Abit

Posted by

Abit:
1-) İbadet eden, kulluk eden. Farzları ve vacipleri yerine getirdikten sonra çeşitli nafile ve yapılması sevap olan işlere de devam eden.
2-) Allah’ın emirlerine titizlikle uyan, ibadete düşkün, takva sahibi kimse.
Çokluk şekli, ubbâd’dır.

Kuranda abit ile ilgili ayetler:
1-) Bakara suresi 21. ayet
Arapça:
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Okunuşu:
Ya eyyühen nasu’büdu rabbekümüllezı halekaküm vellezıne min kabliküm lealleküm tettekun
Anlamı:
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece korunmuş (Allah’ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz.

2-) Nisa suresi 36. ayet
Arapça:
وَاعْبُدُوا اللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا
Okunuşu:
Va’büdüllahe ve la tüşriku bihı şey’ev ve bil valideyni ıhsanev ve bizil kurba vel yetama vel mesakıni vel cari zil kurba vel caril cünübi ves sahıbi vil cembi vebnis sebıli ve ma meleket eymanüküm innellahe la yühıbbü men kane muhtalen fehura
Anlamı:
Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.

3-) Maide suresi 72. ayet
Arapça:
لَقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ ۖ وَقَالَ ٱلْمَسِيحُ يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ ۖ إِنَّهُۥ مَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ حَرَّمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ ٱلْجَنَّةَ وَمَأْوَىٰهُ ٱلنَّارُ ۖ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ
Okunuşu:
Le kad keferallezıne kalu innellahe hüvel mesıhubnü meryem ve kalel mesıhu ya benı israıla’büdüllahe rabbı ve rabbeküm innehu mey yüşrik billahi fe kad harramellahü aleyhil cennete ve me’vahün nar ve ma liz zalimıne min ensar
Anlamı:
Andolsun ki “Allah, kesinlikle Meryem oğlu Mesîh’tir” diyenler kafir olmuşlardır. Halbuki Mesîh “Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah’a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur” demişti.
4-) Maide suresi 117. ayet
Arapça:
مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَآ أَمَرْتَنِى بِهِۦٓ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ ۚ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ ۖ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِى كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ ۚ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ
Okunuşu:
Me kultü lehüm illa ma emartenı bihı enı’büdüllahe rabbı ve rabbeküm ve küntü aleyhim şehıdem ma dümtü fıhim felemma teveffeytenı künte enter rakıybe aleyhim ve ente ala külli şey’in şehıd
Anlamı:
Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.

5-) En’am suresi 102. ayet
Arapça:
ذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمْ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ
Okunuşu:
Zalikümüllahü rabbüküm la ilahe illa hu haliku külli şey’in fa’büduh ve hüve ala külli şey’iv vekıl
Anlamı:
İşte Rabbiniz Allah O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin, O her şeye vekildir (güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur).

6-) Araf suresi 59. ayet
Arapça:
لَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِهٖ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ اِنّٖى اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظٖيمٍ
Okunuşu:
Le kad erselna nuhan ila kavmihı fe kale ya kavmı’büdüllahe ma leküm min ilahin ğayruh innı ehafü aleyküm azabe yevmin azıym
Anlamı:
Andolsun, Nuh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi.
7-) Araf suresi 65. ayet
Arapça:
وَاِلٰى عَادٍ اَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ اَفَلَا تَتَّقُونَ
Okunuşu:
Ve ila adin ehahüm huda kale ya kavmı’büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh e fe la tettekun
Anlamı:
Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. Onlara, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” dedi.
😎 Araf suresi 73. ayet
Arapça:
وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ قَدْ جَاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ هٰذِهٖ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَاْكُلْ فٖى اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَاْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ
Okunuşu:
Ve ila semude ehahüm saliha kale ya kavmi’büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh kad caetküm beyyinetüm mir rabbiküm hazihı nakatüllahi leküm ayeten fe zeruha te’kül fı erdıllahi ve la temessuha vi suin fe ye’huzeküm azabün elım
Anlamı:
Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi… Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar.”
9-) Araf suresi 85. ayet
Arapça:
وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْبًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ قَدْ جَاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمٖيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِى الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ
Okunuşu:
Ve ila medyene ehahüm şüayba kale ya kavmı’büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh kad caetküm beyyinetüm mir rabbiküm fe evfül keyle vel mızane ve la tebhasün nase eşyaehüm ve la tüfsidu fil erdı ba’de ıslahıha zaliküm hayrul leküm in küntüm mü’minın
Anlamı:
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır.”

10-) Tevbe suresi 31. ayet
Arapça:
اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Okunuşu:
İttehazu ahbarahüm ve ruhbanehüm erbabem min dunillahi vel mesıhabne meryem ve ma ümiru illa li ya’büdu ilahev vahıda la ilahe illa hu sübhanehu amma yüşrikun
Anlamı:
(Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (Hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.
11-) Tevbe suresi 112. ayet
Arapça:
اَلتَّٓائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّٓائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الْاٰمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ
Okunuşu:
Ettaibunel abidunel hamidunes saihuner rakiunes sacidunel amirune bil ma’rufi ven nahune anil munkeri vel hafizune li hududillah , ve beşşiril mu’minin .
Anlamı:
O tövbekarlar, ibadet edenler, hamd edenler, dünyada yolcu gibi yaşayanlar, rükuya varanlar, secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten alıkoyanlar, Allah’ın sınırlarını gözetenler; müjdele o müminleri!

12-) Hud suresi 2. ayet
Arapça:
اَﻟَّﺎ ﺗَﻌْﺒُﺪُٓوا اِﻟَّﺎ اﻟﻠّٰﻪَ اِﻧَّﻨٖﻰ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻨْﻪُ ﻧَﺬٖﻳﺮٌ وَﺑَﺸٖﻴﺮٌ
Okunuşu:
Ella ta’büdu illellah innenı leküm minhü nezıruv ve beşır
Anlamı:
Allah’tan başkasına kesinlikle kulluk etmeyiniz. Şüphesiz ben size Allah’tan gelen bir uyarıcıyım; bir müjdeciyim.
13-) Hud suresi 50. ayet
Arapça:
وَاِﻟٰﻰ ﻋَﺎدٍ اَﺧَﺎﻫُﻢْ ﻫُﻮدًا ﻗَﺎلَ ﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ اﻋْﺒُﺪُوا اﻟﻠّٰﻪَ ﻣَﺎ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ اِﻟٰﻪٍ ﻏَﻴْﺮُهُ اِنْ اَﻧْﺘُﻢْ اِﻟَّﺎ ﻣُﻔْﺘَﺮُونَ
Okunuşu:
Ve ila adin ehahüm huda kale ya kavmı’büdüllahe ma leküm min ilahin ğayruh in entüm illa müfterun
Anlamı:
Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz.”
14-) Hud suresi 84. ayet
Arapça:
وَاِﻟٰﻰ ﻣَﺪْﻳَﻦَ اَﺧَﺎﻫُﻢْ ﺷُﻌَﻴْﺒًﺎ ﻗَﺎلَ ﻳَﺎ ﻗَﻮْمِ اﻋْﺒُﺪُوا اﻟﻠّٰﻪَ ﻣَﺎ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ اِﻟٰﻪٍ ﻏَﻴْﺮُهُ وَﻟَﺎ ﺗَﻨْﻘُﺼُﻮا اﻟْﻤِﻜْﻴَﺎلَ وَاﻟْﻤٖﻴﺰَانَ اِﻧّٖٓﻰ اَرٰﻳﻜُﻢْ ﺑِﺨَﻴْﺮٍ وَاِﻧّٖٓﻰ اَﺧَﺎفُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻋَﺬَابَ ﻳَﻮْمٍ ﻣُﺤٖﻴﻂٍ
Okunuşu:
Ve ila medyene ehahüm şüayba kale ya kavmı’büdüllahe maleküm min ilahin ğayruhv ve la tenkusul mikyale vel mızane innı eraküm bi hayriv ve innı ehafü aleyküm azabe yevmim mühıyt
Anlamı:
Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.”
15-) Hud suresi 123. ayet
Arapça:
وَﻟِﻠّٰﻪِ ﻏَﻴْﺐُ اﻟﺴَّﻤٰﻮَاتِ وَاﻟْﺎَرْضِ وَاِﻟَﻴْﻪِ ﻳُﺮْﺟَﻊُ اﻟْﺎَﻣْﺮُ ﻛُﻠُّﻪُ ﻓَﺎﻋْﺒُﺪْهُ وَﺗَﻮَﻛَّﻞْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ وَﻣَﺎ رَﺑُّﻚَ ﺑِﻐَﺎﻓِﻞٍ ﻋَﻤَّﺎ ﺗَﻌْﻤَﻠُﻮنَ
Okunuşu:
Ve lillahi ğaybüs semavati vel erdı ve ileyhi yürceul emru küllühu fa’büdhü ve tevekkel aleyh ve ma rabbüke bi ğafilin amma ta’melun
Anlamı:
Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler ona döndürülür. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.

16-) Rad suresi 36. ayet
Arapça:
وَاﻟَّﺬٖﻳﻦَ اٰﺗَﻴْﻨَﺎﻫُﻢُ اﻟْﻜِﺘَﺎبَ ﻳَﻔْﺮَﺣُﻮنَ ﺑِﻤَٓﺎ اُﻧْﺰِلَ اِﻟَﻴْﻚَ وَﻣِﻦَ اﻟْﺎَﺣْﺰَابِ ﻣَﻦْ ﻳُﻨْﻜِﺮُ ﺑَﻌْﻀَﻪُ ﻗُﻞْ اِﻧَّﻤَٓﺎ اُﻣِﺮْتُ اَنْ اَﻋْﺒُﺪَ اﻟﻠّٰﻪَ وَﻟَٓﺎ اُﺷْﺮِكَ ﺑِﻪٖ اِﻟَﻴْﻪِ اَدْﻋُﻮا وَاِﻟَﻴْﻪِ ﻣَﺎٰبِ
Okunuşu:
Vellezıne ateynahümül kitabe yefrahune bima ünzile ileyke ve minel ahzabi mey yünkiru ba’dah kul innema ümirtü en a’büdellahe ve la üşrike bih ileyhi ed’u ve ileyhi meab
Anlamı:
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O’nadır.”

17-) Meryem suresi 36. ayet
Arapça:
وَإِنَّ اللَّهَ رَبِّي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ
Okunuşu:
Ve innellahe rabbı ve rabbüküm fa’büduh haza sıratum müstekıym
Anlamı:
Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur.
18-) Meryem suresi 65. ayet
Arapça:
رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِهِ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا
Okunuşu:
Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehüma fa’büdhü vastabir li ıbadetih hel ta’lemü lehu semiyya
Anlamı:
(Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Hiç, O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun?

19-) Taha suresi 14. ayet
Arapça:
إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي
Okunuşu:
İnnenı enallahü la ilahe illa ene fa’büdnı ve ekımıs salate li zikrı
Anlamı:
Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.

20-) Enbiya suresi 25. ayet
Arapça:
وَمَا أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ
Okunuşu:
Ve ma erselna min kablike mir rasulin illa nuhıy ileyhi ennehu la ilahe illa ene fa’düdun
Anlamı:
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, “Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir.

21-) Hac suresi 77. ayet
Arapça:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Okunuşu:
Ya eyyühellezıne amenürkeu vescüdu va’büdu rabbeküm vef’alül hayra lealleküm tüflihun
Anlamı:
Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.

22-) Mü’minün suresi 23. ayet
Arapça:
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ
Okunuşu:
Ve le kad erselna nuhan ila kavmihı fe kale ya kavmı’büdüllahe mal leküm min ilahin ğayruh e fe la tettekun
Anlamı:
Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.
23-) Mü’minün suresi 32. ayet
Arapça:
فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ
Okunuşu:
Fe erselna fıhim rasulem minhüm enı’büdüllahe ma leküm min ilahin ğayruh e fe la tettekun
Anlamı:
Onlara, kendilerinden, “Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur, hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.

24-) Neml suresi 45. ayet
Arapça:
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا إِلَى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ فَإِذَا هُمْ فَرِيقَانِ يَخْتَصِمُونَ
Okunuşu:
Ve le kad erselna ila semude ehahüm salihan enı’büdüllahe fe izahüm ferıkani yahtesımun
Anlamı:
Andolsun biz, “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine, kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.
25-) Neml suresi 91. ayet
Arapça:
إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Okunuşu:
İnnema ümirtü en a’büde rabbe hazihil beldetillezı harrameha ve lehu küllü şey’iv ve ümirtü en ekune minel müslimın
Anlamı:
Ben, sadece bu şehrin Rabbine kulluk etmekle emredildim. O burayı kutsal kılmıştır ve her şey O’nundur. Ben müslümanlardan olmakla emredildim.

26-) Ankebut suresi 16. ayet
Arapça:
وَإِبْرَاهِيمَ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Okunuşu:
Ve ibrahıme iz kale li kavmihı’büdüllahe vettekuh zaliküm hayrul leküm in küntüm ta’lemun
Anlamı:
İbrahim’i de gönderdik. O kavmine şöyle demişti: Allah’a kulluk edin. O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır.
27-) Ankebut suresi 17. ayet
Arapça:
إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا إِنَّ الَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَابْتَغُوا عِندَ اللَّهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Okunuşu:
İnnema ta’büdune min dunillahi evsanev ve tahlükune ifka innellezıne ta’büdune min dunillahi la yemlikune leküm rizkan febteğu ındellahir rizka va’büduhü veşküru leh ileyhi türceun
Anlamı:
Siz Allah’ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Ancak O’na döndürüleceksiniz.
28-) Ankebut suresi 36. ayet
Arapça:
وَإِلَى مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَارْجُوا الْيَوْمَ الْآخِرَ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
Okunuşu:
Ve ila medyene ehahüm şüayben fe kale ya kavmı’büdüllahe vercül yevmel ahıra ve la ta’sev fil erdı müfsidın
Anlamı:
Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik ve Şuayb: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, ahiret gününe umut bağlayın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın! dedi.

29-) Yasin suresi 22. ayet
Arapça:
وَمَا لِي لاَ أَعْبُدُ الَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Okunuşu:
Ve ma liye la a’büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun
Anlamı:
Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmişim! Halbuki, hepiniz O’na döndürüleceksiniz.
31-) Yasin suresi 61. ayet
Arapça:
وَأَنْ اعْبُدُونِي هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ
Okunuşu:
Ve enı’büduni haza sıratum müstekıym
Anlamı:
Ve bana kulluk ediniz, doğru yol budur” demedim mi

32-) Zümer suresi 2. ayet
Arapça:
إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ الدِّينَ
Okunuşu:
İnna enzelna ileykel kitabe bil hakkı fa’büdillahe muhlisal lehüd dın
Anlamı:
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et.
33-) Zümer suresi 3. ayet
Arapça:
أَلَا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى إِنَّ اللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِي مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ
Okunuşu:
Ela lillahid dınül halıs Vellezınettehazu min dunihı evliya’ ma na’büdühüm illa li yükarribuna ilellahi zülfa innellahe yahkümü beynehüm fı ma hüm fıhi yahtelifun innellahe la yehdı men hüve kazıbün keffar
Anlamı:
İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. Onu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
34-) Zümer suresi 11. ayet
Arapça:
قُلْ إِنِّي أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ اللَّهَ مُخْلِصًا لَّهُ الدِّينَ
Okunuşu:
Kul innı ümirtü en a’büdellahe muhlisal lehüd dın
Anlamı:
De ki: “Şüphesiz bana, dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi.”
35-) Zümer suresi 14. ayet
Arapça:
قُلِ اللَّهَ أَعْبُدُ مُخْلِصًا لَّهُ دِينِي
Okunuşu:
Kulillahe a’büdü muhlisal lehu dını
Anlamı:
De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum.”

36-) Fussilet suresi 14. ayet
Arapça.
إِذْ جَاءتْهُمُ الرُّسُلُ مِن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا اللَّهَ قَالُوا لَوْ شَاء رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَائِكَةً فَإِنَّا بِمَا أُرْسِلْتُمْ بِهِ كَافِرُونَ
Okunuşu:
İz caethümür rusülü mim beyni iydıhim ve min halfihim ella ta’büdu illellah kalu lev şae rabbüna le enzele melaiketen fe inna bima ürsiltüm bihı kafirun
Anlamı:
Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından3 gelmiş, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler, onlar da, “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz” demişlerdi.

37-) Zuhruf suresi 64. ayet
Arapça:
إِنَّ اللَّهَ هُوَ رَبِّي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ
Okunuşu:
İnnellahe hüve rabbı ve rabbüküm fa’büduh haza sıratum müstekıym
Anlamı:
Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur.

38-) Ahkaf suresi 21. ayet
Arapça:
وَاذْكُرْ أَخَا عَادٍ إِذْ أَنذَرَ قَوْمَهُ بِالْأَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتْ النُّذُرُ مِن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا اللَّهَ إِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Okunuşu:
Vezkür eha ad iz enzera kavmehu bil ahkafi ve kad haletin nüzüru mim beyni yedeyhi ve min halfihı ella ta’büdu illellah innı ehafü aleyküm azabe yevmin azıym
Anlamı:
Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. Hani Ahkâf’taki kavmini, “Ancak Allah’a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı.

39-) Zariyat suresi 56. ayet
Arapça:
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Okunuşu:
Ve ma halaktul cinne vel inse illa li ya’budun
Anlamı:
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

40-) Necm suresi 62. ayet
Arapça:
فَاسْجُدُوا لِلَّهِ وَاعْبُدُوا
Okunuşu:
Fescudu lillahi va’budu
Anlamı:
Haydi Allah’a secde edin ve ona kulluk edin.

41-) Nuh suresi 3. ayet
Arapça.
أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ
Okunuşu:
Enı’budullahe vettekuhu ve etiy’uni.
Anlamı:
Allah’a kulluk edin, O’ndan korkun, bana da ita’at edin.

42-) Kureyş suresi 3. ayet
Arapça:
فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا الْبَيْتِۙ
Okunuşu:
Felya’büdu rabbe hazelbeyt
Anlamı:
Bu evin Rabbine kulluk etsinler.

Abit ile ilgili hadisler:
1-) Allahü teâlânın haram kıldığı (yasak ettiği) şeylerden sakın, insanların en âbidi olursun. (Hadîs-i şerîf-Miftâh-un-necât)
2-) “(…) Adiy, Medine’ye geldi. O, Tay kavminin lideriydi. Boynunda gümüş bir haçla Resûlullah’ın (sav) huzuruna girdi. Resûlullah (sav) Tevbe Suresinin 31. ayetini okuyordu. Adiy, Peygamber’e (sav): ‘Onlar, din adamlarına tapmadılar ki!’ dedi. Resûlullah (sav): ‘Evet, fakat din adamları, onlara helali haram, haramı helal kıldılar. Onlar da tabi oldular. Bu, onların, din adamlarına ibadetidir.’ buyurdu.” (Tirmizi, 3095; İbni Ebi Hatim, 10057-10058)

Âbidan: (Fars. çoğul eki -ān ile)
1-) İbadet edenler, kulluk edenler.
2-) Takva sahipleri
Âbidâne: (Fars. -āne ekiyle) İbadet edene yakışır tarzda, dünya işlerinden el etek çekip kendini ibadete vermiş olarak:
Âbide: Âbid kelimesinin kadını ifade eden ve kadın ismi olarak kullanılan veya tamlamalarda ortaya çıkan aynı manadaki müennes şekli.
Âbidin: (Ar. çoğul eki -іn ile) İbadet edenler, kulluk edenler, abidan.
Abitter: İbadet eden kimse

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir