. dedi.” (bk. Taberi, ilgili ayetin tefsiri/13/238)
2-) Suyuti’nin bildirdiğine göre, İbn Hanbel, Nesai, Hâkim, Beyhaki, İbn Abbas’tan yaptıkları rivayette Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“ Muhakkak ki Allah, Naman’da (Arefe/Arafat dağında) Adem’in belinden misak aldı. Onun belinden ektiği bütün zürriyetini çıkardı, birer zerre gibi serpip önüne koydu. Sonra onlarla konuşup dedi ki: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ Onlar da ‘Evet, biz buna şehadet ederiz…’ dediler.” (Suyuti, ed-Durru’l-Memnsur, ilgili ayetin tefsiri/3/601)
3-) İmam Ahmed b. Hanbel dedi ki: Yahya Ve Muhammed b. Cafer, Ebu Musa’dan rivayet ederek Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu söylediler:
« Allah, Adem’i yeryüzünün tümünden aldığı bir avuç topraktan yarattı. Adem oğulları, yeryüzündeki nitelikler miktarınca dünyaya geldiler. Onlardan kimi beyaz tenli, kimi kızıl tenli, kimi siyah tenli, kimi bu iki renk alaşımında ki bir tenli olarak dünyaya geldi. Kimi yumuşak, kimi sert huylu; kimi murdar, kimi temiz karakterli olarak dünyaya geldi.»
4-) Heysem b. Harice, îbn Ebi Derda’dan rivayet ederek Peygamber (s a.v.)’in şöyle buyurduğunu söyledi:
” Cenâb-ı Allah, Adem’i yaratırken sağ omuzuna vurdu, inci gibi bembeyaz zürriyetini çıkardı. Bu defa sol omuzuna vurdu. Ateş yanığı gibi simsiyah zürriyetini çıkardı. Sağındakine: “Cennet’e… Ben karışmam.” dedi. Solundaki neyse: “Ateşe… Ben karışmam.” dedi.
5-) Allah-ü teala, Adem (a.s.)’ı yeryüzünün her tarafından alınan topraklardan yarattı. Bu sebeple neslinden, siyah, beyaz, esmer, kırmızı renkte olanlar olduğu gibi, bu renkler arasında bulunanlar da oldu. Kimi yumuşak, kimi sert, kimi de temiz oldu. (Ebu Davud)
6-) Allah-ü teala, Adem (a.s.)’ı yarattıktan sonra, “Git şu meleklere selam ver. İşte senin ve neslinin selamlaşması böyle olacaktır” buyurdu. (Buhari)
7-) Allah-ü teala, Cehennemdeki azabı en hafif olana “Dünyadaki her şey senin olsaydı, Cehennemden kurtulmak için onları feda eder miydin?” buyurur. O da “Evet” der. “Sen Adem’in sulbünde iken, çok az şey istedim, şirk etme dedim. Ama sen şirk ettin” buyurur. (Hâkim)
😎 Hazret-i Adem’e kadar olan soyumda, zina eden hiç kimse yoktur. Hepsi temizdir. (İbni Sa’d)
9-) Hazret-i Adem’den babama kadar hep nikahlı ana-babadan geldim. (Deylemi)
10-) Yecüc ve Mecüc de, Adem (a.s.)’ın neslindendir. (Beyheki)
11-) Hepiniz Adem (a.s.)’ın çocuklarısınız. (Bezzar)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir