Acem

Posted by

Acem: Arapların Arap olmayanlara ve özellikle İranlılara verdikleri ad.
1-) Arapların kendi soylarından olmayanlar ve Arapçayı düzgün konuşamayanlara verdikleri ad.
2-) Osmanlılarca İran sınırları içinde yaşayan tüm halklar -Yerli İranlılar, Farslar, Azerbaycan da ki Türkler- için kullanıldı.
3-) Türk musikisinde Bir mürekkep makam. Acemaşiran’la bayatî’den yapılmıştır. Dtigâh (la) perdesinde kalır. Bu makamdan 122 parça günümüze kalmıştır.
4-) Eski temaşa sanatında, Azerbaycanlı zengin bir halı tüccarı tipi.

Arapça bir kelime olan ucme, sözlükte “konuşurken dil kurallarına uymamak, dili bozuk olmak; düzgün ve fasihin zıddı” gibi anlamlara gelmektedir. Aynı kökten türeyen Acem de kökünde “açık seçik konuşmak” manası bulunan Arap kelimesinin karşıtıdır.

Acemce: Bir konuşma dili.
Acemi:
1-) Eski İranlı.
2-) Araplara göre Arap olmayan; Araptan başka kavim, kimse.
3-) Araplara göre Arapçadaki yabancı kelimeler.
4-) Cahilliği veya tutukluğu sebebiyle doğru ve düzgün konuşamayan. Dilsiz, ahraz.
Acemistan: İran ülkesi.
Acemiyan:
1-) İranlılar
2-) Acemiler, tecrübesizler, toylar.
3-) Yeniçeri ocağına yeni girenler, acemi oğlanları.
Acemleşmek: İran kültürü ve medeniyeti içinde eriyip benliğini kaybetmek. İranlıya benzemek, İranlı gibi davranmak.
Acemperest: Sanat ve edebiyatta İran hayranı, İran kültürüne düşkün.
Acemperestlik veya acemperesti: Eski Osmanlı devrinde, sanat ve edebiyatta, İran hayranlığı ve taklitçiliği.
Acem ağzı: Folklor, Doğu Anadolu’da Azeri Türklerinin söyleyişi taklit edilerek söylenen ezgiler.
Acemaşiran: Musikide Bir şed makam. Cârgâh makamının acemaşiran (fa) perdesindeki şeddidir. Bu makamdan 398 parça günümüze kalmıştır.
Acemaşiran perdesi: Türk musikisinde orta sekizli deki fa notasının adı.
Acembuselik: Musikide Bir mürekkep makam. Acem makamının sonuna bir buselik beşlisi eklenerek yapılmıştır. Dügâh (la) perdeside kalır. Bu makamdan 42 parça eser günümüze kalmıştır.
Acem güzellemesi: Doğu Anadolu’da şen, neşeli, sevda duygularını dile getiren türkü ezgisi.
Acem halayı: Güney Anadolu’da, özellikle Adana dolaylarında davul zurnanın çaldığı havalarla yürütülen bir halay.
Acem pilavı: Kahramanmaraş’ın en iyi bilinen ve en sevilen yöresel pilav yemeği.
Acem borusu: Güzel çiçekleri için yetiştirilen, tıpkı sarmaşıklar gibi uzun ömürlü ve tırmanıcı olan bir bitkidir.
 Acemane: Acemlere yakışır suret. Yabancı gibi.
Aceme:
1-) Çekirdek
2-) Çekirdekten biten hurma ağacı
3-) Sert ve sağlam taş.
Acem halısı: Buz çiçeği ailesine mensup, aynı zamanda da yapraklı ve pambe renge sahip bir çiçek türü.
Acem helvası: Bir çeşit şerbetsiz un helvası.
Acem bahçesi: İran’da, yüksek duvarlarla çevrili, ortası havuzlu, renk renk güllerle bezenmiş bahçe.
Acem işi: Döşemelik kumaşların üzerine renkli ipek iplikle işlenen, yer yer altın veya gümüş boncuklarla süslenmiş nakış.
Acem kaması: İnce ve keskin bir kama türü
Acem kılıcı: İki ağzı’da keskin olan bir kılıç
Acem kılıcı gibi: Her iki tarafı da idare edebilen güvenilmez kimse.
Acem kızı: Kırşehir yöresine ait olan Acem kızı türküsü ve hikayesi.
Acem kösteği: Eski yazmalarda, kitap dikildikten sonra cilde, dibinden ve iç tarafından, bir kısmı kitaba bir kısmı da cilde gelmek üzere yapıştırılan ince tıraş edilmiş meşin

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir